GeriAhmet HAKAN Ne etti size kardeşim bu Athena Gökhan?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ne etti size kardeşim bu Athena Gökhan?

ATHENA Gökhan, 15 Temmuz afişlerinde FETÖ’cü alçakların asker üniforması içinde gösterilmesine tepki göstermiş.

“İçime sindiremiyorum, nefret ediyorum” falan demiş.

*

Vay sen misin bunu diyen?

Saydırıyorlar da saydırıyorlar Athena Gökhan’a...

Ne etti size kardeşim bu Athena Gökhan

Giydiği sarı kareli pantolonu bile konuya karıştırarak...

*

Ortaya koyduğu görüş de...

Öyle küt diye karalanacak, şak diye ayıplanacak, pat diye kınanacak bir görüş değil.

*

Adamcağız son tahlilde...

“Ben Türk askerinin üniformasını, darbeci FETÖ’cü alçakların üzerinde görmeye dayamıyorum. Benim askerimin üniformasını kirletiyorlar. 15 Temmuz’un afişlerini yaparken bu alçaklara böyle bir lütuf ihsan etmeyelim. Başka bir yöntem bulalım” diye de anlaşılabilecek sözler etmiş.

*

Katılırsın, katılmazsın.

Doğru bulursun, bulmazsın.

Sana kalmış bir şey!

*

O afişlerin eski afişler olduğunu, bu yıl bu türden afişlerin kullanılmadığını söyleyip...

“Bir hata varsa bile eskide kaldı” da diyebilirsin.

*

Fakat bu öfke, bu saldırı, bu garez, bu kin, bu toplu vuruş merakı da neyin nesi yahu?

 

ADINI ‘DİRENİŞ GÜNÜ’ KOYALIM

DARBECİ alçaklar, 15 Temmuz’a kadar şöyle düşünürlerdi:

*

Radyoları ele geçirmeliyiz, televizyonları basmalıyız, hükümet yetkililerini enterne etmeliyiz, köprüleri tutmalıyız, uçakları alçaktan uçurmalıyız, tankları harekete geçirmeliyiz falan filan...

*

Darbeci alçaklar, 15 Temmuz’dan sonra ise şöyle düşünmek zorundalar:

*

Diyelim ki hepsini ele geçirdik... Peki ya milleti ne yapacağız? Halk direnişe geçtiğinde ne olacak? Direnişe geçen vatandaşların hepsini öldüremeyiz ki! Millet engelini nasıl aşacağız?

*

15 Temmuz’un adı işte tam da bu nedenle...

“DİRENİŞ GÜNÜ” olmalıdır.

 

15 TEMMUZ KÜRSÜSÜNÜ LAF SOKMA ARACI YAPMAK

23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta, 29 Ekim’de Meclis kürsüsünde ya da başka platformlarda yapılan konuşmalarda...

Gündelik siyasete dair laf sokma girişimlerini nasıl hiç sevmediysem...

15 Temmuz’da Meclis’te yapılan özel oturumda...

CHP adına konuşan CHP’li Engin Özkoç’un yaptığı konuşmadaki iktidara laf sokma çabasını da sevmedim.

*

Çünkü ben 15 Temmuz’un...

İhtilafların, tartışma alanlarının, çelişkilerin, polemiklerin günü olarak değil de darbeci alçaklar karşısında direniş kararlılığının günü olarak geçirilmesini istiyorum, diliyorum.

*

Bilmem hatırlatmaya gerek var mı?

Bu söylediğim, CHP’li Engin Özkoç’un dile getirdiklerinin...

Önemsiz, anlamsız, tartışmaya değmez, lüzumsuz şeyler olduğu anlamına gelmiyor.

 

15 TEMMUZ’LA İLGİLİ HİÇ HOŞLANMADIĞIM TİPLER

- “Tiyatro, tiyatro” diye bik bik öten tipler.

- O gün nerede olduklarını ısrarla ama ısrarla göze sokmaya çalışan tipler.

- Ne kadar yüceltirsem o kadar prim kazanırım diye çırpınan tipler.

- Ne kadar önemsizleştirirsem o kadar iyi diye düşünen tipler.

- 15 Temmuz’a zerre kadar inanmadığı halde inanıyormuş gibi yapan tipler.

- Saçma sapan argümanlarla darbeye Kemalistleri de ortak etmeye çalışan tipler.

- Darbe günü milletin sergilediği kahramanlığı alay konusu yapmaya çalışan tipler.

 

REYNMEN’İN ELA’SINI DİNLERKEN MIRILDANDIKLARIM

Ne etti size kardeşim bu Athena Gökhan

- Ela göz denilince aklına sadece “Ela gözlüm ben bu elden gidersem” türküsü gelen benim gibilerini bu şarkı, ela gözden acayip soğutur.

*

- Şarkının “Yardım et, yardım et, yardım et... Bilirsin bu çocuk dalgın hep dalgın dalgın hep...” bölümünü işitince... “Aha! İşte bu benim” deyiverdim.

*

- Bazı kelimeleri anlayamıyorum. Ses net olmasına rağmen... Öyle hızlı konuşuyor ki... Adeta Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar...

*

- Reynmen’in şarkısında geçen “Gözlerin ela çünkü” dizesi ile Aleyna Tilki’nin şarkısında geçen “Sen olsan bari” dizesi teyze kızı gibi.

 

DÜN GÜN BOYU TELEFONUM ÇALDI DURDU

İNTERNET sitelerinde yine bir palavra:

Yok bir makama geliyormuşum da, yok toplantıya çağrılmışım da yok şöyleymiş de, yok böyleymiş de...

*

Telefonum hiç durmadı dün... Arayan arayana... Herkese hep aynı cevabı veriyorum: “Tek harfi bile doğru değil.”

*

Sonuç: Annemi bile inandıramadım internet sitelerinin gazladığı o palavranın palavrası haberlerin doğru olmadığına...

 

X

Kurtar beni Bülent Abi

Hakkında yazdığım eleştirilere cevap verdi Bülent Arınç. Uzun, upuzun metnin bir yerinde bana şöyle seslenmiş: “Seninle yaşamak zorunda olduğu için acısı her fotoğrafında yüzünden okunan kedin Sekter’e dahi acıyorum.” Hemen kedim Sekter’e dönüp sordum: “Ne diyorsun buna?” Kedim Sekter, hiç ama hiç beklemediğim bir cevap vermesin mi? Yüzüne her şeyi göze almışlara özgü bir ifade kondurup “Kusura bakma ama adam haklı” demesin mi? Bu apaçık nankörlük karşısında çok bozuldum. Öfkeyle zıpladım: “Nasıl haklı ya? Bunu nasıl dersin? Şunca zamanlık yaşanmışlıklar var.” Sekter de bunun üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

Fotoğraflarıma bakanlar, genelde “Aman da ne şirin şey, aman da ne şeker şey, ben bunu yerim yahu” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

Zannediyorlar ki ben gamsız, kasavetsiz, mutlu mesut yaşıyorum.

Ahmet Hakan’ın elinden çektiğim acıları asla fark etmeyip bana alenen ciğercinin kedisi muamelesi yapıyorlar.

Çok şükür, çok şükür!

Nihayet bunu fark eden bir kişi çıktı:

Bülent Arınç!

O engin ferasetiyle, o muhteşem basiretiyle, o meşhur uyanıklığıyla, o asla külyutmaz tabiatıyla...

Yazının Devamını Oku

Aldıklarını buldukları sananlar hizbi

“Aldıklarını buldukları sananlar” diye nitelendirebileceğimiz bir hizip var.

Tayyip Erdoğan tarafından kendilerine verilenleri, kendi marifetleriyle elde ettiklerini sananlardan oluşan bir hizip bu.

*

Kimdir bunlar?



Mesela

Yazının Devamını Oku

Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı

İslami literatüre azıcık egemen olan herkesin kolayca bilebileceği bir hadis vardır:

“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar” diye başlayan hadis.

*

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, işte bu meşhur hadisi okudu kürsüde.

*

Bazı yayın organları, bu hadisi alıntılayıp...


Yazının Devamını Oku

Üzerimize taş yağdıracak bir olay: Müslüme olayı

İddialar korkunç... Söylenenler felaket... Haberler kan dondurucu...

- Müslüme’nin babası, meğer dedesiymiş.

- Müslüme’nin annesi, kayınpederim bana tecavüz etti demiş.

- Müslüme’nin abisi de dedesinin çocuğuymuş.

*

Bu korkunç iddialar, bu felaket söylentiler, bu kan dondurucu haberler...

Yeni soruları da gündeme getiriyor:

*

Yazının Devamını Oku

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıçlı katliam şu beş sonucu doğurmalı

BİR: İnternetten leblebi, çekirdek satar gibi Samuray kılıcı satılmasının önüne geçilmeli. Samuray kılıcına ulaşım, bu denli kolay olmamalı. Bu tür kılıçların, “Hediyelik eşya” kategorisine alınmasına yasak konmalı.

- İKİ: Canavarca hisle cinayet işleyecek denli hasta ruhlu kişilerin, devlet tarafından takibi yapılmalı ve tedavi altına alınmalı. Takip ve tedavi işi, ailenin inisiyatifine bırakılmamalı.

*

- ÜÇ: Cinayet işleyecek denli sorunlu çocuğuyla ilgilenmeyen, o çocuğa kılıç alabilecek parayı veren anne baba da bu işten sorumlu tutulmalı. Hiç değilse vicdanen yargılanmalı.



*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıcıyla kadın katleden adam deli mi?

Adı: Başak Cengiz.

Mimar bir kadın. Gencecik. Nişanlı.

Ankara’da yaşıyor. Bir inşaat firmasında çalışıyor.

Çalıştığı firma, genç kadını geçici görevle İstanbul’a gönderiyor ve İstanbul’da yaşamaya başlıyor Başak.

Ataşehir’de bir otelde kalıyor. İşine servisle gidiyor.

Derken bir gün...

Otele servisle gitmek yerine yürüyerek gitmeyi tercih ediyor.

Ataşehir caddelerinde yürüyor

Yazının Devamını Oku

Atatürk taşıyıcı ve birleştirici kolon oldu

Atatürk’ü artık, Kemalizm’in dar kalıplarına sıkıştırmadan anıyoruz.

Atatürk’ü artık, bir hayat tarzının dayatması olmaktan çıkararak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, sadece bir kesimin bayrağı haline getirmeden anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, resmi ve zorlama etkilerden arınarak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, alabildiğine sivil, alabildiğine katılımcı biçimde anıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Lütfü Türkkan grup başkanvekili olmasaydı ne olacaktı Yavuz Bey?

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, benim sevdiğim, saydığım ve takdir ettiğim bir siyasetçidir.

Kendisini destekleyen sayısız yazı yazdım.

Siyasette kişisel olarak her zaman iç tutarlılığını korumaya özen gösteren bir yapısı vardır Ağıralioğlu’nun.

*

Fakat dün Lütfü Türkkan olayıyla ilgili olarak yaptığı açıklamayı okuyunca...



Yazının Devamını Oku

Onlarda iptal kültürü... Bizde linç kültürü...

Batı'da iptal kültürü diye bir şey çıkmış.

Nedir iptal kültürü?

Şöyle bir şey:

*

Herhangi bir ünlü...



Yazının Devamını Oku