Kayyım kısırdöngüsü

KAYYIM olayı bir kısırdöngüye dönmüş durumda.

Şöyle bir kısırdöngü:

*

Halk oyunu verir/HDP’liler başkan seçilir/Devlet görevden alır/Kayyımlar atanır/Halk oyunu verir/HDP’liler başkan seçilir/Devlet görevden alır/Kayyımlar atanır/Halk oyunu verir/HDP’liler başkan seçilir/Devlet görevden alır/Kayyımlar atanır...

*

Oysa... Oysa... Oysa...

Kendi kendini hapsetmektir kısırdöngü.

Nafile bir çemberin içinde debelenmektir kısırdöngü.

Amaca ulaştırmayan bir dairedir kısırdöngü.

Boşu boşuna bir dönüp durmadır kısırdöngü.

Hiçbir yararı olmayan bir tekrardır kısırdöngü.

*

Peki ne yapmalı? Peki nasıl yapmalı?

*

- Hem HDP’nin yapıp ettiklerine ve bağlantılarına acizce teslim olmamak...

- Hem de böylesi bir kısırdöngünün içine girmemek...

İktidarın görevi işte tam da budur!

 

KAYYIM SAFLAŞMASI

KAYYIMCILAR:

Uygulamaya imza atan parti olarak AK PARTİ.

Uygulamanın baş destekçisi olarak MHP.

Uygulamacılardan bile daha uygulamacı olarak VATAN PARTİSİ.

*

KAYYIM KARŞITLARI:

Uygulamanın hedefi olarak HDP.

En net ve en sert tepkiyi gösteren parti olarak CHP.

Uygulamaya karşı çıkarak SAADET PARTİSİ.

Uygulama karşıtı açıklama yaparak AHMET DAVUTOĞLU.

Babacan’ın arkasındaki isim olarak ABDULLAH GÜL.

*

KAYYIM SESSİZLERİ:

Uygulama hakkında pek bir şey söyleyememeye gayret eden olarak İYİ PARTİ.

*

BU SAFLAŞMANIN ACABALARI:

İYİ Parti, ‘millet ittifakı’nı terk edebilir mi acaba?

Babacan ve Davutoğlu, İYİ Parti’nin yerini alabilir mi acaba?

CHP’nin HDP konusundaki ürkekliği tamamen sona erer mi acaba?

CHP ve HDP arasında deklare edilmiş bir ittifak olur mu acaba?

 

İLAHİ ABDULLAH GÜL

Kayyım kısırdöngüsü

KAYYIM olayıyla ilgili olarak şöyle dedi Abdullah Gül:

“Daha yeni seçilmiş belediye başkanlarının ‘bu şekilde’ görevden alınmaları demokrasimiz için doğru olmamıştır”.

Soruyorum Gül’e:

*

Mesele daha yeni seçilmelerinde mi? Biraz zaman geçse de öyle mi görevden alsalardı?

*

“Bu şekilde” görevden alma doğru olmadıysa “Hangi şekilde” görevden alma doğru olabilirdi?

 

EKREM BEY TARAFTARLARINDA HAYALLER BİR BİR KIRILIRKEN

SEL felaketi olup bittikten sonra Bodrum’daki tatilini yarıda kesip İstanbul’a gelen ve üstüne giydiği afet yelekleriyle hızlı bir inceleme/araştırma gezisine çıkan Ekrem Bey’in yeniden Bodrum’daki tatiline döndüğünü işittiğimde...

Kayyım kısırdöngüsü

Yok canım... Yalan haberdir bu... Üfürmedir... O kadar da değildir... Palavradır... AK Partililerin uydurmasıdır... Trollerin kampanyasıdır...” falan dedim.

*

Fakat heyhat! Doğruymuş haber.

Palavra, üfürme falan değilmiş.

Gerçekten de Ekrem Bey, bir buçuk günlük İstanbul mesaisinin hemen ardından Bodrum’daki tatiline koşmuş.

*

Şöyle bir baktım tepkilere...

Umutlarını Ekrem Bey’e bağlamış olan, Ekrem Bey’e tek harf bile söylenmesi karşısında deliye dönen, Ekrem Bey’in gülüşüne bile kurban olacaklarını haykıran tipler bile...

“Biri Ekrem başkanımıza büyü mü yaptı acaba? Bu gidiş gidiş değil... Ekrem başkanımızın kendisine gelmesi şart... Bu ne tatil aşkı böyle... Madem Bodrum’a bu kadar meraklıydı Bodrum’a belediye başkanı olsaydı...” falan demeye başlamış durumdalar.

*

Size bir şey söyleyeyim mi? Bitirecekse işte bu hayal kırıklığı bitirecek Ekrem Bey’i.

 

BODRUM’DAKİ İNŞAATI YAPAN  NE DİYOR?

BODRUM’daki inşaatı yapan eski ATO Başkanı Salih Bezci diyor ki:

“Biz kaçak inşaat yapmadık. Bodrum Belediyesi’nden yapı ruhsatlarımızı aldık. İtirazlar üzerine konu yargıya taşındı, yargı lehimize karar verdi”.

*

Adam haklı. Ruhsatı veren belediye, lehte karar veren yargı olunca... Adam da tabii ki böyle der.

*

Bir de şöyle bir beyanı var Salih Bezci’nin:

“Kaba inşaat nedeniyle yapılaşma yoğun gibi görünüyor. Dört bir ağaç dikince, peyzaj düzenlemesi yapınca... Görüntü farklı olacak”.

*

O kaba mı kaba inşaatını kabalığını örtmeye dört bin ağaç, peyzaj falan yeter mi? Bilmiyorum, bilemiyorum.

 

YENİ BİR YERE GİTTİĞİMDE GEÇİRDİĞİM ÜÇ AŞAMA

- BİRİNCİ AŞAMA: “Ne yapacağım ben burada? Niye keyfimi bozup buraya geldim ki? Burada vakit geçer mi? Eyvah! Rutinim bozulacak! Keşke gelmeseydim” falan diyerek aşırı yadırgama aşaması...

- İKİNCİ AŞAMA: “Ne iyi yapmı??m da gelmi?im... Buras? ?ahane yahu! Rutinimi bozmak amma da iyi geldi ha! Ben buraya yerle?irim abi... Dur, gidip arazi bakay?m buralarda? falan diyerek şım da gelmişim... Burası şahane yahu! Rutinimi bozmak amma da iyi geldi ha! Ben buraya yerleşirim abi... Dur, gidip arazi bakayım buralarda” falan diyerek aşırı benimseme aşaması...

- ÜÇÜNCÜ AŞAMA: “Yeter... Ben sıkıldım buradan... Bunaldım... Kuş sesleri, dalga sesleri bile basmaya başladı... Benim hemen eve dönmem lazım... Kaç Ahmet kaç... Kaç oğlum” falan diyerek vınlama arzusuyla dolma aşaması...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor”

Yazının Devamını Oku

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi palyaçoluk yeri değildir

Gençler pek bilmez:

 

Eskiden darbeler şu iki parolayla “Geliyorum” derdi:

*

- BİR: Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor.

*

- İKİ: Genç subaylar rahatsız.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Peki, iyi tamam... Sunmayın halkoyuna

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*



Yazının Devamını Oku

Hiç utanmadan üstleniyorlar

Yangınlar çıktı.

- Börtü böcek, kurt kuş yandı.

- Ağaçlar kavruldu, yeşiller gri oldu.

- Doğayı simsiyah bir duman kapladı.

- Evler, ocaklar söndü.

*

“Ateşin Çocukları” adlı PKK’nın alçaklar sürüsü...

Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Tarikatçıların devlette görev almasına dair

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Yazının Devamını Oku

GATA’nın meczubuna dair

Adı Ali Edizer...

GATA’da başhekim yardımcısı... Yaptığı paylaşımlar nedeniyle görevden alındı... Adam herkesin dilinde... Ben de şöyle bir baktım paylaşımlarına... Çok ilginç bir portre var karşımızda... Şöyle bir portre:

*

Adam, tam bir magazin düşkünü.

Ajda Pekkan’ın aşklarından falan söz ediyor.

*

Adam, tam kadın öfkesine maruz kalabilecek bir tip.

Eşini aldatan erkeklere, ikinci/üçüncü eş almayı öneriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Ayıptır ayıp

Bir sosyal medya hesabı var.

Palavracı bir hesap. Her tarafından pislik akıyor. Küfürler, hakaretler, kabalıklar, çirkinlikler falan.

*

Bu hesabın işi gücü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yalanlar uydurmak.



“Ali Erbaş şöyle dedi”

Yazının Devamını Oku

Bir Paşinyan ağlıyor gözleri yaşlı

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.



*

Yazının Devamını Oku

300 cihatçı palavrası 300 Spartalı’dan esinlenme mi?

Azerbaycan’a 300 cihatçı gitmiş.

 

Batı basını bunu yazıyor. Macron bunu söylüyor. İçimizden bazıları da buna sarılıyor.

*

“300 cihatçı gitti... Türkiye gönderdi...” deyip duruyorlar.



Yazının Devamını Oku

Hasta sayısı vaka sayısı meselesine dair

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarını dikkatle dinledim.

Bakan Fahrettin Koca...

Semptom göstermeyenlerin hasta sayılmayacağını, bu nedenle 28 Temmuz’dan beri günlük veri tablosunda yer almadıklarını söylüyor.

*

Semptom göstermeyenleri “hasta” saymamak mümkün.

Çünkü semptom göstermeyenler hem sağlık sistemimize yük olmuyorlar, hem de gerçekten “hasta” özelliği taşımıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şurada:

Yazının Devamını Oku

İslam cumhuriyeti değil kolpacılık cumhuriyeti

Ermenistan...

- Haksız.

- İşgalci.

- Saldırgan.

*

Azerbaycan ise...

- Haklı.

- İşgale uğramış.

- Saldırıya cevap veriyor.

Yazının Devamını Oku

Mazlum Azerbaycan’ın yanındayım

Bir Azerbaycan duyarlılığım yoktu benim eskiden.

 

Bakü’ye son gittiğimde oluştu bu duyarlılık bende.

Dükkânlarında alışveriş yaptım, sokaklarında dolaştım, insanlarıyla konuştum, havasını kokladım.

*

Ve şunu fark ettim:


Yazının Devamını Oku

İki adam ve yapılması gereken iki şey

Birinci adam... Dar paçalı maganda

ÜSTÜ açık arabasını yol kenarına çekmiş. Arabanın önüne oturmuş. Mehter Marşı’nı açmış. Silahı ateşliyor. Silah ateşlenirken de arabada bayrak beliriyor.



*

Bu dar paça pantolonlu magandayla ilgili yapılabilecek iki şey var:

*

Yazının Devamını Oku