GeriAhmet HAKAN MHP, Devlet Bahçeli’yi artık neden taşıyamaz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

MHP, Devlet Bahçeli’yi artık neden taşıyamaz?

BUNUN en az 110 nedeni var.

Ama ben sadece ilk 10’unu saymakla yetineceğim:

*


BİR: Siyaset her şeyden önce bir sosyalleşme, kaynaşma ve temas işidir... Bahçeli ise aşırı asosyal, aşırı mesafeli ve aşırı temassız biri...


*


İKİ: Siyaset her şeyden önce bir iddia işidir... Bahçeli ise iddiadan aşırı kaçınan biri...


*


ÜÇ: Siyaset her şeyden önce bir hitabet işidir... Bahçeli ise asla bir hitabet ustası değil.


*


DÖRT: Siyaset her şeyden önce bir hesap işidir... Bahçeli ise bütün hesapları yanlış çıkan biri...

 

*


BEŞ: Siyaset her şeyden önce atak olma işidir... Bahçeli ise makam odasından dışarı pek çıkmıyor.


*


ALTI: Siyaset her şeyden önce yıldızlar yaratma sanatıdır... Bahçeli ise kim azıcık parlarsa ipini çekiyor.


*


YEDİ: Siyaset her şeyden önce bir ortak akıl işidir... Bahçeli ise akılda ortaklığa hiç yüz vermiyor.


*


SEKİZ: Siyaset her şeyden önce bir ahaliyle duygudaşlık kurma işidir... Bahçeli ise herhangi bir duyguya sahip değilmiş gibi bir intiba bırakıyor.


*


DOKUZ: Siyaset her şeyden önce iktidar olmak için yapılır... Bahçeli ise iktidar olmaktan fena ürküyor.


*


ON: Siyaset her şeyden önce kolay kavranır ve kolay anlaşılır olma sanatıdır... Bahçeli’nin 7 Haziran’dan beri ne yapmak istediğini anlayabilen kimse yok.

 

 

Yapamayan gider, yapabilen gelir


MUHALEFET partilerinin liderlerine istifa çağrısı yaptığım için...
“Düşene tekme atmak” ile suçlanıyorum.


*


Benimki düşene tekme atmak değil, düşene yardımcı olmak.
Çünkü belli ki yine bu kafayla gidecekler ve yine düşecekler.


*


Çare çok basittir:
Yapamayan gider, başkası gelir. Gelen yapamazsa gider, yine başkası gelir.
Ve bu hep böyle devam eder.
Ta ki yapabilen ortaya çıkana kadar...

 

Erdoğan ile Davutoğlu ikilisinin arası açılır mı?


DAHA ilk günden ikisinin arasını açmak gibi bir niyetim yok.
Vallahi de yok. Billahi de yok.
Gül gibi geçinip giderlerse...
Birbirlerini idare ederlerse...
Güç savaşına girişmezlerse...
Başarıyı bölüşürlerse...
Birbirlerinin egemenlik alanlarına saygı gösterirlerse...
Memleketimin İSTİKRARI adına...
Buna ancak sevinirim.


*


Ama boru değil, “YÜZDE 50” bu!
Sandıkta durduğu gibi durmaz ki!


*


Ne yani?
Ahmet Davutoğlu’nun içinden...
“Bu yüzde 50, benim yüzde 50’m” diye geçirmediğini...
“Bu yüzde 50 ile ben artık lider oldum” diye geçirmediğini...
“Bu yüzde 50 ile ben artık görevimi kimseyle paylaşmam” diye geçirmediğini...
Kim iddia edebilir?


*


Peki ya Cumhurbaşkanı Erdoğan?
Onun içinden...
“Oyun planını ben kurmasaydım, bu sonuç ortaya çıkar mıydı” diye geçirmediğini...
“Muhtar toplantılarında istikrar vurgusu yapmasaydım bu sonuç ortaya çıkar mıydı” diye geçirmediğini...
“Ahalinin ‘AK Parti’ denilince aklına Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası gelmez” diye geçirmediğini...
Kim iddia edebilir?


*


Önümüzdeki süreç, işte bu “çıldırtan denge” üzerinden gidecek.
Erdoğan ve Davutoğlu’nun önünde iki yol var:
BİR: Ya birbirlerini mükemmel bir şekilde idare edecekler.
İKİ: Ya da çatışacaklar.


*


Dediğim gibi:
Benim gönlüm birincisinden yana...


*


Tüm muhalefete ve muhaliflere tavsiye ediyorum:
Siz de birincisinden yana olun!
Şunu bilin ki:
Rakiplerinin muhtemel kavgasına bel bağlamış bir muhalefet, ömür billah zırnık başarı elde edemez.

 

‘Ben bu halkı anlamıyorum’ diyenlere halkı anlatıyorum

 


BİZİM halkımız için öncelik huzur ve sükûndur. Silahlar konuşunca... Bombalar patlayınca... Huzur ve sükûn bozulunca... Anında bir yerde toplaşır.


*


Bizim halkımız risk almayı sevmez. Bir araya gelip de hiçbir işi beceremeyenleri görünce “Aman eksik olsunlar” diyerek tanıdığının, bildiğinin eteklerine yapışır.


*


Bizim halkımız işinden, aşından olma tehlikesini, en büyük tehlike bilir... Böyle bir tehlike belirdi miydi, tehlikeyi bertaraf etmek için anında tek bir adrese yönelir.


*


Bizim halkımız macerayı sevmez... “Yine bir araya gelemeyecekler, yine koalisyon kuramayacaklar” diye düşünmeye başladığı anda... Sevse de sevmese de tek partiye yüklenir.

 


AK Parti’nin zaferine muhalefetin eşsiz katkısı

 

MUHALEFET, Meclis Başkanı’nı seçebilecek bir kudrete sahip olmadığını göstererek katkıda bulundu.


*


Muhalefet, bırakın bir araya gelebilmeyi, Meclis’i bile açık tutma becerisini gösteremeyerek katkıda bulundu.


*


MHP, kendisine sunulan başbakanlık teklifini bile elinin tersiyle iterek katkıda bulundu.


*


CHP, “inandırıcılık” denilen olguyu hayata geçiremeyerek katkıda bulundu.


*


HDP, ısrarlı çağrılarımıza rağmen PKK şiddetine göğsünü siper etmeyerek katkıda bulundu.

X

Üç zor konu - Taliban, fonlama, sığınmacılar

1) TALİBAN: Türkiye’de İslam adına ortaya konan hiçbir pratik, Taliban’ın İslam anlayışıyla örtüşmez. Hiç ayırt etmeksizin hepimizi “kâfir” diye yaftalarlar. Biz de onların İslam anlayışlarını alabildiğine yadırgarız. Hatta “İslam bu değil” deriz. Ama bütün bunlara rağmen... Türkiye, ABD’nin Taliban’la kurduğu diyalogdan daha iyi bir diyalog kurabilir.

2) FONLAMA: Fonlamanın kendisinde bir sorun yok. ABD’deki bazı vakıflar, Türkiye’deki bazı medya kuruluşlarını fonlayabilirler. Sorun, ABD’deki vakıf aracılığıyla fonlananların, “Biz acayip bağımsız bir medyayız, diğerleri şöyledir böyledir” diye hava basmalarındadır. “Biz de son tahlilde fonlanıyoruz, biz de o kadar bağımsız değiliz” deseler, mesele kalmayacak.

*

3) SIĞINMACILAR: Bu meselenin bir ortası olmalı. “Her önüne gelen, elini kolunu sallayarak Türkiye’ye gelsin” demek ile “Madem sığınmacıları seviyorsun, al evine besle” demek arasında bir yer olmalı. Ak/kara değil ki bu. Gayet çetrefilli, gayet karmaşık, gayet çok boyutlu bir konu. Her konuda saflaşıyoruz, bari bu konuda saflaşmasak. Sakince konuşsak şu mevzuyu.

HOUSE OF CARDS İZLEDİM ŞUNLAR OLDU

Canım sürekli kaburga istedi. Kaburga istedikçe de Develi ya da Başköşe’ye müracaat ettim.

*

Sırf tahtaya üst üste

Yazının Devamını Oku

Nasıl zorba olunur

Böyle bir belgesel var. Ben de izledim bu belgeseli.

Hitler, Saddam Hüseyin, Stalin, İdi Amin, Kuzey Kore’nin ‘Kim’leri ve Kaddafi konu edilmiş belgeselde.

*

Anlatılan isimlerin...

Tabii ki yatacak yeri yok. Tabii ki zorbalıkları tartışmasız. Tabii ki her biri ölüm kustu yeryüzünde.



Yazının Devamını Oku

Duygusal bir popüler kültüre sahip olmak isteyenler için liste

Frida Kahblo: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur.




- FRİDA KAHLO: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur. Bir de Büyükada’ya yolunuz düştüğünde Troçki’nin evini gösterip “Ne zaman bu evi görsem Frida’yı anımsarım” diye iç geçirmeniz çok havalı kaçacaktır.

*


Yazının Devamını Oku

Afganistan için istifade edilecek bir isim: Hikmet Çetin

Fatih Çekirge, Hikmet Çetin’le süper bir Afganistan röportajı yaptı.

Dünkü Hürriyet’te su gibi okudum.

*

Hikmet Çetin...

- Sağduyusuyla...



Yazının Devamını Oku

Godfather aşkına gittim Nobu’ya

Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış.

- İNTİHARIN EŞİĞİNDE: Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış. Bu Nobu, Peru’da perişan vaziyette takılıyormuş. Peru’nun arka mahallelerinde külüstür bir lokantada memleketi Japonya’nın yemeklerini yapıyormuş. Öyle memnuniyetsizmiş ki hayatından, neredeyse intihar edecekmiş.



*

- MARTIN AMCA: Masal bu ya... Tam bu sıralarda Peru’da gezintiye çıkan yönetmen Martin Amca’nın yolu, Nobu’nun yemek yaptığı bu külüstür lokantadan geçmiş. Bayılmış suşilere, saşimilere falan Martin Amca. “Gel” demiş, “Seni Hollywood’a götüreyim”. Nobu’nun gözleri parlamış.

*

Yazının Devamını Oku

Melih Bulu neden görevden alındı?

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu, sürpriz bir şekilde görevden alındı.

Herkes bunun nedenini merak ediyor.

Benim elimde iki temel neden var:

*

Birinci neden: Bir kulis bilgisine dayalı.

*

İkinci neden: Kişisel bir tahmine dayalı.

*

Yazının Devamını Oku

15 Temmuz’dan 5 yıl sonra geldiğimiz yerlerden biri: Din kisvesine geçit yok!

15 Temmuz'dan önce...

Özellikle muhafazakâr kesimlerde...

Yaklaşım genel olarak şöyleydi:

Alnı secdeye değiyorsa... Korkma.

*

Dinine, diyanetine bağlıysa... Zarar gelmez.

*

Allah diyor, Kuran okuyorsa... Olumlu yaklaş.

Yazının Devamını Oku

“Biji Serok Erdoğan”a MHP ne dedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’da...

“Biji Serok Erdoğan” diye karşılandı ya...

*

Ahmet Davutoğlu, ima yoluyla da olsa...

Şöyle bir yaklaşım sergiledi:

*

“Bahçeli beni ‘Serok Ahmet’ diye eleştiriyordu. İşte bakın: Erdoğan’a da ‘Biji Serok Erdoğan’ denildi. Bakalım Bahçeli, buna ne diyecek?”

*

Bahçeli bu konuda bir şey demedi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel zamanı, herkesin Bodrum’a gittiği zamandır

İstanbul öyle güzel ki bugünlerde... Nüfusu azalmış, yoğunluğu bitmiş. Bir rahatlık gelmiş üstüne. Çiçekleri fark edilir olmuş.

- İstanbul’da bugünlerde bütün restoranlar, bütün kafeler tenha... Her mekânda başköşeler senin. Her mekânda izzet ikram sana.

*

- O meşhur trafik çilesi, resmen Bodrum/Çeşme hattına postalanmış... Trafik de yok, çile de yok. Yollar bomboş.

*



Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel parkı: Nakkaştepe Millet Bahçesi

Üsküdar Belediyesi’nin yaptığı Nakkaştepe Millet Bahçesi’ni gezip gördüm. İzlenimlerimi yazıyorum:

- “Boğaz’a nazır” diye bir tabir var ya... İşte bu tabir, bu parka cuk oturuyor. Yok böyle Boğaz manzarası! Birinci köprü ayaklarınızın altında. Üç köprüyü bir anda görebiliyorsunuz. Ufuk alabildiğine açık. Yeşil ile mavinin harikulade uyumu.



*

- Tamam, manzara güzel! Ama bu parkı, en güzel yapan sadece manzarası değil. Parkın tasarımı çok zarif. Her şey çok kararında. Mimarisi çok iyi planlanmış. Hiçbir şey abartılmamış. Hiçbir şey es geçilmemiş.

*

Yazının Devamını Oku

Seçim sath-ı mailine girmiş bulunmaktayız

Bir cisim yaklaşıyor ama yaklaşan cisim, erken seçim değil.

Yaklaşan cisim şudur:

*

Erken seçim kampanyası.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, startı verdi:

Seçim kampanyası başladı.

*

Genelde seçime üç beş ay kala girdiğimiz

Yazının Devamını Oku

“Adayımız Kılıçdaroğlu” çıkışının asıl maksadı ne olabilir?

*

BİRİNCİ İHTİMAL

AK Parti’nin “Madem rakibimiz Kemal Kılıçdaroğlu, o halde hiç çalışmamıza gerek yok” diyerek rehavete sürüklenmesini istiyor olabilirler.

İKİNCİ İHTİMAL

CHP Genel Başkanlığı koltuğu, Cumhurbaşkanlığı koltuğundan bile daha tatlı olduğu için hamlelerini buna göre ayarlıyor olabilirler.

ÜÇÜNCÜ İHTİMAL

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a, “Belediye başkanısın, belediye başkanı kalacaksın” mesajı vermeye çalışıyor olabilirler.

DÖRDÜNCÜ İHTİMAL

Yazının Devamını Oku

Bolivya dağlarından gelen devrimci Zülfü

Zülfü Livaneli’ye göre...

- Ecevit solcu değil.

- Erdal İnönü solcu değil.

- İsmet Paşa zaten solcu değil.

- Atatürk’ün solla alakası yok.

*

Zülfü Livaneli, kimlerin solcu olmadığı konusunda hüküm vermeye öyle meraklı ki...

Sanırsın ki...

Kendisi

Yazının Devamını Oku

Alpay Özalan’ın Kızılderili kitabı

Alpay Özalan, bir Kızılderili kitabı yazmış.

Bazıları kafa buluyor.

“Amerikan tarihçisi Ordinaryüs Profesör Alpay, Amerikan tarihi hakkında kitap yazmış” falan diye.

*

Tarih kitabı yazmak için ille de ordinaryüs falan olmaya gerek yok.

İsteyen yazar. Amatörce.


Yazının Devamını Oku

Özenti bir tanımlama: Türk, Sünni, beyaz

ABD’de “WASP” diye bir sınıfsal niteleme var.

Yani... Beyaz, Anglosakson, Protestan.

*

Amerika’nın elitleri bunlar. Sınıfsal üstünlük bunlarda.

Bunların dışında kalanların tümü alt sınıf. Yani Katolik, Yahudi, siyahi, Müslüman, Hispanik, Uzakdoğulu falan.

*

ABD’de ne varsa ille bizde de olacak ya...

Bu tanımlamanın bir benzerini bize de uyarlamışlar.

“Türk, Sünni, beyaz”

Yazının Devamını Oku

Deniz Baykal, ‘Ben Kürtleri, Alevileri sevmem’ dedi mi?

Zülfü Livaneli’nin İrfan Aktan’a verdiği röportajı okudum.

 

Genel yorumum şudur:

*

Çok önemli tespitler var röportajda. Özellikle Erdal İnönü, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal’la ilgili saptamaları ilginç. Çok yararlı, çok etkileyici bir röportaj. Bulup okumanızı tavsiye ederim.

*

Ve fakat Zülfü Livaneli’nin röportajdaki bir sözüne takılmadan da edemedim.

Yazının Devamını Oku

Benim Kartal Tibet’im

Kimine göre Kartal Tibet...

“Atıl kurt” diyen Tarkan’dır.

*

Kimine göre Kartal Tibet...



“Çalıkuşu” filmindeki

Yazının Devamını Oku

Halkımızın onuru: Somalı İsmail Abi

Yer: Soma’da bir kafe...

65 yaşındaki İsmail Abimiz, bir kadın arkadaşıyla kafede oturuyor.

*

Aynı kafede...

İsmail Abi’nin oturduğu masanın biraz ilerisindeki masada...

Adamın biri, bir kadına saldırıyor.

*

Masadaki su bardağını kadının başında kırmalar...

Elindeki bıçakla kadına saldırmalar...

Yazının Devamını Oku

Deniz Baykal’ın en delikanlı eylemi

Ne zaman Deniz Baykal adı bir biçimde gündeme gelse...

Bazıları hep aynı şeyi söylüyorlar:

“O zaten Tayyip Erdoğan’ın önünü açmıştı. Başımıza gelenler hep onun yüzünden.”

*

Oysa eleştirildiği bu konu...



Yazının Devamını Oku

Kaldırın artık şu saçma yasağı

Aşağıdaki maddelerin tümünü...

Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı...

“COVID-19 SALGIN YÖNETİMİ VE ÇALIŞMA REHBERİ”nden çıkardım.

*

İşte o maddeler:



Yazının Devamını Oku