GeriAhmet HAKAN ‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Ve fakat aynı Engin Altay...

Bazen de bana saç baş yolduran açıklamalar yapar.

*

Mesela...

“Bu hükümet dünyanın en doğru işini bile yapsa bizim bu hükümeti alkışlayacak halimiz yok” der.

*

Son bombası ise şu oldu Engin Altay’ın:

*

CHP’ye yakın bir televizyon ekranında Erdoğan eleştirisi yaparken “Menderes’in sonunu” hatırlattı. “Aman efendim, bu olmadı şimdi, çok yanlış anlaşılır bu sözleriniz, düzeltseniz iyi olur” falan uyarıları alınca da...

Menderes’in idam edilmesinin ne kadar da kötü bir şey olduğunu ifade etmek zorunda kaldı.

*

Menderes’in sonuyla siyasetçi korkutmak, yakın siyasi tarihimizin milli sporudur.

Demirel’e bu sonu hatırlattılar, Özal’a hatırlattılar, Erbakan’a hatırlattılar.

En çok da Erdoğan’a hatırlattılar.

*

Kısacası...

Akıllanmadılar, akıllanmıyorlar, akıllanmayacaklar.

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

BİLDİĞİM KADARIYLA YENİ BAKANLAR

DERYA YANIK: Televizyon tartışmalarından tanıyorum kendisini. İktidar cenahının önemli tartışmacılarındandı ekranlarda. Tarafsız Bölge’ye de sıkça konuk olmuşluğu vardır. Hukukçu kimliğiyle girerdi tartışmalara. Tartışma sertleştiğinde o da sertleşirdi. Kadın hakları konusunda, İstanbul Sözleşmesi konusunda iktidarın tutucu kesimleriyle tartışmalara da girişmiştir. Bilinmeyen bir tarafı da yerel siyasetten gelmesi. Bakalım nasıl bir bakanlık performansı sergileyecek?

*

VEDAT BİLGİN: “Sağ entelektüel örneği ver” deseler, ilk söyleyeceğim isim Vedat Bilgin’dir. Üslubu temiz, gündelik polemiklerden kaçınan, nezaketi asla elden bırakmayan, hep entelektüel birikime dayanan, her zaman belli bir düzeyi gözeten bir isimdir. “Çalışma Bakanlığı ne alaka?” diyecek olanlara da şunu söylemek isterim: Sendikaların geleceği konusu üzerine akademik çalışmalar yapmıştır. Performansını hep birlikte göreceğiz.

*

MEHMET MUŞ: AK Parti Grup Başkan Vekili olarak tanıdım kendisini. Ama uzaktan. Hiç tanışmadım kendisiyle. Bakan olunca haberlerde yaşından da söz edildi. Meğer 1982 doğumluymuş. Yani 38 yaşında... Oysa fotoğraflarına, ekrana yansıyan görüntülerine bakınca... Bu kadar genç olduğunu düşünmemiştim. Hukukçu olduğunu sanıyordum. Meğer işletmeciymiş. Meclis performansı gayet iyiydi. Bakalım bakanlık performansı nasıl olacak?

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

RUHSAR PEKCAN OLAYI

KENDİ şirketinden bakanlığa dezenfektan satmak da neyin nesi?

*

Ama ucuza satmış.

Ama dezenfektanları pek kaliteymiş.

Ama şöyleymiş.

Ama böyleymiş.

*

Bırak satmayı...

Bağışlasan bile kurtarmaz.

*

Nitekim kurtarmadı da.

ÖZKÖK’ÜN US RÖPORTAJI, ERGİN’İN ENTÜBE YAZISI

DÜNKÜ Hürriyet’te iki yazıyı su gibi okudum:

*

ERTUĞRUL ÖZKÖK: Ertuğrul Özkök’ün kıymetli doktorumuz Prof. Melih Us ile yaptığı röportaj. Hem sorular hem cevaplar şahaneydi. Öyle usta işi bir röportaj çıkarmış ki Özkök, okurken “burada şu sorunun tam sırası” diyorsun, “hop” o soru geliyor. Cevaplara gelince... Melih Us, başka hiçbir ajanda taşımadan her şeyi anlaşılır kılmış.

*

SEDAT ERGİN: Sedat Ergin’in “Entübe Edilirken Yoğun Bakım Odasına Son Kez Bakmak” başlıklı yazısı... Muhteşem bir yazı. Her gün turkuaz tabloda vefat sayılarını görüyoruz ya... İşte o sayıların ne anlama geldiğini çok etkileyici bir üslupla anlatmış Sedat Ergin. Yazıyı okuyup bitirdiğimde... “Kurallara uymamak bir cinayettir” hükmünü verdim.

GÜNDE 45 TWEET ATARSAN

Muhakkak dilin sürçer.

Muhakkak gaf yaparsın.

Muhakkak geyiğe sararsın.

Muhakkak eski tweetlerin başına bela olur.

Muhakkak çok açık verirsin.

Muhakkak fazla konuşmuş olursun.

Muhakkak saçmalarsın.

Muhakkak malzeme verirsin.

Muhakkak pişman olacağın bir şeyi yazmış olursun.

*

Bu işin kararı şudur:

Haftada iki tane, bilemedin üç tane...

Yeter de artar bile.

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

ARZU SABANCI’NIN “EVDE KAL” ÇAĞRISI

BOĞAZ manzaralı kocaman yalısının bahçesinden seslenmiş Arzu Sabancı.

“Evde kalın. Evinizin kıymetini bilin. Korona çok fena” falan diye...

*

Millet de “Sendeki ev bizde olacaktı, korona bitse de evden dışarı çıkmazdık” falan türü kafa bulan mesajlar yazmış Arzu Sabancı’ya.

*

Bence Arzu Sabancı, o mesajında sıradan ahaliye seslenmiyordu.

*

Büyük ihtimalle...

Oğullarına şöyle bir subliminal mesaj veriyordu:

*

“Çocuklar! Saçmalamayın. Evde kalın. Sokağa çıktıkça elinize yüzünüze bulaştırıyorsunuz her şeyi. Bakın! Güzel bir eviniz var. Evde kalın. Kredi kartlarınızı iptal ettirmeyin bana”.

X

Bayram işini beceremiyoruz

Bir rengi olmalı bayramın.

Bir coşkusu olmalı.

Bir törenselliği olmalı.

Bir yemeği olmalı, bir hediyesi olmalı.

Bir rüzgârı olmalı.

Bir sembolü olmalı, bir oyuncağı olmalı.

Bir havası olmalı sokaklara yansıyan.

Bir geleneği olmalı hafiften modernleştirilmiş.

Bir anısı olmalı “nerede o eski bayramlar” cümlesinin dışında.

Yazının Devamını Oku

Babacan’ın sallamasına karşı benim sallamam

Ali Babacan şöyle demiş:

 

2018 seçiminde Abdullah Gül, muhalefetin ortak adayı olsaydı kazanırdı.”

*

Hahahaha!

*

Tam bir sallama bu.

Hem de bayağı bir dayanaksız sallama.

*

Yazının Devamını Oku

İktidarın karşısındaki en etkili ve en güçlü üç muhalefet partisi

Siyasi analizlerine sonsuz güvendiğim Hakan Bayrakçı, AK Parti iktidarının karşısındaki en güçlü üç muhalefet partisini sıralamış.

Bayrakçı’nın sıraladığı üç muhalefet partisi şunlar:

*

- BİRİNCİ PARTİ: Pandemi partisi.

*

- İKİNCİ PARTİ: Metal yorgunluk partisi.

*

- ÜÇÜNCÜ PARTİ: Genç seçmen partisi.

*

Yazının Devamını Oku

Apar topar seçime giderler mi gerçekten?

“Ben falanca ay erken seçim bekliyorum” diye açıklamalar yapıyordu Meral Akşener.

Sürekli güncelleyerek...

Baktı, olmuyor.

Vazgeçti tarih vermekten.

*

Baktım, CHP Sözcüsü Faik Öztrak da benzer bir yaklaşım sergilemiş.


Yazının Devamını Oku

Mehmet Ceyhan tutuklansınmış

Niye tutuklansınmış?

Çünkü felaket tellallığı yapıyormuş.

*

Sanki ortada felaket yok, hayat güllük gülistanlıkmış da her şey Mehmet Ceyhan Hoca’nın uydurmasındanmış gibi bir yaklaşım.

*

Bu ancak ve ancak ansiklopedilerde “saçmalık” maddesine karşılık olabilir.

*

- Yoğun bakımlarda yaşam savaşı verilirken...

Yazının Devamını Oku

Mevlüt Çavuşoğlu’na ‘Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız’ cümlesini sordum

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Berlin’de yaptığı uzun açıklamaların içinde şöyle bir cümle yer aldı:

“Turistin görebileceği herkesi mayıs sonuna kadar aşılayacağız.”

*

Bu cümle, çok tepki aldı.

Benim de kulağımı tırmaladı.

Bakan Çavuşoğlu’nu aradım.

Berlin’deymiş.

Alman Cumhurbaşkanı ile bir görüşme yapmış.

Yazının Devamını Oku

O saçmalık ancak çöp kutusuna basket yapılır

Ekrem İmamoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet türbesinde elinin arkasında olmasından yola çıkılarak başlatılan incelemenin tüm detaylarına baktım.

Şöyle bir macera:

Vatandaşın biri, CİMER’e şikâyet ediyor.

Oradan rutin bir işlemle Cumhuriyet Savcılığı’na gidiyor.

Savcılık, İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor.

Bakanlık, rutin incelemeye alıyor.

Müfettişler, İmamoğlu’nun savunmasını alıyor.

Falan...

Yazının Devamını Oku

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

E hani öldürmeye gelen dirilecekti?

Sezai Karakoç’un ünlü sözü aynen şöyledir:

“İslam’ı öyle bir yaşa ki... Seni öldürmeye gelen sende dirilsin”.

*

Ayasofya’nın eski imamı, sosyal medyada İslam davasını öyle savunuyor ki...

Sosyal medyada onu madara etmek isteyenler, onun artık gitgide çirkinleşen polemikçi üslubu nedeniyle bırakın onda dirilmeyi...

Ona bakıp İslam’dan uzaklaşıyorlar.

*

“Seni öldürmeye gelen sende dirilsin” yaklaşımı nerede?

Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku