MHP’nin son kararıyla Mansur Yavaş’ın CHP adaylığı garantilendi

MHP, Ankara’da aday çıkarsaydı...

Yarışın önemli oyuncularından biri de MHP adayı olacaktı ve milliyetçi sağ oylar AK Parti, MHP, hatta İYİ Parti arasında bölünecekti.

Böyle bir ortamda...

CHP, Mansur Yavaş’tan uzak duracak ve sosyal demokrat bir adayla aradan sıyrılmayı deneyecekti.

MHP’nin Ankara’da aday çıkarmayacağını açıklamasının ardından...

İşte bu ihtimal, tamamen ortadan kalkmış oldu.

Bu saatten sonra CHP’nin Mansur Yavaş dışında bir seçeneğe yönelmesi mümkün değil gibi.

Eğer AK Parti’nin adayı gerçekten de Mehmet Özhaseki olacaksa...

Şunu artık çok net bir biçimde söyleyebiliriz:

Ankara’da yarış...

Mehmet Özhaseki ile Mansur Yavaş arasında geçer.

Ve sonucu milliyetçi oyların yönelimi belirler.

EKREM İMAMOĞLU İLE OLUR MU OLMAZ MI?

UZAYDAN aday geleceğini bekleyen ve ortaya atılan tüm isimlere burun kıvıranlar, Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığına hiç de sıcak bakmamışlardı.

Fakat sonra ne oldu?

Kendisine alan açılan Muharrem İnce, açılan bu alanı gayet başarılı bir şekilde doldurunca...

Kendisine burun kıvıranlar dahil herkes “Ya bu adam neredeydi şimdiye kadar” falan demeye başladılar.

Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adı CHP’nin İstanbul adayı olarak geçiyor ya...

Muharrem İnce örnek olayını hatırlatarak...

“Hemencecik burun kıvırmayın” diyorum.

MHP’nin son kararıyla Mansur Yavaş’ın CHP adaylığı garantilendi

GRİFFİTH ABLA 100 METREYİ ÖYLE BİR KOŞARDI Kİ...

CUMHURBAŞKANI Erdoğan şöyle dedi:

“Bazıları kadın-erkek eşit diyorlar. Şimdi yani biz 100 metreyi kadın-erkek aynı şekilde mi koşturacağız? Bu adalet olur mu?”

Sayın Cumhurbaşkanım... 100 metrede dünya rekoru kıran Griffith diye koşucu bir ablamız vardı. Talihsiz bir uçak kazasında rahmetli olmuştu.

İddia ediyorum: Griffith Abla yaşasaydı ve Türkiye’deki tüm erkeklerle 100 metre yarışı yapsaydı...

100 metre koşucusu erkekler dahil Türkiye’nin bütün erkekleri, Griffith ablamızın arkasında nal toplardı.

MUHALİF TERBİYESİZLİĞİ

16 yıldır AK Parti’ye oy veren bazı vatandaşlarımız, yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle bu kararlarını gözden geçireceklerine dair videolar çekip paylaşıyorlar sosyal medyada...

Bu videoların altında yapılan yorumların en kibarları şöyle:

Beter ol!

Acırsam ne olayım!

Yürü! Anca gidersin!

Anca mı aklın başına geldi!

“Ben artık AK Parti’ye oy vermeyeceğim” diye video çeken vatandaşlar, bu yorumlara şöyle bir baksalar...

“Yandım Allah” diyerek koşa koşa AK Parti’ye doğru kaçarlar!

NOT DEFTERİMDEN

“Cübbeli Ahmet Hoca” önemli bir ameliyat geçiriyormuş. Sağlık mağlık söz konusu olduğunda her şeyi unuturuz. Geçmiş olsun Cübbeli!

“Şükran Günü”nü kendi kültürümüze “Şükür Günü” olarak uyarlayabilir miyiz?

Cumhurbaşkanlığı’nın sosyal medya hesabından kadına şiddete karşı yayınlanan videoya, abuk sabuk gerekçelerle itiraz eden AK Partililer! Siz vallahi iflah olmazsınız!

Vedat Milor yakında delirebilir. Söylemedi demeyin.

 

SAKIN OY VERMEYİN!

Hayatı boyunca herhangi bir sokak kedisinin derdiyle dertlenmemiş...

Hayatında bir kez bile roman okuyarak sabahlamamış...

Hayatı boyunca “Döne döne seyrettiğim sekiz film” diye bir liste çıkarmamış...

Hayatında bir kez olsun türkü dinlerken çaktırmadan da olsa ağlamamış...

Hayatının hiçbir evresinde âşık olup uzaklara dalmak durumunda kalmamış...

Hayatında konsere, sinemaya, sergiye, tiyatroya falan hiç yer açmamış...

Hayatında hiçbir zaman çocukla çocuk olmamış...

Hayatı boyunca hiç aşka gelip de akrostiş falan da olsa şiir karalamamış...

Bir belediye başkan adayına...

Sakın oy vermeyin!

ÜMİT USTA DEĞİL OKTAY USTA

FETÖ’nün pilavcısından söz ederken yanlışlıkla “Ümit Usta” demişim.

Dün bütün gün okurlarım, çeşitli mecralardan “Ümit Usta değil Oktay Usta” diye binlerce mesaja boğdular beni...

O kadar ki...

“Ümit Usta değil Oktay Usta... Ümit Usta değil Oktay Usta...” diye gece rüyamda sayıklarsam hiç şaşırmayacağım.

BASIN KONSEYİ’NE CEVABIMDIR

“ATATÜRK benim ilahımdır, ben Atatürk’e tapıyorum” diyerek Atatürk karşıtı çevrelere muhteşem ve muazzam malzemeler ikram eden Mine Kırıkkanat, kendisini azıcık sert eleştirdim diye beni Basın Konseyi’ne şikâyet etmiş.

Basın Konseyi de bana “Bu şikâyetle ilgili bir diyeceğiniz var mı? Savunmanız nedir? Yazılı olarak bir hafta içinde gönderin” falan diye süper resmi bir yazı göndermiş.

Resmiyeti, bürokrasiyi falan bir tarafa bırakalım Sayın Basın Konseyimiz.

Cevabımı aha buradan gayet net ve gayet kısa bir şekilde yazıyorum:

Ne dediysem bin fazlasıyla dimdik arkasındayım!

Kes cezamı yaşamayı neyleyim!

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Reform ve Arınç üzerine özlü sözler

Reform işi, Bülent Arınç’a feda edilmeyecek kadar ciddi bir iştir.

 

- Reform, Bülent Arınç’ı fersah fersah aşmak zorundadır.

*

- Reform, diş macunu gibidir... Bülent Arınç onu tüpe sokamaz.



Yazının Devamını Oku

Bülent Arınç yüzünden reformlar baltalanmasın

Bülent Arınç için şunları yazdım önceki gün:

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Diyeceksiniz ki:

*

E ama

Yazının Devamını Oku

Reformdan sonra şimdi de Avrupa

Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform bombasının ardından şimdi de Avrupa bombasını patlattı.

 Söylediği en net şekilde şu:

*

“Kendimizi başka yerde değil Avrupa’da görüyor ve geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz”.

*

Erdoğan’ın sözleri, bununla sınırlı değil.

Çekincelerini de sıralıyor:

*

“Avrupa’nın bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını, en azından ülkemize yönelik aleni düşmanlıklara alet olmamasını bekliyoruz”.

Yazının Devamını Oku

Doğruları Bülent Arınç da söylese kabulümüzdür

Bülent Arınç...

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Ama durumun böyle olması...

Bülent Arınç’ın söylediklerinin doğru olduğu gerçeğini değiştirmez.

Yazının Devamını Oku

Biat, itaat, ram

Ekranlardan birinde yapılan bir siyasi tartışmanın kısa bir videosunu izledim.

İzlediğim bölümde tartışmacılardan biri, programa katılan iktidar muhaliflerine şöyle bağırıyordu:

*

“Erdoğan’a itaat edeceksiniz. Erdoğan’a biat edeceksiniz. Erdoğan’a ram olacaksınız.”

*

Bunu söyleyen tartışmacı arkadaşımız...

“Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanıdır. Onu cumhurbaşkanı olarak tanımak, demokrasiye saygının gereğidir” deseydi.

Kimsenin itiraz edemeyeceği demokratik bir ilkeyi anımsatmış olacaktı.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan işte budur bundan ibarettir

Ali Babacan, AK Parti hükümetinin bakanı olarak...

Gezi Parkı davalarında “mağdur” sıfatıyla şikâyetçi olmuş.

Bugünlerde çok demokrat, aşırı liberal, fena özgürlükçü takılıyor ya...

Kendisine “Sen niye Gezi olaylarında davacı olmuştun?” diye sorulduğunda...

Şu cevabı vermiş:

*

“Ben davacı değildim, şikâyetçi değildim, mağdur da değildim. Savcı, tek taraflı olarak bütün bakanları mağdur olarak değerlendirdi. Araştırdım, davadan çekilmek kanunen mümkün değildi. İşte bugün buradan savcılara sesleniyorum: Ben bu davanın mağduru değilim. Silin benim adımı.”

*

Yazının Devamını Oku

Ekrem İmamoğlu’na Kanal İstanbul incelemesi hakkında kitabın ortasından

Meral Akşener açıkladı:

 

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında... Kanal İstanbul’a karşı çıktı diye soruşturma açılmış.



*

Olayın aslına faslına baktığımızda ise...

Yazının Devamını Oku

Yeni gündem: Reform

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde sürekli şu üç şeyin altını çiziyor:

 

BİR: Hukukta reform... İKİ: Demokraside reform... ÜÇ: Ekonomide reform...

*

Üç alanda yapılacak reformlar, yeni dönemin en önemli tartışma konusu...

*

- İnandırıcı bulmayabilirsiniz.

- Gecikmiş bir yöneliş olarak nitelendirebilirsiniz.

- İçinin nasıl doldurulacağını sorgulayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Hukukta reform olursa ne olur?

Umut devreye girer.

- Yüzler güler.

- Karamsarlığın yerini iyimserlik alır.

- Daha iyiye doğru yelken açılır.

- Tutuklayarak cezalandırma son bulur.

- Tutuklama istisna olur.

- Yabancı yatırımcıya güven verilir.

- Yabancı yatırımcıdan daha önemlisi: Vatandaşa güven verilir.

- Yatırımın önü açılır.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...

Uğur Hoca, tamam.

İyi ama bir de Özlem Hoca var.

*

Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.

*

“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.

*

- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.

- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ ile Muharrem İnce arasındaki farklar

İkisi de partisinden memnun değil.

İkisi de yaptıkları açıklamalarla olay oluyor. İkisiyle de Tarafsız Bölge’de konuştum. Edindiğim izlenimlere göre aralarında şu türden farklar var:

*

- Özdağ tepeden tırnağa ideolojik. İnce popülaritenin altın çocuğu.



*

Yazının Devamını Oku

On maddede Kamala Harris’i yazdım: Kurgulasan olmaz

Birinci olarak... Kadın... Oradan zaten kazanıyor.

- İkinci olarak... Babası Jamaikalı. Bu yanıyla hem Güney Amerika’ya selam çakıyor, hem de siyahlara.

*

- Üçüncü olarak... Annesi Hindistanlı. Bu yönüyle koskoca Asya’yı alıyor kanatlarının altına.



*

Yazının Devamını Oku

Zabıtaya ve polise çağrı: Çekin elinizi gazeteden

Bizim gazetenin dağıtım servisinden fotoğraflar geldi elime...

Samsun’da zabıta ve polis, gazete dağıtıcısı avında.

Öyle bir sarmışlar ki motosikletiyle gazete dağıtan arkadaşımızın etrafını...

Sanırsın terörist avlıyorlar!



*

Yazının Devamını Oku

Biden gelecek bizim muhalefetin dertleri bitecek mi?

İddia ediyorum: Biden gelince...

Bizim iktidardan daha çok bizim muhalefetin işi zorlaşacak.

*

Örneklerle gidelim:

*

Biden, ABD Başkanı olarak...


Yazının Devamını Oku

‘Riskli binalarda oturmayın’ diyen çok sayın yetkili

Vatandaşlarımıza “Riskli binalarda oturmayın” diyorsunuz çok sayın yetkili bey.

Tamam... İyi diyorsunuz.

Tamam... Güzel diyorsunuz.

*

Ama çok sayın yetkili bey, bu insanlar, keyifleri öyle istediği için riskli binalarda oturmuyorlar ki!

“Amaaan şimdi taşınma sorunuyla falan kim uğraşacak abi” diyerek riskli binalarda oturmaya devam etmiyorlar bu insanlar.

Yahu kim ister en küçük bir depremde enkaza dönüşecek bir binada çoluk çocuk oturmayı? Yahu kim ister enkaz altında can vereceğini bile bile o binalarda oturmaya devam etmeyi?

Niye anlamıyorsun

Yazının Devamını Oku

Ah o parmağın tutuluşu

“Ağlamıyoruz, gözümüze toz kaçtı” diye yalan söyletti hepimize.

- “Milli umut” nedir, öğretti hepimize.

*

- “Hayat bir parmağa tutunmaktır” falan diye felsefe yaptırdı hepimize.

*

- “Elif bebeğin bırakamadığı o parmak olmak” isteği aşıladı hepimize.

*

- “Tuttuğun parmak değil kalbimiz oldu ey Elif” dedirtti hepimize.

*

Yazının Devamını Oku

Ölüm gelince ben hep şöyle yapıyorum

Hep en iyi şeylerini hatırlıyorum ölenin.

Kötü şeylerini hiç hatırlamıyorum.

*

Hep hayırla yâd etmeye çalışıyorum.

Hayırsızca yâd etmek istemiyorum.

*

Hep “İyi bilirdik” diye haykırıyorum.

Başka türlü haykırmak içimden gelmiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk biz

Elazığ için nasıl yandıysak...

Ne eksik ne fazla...

Aynı öyle yandık İzmir için.

*



Henüz enkaz altında canlarımız varken...

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Yazının Devamını Oku