Paylaş
“Netanyahu! Bize bulaşma. Biz adamı fena yaparız” desek...
Netanyahu’nun hadsizliği son bulmaz.
*
Ama bütün İsrail basını el birliğiyle:
“Netanyahu! Türklere bulaşma. Türkler adamı fena yapar” derse...
İşin rengi değişir.
Son günlerde yaşananlar, işin renginin değiştiğinin işareti.
*
Türkiye Netanyahu’ya pek bir şey demedi ama İsrail basını haykırdıkça haykırdı:
“Türkiye’ye bulaşmayalım. Türkler başkalarına benzemez.”
*
Netanyahu’yu terbiye etmek için Türkiye’nin pek bir şey yapmasına gerek kalmayacak galiba.
Çünkü kendi adamları bu işi gayet güzel yapıyor.

BİR KORKU KONSERİ
Bülent Ersoy, sahneden seyirciye fırça atıyor.
*
“Hasta halimle çıktım. Beş doktor çıkma dedi. Ben buna rağmen çıktım. Sizse bana geç çıktın diyorsunuz” diye başladığı sözlerini...
Çok ağır hakaret ifadeleriyle tamamlıyor.
*
Olayın sadece videosunu izleyince bile...
Azar işitmiş gibi oluyorsun. / “Aman sesimi çıkarmayayım” diyorsun. / Ne zaman bitecek bu fırça diye düşünüyorsun. / Gözüne beni kestirip azarı basar mı diye korkuyorsun. / Ürperiyorsun. / Çekiniyorsun. / Yoruluyorsun.
*
Sadece videoyu izleyince böyle oluyorsun.
Bir de konser alanında olduğunu düşünsene.
Hafazanallah. Hafazanallah.

ZEVKLE İZLEDİĞİM BİR GÖRÜNTÜ
Enes Kanter’in bir WNBA oyuncusuyla tartışması ve arenadan zor kullanılarak atılması.
İzlerken zevkten dört köşe oldum görüntüyü.
*
Kimsenin küçük düşmesinden, aşağılanmasından keyif almam.
Ancak söz konusu Enes Kanter olunca...
Daha çok küçük düşsün, daha çok aşağılansın istiyorum.
*
Bütün FETÖ’cüler içinde bir gıcıklık yarışması yapılsa...
Birinci Enes Kanter olur.
Emre Uslu ve Adem Yavuzaslan bile bunun gerisinde kalır.
O derece yani.

GÖRÜŞMECİM GELMESİN
Demirtaş’la cezaevinde her görüşen...
- Ya söylemediğini söylüyor.
- Ya söylediğini yanlış aktarıyor.
- Ya da söylediğinin yanına mutlaka bir şey ekliyor.
*
Doğruyu, sadece doğruyu ama bütün doğruyu söyleyen yok yani.
*
“Görüşmecim yeşil soğan göndermiş” diyor ya Ahmed Arif.
Selahattin Demirtaş da “Görüşmecim gelmesin” dese hakkıdır.

KURDA KUZU
Eski bakan İdris Naim Şahin adına tahsisli araçlar incelenmiş.
Ve tahsis edilen bu araçların...
Amacı dışında ve şüpheli faaliyetlerde kullanıldığı saptanmış.
*
İdris Naim Şahin’e tahsisli araç emanet etmek ile kurda kuzu emanet arasında pek bir fark yok yani.

İSKANDİNAV POLİSİYE DİZİLERİNE BAYILMA NEDENLERİ
- Özlediğimiz üşüme günlerine gidiyoruz bu dizilerde. Ağır sıcakta ve nemde harika yani.
- Cıvıklık yok, lüzumsuzluk yok, tantana yok. Her şey kararında ve ölçülü.
- Geçmişe dönüş, bugüne geliş, beş yıl sonrasına gidiş falan yok. Başın dönmüyor yani.
- Klasik “katil kim” izleğini asla bırakmıyorlar ve sonunda mutlaka şaşırtıyorlar.
- Baba / oğul çatışması falan oluyor ama işi asla derin aile krizlerine vardırmıyorlar.
- Doğaüstü güçlerle, hayaletlerle, kapı çarpmalarıyla korkutmaya tenezzül etmiyorlar.
- Biz nasıl yavaş yaşıyorsak hayatı, bu dizilerdeki hayat da öyle yavaş akıyor.
ELİNİ KORKAK ALIŞTIRMA ŞENER ABİ
Şener Şen şöyle demiş:
*
“Nuri Bilge Ceylan’ın sinemasını kişisel olarak sevmiyorum ama onu eleştirmeye de hakkım olduğunu düşünmüyorum. Çünkü kendi tarzını bütün dünyaya kabul ettirmiş bir yönetmen.”
*
Elini korkak alıştırma Şener Abi.
Bütün dünya Nuri Bilge Ceylan diye inlese de senin onu eleştirmeye hakkın var.
Çık tak tak söyle abi.
*

Niye çekineceksin ki?
Ne olacak ki?
Sonuçta Âşık Garip’in dediği gibi:
“İşte geldik gidiyoruz / Şen olasın Halep şehri.”

Paylaş