GeriAhmet HAKAN Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

- Hem son açılmayla nefes alan işletmeler, iyice nefessiz kalmamış olurlar.

- Hem de tercihlere daha fazla saygı ve itina gösterilmiş olur.

*

Önerim şu:

Saat 19.00’daki kapanma uygulaması, ramazanda da devam etsin. Ramazanda tüm lokanta ve kafeler için tam kapanma zorunluluğu olmasın.

*

Çünkü 19.00 kapanması, zaten toplu iftar buluşmalarının önünü büyük ölçüde kesiyor, iftarlardaki olası yığılmayı önlüyor.

*

Türkiye’de oruç ibadeti, gerçekten çok yaygın... Oruç tutanların sayısı her zaman fazla olur ülkemizde. Bu yüzden bazı lokanta ve kafeler, ramazan boyunca işyerlerini, kendi kararlarıyla kapatırlar. Ama açık olmayı tercih edecek lokanta ve kafeler de olacaktır. Onlara “Sen de kapatacaksın” denmemeli.

*

Ayrıca oruç tutmamayı tercih eden vatandaşlarımız da var.

Onlar açısından da bu kararın gözden geçirilmesi yararlı olur. Aksi takdirde “Oruç tutanlar iftarlarını lokantalarda yapamıyor, siz de kafe ve lokantalara gitmeyin” türü bir yaklaşım ortaya konmuş olur.

*

“Paket servis açık” diyecek olanlara ise sadece şunu hatırlatmak isterim: Paket servis, sektörün ancak çok ama çok az bir kısmını karşılayabiliyor.


GÜZEL ŞEYLER DE OLUYOR

- Şeyma Subaşı, eskisi kadar elektrik yaratamıyor.

*

- Deizm, eski ilginçliğini kaybetti ve gayet sıradanlaştı.

*

- Artık kimse içindeki çocuktan söz etmiyor.


CANAN KARATAY’IN TÜKENİŞİ

PANDEMİ henüz Türkiye’ye gelmemişken...

Kendinden gayet emin bir şekilde şöyle diyordu ekranda Canan Karatay:

*

“İsrail’de hiç aşı yapılmaz. Siz hiç duydunuz mu İsrail’de aşı yapıldığını.”

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

*

Ve bugün: İsrail, dünyada aşılanmayı en başarıyla uygulayan ülke.

*

Şimdi Canan Karatay’ın o eski sözleri dolaştırılıyor ortalıkta...

Canan Karatay’ın itibarı, pandemiyle birlikte hayli yara almıştı. Doğru olmadığı kanıtlanmış bir bilgiyi, bu denli kendinden emin şekilde söylemesi ise... Tükenişini getirdi.


GALİBA BİZİ SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI KURTARACAK

42 bin, 45 bin...

Böyle gidiyor rakamlar.

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

*

Ben aşıdan falan da umudu kestim.

Bu gidişle hepimiz korona olacağız.

Ve bizi sürü bağışıklığı kurtaracak.


ERBAKAN HOCA TAM BİR DEVLET ADAMIYDI ÖYLE Mİ?

ERBAKAN’ın Refah Partisi, kapatılmıştı.

Erbakan Hoca’nın yapacağı açıklama merakla bekleniyordu.

Ve Hoca çıkıp aşağı yukarı şöyle şeyler söylüyordu:

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

*

“Sakin olalım. Katılmasak da Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyacağız. Kurumlar önemlidir. Milletimizin dirliği önemlidir.”

*

Yıllar yıllar önce söylenmiş bu sözleri yeni keşfeden bazıları...

Erbakan Hoca tam bir devlet adamı. İşte budur! Adamın kurumlara saygısına bak” diye Erbakan övgüsü yapıyorlar.

*

Erbakan’ın o konuşmayı yaptığı günlerde...

Yazılan makalelere, atılan manşetlere, yapılan açıklamalara bir bakın.

Hiçbirinde “Yahu Erbakan da amma olgun adammış ha!” falan diye tek bir harf bulamazsınız.

Peki ya ne bulursunuz?

“Refah kapatıldı, çok güzel oldu, iyi oldu, oh oldu” falan türü danslar.

*

Sanki kibarlığın, temiz üslubun, kurumlara saygının kıymetini bilirlermiş gibi şimdi utanmadan “Erbakan da bir başkaydı canım” demeleri yok mu?

Fena halde kafamın tasını attırıyorlar.


AK PARTİLİ BÜLENT TURAN ÖNEMLİ ŞEYLER SÖYLÜYOR

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın BBC Türkçe’ye verdiği röportaja rastladım. Çok önemli şeyler söylemiş. Özeleştiri yapmış. Hepsini alıntılayamıyorum. Ama ben şu sözlerinin altını kalın kalın çizmiş bulunmaktayım:

*

“Halkla kucaklaşmak buluşmak, o kuruluş yıllarımızdaki mahalle kültürünü kapı kapı dolaşma kültürünü inşa etmek durumundayız. Önceden insanlar bize oy vermese de ‘Seni seviyorum’ derdi, ‘Emin insanlarsınız, oy vermesek de iş yapıyorsunuz’ derdi. Şimdi oy veren, vermeyen diye arada kavga ediyoruz, geriliyoruz. Bu yeni dönemde tekrar kendi ruhuna dönmek, tekrar milletin iç dünyasında bizi koyduğu yere erişmek, aslında oy vermese de bizi seven, güvenen, emin kılan anlayışı öne çıkaracağız.”

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

*

AK Parti, önümüzdeki dönemde Bülent Turan’ın bu yaklaşımını şiar edinirse... Önünde hiçbir engel kalmaz.


BUNLARI NOT EDİN

- Aşı, orucu bozmuyormuş. Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan bir üyenin açıklaması bu. Bir yere not edilsin ve bir daha “Aşı orucu bozuyor mu?” diye sorulmasın.

*

- Akşener uzun süredir sahada. Kılıçdaroğlu da sahaya indi. AK Parti’nin sahaya inmesi şart. Şunu not edin: Sahayı tutan kazanır.

*

- Minibüsçüye ayakta iki yolcu aldı diye ceza kesilmiş. Minibüsçü de “Artık kaldıramıyorum” diyerek minibüsünü bırakıp gitmiş. Şunu not edin: Bu gidiş, gidiş değil. Buna adil bir çözüm üretmek şart.

*

- Yakında İngiliz varyantı gibi, Brezilya varyantı gibi bir Türkiye varyantı çıkacak. Bunu not edin ve çıktığında “dediydi” deyin.

X

Orhan Pamuk romanında Atatürk’le alay mı ediyor?

Orhan Pamuk’un son romanı “Veba Geceleri” ile ilgili bir tartışma çıkmış durumda.

İddiaya göre:

Orhan Pamuk, romanında Atatürk’le alay ediyor!

*

İnceleme ve araştırmalarımın sonuçlarını aktarıyorum:

*

“Veba Geceleri” romanında bir “Kolağası Kâmil” var.

Yazının Devamını Oku

Amiraller, bildiri, kumpas

Amirallerin bildirisiyle ilgili...

İki gündür...

Kumpas lafları dolaşıma sokulmaya başlandı.

*

Söylenenlere göre...

- Aslında bildiri, gece yarısı yayınlanmayacakmış.

- Bazı eller devreye girmiş, bildiri gece yarısı yayınlanmış.

- Bazı amiraller, bildirinin son halini görememişler.

- Bildiri, amirallerden kaçırılarak yayınlanmış.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Hayatımın dilemması: Sinovac mı BioNtech mi?

“Geleneksel yöntemden şaşmayacaksın arkadaş” diyorlar.

Hop, başlıyor kalbim Sinovac diye atmaya.

*

“Yeni teknolojileri denemek lazım arkadaş” diyorlar.

Hop, bu sefer kalbim BioNtech diye atmaya başlıyor.

*

Bilmem kaç bin yıllık Çin kültüründen söz ediyorlar.

Hemen Sinovac’a ısınıyorum.

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku

Alerjiyi azdıralım Atatürk kabartmalı nişan verelim

28 Şubat sürecinde gazetelerde yapılan haberlere genelde şöyle başlanırdı:

 

“Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dedi ki...”

*

Saygı Öztürk’ün dünkü köşesinde gördüm ki...

O kalıp, şuna dönüşmüş:

*

“Adını açıklamayan bir yargı mensubu dedi ki...”

*

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Aşırı acıklı bir çaba: Enver’den yazarlık öğrenme çabası

Enver Aysever’in CHP’li belediyeleri söğüşlemesinin iki yöntemi var:

BİR: “Yazı akademisi” diye kurs düzenlemek.

*

İKİ: “Yazarlık atölyesi” diye yazarlık öğretmek.

Kısacası...

Enver’in iddiası, milletimize “Nasıl yazar olunur” dersleri vermek.

*

Tezgâh şöyle işliyor:

Yazının Devamını Oku

Kongreden ince çizgiler: Erbakan Hoca’nın hangi geleneği hayata geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en önemli yeri, yeni anayasayla ilgili bölümdü. Bütünleştiricilik, birleştiricilik, farklılıkları zenginlik olarak görme, tüm farklılıkların söz sahibi olması açısından...

Yedeklerin de asil olarak çalışacağını söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan... Erdoğan, bu yaklaşımıyla Erbakan Hoca’nın bir geleneğini ihya etmiş oldu. Erbakan Hoca, “Bizde asil-yedek olmaz, herkes asil gibi çalışır” derdi.

*

Kalabalık yine göze çarptı. Korona tedbirleri ile bu kalabalık arasında kurulan bağlantılar niye her defasında gözden ırak tutuluyor, anlamıyorum. Bu durumun toplumun önlemler konusunda şevkini kırdığı nasıl unutulur? Bu arada belirteyim: Bir ara Emine Erdoğan’ın sosyal mesafe kuralını hiçe sayanları uyardığını fark ettim.

Ahmet Arınç’ı babası Bülent Arınç’la... Mücahit Birinci’yi babası Yavuz Bahadıroğlu’yla... Tanımlamaya şiddetle karşıyım. Babalara vefa ve saygı esastır ama biricik şairimiz Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir.” Oğulları, babalarla tanımlamak, ne bileyim, biraz fazla feodal kaçıyor!

*

Ekranda izlerken bir ara Sadık Albayrak’ı gördüm kongre salonunda. Maskesi olduğu halde tanıdım. (Bu arada alakasız bir not: Gözlerden tanıyor insan... Maskeli olup da tanıyamadığım çok az insan oldu.) Bazı sitelerde “dünür” falan denilip geçiliyor Sadık Albayrak’la ilgili olarak. Hiç de öyle biri değildir kendisi. Aklıyla, fikriyle, yazıp çizdikleriyle yıllarını vermiştir bu siyasi çizgiye...

YENİ MKYK LİSTESİNDEN... SESLER, YÜZLER, SOKAKLAR

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Fakat sonra kafamda

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku

Finlandiya örneğiyle Enver’in ihalesini temize çıkarmak

İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i severim.

Kendisine karşı bir önyargım yok.

Hatta varsa bile önyargılarımın tümü pozitif.

*

Fakat şu kendi yandaşı Enver Aysever’e verdiği ihale konusunu izah ederken sergilediği tavrı, hiç mi hiç beğenmedim.

*

Söylediklerini dikkatle dinledim.

Yazının Devamını Oku