GeriAhmet HAKAN Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

Fakat sonra kafamda tam dört adet soru belirdi.

Hak verdim, sordum.

Hak verdim, sordum.

Hak verdim, sordum.

Hak verdim, sordum.

*

İzin verirse Kemal Kılıçdaroğlu’na...

Hak verdikçe kafamda beliren o dört soruyu, buradan sormak istiyorum:

*

SORU BİR: Doğrudur... Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. İyi ama dağa çıkmış birtakım silahlı adamlarla arasına mesafe koyma konusunda sorunlu siyasi partiler de demokrasinin vazgeçilmez unsurları mıdır?

*

SORU İKİ: Doğrudur... Her partinin kendine göre siyasi, toplumsal, ekonomik görüşleri vardır. İyi ama bazı partilerin, sırtını dağlardaki silahlı adamlara dayama hak ve özgürlükleri olabilir mi?

*

SORU ÜÇ: Doğrudur... Halkın desteğini alan parti yaşar. İyi ama Avrupa’nın birçok ülkesinde halkın desteğini aldıkları halde kapatılan, iktidara getirilmeyen partiler var. Onlara ne buyurulur?

*

SORU DÖRT: Doğrudur... Siyasi partileri kapatmaktan vazgeçmeliyiz. İyi ama bazı siyasi partilerin de dağlara yaslanarak siyaset yapmaktan vazgeçmesi gerekmez mi? Vazgeçmezlerse ne yapacağız?

SEN NE RİYAKÂR BİR ÂLEMSİN BE HEY MEDENİ ÂLEM

REFAH ve Fazilet’in kapatılmasıyla HDP ve öncüllerinin kapatılması arasında bir fark yok mu?

*

Tabii ki var.

Hem de devasa bir fark var.

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

Refah ve Fazilet için hazırlanan iddianamelerin içinde...

Bir tane bile terör, bir tane bile silah, bir tane bile örgüt, bir tane bile şiddet, bir tane bile bomba, bir tane bile cinayet kelimesi geçmiyordu.

*

Buna rağmen...

Amerika’sından Avrupa’sına bütün medeni âlem...

“Demokrasinin kendini savunma hakkı vardır” falan diye...

Refah ve Fazilet’in kapatılmasına destek çıkmıştı.

*

Aynı medeni âlem...

HDP konusunda ise...

“Olmaz böyle şey” diyor.

*

Sen ne riyakâr, sen ne çifte standartçı, sen ne ilkesiz bir âlemmişsin be hey medeni âlem!

ANDIMIZ ÇARPAR

TÜRKİYE’nin gündeminde şu anda üç konu var:

BİR: HDP için açılan kapatma davası.

İKİ: Ömer Faruk Gergerlioğlu olayı.

ÜÇ: Andımız meselesi.

*

Peki bu üç gündemden hangisi...

Siyaseti çarptı? Siyasi pozisyonları allak bullak etti?

*

Net cevap veriyorum:

*

ANDIMIZ!

*

MHP Lideri Bahçeli’nin dediği gibi Andımız, resmen pimi çekilen bomba tesiri yaptı siyasette:

*

Millet ittifakının olası paydaşlarından Babacan ve Davutoğlu’na neredeyse “İttifak dışısın” denecek bir durum oluştu. Cumhur ittifakında AK Parti konuya hiç girmezken MHP gürül gürül girdi. Bunlar su yüzüne çıkanlar. Bir de çıkmayanlar var. Konuyu yorumlamayanlar, es geçenler, ölü taklidi yapanlar falan.

*

Sihirli, tuhaf, acayip bir şey var ANDIMIZ’da.

Çarpıyor resmen!

CİHANGİR İSLAM’I SADECE ÖZÜR KURTARABİLİR

CHP’ye transfer olan Cihangir İslam...

Çok janti, çok entel, çok nazik, çok medeni bir izlenim veriyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

Ancak geçmişte paylaştığı mesajlara ve yaptığı açıklamalara bakınca...

Tam tersi bir izlenim çıkıyor.

*

Sekiz sene önce Anıtkabir için söyledikleri... Ne kadar çirkin, ne kadar kaba, ne kadar saygısız!

*

İki yıl önce Andımız için söyledikleri ise... Apaçık hakaret içeriyor.

*

Ben Cihangir Bey’e “Düşünceleriniz değişmiş olabilir. Ama bize bu değişimin öyküsünü anlatmalısınız” falan demiştim.

*

Vazgeçtim bundan.

Çünkü Cihangir Bey, düşüncelerini ortaya koymamış, saygısızlık yapmış.

*

Ben artık Cihangir Bey’den...

Bu kaba, bu nobran, bu nezaketsiz yaklaşımları nedeniyle...

Tüm kamuoyundan şöyle kocaman bir özür dilemesini bekliyorum.

X

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku

Cenap Şahabettin, Ali Edizer’i tanısaydı

Ali Edizer diye bir doktor var.

Daha önce yaptığı çeşitli densizlikler ve izansızlıklar yüzünden “olay adam” haline gelmiş, hatta GATA’daki görevine son verilmişti.

*

Fakat adam rahat durmuyor abi!

Densizliğe, izansızlığa, abuk sabukluğa devam ediyor.

*

Ne dediğini yazmaya bile tenezzül etmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Ne yaptınız İlhan Bey

CHP, ne güzel bir şey tutturmuştu!

“128 milyar dolar nerede” diye...

*

128 milyar doların hortumlandığı algısı yaratılıyordu.

Ve bu algı, zihinlere kazınıyordu.

*

İşgüzar kamu görevlileri, asılan pankartları polis ve zabıta marifetiyle anında engelleyerek...

Yazının Devamını Oku

Danimarka çok medeni ülke şekerim

Hop şöyle cümleler yükselir sağımızdan, solumuzdan:

 

- Norveç çok medeni ülke şekerim... Başbakan’a ceza kesiliyor.

*

- Danimarka acayip modern bir ülke şekerim... Başbakanı cam siliyor.

*

- İsviçre çok uygar şekerim. Cumhurbaşkanı bisikletle işe gidiyor.

*

Hep özeniriz, hep gıpta ederiz bu ülkelere.

Yazının Devamını Oku

Kanal İstanbul’un Montrö ile alakası

“Kanal İstanbul, Montrö’yü etkiler mi?” diye soru var ortada.

Geçen akşam Tarafsız Bölge’de işte bu soruyu sordum uluslararası hukuk alanında uzman bir isim olan Prof. Dr. Selami Kuran’a.

Selami Hoca...

Canlı yayında... Kalktı ayağa... Eline bir çubuk aldı... Ve başladı harita üzerinden anlatmaya.

“Yeni başlayanlar için 10 dakikalık bir Montrö dersi” gibi bir şeydi yaptığı.

Net, sarih, anlaşılır ve basit bir şekilde anlattı mevzuyu.

*

Sonucu açıklıyorum:

Yazının Devamını Oku

Erkan Oğur’a yapılan yobazlığın ta kendisidir

İflah olmaz bir türkü severim ben.

Ama yüzyılların izini taşıyan türküleri severim. Çağlar ötesinden gelip bizi tam kalbimizden yakalayanları... İlk söyleyeni belirsiz anonimleri... Sözleri gayet basit ama bir o kadar da derinlikli olanları...

İşte bu yüzden “Ben bir türkü sözü yazdım, üstelik de besteledim” diye ortaya çıkanlara karşı hep mesafeli olmuşumdur. Çünkü bu tür iddialardan genellikle yapay sonuçlar çıkar.

*

İbrahim Kalın’ın sözü ve müziği kendisine ait olan ‘Hiç Oldum’ adlı bir türküyü seslendirdiğini duyunca...

“Eyvah” dedim.

Ve bin türlü önyargıyla açıp dinledim türküyü.

*

Yazının Devamını Oku

Nalet olsun içindeki magandaya

Mustafa Üstündağ adlı oyuncu, Bodrum’da rallicilerin ödül törenini basmış.

Küfürler, kıyametler, vurmalar, kırmalar, saldırganlıklar, silahlar falan...

*

Ralli bu ya ralli!

Rallideki hangi anlaşmazlık, böylesine kontrolsüz bir öfkeye yol açabilir ki?

Rallideki hangi ihtilaf, böylesine bir sokak çocuğu kavgasını tetikleyebilir ki?


Yazının Devamını Oku

Orhan Pamuk romanında Atatürk’le alay mı ediyor?

Orhan Pamuk’un son romanı “Veba Geceleri” ile ilgili bir tartışma çıkmış durumda.

İddiaya göre:

Orhan Pamuk, romanında Atatürk’le alay ediyor!

*

İnceleme ve araştırmalarımın sonuçlarını aktarıyorum:

*

“Veba Geceleri” romanında bir “Kolağası Kâmil” var.

Yazının Devamını Oku