Muhalefette olup böyle konuşmak da mümkün

Yeniçağ gazetesinden Orhan Uğuroğlu’na konuşmuş Deniz Baykal.

Şu iki cümlesinin altını çizdim:

Libya’yla yapılan askeri anlaşmamız çok önemli, emeği geçen herkesi kutluyorum.

BM’nin Libya’da desteklediğimiz hükümeti meşru görmesi çok önemli.

Muhalefette olup böyle konuşmak da mümkün

Deniz Baykal’ın kullandığı dile, üsluba, yaklaşıma dikkat!

“Anlaşma” demiyor, “anlaşmamız” diyor.

“Desteklediği” demiyor, “desteklediğimiz” diyor.

Bu dil, bu üslup, bu yaklaşım...

Tam da Türkiyeli bir perspektifin dili, üslubu ve yaklaşımıdır.

*

Hiç unutulmasın!

Libya anlaşması, AK Parti’nin anlaşması değil, Türkiye’nin anlaşmasıdır.

Doğu Akdeniz’deki çıkarlar, AK Parti’nin çıkarları değildir, Türkiye’nin çıkarlarıdır.

Hafter denilen bela AK Parti’yi değil, Türkiye’yi tehdit etmektedir.

Libya meşru hükümeti, AK Parti ile değil, Türkiye’yle anlaşmıştır.

*

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu da...

Deniz Baykal’ın bu dilini, bu üslubunu, bu yaklaşımını benimsese...

AK Parti’ye karşı yaptığı muhalefetin etki gücü...

En az bin kat artar.

*

Ama nerdeeeeee?

EVLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR FALAN

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın ta il başkanlığından, ta belediye başkanlığından beri hiç ama hiç değişmeyen bir özelliği vardır.

Bekârları gördüğünde zerre tereddüt etmeden hep aynı şeyleri söyler:

“Ne zaman evleniyorsun? Hadi artık. Kaç yaşına geldin”.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı başında olup da bekâr kalmak pek mümkün değildir.

Müzmin bekârlar, annelerinin evlilik konusunu açmasından nasıl çekiniyorlarsa... Erdoğan’ın konuyu evliliğe getirmesinden de öyle çekinirler.

*

Erdoğan’ın bu hassasiyetini bilenler, geçen gün yaptığı konuşmada...

“Evlilik yaşı yükseliyor, hiç evlenmeyenler var, evde kalanlar var, böyle şey olmaz” demesini hiç yadırgamadılar.

Hassasiyetini bilmeyenler ise...

İşi mavra ve geyiğe vurdular.

*

Ama ne geyik! Ama ne mavra!

Bazıları “emeklilikte yaşa takılanlar” olayına gönderme yaparak “evlilikte yaşa takılanlar” diye espri yaptılar.

Bazıları ise sosyal medyada “evde kalmışlar terör örgütü” başlığı altında bin bir türlü şakalar, komiklikler yaptılar.

*

Konu mavraya ve geyiğe öyle müsait ki...

Siyasetle, Erdoğan’ın konuşmalarıyla zerre alakası olmayanlar bile bu mavra ve geyiğin tadını fazlasıyla çıkardılar.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından ise net durum şudur:

Gündem oluşturmakta çıtayı öyle bir noktaya taşımış durumda ki...

Memlekette mavranın ve geyiğin konularını da kendisi belirler oldu.

Muhalefette olup böyle konuşmak da mümkün

ASİTLİ ALÇAK

BERFİN’in yüzüne asit atarak Berfin’in hayatını karartan o asitli alçak için...

Ne dense azdır.

Ne ceza verilse azdır.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu asitli alçak için söyledikleri, Berfin’in yüreğini birazcık soğuttuysa...

Hedefine ulaşmış demektir.

*

Gerisi ise lafügüzaftır.

AMAN DİKKAT

Bu gidişle Ekrem İmamoğlu... “Anti-kanal İstanbul Belediye Başkanı” diye anılır olacak.

*

Bu gidişle Beren Saat... Yaptığı çok esaslı politik çıkışlarla yeni nesil Rutkay Aziz kıvamını yakalayacak.

*

Bu gidişle Ahmet Davutoğlu... “Ben aslında başbakanken de AK Parti’ye muhalefet etmiştim” diyecek.

*

Bu gidişle Rafet El Roman... “Aman ben ne çektim bu ifşaların elinden” diye bir şarkı yapacak.

*

Bu gidişle Tuğçe Kazaz... Kafasına şöyle kırmızı, şöyle püsküllü bir fes takarak çıkacak kamunun karşısına.

BİLİMSEL ÇALIŞTAYI FİLMSEL ÇALIŞTAYA ÇEVİRDİLER

İMAMOĞLU’nun düzenlediği “Kanal İstanbul Çalıştayı”nda...

Kanal İstanbul’un etkisiyle sülfür dioksitin ortaya çıkacağı söylenmiş.

Ardından da eklenmiş:

Sülfür dioksit, erkek üreteme sistemini yüzde 25-yüzde 30 oranında olumsuz etkiler”.

*

CHP’li Ali Şeker de bu “bilimsel veri”yi alıp şöyle bir basket yapmış:

“Kanal İstanbul sadece Marmara Denizi’ni öldürmeyecek, İstanbul’un erkeklerini de kimyasal olarak hadım edecek”.

Gülüşmeler, kahkahalar, alkışlar falan...

*

Yetiş Celal Şengör Hoca, yetiş!

Şunlara “Ne erkekliği, ne üremesi, ne sülfürü, ne asidi” falan diye bir diskur çek.

Çek de şu bilimsel eğlence bitsin.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Sahipsiz kalan bir cenazenin öyküsü

Akşam saatleriydi.

Telefonum çaldı.

Sedat Ergin, heyecanlı bir ses tonuyla şunları anlattı:

*

“Çok alakasız bir yerden öğrendim. Nur Vergin vefat etmiş. Kimsesi yokmuş. Cenazesi iki gün evde kalmış. Çilingir marifetiyle evinin kapısı açılmış. Polis iki gündür yana yakıla Nur Vergin’in bir yakınını arıyor, bulamıyormuş. Cenaze ortada kalmış.”

*

Haberi aldığım anda şoke oldum.

*

Yazının Devamını Oku

Bütün yönleriyle aşı sırası olayı

Hadi gelin hatırlayalım.

 

Çin aşısının küçümsendiği, acayip kuşkularla karşılandığı, “Çin aşısı mı? Aman kalsın!” dendiği, “Ben Alman aşısı olurum arkadaş” tavrının konduğu günlerde...

Bazı önemli şahıslara...

Şöyle bir soru soruluyordu:

*

“Efendim, siz Çin aşısı olur musunuz?”

*

Önemli şahıslar, bu soruya...

Yazının Devamını Oku

Sevim Gözay’la bir anı: Birand’ın aykırı imam hatip programına çıkmıştık

İmam-hatipler, bir zamanlar bu ülkenin en önemli tartışma konusuydu.

Önleri kesilir, tartışılırdı.

Sayıları artar, tartışılırdı.

Mağdur edilirler, tartışılırdı.

Mağduriyetleri giderilir, tartışılırdı.

Tartışılır babam tartışılırdı yani.

*

Bu nedenle de...

İmam-hatipler, bir zamanlar tartışma programlarının

Yazının Devamını Oku

Sözde

Kemal Kılıçdaroğlu, son günlerde çok sert.

İyi ama...

- İktidar yumuşak mı?

- Cumhurbaşkanı Erdoğan yumuşak mı?

- AK Parti sözcüleri yumuşak mı?

Hayır! Asla!

*

Normal şartlar altında baktığımızda söylemem gereken şudur:

*

Yazının Devamını Oku

Bizim çocuklar yapmadı

12 Eylül darbesinin haberi ABD’ye ulaştığında...

Bir ABD yetkilisi...

“Our boys have done it” demişti.

Yani...

“Bizim çocuklar başardı.”

ABD’deki son olayların başladığı andan itibaren öylece bekledim.

Bir yetkilimiz çıksa da...

“Kongreyi basanlar bizim çocuklar değil” diye bir demeç patlatsa diye...

*

Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanı Hulusi Akar’dan önemli mesajlar

Dünyada hiçbir ordu bunu başaramazdı

- 15 Temmuz badiresinden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin durumu nedir? Toparlanma oldu mu?

*

- HULUSİ AKAR: 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ordudan uzaklaştırılanlar oldu. Generallerin yüzde 50’si, kurmay subayların yüzde 73’ü görevden uzaklaştırıldı. Bunun ardından bir ay sonra Fırat Kalkanı Harekâtı gerçekleşti. Sonra da 4 büyük başarılı operasyon. Dünyada başka hiçbir ordu bunun altından kalkamazdı.

*

SÖZDE DEVLET TEHDİDİNİ PARÇALAYIP ATTIK

- Harekâtların amacı, sizin “terör koridoru” diye nitelediğiniz yapıyı bozmaktı. Bunda başarılı olundu mu?

*

Yazının Devamını Oku

Vitrin mankeni, başörtüsü, CHP ve Sevgi Kılıç

CHP’de başörtülü bir Parti Meclisi üyesi var.

Adı: Sevgi Kılıç.

*

Sevgi Kılıç’ın CHP’nin Parti Meclisi’ne seçilmesini başından beri hep şöyle karşıladım:



“Ne güzel! Ne şahane! Ne hoş!”

Yazının Devamını Oku

2021 duası

2021 yılı...

Maskelerin fora olduğu...

Mesafelerin aradan kalktığı...

Hepimizin aşılandığı...

“Ben de korona oldum” cümlesinin hiç işitilmediği...

Vaka sayısı, ölüm sayısı tartışmalarının yerle yeksan olduğu...

Kucaklaşma döneminin başladığı...

“Entübe” kelimesinin unutulduğu...

65 yaş üstünün rahat bırakıldığı...

Yazının Devamını Oku

‘Sen’ denilmez ‘siz’ denilecek

Bu “sen/siz” meselesine kafayı fena halde takmış bulunmaktayım.

Bunun iki türlüsü var:

*

BİRİNCİ TÜR

Postanede, emniyette, devlet dairesinde görevli olanlar, toplumsal statüsünün yüksek olduğunu düşündükleri tiplere...

“Siz” diye hitap ediyorlar.

Toplumsal statüsünü düşük gördüklerine ise kolaylıkla “sen” diyorlar.

Her önüne gelene “sen” dense...

Genel bir kabalık deyip geçeceğim.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya sordum: Çin mi, Alman mı? Hangisi denk gelirse şanslıyım?

Şöyle bir durum var:

 

Hem Çin aşısı geliyor Türkiye’ye... Hem de bizim Uğur-Özlem hocaların Alman aşısı...

*

Bu aşılar, belli bir planlama dahilinde yapılacak vatandaşa...

Yani artık hangisi denk gelirse.

*

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

Yazının Devamını Oku

Deizm, yılbaşı, içki, Diyanet falan

Haftada bir kez muhakkak muhafazakâr bir yazar, şöyle bir iddiada bulunuyor:

Deizm çığ gibi artıyor!

Hiçbir ölçülmüş veriye dayanmayan bu türden cümlelerle sürekli ortalığın telaşa verilmesi...

Deizm propagandası yapmaktan başka bir şey değildir.

*

Nihat Hatipoğlu’nu seversiniz, sevmezsiniz.


Yazının Devamını Oku