GeriAhmet HAKAN Nusret’in Türkiye’nin yüzü olmasına dair
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nusret’in Türkiye’nin yüzü olmasına dair

Ben de Nusret’in...

Pişmiş ya da pişmemiş etlerle yaptığı danslardan nefret ediyorum.

İşi pişkin bir gösterişçiliğe vardırmasını ayıplıyorum.

Çiğ et tokatlama seansları yüzünden neredeyse vejetaryen olacağım.

Hazırladığı videolardaki tuhaf hallerini yüzümü buruşturarak izliyorum.

Nusret’in Türkiye’nin yüzü olmasına dair

Yani Nusret’e karşı duygularımız ortak.

*

Ama bu adamın ABD’den Dubai’ye küresel çapta alıcısı var.

*

“Görgüsüz” demeden...

“Bu ne şaklabanlık?” demeden...

“Etten soğuduk valla” demeden...

Yumuluyorlar Nusret’in etlerine ve şovlarına.

*

Yani acı ya da tatlı gerçek şudur:

*

“Edirne’den geçince anlamı olan Türkler” sıralamasında...

Nusret de var.

*

İşte tam da bu yüzden Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunsunlar diye seçtiği 19 Türk şef arasında

Nusret’in de bulunmasını pek yadırgayamıyorum.

Nusret’in Türkiye’nin yüzü olmasına dair

MİLLETVEKİLLERİ AŞIDA ÖNCELİKLİ OLMALIDIR

SÖZ konusu milletvekilleri olduğunda ortalığı ayağa kaldıranları hiç anlamıyorum.

Milletvekilliği...

Sosyalleşmeyi gerektirir... Halkla teması gerektirir... Yakın durmayı gerektirir... İç içe olmayı gerektirir...

*

Bu sebeple korona açısından en riskli işlerin başında gelir milletvekilliği.

Ne olur yani sayıları zaten çok sınırlı olan milletvekillerine aşıda öncelik tanınsa...

Nusret’in Türkiye’nin yüzü olmasına dair

LİYAKATLİ CHP’LİLERE ÖNCELİK VERECEKLERMİŞ

“LİYAKAT... Liyakat...” deyip duruyoruz. Yıllardır.

İyi ama CHP iktidara gelince ne olacak?

Liyakat, esas olacak mı?

*

İşte bu sorunun cevabı ortaya çıktı.

*

Halk TV’de bir program.

Sunucu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’a şu soruyu soruyor:

*

“Yıllardır ‘Bir iktidar olsak da bizim çocuğu işe koysak’ diyenler var. Kadrolaşma sizin önceliğiniz olmayacak mı?”

*

Seyit Torun, bu soruya şu cevabı veriyor:

*

“Biz liyakate dayalı bir çalışma uygulayacağız. Ama bu demek değil ki arkadaşlarımızı ihmal edeceğiz. Tabii ki önceliği onlara vereceğiz.”

*

Yani şunu demek istiyor Seyit Torun:

*

“Bir işe 10 liyakatli başvurursa... Biz o 10 liyakatli arasından CHP’li olana öncelik vereceğiz.”

*

Yani CHP başa geçerse liyakat hayata geçecek.

Ama bu liyakat, torpilli bir liyakat olacak.

*

Birsen Tezer’in pek güzel söylediği o şarkıyı, “liyakatte torpil” esasını getirmek isteyen CHP için şöyle değiştirmek istiyorum:

*

“Liyakat bu değil/Yapma CHP/Sen insanı güldürürsün/Sen insanı güldürürsün.”

MİLYONLARCA TANRISI OLAN BİR ÜLKE YÖNETİLEBİLİR Mİ?

“BEYAZ Kaplan” adlı bir film izledim. Hindistan’ı anlatıyor.

Nusret’in Türkiye’nin yüzü olmasına dair

Acımasız kast sistemini, her tarafı dökülen bürokrasiyi, aşılması imkânsız aşırı yoksulluğu, zengin ile fakir arasındaki devasa uçurumu, halkın vurdumduymazlığını, politik yozlaşmayı falan içeriden anlatan bir film.

İncelikli bir alaycılık var filmde. Bu yüzden daha da kıyıcı bir etki bırakıyor izleyen üzerinde.

*

Peki umut var mı Hindistan için? Bence yok.

*

Fransa için söylenmiş şöyle bir cümle var:

“325 çeşit peyniri olan bir ülke kolay yönetilemez.”

*

325 çeşit peyniri olan Fransa kolay yönetilemezse...

Milyonlarca tanrısı olan Hindistan ne yapsın?

Nusret’in Türkiye’nin yüzü olmasına dair

SON GÜNLERİN ÖNE ÇIKAN SİYASİLERİ

OĞUZHAN ASİLTÜRK: Milli Görüş’ün Erbakan’dan sonra gelen lider ismi... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretiyle bir anda gündemin bir numarası oldu. Saadet’in alacağı kararda etkisi büyük olacak. O kararın alınacağı güne kadar da gündemde olmaya devam edecek.

Nusret’in Türkiye’nin yüzü olmasına dair

MEHMET ALİ ÇELEBİ: Ergenekon ve Balyoz davalarının mağduru olarak elde ettiği popülariteyle büyük bir saygınlık kazanmış durumda. CHP içinde başlattığı huruç hareketiyle gündemde. Önce dikkate alınmadı. Ama baktılar yıpratıcı bir etkisi oluyor... Dikkate almak durumunda kaldılar. Bunun devamı gelir.

ÖZLEM GÜRSES’İN YERİNDE BEN OLSAM

TÖVBE! Onun yerinde olmak istemem tabii...

*

Olacağımı da sanmıyorum. Çam devirebilirim, gaf yapabilirim, bir hataya imza atabilirim.

Ama “Gülnaz Şırınga” gibi bir absürtlüğe kafamı yatırmam mümkün değil.

Nusret’in Türkiye’nin yüzü olmasına dair

Bu söylediğim sadece benim için de geçerli değil.

Muhalif olsun, iktidar yanlısı olsun...

Hiçbir gazeteci, kolay kolay “Gülnaz Şırınga” tarzı bir olayın kahramanı olmaz, olamaz.

*

Ama yine de empati yapamadan edemiyorum.

Ben Özlem Gürses’in yerinde olsam...

MHP’den, Bahçeli’den, Bahçeli’ye aşı yapan hemşireden şöyle yürekten özür diler...

Ardından da bir süreliğine ama uzun bir süreliğine...

Pek izzet ü ikbal ile olmasa da çekiliyoruz ekranlardan” derim.

X

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Hayatımın dilemması: Sinovac mı BioNtech mi?

“Geleneksel yöntemden şaşmayacaksın arkadaş” diyorlar.

Hop, başlıyor kalbim Sinovac diye atmaya.

*

“Yeni teknolojileri denemek lazım arkadaş” diyorlar.

Hop, bu sefer kalbim BioNtech diye atmaya başlıyor.

*

Bilmem kaç bin yıllık Çin kültüründen söz ediyorlar.

Hemen Sinovac’a ısınıyorum.

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku

Alerjiyi azdıralım Atatürk kabartmalı nişan verelim

28 Şubat sürecinde gazetelerde yapılan haberlere genelde şöyle başlanırdı:

 

“Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dedi ki...”

*

Saygı Öztürk’ün dünkü köşesinde gördüm ki...

O kalıp, şuna dönüşmüş:

*

“Adını açıklamayan bir yargı mensubu dedi ki...”

*

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Aşırı acıklı bir çaba: Enver’den yazarlık öğrenme çabası

Enver Aysever’in CHP’li belediyeleri söğüşlemesinin iki yöntemi var:

BİR: “Yazı akademisi” diye kurs düzenlemek.

*

İKİ: “Yazarlık atölyesi” diye yazarlık öğretmek.

Kısacası...

Enver’in iddiası, milletimize “Nasıl yazar olunur” dersleri vermek.

*

Tezgâh şöyle işliyor:

Yazının Devamını Oku

Kongreden ince çizgiler: Erbakan Hoca’nın hangi geleneği hayata geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en önemli yeri, yeni anayasayla ilgili bölümdü. Bütünleştiricilik, birleştiricilik, farklılıkları zenginlik olarak görme, tüm farklılıkların söz sahibi olması açısından...

Yedeklerin de asil olarak çalışacağını söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan... Erdoğan, bu yaklaşımıyla Erbakan Hoca’nın bir geleneğini ihya etmiş oldu. Erbakan Hoca, “Bizde asil-yedek olmaz, herkes asil gibi çalışır” derdi.

*

Kalabalık yine göze çarptı. Korona tedbirleri ile bu kalabalık arasında kurulan bağlantılar niye her defasında gözden ırak tutuluyor, anlamıyorum. Bu durumun toplumun önlemler konusunda şevkini kırdığı nasıl unutulur? Bu arada belirteyim: Bir ara Emine Erdoğan’ın sosyal mesafe kuralını hiçe sayanları uyardığını fark ettim.

Ahmet Arınç’ı babası Bülent Arınç’la... Mücahit Birinci’yi babası Yavuz Bahadıroğlu’yla... Tanımlamaya şiddetle karşıyım. Babalara vefa ve saygı esastır ama biricik şairimiz Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir.” Oğulları, babalarla tanımlamak, ne bileyim, biraz fazla feodal kaçıyor!

*

Ekranda izlerken bir ara Sadık Albayrak’ı gördüm kongre salonunda. Maskesi olduğu halde tanıdım. (Bu arada alakasız bir not: Gözlerden tanıyor insan... Maskeli olup da tanıyamadığım çok az insan oldu.) Bazı sitelerde “dünür” falan denilip geçiliyor Sadık Albayrak’la ilgili olarak. Hiç de öyle biri değildir kendisi. Aklıyla, fikriyle, yazıp çizdikleriyle yıllarını vermiştir bu siyasi çizgiye...

YENİ MKYK LİSTESİNDEN... SESLER, YÜZLER, SOKAKLAR

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Fakat sonra kafamda

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku

Finlandiya örneğiyle Enver’in ihalesini temize çıkarmak

İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i severim.

Kendisine karşı bir önyargım yok.

Hatta varsa bile önyargılarımın tümü pozitif.

*

Fakat şu kendi yandaşı Enver Aysever’e verdiği ihale konusunu izah ederken sergilediği tavrı, hiç mi hiç beğenmedim.

*

Söylediklerini dikkatle dinledim.

Yazının Devamını Oku

Biraz da bizim Enver semirsin

Enver Aysever diye bir “gazeteci/yazar” var.

Muhalif, solcu falan.

İzmir belediyesi, işte bu şahsın adresine teslim bir ihale düzenlemiş.

*

Nedir ihale?

Gelin, detaylarına bakalım:

*

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18 günlük bir “okuma-yazma ve yazarlık atölyesi” düzenlemeye karar vermiş.

Bunun için de ihaleye çıkmış.

Yazının Devamını Oku

Andımız

Danıştay’ın verdiği son kararla Andımız, okullarda okunmayacakmış.

“Andımız” tartışmasının üzerinden öyle uzun zaman geçti ki...

Siyasi pozisyonlar allak bullak oldu.

*

İşte tam da bu nedenle...

“Andımız” konusunda...

Siyasi partilerin konuşma zamanı.

*

Mesela

Yazının Devamını Oku