GeriAhmet HAKAN Kılıçdaroğlu’nun kardeşi ve sulandırma girişimi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kılıçdaroğlu’nun kardeşi ve sulandırma girişimi

Diyarbakır Anneleri...

Çok önemli, çok kutlu, çok ciddi, çok yeni, çok esaslı, çok cesur bir girişimde bulundular, bulunuyorlar.

*

Dağa götürülen evlatları için yılların sessizliğini bozuyorlar.

Ve evlatlarını PKK’dan istiyorlar.

İnatla, ısrarla, sabırla, yılmayarak, usanmayarak...

*

Dün bu ciddiyeti, bu saygınlığı, bu cesur girişimi bozan bir olay yaşandı.

*

Uzun zamandan beri Kılıçdaroğlu’nun aleyhinde çeşitli çıkışlar yapmasıyla tanınan Kemal Kılıçdaroğlu’nun kardeşi Celal Kılıçdaroğlu...
“Ben de kardeşimi HDP’den istiyorum” diyerek...

Kılıçdaroğlu’nun kardeşi ve sulandırma girişimi

Diyarbakır Anneleri’nin yanında poz verdi.

*

Diyarbakır Anneleri...

Böyle ciddiyetsiz şovlara, böyle sulu yaklaşımlara, böyle politik sulandırmalara alet edilemez.

Hiç kimse Diyarbakır Anneleri’nin şerefli duruşlarını, bu tür sululuklara meze yapamaz.


AK PARTİ İL BAŞKANI YENİ YAKLAŞIM GETİRDİ

AK Parti’nin yeni İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe’yi bir süredir izliyordum.

Yenilik, değişim, köklere dönüş mesajlarının altını doldurabilecek mi acaba diye...

*

Bir ilk adım geldi.

Kılıçdaroğlu’nun kardeşi ve sulandırma girişimi

Öyle bir adım ki...

Bana “Sanırım bu başkan, yeni şeyler getirecek” dedirtti.

*

Olay şu:

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun kendisini ziyaret etme isteği sorulduğunda şu cevabı verdi Kabaktepe:

*

“Bundan memnuniyet duyarım. İki hemşeri olarak her zaman görüşebiliriz. Buyursun, gelsin. Memnun olurum. Konuşmamız İstanbul’a güç katar. Hemşerimi ağırlamak, güzel bir kahve içmek istiyorum.”

*

Bu dil var ya bu dil...

Bu yaklaşım var ya bu yaklaşım...

AK Parti’yi İstanbul’da geriye değil ileriye taşıyacak dil ve yaklaşımdır.


İSTANBUL’DA AK PARTİ

- Diyaloğa sonsuz açık olan taraf olmalı.

- En yapıcı tutumu alan taraf olmalı.

- Halkla teması en yüksek olan taraf olmalı.

- Kapı kapı dolaşmayı en iyi başaran taraf olmalı.

- Amatör ruhu dirilten taraf olmalı.

- Kavga ve polemik dilini terk eden taraf olmalı.

- Sessiz ve derinden gelen taraf olmalı.

*

Canan Kaftancıoğlu’na yönelik kahve daveti, bu yolda atılmış bir adım gibi geliyor bana. Eğer öyleyse kazanan AK Parti olur.


METİN AKPINAR, MÜJDAT GEZEN… OH BE!

MAHKEME koridorlarında görmek istemediğimiz iki isimdi Metin Akpınar ile Müjdat Gezen.

Kılıçdaroğlu’nun kardeşi ve sulandırma girişimi

Dün ikisi de beraat etti.

*

Haberi aldığımda ağzımdan çıkan şey şu oldu:

OH BE!

CHP’Lİ TEOMAN SANCAR NEDEN VE NASIL İSTİFA ETTİ

- Galiba bayağı bir alengirli işe karışmış durumda.

Galiba bir kaset falan olayı var.

Kılıçdaroğlu’nun kardeşi ve sulandırma girişimi

Galiba Ataşehir-Bodrum-Kuşadası üçgeni söz konusu.

Galiba danışman var işin içinde.

Galiba bir skandal var olayın ardında.

Galiba istifayı, “Skandal bize bulaşmasın” diye parti istedi.

*

Yani çok sinematografik bir istifa olayıyla karşı karşıyayız.

Durun bakalım, neler çıkacak altından.


HİÇBİR VİDEO BENİ BU DENLİ ÖFKELENDİRMEDİ

AFYON’da bir adam gidiyor çiğköfteciye...

Acısız çiğköfte istiyor.

Kılıçdaroğlu’nun kardeşi ve sulandırma girişimi

Sonra da gelen çiğköfte acısız değil diye tezgâhtaki çocuk yaşında çalışana en aşağılık bir şekilde saldırıyor.

Küfürler havada uçuşuyor.

Tekme tokat da...

O sırada gencin şu sesi duyuluyor:

“Abi acısız yapayım. Dur, sakin ol.”

*

Bu tür magandalık görüntülerini çok izledim. Hepsine çok öfkelendim.

Ama hiçbiri bu kadar öfkelendirmedi beni.

*

Bu magandaya verilecek her türlü ceza...

Yetime kaftan giydirmek gibi olacaktır.

*

Ceza verilirken şuna dikkat:

Çiğköftenin acısı ya da acısızlığı nedeniyle bile bu denli vahşileşebilen birinin toplum içinde dolaşması halk sağlığı açısından ne kadar güvenli acaba?


BEN ARTIK DİZİCİ OLDUM VE BAŞIMA ŞUNLAR GELDİ

- “Dur bir bölüm daha izleyeyim” diye tutturmalar...

*

- “Eyvah! Son sezona geldim. Şimdi ben ne izleyeceğim” diye dövünmeler...

*

- “Ben niye dizimi izlemek varken oyalanıyorum ki” diye söylenmeler...

*

- “İkinci sezon efsoydu” diye muhabbetlere dalmalar...

*

- Bir diziyi, bir başka diziyle kıyaslamalar...

*

- Dizideki oyuncularla ilgili bilgileri arayıp taramalar...

*

- İzlenen her bölümü hayatta elde edilmiş en büyük kâr saymalar...

*

- Bütün gün dizideki gelişmeleri merak ederek dolaşmalar...

*

- Dizi karakterleriyle akraba gibi olduğumu hissetmeler...

*

Off offf.... Of ki of.

X

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Hayatımın dilemması: Sinovac mı BioNtech mi?

“Geleneksel yöntemden şaşmayacaksın arkadaş” diyorlar.

Hop, başlıyor kalbim Sinovac diye atmaya.

*

“Yeni teknolojileri denemek lazım arkadaş” diyorlar.

Hop, bu sefer kalbim BioNtech diye atmaya başlıyor.

*

Bilmem kaç bin yıllık Çin kültüründen söz ediyorlar.

Hemen Sinovac’a ısınıyorum.

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku

Alerjiyi azdıralım Atatürk kabartmalı nişan verelim

28 Şubat sürecinde gazetelerde yapılan haberlere genelde şöyle başlanırdı:

 

“Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dedi ki...”

*

Saygı Öztürk’ün dünkü köşesinde gördüm ki...

O kalıp, şuna dönüşmüş:

*

“Adını açıklamayan bir yargı mensubu dedi ki...”

*

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Aşırı acıklı bir çaba: Enver’den yazarlık öğrenme çabası

Enver Aysever’in CHP’li belediyeleri söğüşlemesinin iki yöntemi var:

BİR: “Yazı akademisi” diye kurs düzenlemek.

*

İKİ: “Yazarlık atölyesi” diye yazarlık öğretmek.

Kısacası...

Enver’in iddiası, milletimize “Nasıl yazar olunur” dersleri vermek.

*

Tezgâh şöyle işliyor:

Yazının Devamını Oku

Kongreden ince çizgiler: Erbakan Hoca’nın hangi geleneği hayata geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en önemli yeri, yeni anayasayla ilgili bölümdü. Bütünleştiricilik, birleştiricilik, farklılıkları zenginlik olarak görme, tüm farklılıkların söz sahibi olması açısından...

Yedeklerin de asil olarak çalışacağını söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan... Erdoğan, bu yaklaşımıyla Erbakan Hoca’nın bir geleneğini ihya etmiş oldu. Erbakan Hoca, “Bizde asil-yedek olmaz, herkes asil gibi çalışır” derdi.

*

Kalabalık yine göze çarptı. Korona tedbirleri ile bu kalabalık arasında kurulan bağlantılar niye her defasında gözden ırak tutuluyor, anlamıyorum. Bu durumun toplumun önlemler konusunda şevkini kırdığı nasıl unutulur? Bu arada belirteyim: Bir ara Emine Erdoğan’ın sosyal mesafe kuralını hiçe sayanları uyardığını fark ettim.

Ahmet Arınç’ı babası Bülent Arınç’la... Mücahit Birinci’yi babası Yavuz Bahadıroğlu’yla... Tanımlamaya şiddetle karşıyım. Babalara vefa ve saygı esastır ama biricik şairimiz Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir.” Oğulları, babalarla tanımlamak, ne bileyim, biraz fazla feodal kaçıyor!

*

Ekranda izlerken bir ara Sadık Albayrak’ı gördüm kongre salonunda. Maskesi olduğu halde tanıdım. (Bu arada alakasız bir not: Gözlerden tanıyor insan... Maskeli olup da tanıyamadığım çok az insan oldu.) Bazı sitelerde “dünür” falan denilip geçiliyor Sadık Albayrak’la ilgili olarak. Hiç de öyle biri değildir kendisi. Aklıyla, fikriyle, yazıp çizdikleriyle yıllarını vermiştir bu siyasi çizgiye...

YENİ MKYK LİSTESİNDEN... SESLER, YÜZLER, SOKAKLAR

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Fakat sonra kafamda

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku

Finlandiya örneğiyle Enver’in ihalesini temize çıkarmak

İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i severim.

Kendisine karşı bir önyargım yok.

Hatta varsa bile önyargılarımın tümü pozitif.

*

Fakat şu kendi yandaşı Enver Aysever’e verdiği ihale konusunu izah ederken sergilediği tavrı, hiç mi hiç beğenmedim.

*

Söylediklerini dikkatle dinledim.

Yazının Devamını Oku

Biraz da bizim Enver semirsin

Enver Aysever diye bir “gazeteci/yazar” var.

Muhalif, solcu falan.

İzmir belediyesi, işte bu şahsın adresine teslim bir ihale düzenlemiş.

*

Nedir ihale?

Gelin, detaylarına bakalım:

*

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18 günlük bir “okuma-yazma ve yazarlık atölyesi” düzenlemeye karar vermiş.

Bunun için de ihaleye çıkmış.

Yazının Devamını Oku

Andımız

Danıştay’ın verdiği son kararla Andımız, okullarda okunmayacakmış.

“Andımız” tartışmasının üzerinden öyle uzun zaman geçti ki...

Siyasi pozisyonlar allak bullak oldu.

*

İşte tam da bu nedenle...

“Andımız” konusunda...

Siyasi partilerin konuşma zamanı.

*

Mesela

Yazının Devamını Oku

Torununa süt alamayan viskici Yıldız Teyze

CHP’nin bir toplantısında kürsüye çıkarmışlar Yıldız Teyze’yi...

Yürekleri dağlayan bir konuşma yapıyor teyzemiz. Diyor ki:

- Açım.

- Torunuma süt alamıyorum.

- Bir dilim ekmeğe muhtacım.

- Battaniyeye sarılarak yatıyorum.

- Gitsin artık bu Tayyip Erdoğan.

*

Dinleyenlerin gözleri yaşarıyor. Parti büyükleri, Yıldız Teyze’ye merhametli gözlerle bakıyorlar.

Yazının Devamını Oku