GeriAhmet HAKAN Nerede bu devlet? İşte burada devlet!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nerede bu devlet? İşte burada devlet!

BÜYÜK Marmara depreminin en temel sloganı neydi?

Şuydu:

“Nerede bu devlet?”.

*

Nerede bu devlet İşte burada devlet

- Tamam... O depremin çapı çok daha büyüktü.

- Tamam... O depremin etkilediği nüfus çok daha fazlaydı.

- Tamam... O depremde çok daha fazla bina yıkılmıştı.

- Tamam... O depremle bu depremi mukayese etmeyelim...

Hepsine tamam.

*

Ama o depremde...

Devletin en az üç gün kafayı kaldıramadığı da buz gibi bir gerçektir.

*

Bu son depremde hiçbirimizin aklının ucundan bile geçmedi “Nerede bu devlet” sorusu...

Çünkü bu soruya fırsat verilmedi.

*

- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu...

- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

- Şehircilik Bakanı Murat Kurum...

Kabinenin bu üç önemli bakanı, depremin hemen ardından bölgeye gitti.

Öyle yalandan bir-iki inceleme yapıp dönmek üzere değil, kamp kurmak üzere gitti.

*

Bugün beşinci gün ve bakanlar hâlâ bölgedeler.

Sorunları yerinde çözüyorlar, ihtiyaçları yerinde tespit ediyorlar, koordinasyonu yerinde yapıyorlar, acil durumlara yerinde müdahale ediyorlar.

Kamuoyunun bilgilendirilmesinde de yine bu üç bakan, aktif rol oynuyor.

*

Bu olayın geleceğe kalacak tarafı ise şudur:

*

Bakan Soylu, Bakan Koca ve Bakan Kurum’un bu gayretinden sonra...

Türkiye’ye hangi iktidar gelirse gelsin...

Bu tür felaket durumlarında en az üç bakanla felaket bölgesine kamp kurulması şart olacak.


ÜÇ MADDEDE BAKIŞIM: HÜKMEN ŞEHİT MESELESİ

- MADDE BİR: Afetlerde, yangınlarda, depremlerde ölenlere dini açıdan gerçekten “şehit” denir mi? Bilmiyorum. Hadislere dayandırılıyor ama o hadislerin sıhhat derecesi hakkında bir fikrim yok. Biraz kültürel ve folklorik bir tutum gibi geliyor bu bana. Dinde yoksa ve sonradan uydurulduysa bile... Güzel bir uydurma. Yakınlarını kaybetmiş insanlar için güzel bir teselli... Ben bu hükmü, “İnşallah öyledirler” temennisi olarak algılıyorum.

- MADDE İKİ: Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Elazığ depreminde ölenlerle ilgili olarak “hükmen şehit” demesi, galiba böyle bir temennidir. “Öldüler, şehit oldular, aman da ne iyi oldu” tarzı bir yaklaşım değil... “Öldüler, kaybettik, inşallah şehit olmuşlardır” tarzı bir yaklaşım. Böyle bir tutumda hiçbir sakınca yok... Depremde vefat etmiş insanların yakınları için güzel bir teselli cümlesi... O kadar. Büyütmeye gerek yok.

- MADDE ÜÇ: Ama bu tutum, tabii ki kaderciliğe yol açmamalı... Ölenlerin ardından “hükmen şehit” demek, depreme karşı önlem almamanın gerekçesi olmaz, olamaz. Depreme karşı her türlü önlemi almak, bildiğim kadarıyla dinin de talep ettiği bir şey... Din, önlem alınmasını teşvik ediyor diye biliyorum ben. Kısacası olay şudur: Önlem de alınmalı, şehit de ilan edilmeli... Bir sakıncası yok.


KENDİMİ ÇİN'DEN GELEN UÇAK YOLCUSU GİBİ HİSSEDİYORUM

ÜST solunum yolları enfeksiyonu vurdu beni.

Üç dakikada bir sekiz kez hapşırma, bir bitkinlik hali falan...

“Aman bize de bulaştırırsın” diyerek uzaklaştı çevremdekiler.

Masamda zencefiller, hatmi çiçekleri, portakal kabukları...

*

Bir empati fırsatı yakaladım buradan...

Çin’den gelen uçak yolcularının ne hissettiğini çok ama çok iyi anlamış durumdayım.


KOBE İÇİN BİR ŞİİR DENEMESİ

Nerede bu devlet İşte burada devlet


SEN gelirdin aklımıza çöp sepetine basket yaparken bile

Gittin giderken götürdün 90’lardaki masumiyetimizi bile

Sana mı yanalım üzerine titrediğin o küçük kızına mı?

Zaten depremden efkârlıydık yapmayacaktın bunu bize Kobe...


ÇEMBERİMDE GÜL OYA

ÖYLE hüzünlü, öyle romantik, öyle duygusal başlıyor ki türkü...

Hele bir de Selda Bağcan söylüyorsa!

Hemen moda giriyorsunuz.

İçleniyorsunuz, hüzünleniyorsunuz, ilerilere doğru bakıyorsunuz.

*

Fakat türkü biraz ilerleyince...

Küt diye şöyle bir dize giriyor devreye:

“Dümbeleği çala çala yoruldu bileklerim”.

*

Hay bin kunduz!


MÜMKÜNDÜR!

- Hem depremde ölenlere üzülmek hem de Kobe Bryant’a üzülmek... Mümkündür!

*

- Hem zengin olmak hem de yardım kampanyası düzenlemek... Mümkündür!

*

- Hem muhalif olmak hem de AFAD için “Helal olsun” demek... Mümkündür!

*

- Hem iktidar yanlısı olmak hem de depreme hazırlığı sorgulamak... Mümkündür!

*

- Hem üzülmek hem de üzüntüyü sosyal medyada dile getirmemek... Mümkündür!

*

- Hem yardım etmek hem de yardımı göstermemek... Mümkündür!

*

- Hem azılı taraftar olmak hem de dürüst olmak... Mümkündür!

*

- Hem olumsuzu görmek hem olumluyu görmek... Mümkündür!

*

- Hem iktidar yanlısı olmak hem de muhalefeti takdir etmek... Mümkündür!

*

- Bir siyasetçiyi hem kıyasıya eleştirmek hem de övgüye boğmak... Mümkündür!



TEOMAN’IN TALİHSİZLİĞİ

TÜKENMİŞLİK sendromu denilen illete sadece Meryem Uzerli yakalanabilirmiş gibi geliyordu bana...

Meğer Teoman da yakalanabiliyormuş.

Nerede bu devlet İşte burada devlet

*

Fakat şöyle bir durum var:

Tükenmişlik sendromuna yakalandım” diyen Teoman’a pek inanan yok.

Neden?

Çünkü çok kuvvetli bir şekilde “Müziği bırakıyorum” dedikten sonra müziğe devam etmişti ya, ondan. 

X

Sicili temiz bir HDP’liye bakanlık vereceklermiş

Bu konuyu önce Dursun Çiçek açtı.

CNN Türk’te “HDP’ye bakanlık verilebilir” dedi.

*

Dursun Çiçek, eski bir CHP milletvekili. CHP’de şu anda bir görevi yok. Bu nedenle yaptığı açıklamanın üzerinde pek durmamıştım.



*

Yazının Devamını Oku

Ümmet yerine insanlık

- Londra sokakları İsrail karşıtı gösterilerde atılan sloganlarla inledi.

- Kralımız Roger Waters hepimizden önce atılıp İsrail’e haddini bildirdi.

- Berlin’de gösteriler düzenlendi İsrail’e karşı...

- Meleğimiz Rihanna “Kırılsın bu zalim döngü” dedi.

- New York’ta bir grup, Biden’a “İsrail’e desteği kes” dedi.



Yazının Devamını Oku

Hiç kimse istemiyor Kılıçdaroğlu'nun aday olmasını

Dünkü yazımda...

“Galiba Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı ısıtılıyor” demiştim.

*

Neye dayanarak söylemiştim bunu?

*

Şu iki şeye:

*

- BİR: Cumhuriyet gazetesinde “Kemal Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ı geçti” diye manşetten duyurulan bir ankete dayanarak...

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye’de yavaş yavaş ısındırılan bir şey var

Geçen gün Cumhuriyet gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Kemal Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ı geçti”.

*

Anket yapılmış. Yapılan ankette “Erdoğan mı, Kılıçdaroğlu mu?” diye sorulmuş. Kılıçdaroğlu diyenlerin oranı, Erdoğan diyenlerin oranını geçmiş.



Haberin özeti bu.

Yazının Devamını Oku

Bayram işini beceremiyoruz

Bir rengi olmalı bayramın.

Bir coşkusu olmalı.

Bir törenselliği olmalı.

Bir yemeği olmalı, bir hediyesi olmalı.

Bir rüzgârı olmalı.

Bir sembolü olmalı, bir oyuncağı olmalı.

Bir havası olmalı sokaklara yansıyan.

Bir geleneği olmalı hafiften modernleştirilmiş.

Bir anısı olmalı “nerede o eski bayramlar” cümlesinin dışında.

Yazının Devamını Oku

Babacan’ın sallamasına karşı benim sallamam

Ali Babacan şöyle demiş:

 

2018 seçiminde Abdullah Gül, muhalefetin ortak adayı olsaydı kazanırdı.”

*

Hahahaha!

*

Tam bir sallama bu.

Hem de bayağı bir dayanaksız sallama.

*

Yazının Devamını Oku

İktidarın karşısındaki en etkili ve en güçlü üç muhalefet partisi

Siyasi analizlerine sonsuz güvendiğim Hakan Bayrakçı, AK Parti iktidarının karşısındaki en güçlü üç muhalefet partisini sıralamış.

Bayrakçı’nın sıraladığı üç muhalefet partisi şunlar:

*

- BİRİNCİ PARTİ: Pandemi partisi.

*

- İKİNCİ PARTİ: Metal yorgunluk partisi.

*

- ÜÇÜNCÜ PARTİ: Genç seçmen partisi.

*

Yazının Devamını Oku

Apar topar seçime giderler mi gerçekten?

“Ben falanca ay erken seçim bekliyorum” diye açıklamalar yapıyordu Meral Akşener.

Sürekli güncelleyerek...

Baktı, olmuyor.

Vazgeçti tarih vermekten.

*

Baktım, CHP Sözcüsü Faik Öztrak da benzer bir yaklaşım sergilemiş.


Yazının Devamını Oku

Mehmet Ceyhan tutuklansınmış

Niye tutuklansınmış?

Çünkü felaket tellallığı yapıyormuş.

*

Sanki ortada felaket yok, hayat güllük gülistanlıkmış da her şey Mehmet Ceyhan Hoca’nın uydurmasındanmış gibi bir yaklaşım.

*

Bu ancak ve ancak ansiklopedilerde “saçmalık” maddesine karşılık olabilir.

*

- Yoğun bakımlarda yaşam savaşı verilirken...

Yazının Devamını Oku

Mevlüt Çavuşoğlu’na ‘Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız’ cümlesini sordum

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Berlin’de yaptığı uzun açıklamaların içinde şöyle bir cümle yer aldı:

“Turistin görebileceği herkesi mayıs sonuna kadar aşılayacağız.”

*

Bu cümle, çok tepki aldı.

Benim de kulağımı tırmaladı.

Bakan Çavuşoğlu’nu aradım.

Berlin’deymiş.

Alman Cumhurbaşkanı ile bir görüşme yapmış.

Yazının Devamını Oku

O saçmalık ancak çöp kutusuna basket yapılır

Ekrem İmamoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet türbesinde elinin arkasında olmasından yola çıkılarak başlatılan incelemenin tüm detaylarına baktım.

Şöyle bir macera:

Vatandaşın biri, CİMER’e şikâyet ediyor.

Oradan rutin bir işlemle Cumhuriyet Savcılığı’na gidiyor.

Savcılık, İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor.

Bakanlık, rutin incelemeye alıyor.

Müfettişler, İmamoğlu’nun savunmasını alıyor.

Falan...

Yazının Devamını Oku

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

E hani öldürmeye gelen dirilecekti?

Sezai Karakoç’un ünlü sözü aynen şöyledir:

“İslam’ı öyle bir yaşa ki... Seni öldürmeye gelen sende dirilsin”.

*

Ayasofya’nın eski imamı, sosyal medyada İslam davasını öyle savunuyor ki...

Sosyal medyada onu madara etmek isteyenler, onun artık gitgide çirkinleşen polemikçi üslubu nedeniyle bırakın onda dirilmeyi...

Ona bakıp İslam’dan uzaklaşıyorlar.

*

“Seni öldürmeye gelen sende dirilsin” yaklaşımı nerede?

Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku