Muharrem İnce’nin köyünden bildiriyorum

- NASILSINIZ KOMŞULAR: Bangır bangır Muharrem İnce şarkıları çalan seçim otobüsüyle girdik Yalova’nın Elmalık köyüne...

Muharrem İnce, “Nasılsınız komşular” diyerek selamladı köylülerini. Otobüs, köy meydanında durdu. Köyün en büyük kahvesinin önünde oturduk.

Muharrem İnce’nin köyünden bildiriyorum

*

- “HOCAM” DİYORLAR: Muharrem İnce’ye köyde “hocam” diyorlar... Yaşı epey ilerlemiş Fethi Amca ise “Muharrem! Biraz daha bağır Muharrem!” diye gürlüyor. Bazı köylüler ise “Sayın Cumhurbaşkanım” demeye gayret ediyorlar. Çaylar geliyor, çaylar gidiyor.

*

- “İNCE DAYI”: Köyün gençlerinin dilinde ise “İnce Dayı” sözü... Böyle derlermiş Muharrem İnce’ye... Böyle densin istiyorlar.

*

- KÖYE İFTAR DAVETİ: Çocukluk arkadaşlarına takılıyor Muharrem İnce... Hal hatır soruyor. Ardından da “Cumhurbaşkanı seçilirsem ilk ramazanda Elmalık köyü halkına Çankaya Köşkü’nde iftar vereceğim. Kendi maaşımdan ama...” diyor.

*

- “UÇAK ALMADIM”: “Seçim çalışmaları için küçük bir uçak kullanıyoruz komşular. Sakın ha! Muharrem uçak satın almış falan demeyin. Kiralık o uçak kiralık” diye açıklama yapıyor İnce... Köylüler gülüyor.

*

- KÖYDEKİ CENNET: Köy meydanındakilere veda edip bahçesinde çeşitli meyve ağaçlarının bulunduğu Muharrem İnce’nin köy evine gidiyoruz. “Burası benim için cennet” diyor. Dalından meyveler topluyor. Babasıyla, anasıyla ilgili hatıralarını anlatıyor. Her gittiği memleketten o memlekete özgü bir şapka almış, koleksiyonu gösteriyor.

*

- EN BÜYÜK HAZ: Bir ara “Şu hayatta en haz aldığım şey ne biliyor musunuz” dedi. Başladı anlatmaya: “Ramazan ve Kurban bayramlarında arife gününden itibaren köydeki bayram kutlamalarına katılmak. Cumhurbaşkanı olduğumda da vazgeçmeyeceğim bundan”.

*

- AHMED ARİF’E SELAM: Köy evindeki kitaplığın önünde duruyoruz. Ahmed Arif’in ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’ adlı kitabını çekip alıyor raftan. “Ben bu kitapla solcu oldum. Öyle sevdim ki bu şiirleri” diyor.

 

MUHARREM İNCE’NİN EKİBİNDE KİMLER VAR?
İNCE’nin özel bir danışmanlar ekibi varmış. İsimlerini vermiyor. Ama söylediği şu: “Uzun zamandır birlikte çalıştığım birkaç üniversite hocası, bürokrasinin en üst kademelerinde görev almış bazı arkadaşlarım, iş dünyasını iyi bilen birkaç dostum. Strateji ve taktikleri birlikte belirliyoruz”.

“Seçimden önce başkan yardımcısı adaylarını açıklayacak mısınız?” diye soruyorum. “Hayır, 24 Haziran’dan hemen sonra açıklayacağım” diye cevap veriyor.

 

UÇAKTA AYET-EL KÜRSİ
MUHARREM İnce’nin uçağı küçük, gerçekten çok küçük bir uçak...

6 kişi zor sığıyor. Kalkerken de inerken de öyle bir sallanıyor ki...

İnceden tırsmamak mümkün değil.

Şöyle bir göz ucuyla baktım Muharrem İnce’ye.

Ne demek istediğimi anladı ve şöyle dedi:

“Yok, yok. Endişeye gerek yok. Ben hem tevekkül ederim hem de Ayet-el Kürsi okurum. Hem kalkışta, hem inişte”.

 

ERDOĞAN/İNCE BENZERLİKLERİ
TAYYİP Erdoğan hayli mesafe almış, Muharrem İnce ise yeni başlıyor olsa da...

Aralarında şu türden benzerlikler var:

- İkisi de halkın dilini iyi biliyor.

- İkisi de kendinden konuşturma hususunda mahir.

- İkisi de mücadeleci.

- İkisi de kitlelerle temastan besleniyor.

- İkisi de adanmış.

- İkisi de üst perdeden konuşuyor.

- İkisi de alttan almıyor.

- İkisi de tekrar etmekten bıkıp usanmıyor.

- İkisi de ekipçi.

- İkisi de risk almayı seviyor.

- İkisi de şaşırtmaktan haz alıyor.

 

NAGEHAN! NE OLDU SİZİN ŞU BANK ASYA İŞİ?
NAGEHAN!

Bana ağır hakaretler etmiş, inanılmaz iftiralar atmışsın.

Et hakaretini, at iftiranı... Çekinme. Hiç çekinme.

*

Fakat bu arada elin değmişken...

Sizin Bank Asya’dan aldığınız bir kredi işi vardı ya... Ne oldu ona? Bir izah ediversen de öğrensek.

*

Ve yine elin değmişken... Bank Asya’nın önünden geçenlerin bile hayatlarının karartıldığı bir dönemde...

Bank Asya’dan misler gibi kredi çekmenize rağmen niye size hiçbir şey olmuyor meselesini de bir açıklığa kavuşturuver bi zahmet.

 

MİTİNG İZLENİMLERİ
- Bilecik ve Bursa mitingini izledim Muharrem İnce’nin. Mitingler bir ölçü müdür, bilmiyorum. Ama gördüğüm bir şey var: Muharrem İnce meydanları dolduruyor.

*

- Mesela Bilecik’te kalabalık hiç fena değildi. Mesela Bursa’da büyük, çok büyük bir kalabalık vardı.

*

- Bu mitinglerle ilgili bir yorum yapabilmek için kıyaslama imkânına sahip olmak gerekir. Mesela aynı yerlerde daha önce CHP ne kadar kalabalık topluyordu, bilmek lazım. Mesela aynı yerlerde Erdoğan ne kadar kalabalık toplardı, bilmek lazım.

*

- Asıl gözlenmesi gereken yer sokaklar tabii... Muharrem İnce’nin seçim otobüsünden selamladığı sokaklarda gördüğü reaksiyon hiç fena değildi. Yer yerinden yıkılmıyordu ama selamını almayan, boş geçen de pek yoktu.

 

KURGUYSA KURGU
BAZILARI Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın üniversiteli gençlerin yurdunda sahur yapmasına “kurgu, mizansen” diyorlar.

Ve bunu kanıtlamaya çalışıyorlar.

*

Vallaha ne yalan söyleyeyim:

Kurguysa da... Güzel kurgu... Mizansense de... Şahane mizansen... Planlanmışsa da iyi planlanmış...

*

“Denge yapıyorsun, birini överken ille de diğerine de selam çakıyorsun, senin tarafın yok mu kardeşim” falan diyecek olanlara şimdiden cevap vereyim:

- Evet... Denge yapıyorum, yapacağım.

- Evet... Birini överken diğerini de ihmal etmiyorum, etmeyeceğim.

- Evet... Benim tarafım yok ve bundan sonra da olmayacak.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor”

Yazının Devamını Oku

Aranan aday niye Ahmet Necdet Sezer olmasın ki?

“Sustu, sustu, sustu... Işık olayında konuştu” diye bir eleştiri yazdım dün Ahmet Necdet Sezer için.

 

Ağır bir eleştiri değildi ha!

İmbat rüzgârı gibi hafif bir eleştiriydi.

*

Hatta eleştiri bile sayılmazdı yazdıklarım.

Minnacık bir yadırgama denilip geçilecek cinstendi.

*

Öyle bir tepki aldım ki...

Yazının Devamını Oku

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Yazının Devamını Oku

Peki, iyi tamam... Sunmayın halkoyuna

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*



Yazının Devamını Oku

Hiç utanmadan üstleniyorlar

Yangınlar çıktı.

- Börtü böcek, kurt kuş yandı.

- Ağaçlar kavruldu, yeşiller gri oldu.

- Doğayı simsiyah bir duman kapladı.

- Evler, ocaklar söndü.

*

“Ateşin Çocukları” adlı PKK’nın alçaklar sürüsü...

Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku

Tarikatçıların devlette görev almasına dair

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Yazının Devamını Oku

GATA’nın meczubuna dair

Adı Ali Edizer...

GATA’da başhekim yardımcısı... Yaptığı paylaşımlar nedeniyle görevden alındı... Adam herkesin dilinde... Ben de şöyle bir baktım paylaşımlarına... Çok ilginç bir portre var karşımızda... Şöyle bir portre:

*

Adam, tam bir magazin düşkünü.

Ajda Pekkan’ın aşklarından falan söz ediyor.

*

Adam, tam kadın öfkesine maruz kalabilecek bir tip.

Eşini aldatan erkeklere, ikinci/üçüncü eş almayı öneriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Ayıptır ayıp

Bir sosyal medya hesabı var.

Palavracı bir hesap. Her tarafından pislik akıyor. Küfürler, hakaretler, kabalıklar, çirkinlikler falan.

*

Bu hesabın işi gücü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yalanlar uydurmak.



“Ali Erbaş şöyle dedi”

Yazının Devamını Oku

Bir Paşinyan ağlıyor gözleri yaşlı

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.



*

Yazının Devamını Oku

300 cihatçı palavrası 300 Spartalı’dan esinlenme mi?

Azerbaycan’a 300 cihatçı gitmiş.

 

Batı basını bunu yazıyor. Macron bunu söylüyor. İçimizden bazıları da buna sarılıyor.

*

“300 cihatçı gitti... Türkiye gönderdi...” deyip duruyorlar.



Yazının Devamını Oku

Hasta sayısı vaka sayısı meselesine dair

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarını dikkatle dinledim.

Bakan Fahrettin Koca...

Semptom göstermeyenlerin hasta sayılmayacağını, bu nedenle 28 Temmuz’dan beri günlük veri tablosunda yer almadıklarını söylüyor.

*

Semptom göstermeyenleri “hasta” saymamak mümkün.

Çünkü semptom göstermeyenler hem sağlık sistemimize yük olmuyorlar, hem de gerçekten “hasta” özelliği taşımıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şurada:

Yazının Devamını Oku

İslam cumhuriyeti değil kolpacılık cumhuriyeti

Ermenistan...

- Haksız.

- İşgalci.

- Saldırgan.

*

Azerbaycan ise...

- Haklı.

- İşgale uğramış.

- Saldırıya cevap veriyor.

Yazının Devamını Oku

‘Orada ne işimiz var’ sorusunun cevapları

Azerbaycan’da şöyle bir işimiz var:

 

Aynı dili konuştuğumuz kardeşlerimizin topraklarına bir saldırı düzenlendi. Kardeşlerimiz vatan savunmasında. Bizim de onların yanında olmak gibi bir insanlık görevimiz var. İşimiz budur.



*

Libya’da şöyle bir işimiz var:

Yazının Devamını Oku