GeriAhmet HAKAN Kılıçdaroğlu istese Joe Biden olayını kolayca savuştururdu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kılıçdaroğlu istese Joe Biden olayını kolayca savuştururdu

Olay şöyle gelişti: Cumartesi günü öğleden sonra...

Joe Biden’ın 8 ay önce yaptığı açıklamalar, sosyal medyaya düşmeye başladı yavaş yavaş...

*

Ardından olay çarpan etkisiyle büyüdü.

Büyüdü, büyüdü, büyüdü.

Kılıçdaroğlu istese Joe Biden olayını kolayca savuştururdu

Bir fırtınaya dönüştü.

*

AK Parti açısından bulunmaz nimetti bu sözler.

*

Neden?

Çünkü AK Parti, çok uzun bir süredir şu iki tezi dillendiriyor:

- BİRİNCİ TEZ: Dış mihraklar, bilhassa Amerika iktidarımızı devirmek istiyor.

- İKİNCİ TEZ: Türkiye’de muhalefet milli değil, dış mihraklarla işbirliğine açık.

Joe Biden’ın açıklamaları, işte bu iki tezin de kanıtı gibiydi.

*

Cumartesi günü akşam sosyal medya, resmen bu tartışmayla “yıkılıyordu.”

*

İktidara yakın kesimler...

Bir yandan ABD’ye, bir yandan da muhalefete yükleniyorlardı.

*

Muhalefete yakın kesimler ise...

“Sekiz ay önce yapılan bir açıklama” ve “Bu AK Parti’nin işine yarar” cümlelerini devreye sokuyorlardı.

*

Tam da fırtına bu şekilde devam ederken...

İçimden şöyle dedim:

*

- Şu anda CHP Genel Merkezi’nden tüm haber merkezlerine “acil” kodlu bir davet gitse...

- “Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, saat 22.00’de ‘Haddini bil Joe Biden’ isimli bir basın toplantısı düzenleyecektir” dense...

- Kemal Kılıçdaroğlu, saat 22.00’de basın toplantısına çıksa...

- Konuyu oraya buraya hiç çekiştirmeden... Joe Biden denilen adama şöyle gürül gürül bir had bildirse...

*

Bekledim... Saat 17.00’de böyle bir davet yok.

Saat 18.00 yok... Saat 19.00... Saat 20.00... Yok, yok...

Saat 22.00 gelip geçti gözümün önünden... Basın toplantısı falan yok...

*

Bir zamanların çok meşhur bir sorusuydu:

AKP neden hep kazanıyor, CHP neden hep kaybediyor?

*

Anlattığım hikâye, bu sorunun en ama en önemli cevabıdır.


ÖZÜR DİLE VE OLAYI KAPAT ABDURRAHMAN DİLİPAK

ABDURRAHMAN Dilipak’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bile tepkisi çeken cümlelerini aynen alıntılıyorum:

*

“AK Parti içindeki AKP’liler, FETÖ’nün zihniyet ikizi gibi davranıyorlar. Hem uluslararası fonlarla destekleniyorlar, hem de kamu fonlarını kullanıyorlar. Malum ‘yeşil sermaye’ de bunlara sponsor olabiliyor. Koç kadar, Sabancı kadar, Eczacıbaşı kadar bizim ‘yeşil sermaye’, davasına sadakat gösterip, bu fahişelere ve onların türevlerine karşı seslerini yükseltebilecekler mi?”

*

Gelin, metin analizi yapalım:

Kılıçdaroğlu istese Joe Biden olayını kolayca savuştururdu

*

AK Parti içindeki AKP’liler vurgusu yapılıyor, hemen ardından bunların desteklendiği söyleniyor. Ardından da “bu fahişelere ve onların türevlerine” deniliyor. Gayet net yani.

Okuduğunu anlama kapasitesi en alt seviyede olan biri bile...

Dilipak’ın AK Partili bazı kadınlara “fahişe” dediği sonucunu çıkarır.

*

Günlerdir “Ben öyle demek istemedim” deyip duran ve bin dereden su getiren Dilipak, şimdi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık mektup yazmış.

*

Buradan kendisine sesleniyorum:

*

Özür dile Dilipak...

“Bir anlık öfkeme kapıldım” de... “Hiç tarzım olmayan tarzda bir şey yazdım” de... “Çok ayıp ettim” de... “Yazımı geri çekiyorum” de... “İncittiğim herkesten özür diliyorum” de...

*

Olursa ancak böyle olur. Başka türlüsü katiyen olmaz.


MİLLETÇE ATLADIK BU HABERİ

BIDEN’ın sözlerinin üzerinden sekiz ay geçmiş.

Ve bu sözler, sekiz ay sonra Türkiye’de gündem oldu, olabildi.

*

Bazıları “Sekiz ay önce söylenmiş sözler nasıl oluyor da bugün gündem oluyor” diye soruyorlar ve işin içinde bir hinlik arıyorlar.

*

Olay gayet basit.

Kılıçdaroğlu istese Joe Biden olayını kolayca savuştururdu

Milletçe atladık biz bu haberi...

*

Siyasetimiz topyekûn atladı... İktidarımız atladı... Muhalefetimiz atladı... Basınımız atladı... Televizyonlarımız atladı... Sosyal medyamız atladı...

Hepimiz ama hepimiz atladık. Hem de utanç verici şekilde atladık.

*

Bu atlama işini hiç hesaba katmadan “İktidar elinde tutuyordu, vakti geldiğinde gündeme soktu” diyenler var.

Böyle diyenlerin şuna diyecek bir şeyleri var mı acaba:

*

Kamuya açık bir demeçti bu. Hadi iktidar elinde tutup bekletiyordu diyelim... E peki iktidar dışı unsurların eli armut mu topluyordu?


SARIGÜL NEDEN PARTİ KURUYOR OLABİLİR?

İSTANBUL’a başkan olmak istedi. Olamadı.

“Benim ne güzel Şişli’m vardı, hiç değilse o yeniden benim olsun” dedi. Son seçimde tam bir şok yaşadı.

Ve böylece “koca Sarıgül”, bir anda kendisini siyaset denkleminin tamamen dışına itilmiş olarak buldu.

Bir iddiası kalmamıştı.

Adım atacak bir hali yoktu.

Kılıçdaroğlu istese Joe Biden olayını kolayca savuştururdu

Bir nevi zorunlu erken emeklilik gibi bir şey.

*

Önünde iki seçenek vardı Sarıgül’ün:

Ya kendisini cemiyet hayatının içinde eritecekti, ya da “Ben de bir parti kurayım, belki karambolde bana da bir şeyler düşer” diyerek parti kuracaktı. İkincisini tercih etti.

*

Sarıgül’ü bu tercihe iten en önemli etkenin Davutoğlu ve Babacan olduğunu düşünüyorum.

*

Baksanıza, her iki isim de anketlerde “diğerleri” bölümünde yer almalarına rağmen siyasetin ciddi aktörleri oldular.


İMRENİYORUM

ELEKTRİKLİ araba sahibi olanlara... Güneri Cıvaoğlu’nun hayatına... Her an çıplak ayakla toprağa basma imkânı bulanlara... Bülent Ersoy’un lahmacunla kurduğu büyülü ilişkiye... Mutfakta harikalar yaratan adamlara... Her daim kendisini mutlu hissettiğinin altını çizmeye gayret eden Gülben Ergen kafasına... Bu devirde hâlâ sevdiğine akrostişle şiir yazana... Beethoven ile Neşet Ertaş’ı aynı potada eritene...

Kılıçdaroğlu istese Joe Biden olayını kolayca savuştururdu

FENA HALDE İMRENİYORUM.

X

‘Sezai Temelli’li, HDP’li, İmralılı falan bir fıkra

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu şöyle demiş:

“İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz.”

*

Tam “Şahane bir yaklaşım, güzel bir öneri” diyerek üzerine atlayacaktım ki...

“Küt” diye bir cevap geldi HDP’den.

*

HDP adına açıklama yapan isim Sezai Temelli.

Dediği şu:

*

Yazının Devamını Oku

Selçuk Bayraktar nasıl oluyor da kutuplaşma belasını yıkıp geçiyor

Geçenlerde Tarafsız Bölge’de konuğumuz oldu Selçuk Bayraktar. Çok izlendi, çok ilgi gördü, çok dikkat çekti program.

Alışılmışın dışına çıkan bir yönü de şu oldu: Türkiye’deki bütün dünyalara seslendi. Türkiye’deki mevcut kutuplaşma bloklarını yıkıp geçti. Peki ama Selçuk Bayraktar, neden birbiriyle taban tabana zıt kutupların ortak bileşkesi haline gelebiliyor? Hangi yönleriyle Türkiye’deki mevcut kutuplaşma bloklarını yıkıp geçebiliyor? Bu sorulara benim verebildiğim cevaplar şunlar:



*

Çünkü Selçuk Bayraktar...

Neredeyse iki yüz yıldır genlerimize işlemiş olan “Biz yapamayız” algısını darmadağın ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ali Erbaş’tan mesaj var: Ben de günaydın derim

Telefonuma bir mesaj geldi.

Baktım:

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan gelen bir mesaj...

*

Mesajı noktasına, virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum:



Yazının Devamını Oku

Sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun Ali Erbaş Bey

“Günaydın” demeyecekmişiz.

Çünkü...

“Cahiliye dönemi”nde “Sabahınız hayat olsun” diye selamlama yapılırmış.

“Günaydın” da biraz buna benziyormuş.

*

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın iki yıl önce yazdığı kitapta geçiyormuş bu ifadeler.

*

Rahmetli babam, öfkelendiğinde ve ne diyeceğini bilemediği durumlarda hep şöyle derdi:

“Allahumme meassabirin!”

Yazının Devamını Oku

Resul Tosun’un çıkardığı yapay laiklik tartışması

1990’larda “Laiklik elden gidiyor” denilerek...

Yapay bir laiklik tartışması başlatıldı.

*

Amaç:

Refah Partisi’ni köşeye sıkıştırmaktı.

2021 yılının eylül ayındayız.

Ve yine “laiklik tartışması” yapıyoruz.

*

Yazının Devamını Oku

Önceki Ziya Selçuk... Sonraki Ziya Selçuk...

Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı görevini bıraktıktan sonra yeni bir imaj yapmış.

Önceki hali ile sonraki hali arasında bir mukayese çalışması yaptım:

*

- Öncesinde aşırı resmiyet var, sonrasında jantilik.

*

- Öncesinde omuzlarda okul yükü var, sonrasında yük atılmış.

*

- Öncesinde intizam var, sonrasında ihmal edilmiş şıklık.

*

Yazının Devamını Oku

“12 Eylül İslamcılığa yol verdi” diye bir balon

Dün 12 Eylül’ün yıldönümüydü ya...

Şöyle bir baktım ve gördüm ki...

O meşhur “Türkiye’de İslamcılığın yükselişi, 12 Eylül sayesinde gerçekleşti” balonu yine havalandırılıyor.

*

Gelin, bu balona iğne batırmayı deneyelim:

*

Evet, doğrudur.

12 Eylül, “biraz Müslümanlık” istemiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Yılmaz Güney denince hangisi aklımıza gelecek?

Yılmaz Güney’in iki yönü var.

 

Bir yönünde...

Bir hâkimi öldürmüş, sevdiği kadının kafasının üstüne bardak koyup nişan almış, alkollü araç kullanarak bir çocuğun ölümüne neden olmuş... Kısacası şiddete meyyal maço bir adam var.

*

Bir yönünde ise...

Türk sinemasının yüz akı sayılabilecek filmler çekmiş, uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiş, sinemanın yıldızı bir sanatçı var.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Edremit’in düşman işgalinden kurtuluş törenlerinde, “Kara çarşaftan kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş kadın” müsameresi yapılmış.

Çok saçma! Çok komik!

Çok kibirli! Çok tatsız!



Çok anlamsız! Çok ilkel!

Çok gereksiz! Çok bayat!

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun açıklaması ne anlama geliyor

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için şu açıklamayı yaptı:

“Ben şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım. Bu durumda bana düşen belediye başkanlığını en iyi şekilde yapmak. Şu an benim aklımdan geçen ve amacım, İstanbul’da görevini en iyi yapan bir belediye başkanı olmaktır. Dahası hedefim, İstanbul’da tarihin en başarılı belediye başkanı olmaktır, daha ötesi yok.”

Bu açıklamadan ben şu dört sonucu çıkardım:

*

BİR: Meral Akşener, İmamoğlu’nu övünce, “Akşener, İmamoğlu kartını masaya sürdü” yorumları yapılmıştı. İmamoğlu, bu kıskaçtan kendini kurtarmak istiyor.

*

İKİ: İmamoğlu, bu açıklamayla Kemal Kılıçdaroğlu’na “Ben senin önünde engel olmam, sen adaysan benim bir çıkışım olmaz” mesajı veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş’in takdir kazanmasının tek yolu: Para mara düşünmeden istifayı basmasıdır

Şenol Güneş’in son hezimetten sonra “İstifa ediyorum” dememesinin, diyememesinin nedeni şu:

Gönderilirse... Kendisine yüklü miktarda tazminat ödenecek.

*

İstifa ederse... Yüklü miktardaki tazminatını alamadan gitmiş olacak.

İşte tam da bu nedenle “Başarısızlık bana aittir” demesine rağmen...

Bırakıp gitmiyor, gidemiyor.

*

Şenol Güneş

Yazının Devamını Oku

En etkili muhalefet partisi: Pahalılık

İktidara yakın gazeteciler, günlerdir uyarıyorlar:

“Hayat pahalılığına bir çözüm bulunmalı. Marketler ateş pahası. Fiyatlar katlanarak artıyor. Vatandaşın tek derdi bu. Büyüme rakamları güzel ama kimse büyümeye bakmaz. Önümüzdeki seçimi kazanmak için bu soruna acil çözüm bulunmalı.”

*

Çok doğru, çok haklı, çok önemli uyarılar bunlar.



*

Yazının Devamını Oku

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Hürriyet’ten Fevzi ile Selçuk, Kabil’de bir gösteriye denk geldi.

Fevzi notları geçti:

*

50’ye yakın kadın, Taliban karşıtı gösteri yapıyor. Silahlı Taliban milisleri, durumdan hoşnut değil. Göstericileri dağıtmaya çalışıyorlar. Fakat kadınlar, milim kıpırdamadan gösterilerine devam ediyor. Ta ki Taliban şiddeti ortaya çıkıncaya kadar.

*



Yazının Devamını Oku

Aşı karşıtlarının mitinginde açılması gereken pankart

11 Eylül’te Maltepe’de miting var.

Mitingi aşı karşıtları düzenliyor.

Abdurrahman Dilipak da konuşmacılar arasında.

*

Bu mitingde...

Devasa bir pankart açmak lazım.

Üzerine dev harflerle şunlar yazan bir pankart:

*

-

Yazının Devamını Oku

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Afgan mültecilerin Türkiye’ye gelme endişesi üzerine...

Bizim memlekette bazıları, “Taliban kafalı tipler geliyor, eyvah bunlar bizi Talibanlaştıracak” diye telaşlanıyorlar.

*

Ben hayatımda bu kadar özgüvensiz bir yaklaşım görmedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki!

*

Afganistan’dan buraya gelenlerin tümü Taliban zihniyetli olsa bile bir şey olmaz.

*

Olsa olsa şöyle şeyler olur:

Yazının Devamını Oku

Faşist olduğu kadar müptezelmiş de

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bir anısını paylaşmış.

Tesettürlü bir hanım, Tanju Özcan’a “Başkanım benim bebeğim olmuyor, yardımcı olur musunuz?” demiş. Tanju Özcan da tüp bebekle ilgili bu gayet masum yardım talebini, son derece münasebetsizce yorumlayıp “Hanımefendi, ben size nasıl yardımcı olabilirim?” diye cevaplamış.

Tanju Özcan’ın bu anısını, “Biraz da gülelim eğlenelim” diye anlatması ise işin en mide bulandırıcı tarafı.

*

“Ülkemde mülteci istemiyorum” tavrını, “Mülteciye su bile yok” noktasına kadar taşıyan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a şöyle seslenmek isterim:

*

“Faşist olduğunuz kadar müptezelmişsiniz de...”

İZMİR MARŞI’NI BİLE KUTUPLAŞMA KONUSU HALİNE GETİRMEK

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki 30 Ağustos hutbesi için bir ikaz

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum:

 

Bir sonraki 30 Ağustos’ta...

- Ya 30 Ağustos konulu hutbe okutmayın.

- Ya da okuttuğunuz hutbede Atatürk’e yer verin.

*

Çünkü Atatürksüz 30 Ağustos...

- Alparslansız Malazgirt gibidir.

- Osman Beysiz

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin ruh hali iyi değil, hiç iyi değil

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet partisinin liderine yönelik sergilenen apaçık bir nezaketsizlik karşısında hepimiz ortaklaşıp “Bu bir nezaketsizliktir” diyemiyoruz.

*

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet lideri, bir yalan haber üzerinden iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor. Ve o lider, haberin yalan çıkmasını hiç mesele etmiyor.

*

Artık Türkiye’de...

Şeytanlaştırma tek taraflı işleyen bir mekanizma değil. Bütün taraflar, birbirlerini şeytanlaştırıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Yıllık iznin bir bölümü

“Yazarımız, yıllık izninin bir bölümünü kullanmak üzere yazılarına ara vermiştir.”

Klasik köşe yazarlığının en klişeleşmiş cümlelerinden biridir bu.

*

Eski üstatlarımız, nedense yıllık izinlerinin tamamını asla kullanmazlardı.

Mutlaka “bir bölümünü” kullanırlardı.

*

“Üstatlara saygı” adına...

Ben de bu klişeyi kullanarak...

Yazılara kısa bir süre ara veriyorum.

Yazının Devamını Oku

Şairi bile nobranlaştıran milletvekilliği koltuğu

Bir arkadaşım vardı.

Şiir yazardı. Şairdi yani.

Siyasete girdi. Milletvekili oldu.

*

Hiç unutmuyorum:

Bir sohbet sırasında bir trafik polisiyle yaşadığı bir olayı anlatmıştı.


Yazının Devamını Oku