GeriAhmet HAKAN Melih Bulu neden görevden alındı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Melih Bulu neden görevden alındı?

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu, sürpriz bir şekilde görevden alındı.

Herkes bunun nedenini merak ediyor.

Melih Bulu neden görevden alındı

Benim elimde iki temel neden var:

*

Birinci neden: Bir kulis bilgisine dayalı.

*

İkinci neden: Kişisel bir tahmine dayalı.

*

Aldığım kulis bilgisi şöyle:

*

YÖK, Melih Bulu’dan rahatsızmış.

Ve bu rahatsızlık, haftalardır ifade ediliyormuş.

Görevden almada işte bu rahatsızlığın payı büyükmüş.

*

Kişisel tahminim ise şudur:

*

Altı ay gibi uzun bir süre içinde Melih Bulu... Üniversiteyi toparlayamadı, ortaya çıkan hoşnutsuzluğu gideremedi, akademisyenlerin hiç değilse bir bölümünü olsun ikna etmeyi başaramadı, tepkileri dindiremedi, süreci iyi idare edemedi.

Ve sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Melih Bulu’yu görevden alıverdi. Üstelik Melih Bulu’nun haberi olmadan yaptı bunu.

*

Bulu’nun görevden alınmasının 15 Temmuz’a denk gelmesine gelince...

“Tatsız bir tesadüf” dışında bir gerekçe bulamıyorum.

İLBER HOCA ÇOK HAKLI: FETÖ’DE ZEKÂ YOKTU

HÜRRİYET’in 15 Temmuz için hazırladığı ekte İlber Hoca’nın yazısını okurken...

Bir cümlesi, çok dikkatimi çekti.

Melih Bulu neden görevden alındı

Şöyle diyordu İlber Hoca:

*

“FETÖ hareketi, çok zeki insanların dahil olduğu bir hareket değildir.”

*

Yüzde bin beş yüz katılıyorum bu saptamaya.

50 yıldır “Altın nesil yetiştireceğim” diye varını yoğunu eğitime harcamış bu hareketten...

Siyaset bilimci olarak çıka çıka Emrullah Uslu çakalı çıktı.

Gazeteci olarak çıka çıka çapsız Âdem Yavuz Arslan çıktı.

Bir tane dünya çapında mühendis yetiştiremediler. Bir tane ortalamanın azıcık üstünde fen bilimci yetiştiremediler. Onca okulları vardı, Uğur Hoca ve Özlem Hoca gibi parlak isimlerin kıyısına bile ulaşamadılar.

*

Başardıkları tek şey şuydu:

Zekeriya Öz türü adamları, devletin kademelerine yerleştirmek.

Bunun için de zekâ gerekmiyordu.

Kurnaz bir organizasyon yetip de artıyordu bile.

*

Kısacası...

İlber Hoca haklıdır, FETÖ’cüler zeki kişiler değillerdi.

*

Zeki olmamaları da doğaldır.

Hiçbir parlak beyinli genç, haşhaş çekmiş gibi abuk sabuk bir adamın peşinden gitmeye katlanamaz.

ORDU VALİSİ’NİN YETİM VE ÖKSÜZLERE UZATTIĞI EL

“HADSİZE had bildirmek, yetim ve öksüze kaftan giydirmek gibidir” sözünü pek severim.

Ama yetime ve öksüze soyut kaftan giydirmek yerine somut kaftanlar giydirilmesini tercih ederim.

Melih Bulu neden görevden alındı

Ordu Valisi Tuncay Sonel, işte böyle somut bir işe imza atmış.

Ordu genelinde tespit ettirdiği 2 bin 112 yetim ve öksüz çocuğa birer mektup gönderip “Özlemini çektiğin şey nedir?” sorusunu sormuş. Çocuklardan cevaplar yağmış. Çocuklar en çok bilgisayar, bisiklet, telefon, tablet, genç odası, televizyon, çamaşır makinesi, oyuncak, gitar, kitap seti ve yavru köpek istemişler. Vali Sonel de hayırseverlerin katkılarıyla bu taleplerin her birini yerine getirmiş.

*

İşin içinde yetim ve öksüz çocuklara gösterilen özen varsa... Ben de orada hissediyorum kendimi. Teşekkürler Vali Bey.

O TAMAHKÂR FOTOĞRAFI VERMEYECEKTİN ŞAHAN

ÜZERİNDEÖzel Mülktür Girilmez” yazan tabelayı, büyük bir iştahla halka açık olması gereken kıyıya yerleştirmeye çalışıyordu Şahan.

Melih Bulu neden görevden alındı

Yeryüzünün en sevimsiz tabelasıdır “Özel Mülktür Girilmez” tabelası.

*

Şahan’ın “Kaz Dağları’na destek verdim, o yüzden beni linç ediyorlar” diye ağlaşmak yerine... “Keşke o tamahkâr fotoğrafı vermeseydim” diye özeleştiri yapması çok daha münasip kaçardı.

PARASAL KARŞILIKLARI

Zekeriya Öz ile Akın İpek, 105 milyon liralık ödülle aranıyormuş. (Akın İpek’i bilmem de Zekeriya için fazla geldi bana bu miktar.)

*

Ekrem Dumanlı için belirlenen ödül miktarı ise 32 milyon liraymış. (Önder Aytaç için belirlenen rakamla aynı. Bunun fiyatı biraz daha fazla olabilirdi.)

*

69 milyon lira, Emrullah Uslu çakalına biçilen ödül miktarıymış. (Ekrem Dumanlı, bu duruma isyan etmesin de kim etsin?)

*

Adil Öksüz için konan ödül miktarı bayağı yüksek: 410 milyon. (Para ödülü olmasa da bunu ihbar etmeye hazır milyonlar var.)

*

Peki ya Fetullah? Onun için belirlenen miktar da 410 milyon. (Senin değerin Adil Öksüz’ün değeri kadar demek istediler sanırım.)

15 TEMMUZ’DAN SONRA YAZDIĞIM ATATÜRK YAZISI

ÇOK okunan, çok konuşulan, çok paylaşılan bir yazıydı 15 Temmuz’dan bir hafta sonra yazdığım Atatürk yazısı.

*

15 Temmuz gerçeğiyle karşılaştıktan sonra Atatürk’ün kıymetini çok daha iyi anladığımı vurgulayan bir yazıydı.

*

Açtım, okudum o yazıyı.

15 Temmuz’un üzerinden 5 yıl geçtikten sonra “Az bile yazmışım” diyorum.

*

Fakat o yazıya kendilerini Atatürkçü olarak gören kesimlerin gösterdiği, “Çok geç kaldın, yeni mi anladın, ha şöyle yola gel” türü tepkileri hatırlayınca...

Atatürk’ün kıymetini anlamanın önündeki en büyük engelin bu tür sekter Atatürkçüler olduğunu fark ettiğimi de belirtmeyi borç bilirim.

X

Resul Tosun’un çıkardığı yapay laiklik tartışması

1990’larda “Laiklik elden gidiyor” denilerek...

Yapay bir laiklik tartışması başlatıldı.

*

Amaç:

Refah Partisi’ni köşeye sıkıştırmaktı.

2021 yılının eylül ayındayız.

Ve yine “laiklik tartışması” yapıyoruz.

*

Yazının Devamını Oku

Önceki Ziya Selçuk... Sonraki Ziya Selçuk...

Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı görevini bıraktıktan sonra yeni bir imaj yapmış.

Önceki hali ile sonraki hali arasında bir mukayese çalışması yaptım:

*

- Öncesinde aşırı resmiyet var, sonrasında jantilik.

*

- Öncesinde omuzlarda okul yükü var, sonrasında yük atılmış.

*

- Öncesinde intizam var, sonrasında ihmal edilmiş şıklık.

*

Yazının Devamını Oku

“12 Eylül İslamcılığa yol verdi” diye bir balon

Dün 12 Eylül’ün yıldönümüydü ya...

Şöyle bir baktım ve gördüm ki...

O meşhur “Türkiye’de İslamcılığın yükselişi, 12 Eylül sayesinde gerçekleşti” balonu yine havalandırılıyor.

*

Gelin, bu balona iğne batırmayı deneyelim:

*

Evet, doğrudur.

12 Eylül, “biraz Müslümanlık” istemiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Yılmaz Güney denince hangisi aklımıza gelecek?

Yılmaz Güney’in iki yönü var.

 

Bir yönünde...

Bir hâkimi öldürmüş, sevdiği kadının kafasının üstüne bardak koyup nişan almış, alkollü araç kullanarak bir çocuğun ölümüne neden olmuş... Kısacası şiddete meyyal maço bir adam var.

*

Bir yönünde ise...

Türk sinemasının yüz akı sayılabilecek filmler çekmiş, uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiş, sinemanın yıldızı bir sanatçı var.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Edremit’in düşman işgalinden kurtuluş törenlerinde, “Kara çarşaftan kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş kadın” müsameresi yapılmış.

Çok saçma! Çok komik!

Çok kibirli! Çok tatsız!



Çok anlamsız! Çok ilkel!

Çok gereksiz! Çok bayat!

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun açıklaması ne anlama geliyor

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için şu açıklamayı yaptı:

“Ben şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım. Bu durumda bana düşen belediye başkanlığını en iyi şekilde yapmak. Şu an benim aklımdan geçen ve amacım, İstanbul’da görevini en iyi yapan bir belediye başkanı olmaktır. Dahası hedefim, İstanbul’da tarihin en başarılı belediye başkanı olmaktır, daha ötesi yok.”

Bu açıklamadan ben şu dört sonucu çıkardım:

*

BİR: Meral Akşener, İmamoğlu’nu övünce, “Akşener, İmamoğlu kartını masaya sürdü” yorumları yapılmıştı. İmamoğlu, bu kıskaçtan kendini kurtarmak istiyor.

*

İKİ: İmamoğlu, bu açıklamayla Kemal Kılıçdaroğlu’na “Ben senin önünde engel olmam, sen adaysan benim bir çıkışım olmaz” mesajı veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş’in takdir kazanmasının tek yolu: Para mara düşünmeden istifayı basmasıdır

Şenol Güneş’in son hezimetten sonra “İstifa ediyorum” dememesinin, diyememesinin nedeni şu:

Gönderilirse... Kendisine yüklü miktarda tazminat ödenecek.

*

İstifa ederse... Yüklü miktardaki tazminatını alamadan gitmiş olacak.

İşte tam da bu nedenle “Başarısızlık bana aittir” demesine rağmen...

Bırakıp gitmiyor, gidemiyor.

*

Şenol Güneş

Yazının Devamını Oku

En etkili muhalefet partisi: Pahalılık

İktidara yakın gazeteciler, günlerdir uyarıyorlar:

“Hayat pahalılığına bir çözüm bulunmalı. Marketler ateş pahası. Fiyatlar katlanarak artıyor. Vatandaşın tek derdi bu. Büyüme rakamları güzel ama kimse büyümeye bakmaz. Önümüzdeki seçimi kazanmak için bu soruna acil çözüm bulunmalı.”

*

Çok doğru, çok haklı, çok önemli uyarılar bunlar.



*

Yazının Devamını Oku

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Hürriyet’ten Fevzi ile Selçuk, Kabil’de bir gösteriye denk geldi.

Fevzi notları geçti:

*

50’ye yakın kadın, Taliban karşıtı gösteri yapıyor. Silahlı Taliban milisleri, durumdan hoşnut değil. Göstericileri dağıtmaya çalışıyorlar. Fakat kadınlar, milim kıpırdamadan gösterilerine devam ediyor. Ta ki Taliban şiddeti ortaya çıkıncaya kadar.

*



Yazının Devamını Oku

Aşı karşıtlarının mitinginde açılması gereken pankart

11 Eylül’te Maltepe’de miting var.

Mitingi aşı karşıtları düzenliyor.

Abdurrahman Dilipak da konuşmacılar arasında.

*

Bu mitingde...

Devasa bir pankart açmak lazım.

Üzerine dev harflerle şunlar yazan bir pankart:

*

-

Yazının Devamını Oku

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Afgan mültecilerin Türkiye’ye gelme endişesi üzerine...

Bizim memlekette bazıları, “Taliban kafalı tipler geliyor, eyvah bunlar bizi Talibanlaştıracak” diye telaşlanıyorlar.

*

Ben hayatımda bu kadar özgüvensiz bir yaklaşım görmedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki!

*

Afganistan’dan buraya gelenlerin tümü Taliban zihniyetli olsa bile bir şey olmaz.

*

Olsa olsa şöyle şeyler olur:

Yazının Devamını Oku

Faşist olduğu kadar müptezelmiş de

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bir anısını paylaşmış.

Tesettürlü bir hanım, Tanju Özcan’a “Başkanım benim bebeğim olmuyor, yardımcı olur musunuz?” demiş. Tanju Özcan da tüp bebekle ilgili bu gayet masum yardım talebini, son derece münasebetsizce yorumlayıp “Hanımefendi, ben size nasıl yardımcı olabilirim?” diye cevaplamış.

Tanju Özcan’ın bu anısını, “Biraz da gülelim eğlenelim” diye anlatması ise işin en mide bulandırıcı tarafı.

*

“Ülkemde mülteci istemiyorum” tavrını, “Mülteciye su bile yok” noktasına kadar taşıyan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a şöyle seslenmek isterim:

*

“Faşist olduğunuz kadar müptezelmişsiniz de...”

İZMİR MARŞI’NI BİLE KUTUPLAŞMA KONUSU HALİNE GETİRMEK

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki 30 Ağustos hutbesi için bir ikaz

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum:

 

Bir sonraki 30 Ağustos’ta...

- Ya 30 Ağustos konulu hutbe okutmayın.

- Ya da okuttuğunuz hutbede Atatürk’e yer verin.

*

Çünkü Atatürksüz 30 Ağustos...

- Alparslansız Malazgirt gibidir.

- Osman Beysiz

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin ruh hali iyi değil, hiç iyi değil

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet partisinin liderine yönelik sergilenen apaçık bir nezaketsizlik karşısında hepimiz ortaklaşıp “Bu bir nezaketsizliktir” diyemiyoruz.

*

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet lideri, bir yalan haber üzerinden iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor. Ve o lider, haberin yalan çıkmasını hiç mesele etmiyor.

*

Artık Türkiye’de...

Şeytanlaştırma tek taraflı işleyen bir mekanizma değil. Bütün taraflar, birbirlerini şeytanlaştırıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Yıllık iznin bir bölümü

“Yazarımız, yıllık izninin bir bölümünü kullanmak üzere yazılarına ara vermiştir.”

Klasik köşe yazarlığının en klişeleşmiş cümlelerinden biridir bu.

*

Eski üstatlarımız, nedense yıllık izinlerinin tamamını asla kullanmazlardı.

Mutlaka “bir bölümünü” kullanırlardı.

*

“Üstatlara saygı” adına...

Ben de bu klişeyi kullanarak...

Yazılara kısa bir süre ara veriyorum.

Yazının Devamını Oku

Şairi bile nobranlaştıran milletvekilliği koltuğu

Bir arkadaşım vardı.

Şiir yazardı. Şairdi yani.

Siyasete girdi. Milletvekili oldu.

*

Hiç unutmuyorum:

Bir sohbet sırasında bir trafik polisiyle yaşadığı bir olayı anlatmıştı.


Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf hem Taliban’a hem de zalimlere en güzel cevaptır

Afganistan’da görev yapan bu Türk askeri...

- Kadınlar sokağa çıkmalı mı, çıkmamalı mı?

- Kadınlar sosyal hayata karışmalı mı, karışmamalı mı?

- Kadınlar iş yapmalı mı, yapmamalı mı?

Türü sorulara yanıt arayan Taliban’a verilmiş en güzel cevaptır.

*

Afganistan’da görev yapan bu Türk askeri...

- Sergilediği şefkatle...

- Ortaya koyduğu insanlıkla...

Yazının Devamını Oku

Laiklik var olduğu sürece bizde Taliban barınamaz

Taliban zihniyeti ne diyor?

Şunu diyor:

*

Dini herkes benim gibi yorumlayacak.

Dinden herkes benim anladığımı anlayacak.

Benim dinden çıkardığım kurallara herkes uyacak.

Dini başka türlü yorumlamak yasak.

*

Laiklik

Yazının Devamını Oku

Taliban’la görüşülür mü?

ABD GÖRÜŞÜYOR: Hem de nasıl görüşüyor! Masaya oturuyorlar, anlaşma imzalıyorlar. Öyle ki... Neredeyse devir teslim töreni falan yapacak gibiydiler.

ÇİN GÖRÜŞÜYOR: Sıfır çekinceyle hareket ediyorlar. Çıkarlarına bakıyorlar. Vızır vızır görüşüyorlar. Ellerinden gelse Kabil / Pekin arasına metro yaparlar.

*

AVRUPA GÖRÜŞÜYOR: Taliban’la işbirliği kararı alıyorlar. Görüşüyorlar. Kamuoylarını yatıştırmak için ise “İnsan haklarına saygı” şartı koşuyorlar.

*

RUSYA GÖRÜŞÜYOR: Rusya Dışişleri Bakanı, Moskova’da Taliban heyetini ağırlıyor. Gururla poz vermeler falan. El altından, el üstünden sürekli görüşüyorlar.

*

İRAN GÖRÜŞÜYOR: Anında vaziyet almış durumda. Sünni falan demeden takır takır görüşüyor İran. Saman altından su yürütüyor.

*

Yazının Devamını Oku

Doğu Bey! Bırak şu saçma sapan Atatürk Taliban kıyaslamasını

DOĞU PERİNÇEK ŞÖYLE DEMİŞ: “TALİBAN, ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE’DE YAPTIĞI GİBİ AFGANİSTAN’IN KURTULUŞ SAVAŞI’NI BAŞARDI”. CİDDİYE ALINACAK PEK BİR TARAFI YOK BU AÇIKLAMANIN. AMA BENİM TALİHSİZLİĞİM DE BU... SÜREKLİ CİDDİYE ALINMAYACAK ŞEYLERİ CİDDİYE ALMAKLA GEÇİYOR ÖMRÜM. İŞTE YİNE ÖYLE BİR DURUMDAYIM VE SÖYLEYECEKLERİM ŞUNLARDIR:

Afganistan, tarihte hiçbir zaman doğru dürüst merkezi bir yönetim oluşturamadı. Kabilelerin, dağınık güçlerin itişip kakışmasının coğrafyası oldu hep. Ulus yok ortada. Merkezi yönetim tecrübesi yok. Afgan kimliği yok. Tarihsel deneyim diye bir şey de yok.

*

Türkiye’nin durumu, Afganistan’ın durumuyla kıyas edilemez. Türkiye’nin büyük bir deneyimi var. Bir imparatorluk geçmişi var. Merkezi yönetim tecrübesi çok büyük. İmparatorluktan getirdiği müthiş zengin bir birikim söz konusu. Türkiye Cumhuriyeti, böyle bir birikime yaslanıyor.

Atatürk’le Taliban’ı kıyaslamak... Her şeyden önce Atatürk’e düpedüz hakaret ve büyük bir saygısızlık. Saçmalamanın daniskası. Absürdlüğün zirve noktası. Böyle bir kıyaslama, Atatürk ve yol arkadaşlarının birikim ve deneyimini aşağılamaktan başka bir anlam taşımaz.

*

Taliban, fukara bir insan kaynağına yaslanıyor. Siyasi kurgusu da alabildiğine fukara... Afganistan’daki kaosa ve içsavaşa karşı, ilkel bir kurguyla verilmiş bir cevaptır Taliban. “İslam’ı sert uygularsak belaları def ederiz” diyen bir sosyolojiye yaslanıyor. İdeolojisi, hedefi, stratejisi bundan ibaret. İlkel bir kurtuluş reçetesiyle hareket ediyor.

*

Yazının Devamını Oku