GeriAhmet HAKAN O HDP’liler için dua
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O HDP’liler için dua

YARABBİ!

Ağrı’nın Diyadin ilçesi Yukarıtütek köyü bölgesinde yaralanan askerlerimize yardım için bölgeye koşan HDP’li vatandaşlarımızın gayretlerini mübarek eyle.
Onların cesaretini arttır.
Onlara güç ver.
*
Yarabbi!
Canlarını feda edercesine olay yerine koşan bu kardeşlerimizin yaptıkları bu çabaları kabul eyle.
Onlara iki cihan saadeti ver.
*
Yarabbi!
Milletimizin birlik ve beraberliğinin güzel bir örneğini sergileyen bu kardeşlerimizin oyunları bozma gücünü arttır.
Her provokasyonda ortaya çıkmalarını ve provokasyonları darmadağın etmelerini sağla.
Bu kardeşlerimizin oynanan büyük oyunu bozmalarına yardım et.
*
Yarabbi!
Bu kardeşlerimizi, hesap yapanların hesaplarını bozmaya vesile kıldın.
Sana şükürler olsun.
Hesap yapanlara “Allah’ın da bir hesabı vardır” dedirttin.
Sana yine şükürler olsun.
Hesap yapanların hesaplarını öyle bir boz ki Allah’ım, bir daha hesap yapmaya tevessül edemesinler.
*
Allah’ım!
Her şeyi gören, bilen, işitensin.
Yalnız sana inanıyor ve yalnız sana güveniyoruz.
Bu kardeşlerimize güç ver Yarabbi!
*
NOT: Yukarıdaki duada kullanılan tüm bilgiler, Genelkurmay Başkanlığı’nın dün yaptığı açıklamadan alınmıştır.


Şu beş maddeyi günde en az beş kez okuyun

BİR: Seçime iki ay kala memlekette iç karışıklık çıkarsa... Bu karışıklık güçlü olan partiye yarar.
*
İKİ: Seçime iki ay kala terör artar, cenazeler gelir, kan çıkarsa... Bundan ancak güçlü olan parti çıkar sağlar.
*
ÜÇ: Seçim sükûnet içinde geçerse herkes hakkına düşeni alır... Seçim sükûnet içinde geçmezse güçlü olan haybeden puan arttırır.
*
DÖRT: Cepheleşme keskinleştirilirse... Güçlü olana yarar... Cepheleşmenin doğurduğu gerilim azalırsa... Herkes hakkına düşeni alır.
*
BEŞ: Muhalefet, memleketin tüm insanlarına hiçbir ayrım yapmadan “kardeşim” diye sarılırsa... Güçlü olanın cepheleştirme çabası boşa çıkar.

Çarşamba Sohbetleri’nde Turgut Kazan var

DHKP-C hakkında ne diyor?
Paralel Yapı’yla mücadele konusunda ne düşünüyor?
Kocasakal ve Tanrıkulu’nun arabuluculuğuna yaklaşımı ne?
Solun şiddete bulaşmasında kim rol oynadı?
Neden “Türkiye’de adaletten umut kalmamıştır” diyor?
Hepsi ve daha fazlası...
Turgut Kazan’la Çarşamba Sohbetleri’nde...
*
Yarın Hürriyet’te. Kaçmasın.

Saray mı Hoca mı?

AK Parti’de aday yapılmayan aday adaylarına duruma göre şu iki şeyden biri söyleniyormuş:
Kusura bakma muhterem, seni Saray çizdi.
Kusura bakma muhterem, seni Ahmet Hoca istemedi.
*
Aday olamayan AK Parti aday adaylarını gözlemliyorum:
Kimi Saray’a diş biliyor, kimi Ahmet Hoca’ya...
*
İşin tuhafı...
Aday adaylarına yönelik bu izah biçiminden ne Saray’ın haberi var ne Ahmet Hoca’nın.


Berat Albayrak’ın siyasi yolculuğunun başlangıcı

CUMHURBAŞKANI’nın damadı Berat Albayrak, dünkü yazısının altına koyduğu notta siyaset yolculuğunun başlangıcını ifşa etmiş.
*
Şöyle diyor:
“Bundan yaklaşık 30 küsur yıl önce Yusuf İslam’ın ilk Türkiye ziyaretinde katıldığı bir mitingde, kendisine sahnede çiçek vererek fiili olarak başlayan siyasi yolculuğumuz, geçtiğimiz hafta gerçekleşen adaylık süreciyle birlikte artık resmi bir hal aldı.”
*
Yazıyı okuyunca kendimi şöyle bir yokladım, “acaba benim siyasi yolculuğum fiili olarak hangi olayla başlamıştı” diye...
Ve buldum!
*
70’lerin sonunda orta mektep talebesiyken bizim dava delisi terzi Mustafa Abi’nin gazlamasıyla MSP’nin anons arabasından “Erbakan şehrimize geliyor” temalı, ince çocuk sesli anonslar yapmıştım ve akşama sesim kısılmış bir şekilde fiili olarak siyaset yolculuğum başlamıştı.
Ve fakat bu yolculuk, bir türlü resmiyet kazanmadı.

Milletçe alkışlıyoruz

DÜN de yazmıştım: Ben beğenmedim bu sloganı.
Etkilenmedim, anlamlı bulmadım, bir şeye denk getiremedim, doğrudan ya da dolaylı neye hizmet ettiğini anlayamadım.
Fakat görüyorum ki...
AK Partililer pek etkilendiler bu slogandan.
Gönderme yapmalar, suç duyurusunda bulunmalar, reklam filminin yayınlanmasına engel olmalar, konuyu gündemde tutmalar falan...
Galiba ben bu işlerden hiç çakmıyorum.
Ve yine galiba CHP, turnayı gözünden vurdu.

CHP reklamında başörtülüye bakış

CHP’nin “Milletçe Alkışlıyoruz” filminde...
Doktorlar, beyaz yakalılar, yani cici insanlar arasında bir tek başörtülü bile yok.
Tarlada, fabrikada işçi olarak çalışanlar arasında başörtülüler yoğunlukta.
*
Alt mesajı nedir bu tutumun?
Şu mu:
Başörtülü olarak fabrikada tütün sarar, tarlada çapa yapabilirsin.
Ama başörtülü olarak doktor olamazsın, beyaz yaka olamazsın.
*
CHP ne zaman bu bilinçaltından kurtulacak!
Hey Bekaroğlu!
Sen orada ne yapıyorsun Allah aşkına?

X

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku

Alerjiyi azdıralım Atatürk kabartmalı nişan verelim

28 Şubat sürecinde gazetelerde yapılan haberlere genelde şöyle başlanırdı:

 

“Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dedi ki...”

*

Saygı Öztürk’ün dünkü köşesinde gördüm ki...

O kalıp, şuna dönüşmüş:

*

“Adını açıklamayan bir yargı mensubu dedi ki...”

*

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Aşırı acıklı bir çaba: Enver’den yazarlık öğrenme çabası

Enver Aysever’in CHP’li belediyeleri söğüşlemesinin iki yöntemi var:

BİR: “Yazı akademisi” diye kurs düzenlemek.

*

İKİ: “Yazarlık atölyesi” diye yazarlık öğretmek.

Kısacası...

Enver’in iddiası, milletimize “Nasıl yazar olunur” dersleri vermek.

*

Tezgâh şöyle işliyor:

Yazının Devamını Oku

Kongreden ince çizgiler: Erbakan Hoca’nın hangi geleneği hayata geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en önemli yeri, yeni anayasayla ilgili bölümdü. Bütünleştiricilik, birleştiricilik, farklılıkları zenginlik olarak görme, tüm farklılıkların söz sahibi olması açısından...

Yedeklerin de asil olarak çalışacağını söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan... Erdoğan, bu yaklaşımıyla Erbakan Hoca’nın bir geleneğini ihya etmiş oldu. Erbakan Hoca, “Bizde asil-yedek olmaz, herkes asil gibi çalışır” derdi.

*

Kalabalık yine göze çarptı. Korona tedbirleri ile bu kalabalık arasında kurulan bağlantılar niye her defasında gözden ırak tutuluyor, anlamıyorum. Bu durumun toplumun önlemler konusunda şevkini kırdığı nasıl unutulur? Bu arada belirteyim: Bir ara Emine Erdoğan’ın sosyal mesafe kuralını hiçe sayanları uyardığını fark ettim.

Ahmet Arınç’ı babası Bülent Arınç’la... Mücahit Birinci’yi babası Yavuz Bahadıroğlu’yla... Tanımlamaya şiddetle karşıyım. Babalara vefa ve saygı esastır ama biricik şairimiz Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir.” Oğulları, babalarla tanımlamak, ne bileyim, biraz fazla feodal kaçıyor!

*

Ekranda izlerken bir ara Sadık Albayrak’ı gördüm kongre salonunda. Maskesi olduğu halde tanıdım. (Bu arada alakasız bir not: Gözlerden tanıyor insan... Maskeli olup da tanıyamadığım çok az insan oldu.) Bazı sitelerde “dünür” falan denilip geçiliyor Sadık Albayrak’la ilgili olarak. Hiç de öyle biri değildir kendisi. Aklıyla, fikriyle, yazıp çizdikleriyle yıllarını vermiştir bu siyasi çizgiye...

YENİ MKYK LİSTESİNDEN... SESLER, YÜZLER, SOKAKLAR

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Fakat sonra kafamda

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku

Finlandiya örneğiyle Enver’in ihalesini temize çıkarmak

İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i severim.

Kendisine karşı bir önyargım yok.

Hatta varsa bile önyargılarımın tümü pozitif.

*

Fakat şu kendi yandaşı Enver Aysever’e verdiği ihale konusunu izah ederken sergilediği tavrı, hiç mi hiç beğenmedim.

*

Söylediklerini dikkatle dinledim.

Yazının Devamını Oku

Biraz da bizim Enver semirsin

Enver Aysever diye bir “gazeteci/yazar” var.

Muhalif, solcu falan.

İzmir belediyesi, işte bu şahsın adresine teslim bir ihale düzenlemiş.

*

Nedir ihale?

Gelin, detaylarına bakalım:

*

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18 günlük bir “okuma-yazma ve yazarlık atölyesi” düzenlemeye karar vermiş.

Bunun için de ihaleye çıkmış.

Yazının Devamını Oku

Andımız

Danıştay’ın verdiği son kararla Andımız, okullarda okunmayacakmış.

“Andımız” tartışmasının üzerinden öyle uzun zaman geçti ki...

Siyasi pozisyonlar allak bullak oldu.

*

İşte tam da bu nedenle...

“Andımız” konusunda...

Siyasi partilerin konuşma zamanı.

*

Mesela

Yazının Devamını Oku

Torununa süt alamayan viskici Yıldız Teyze

CHP’nin bir toplantısında kürsüye çıkarmışlar Yıldız Teyze’yi...

Yürekleri dağlayan bir konuşma yapıyor teyzemiz. Diyor ki:

- Açım.

- Torunuma süt alamıyorum.

- Bir dilim ekmeğe muhtacım.

- Battaniyeye sarılarak yatıyorum.

- Gitsin artık bu Tayyip Erdoğan.

*

Dinleyenlerin gözleri yaşarıyor. Parti büyükleri, Yıldız Teyze’ye merhametli gözlerle bakıyorlar.

Yazının Devamını Oku

CHP’ye transfer olan Cihangir İslam, Anıtkabir konusunda aynı fikirde mi?

Saadet Partisi’nden istifa eden bağımsız milletvekili Cihangir İslam, CHP’ye transfer oldu.

Olsun. Olur. Olabilir. Kendi tercihidir. Sonsuz saygı duyarım.

*

Bu arada...

Cihangir İslam’ın 2013 yılının Kasım ayında...

Sosyal medyadan şu mesajı paylaştığı da ortaya çıktı:

*

“CHP’nin yegâne eseri Anıtkabir. Savaş döneminde, ekonominin küçüldüğü bir dönemde 40 milyon TL’ye mal oldu. O da Marmaray gibi 9 yılda bitti.”

Yazının Devamını Oku

İdare-i maslahatın kralını yaptı Meral Akşener

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kadınlar Günü” nedeniyle yayınladığı mesajda, iki kadın siyasetçinin şahsında tüm kadınları kutladı.

Kim bu iki kadın siyasetçi?

- Biri Meral Akşener.

- Diğeri Pervin Buldan.

*

Ortalık bir anda karıştı.

Ortalığı karıştıran AK Parti ya da MHP değildi ha!

Yazının Devamını Oku