GeriAhmet HAKAN Kadın cinayetlerini önlemenin 10 şartı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kadın cinayetlerini önlemenin 10 şartı

BİR: “O saatte orada ne işi varmış” şeklinde özetleyebileceğimiz, katillere gerekçe üreten her türlü kepazelikle ölümüne mücadele ŞART.

İKİ: Israrlı takip olmadığında paçayı kurtaracak olan kadın katillerinin üzerinde her türlü medya baskısı uygulamak ŞART...

*

ÜÇ: Katilleri savunan avukatların “Maktul de aranmış ama...” türü aşağılık savunmalarına karşı topyekûn seferberlik ŞART.

*

DÖRT: Ölümle tehdit edilen kadınları katilleriyle uzlaşmaya gönderen resmi makamlara “hop” demek ŞART.

*

BEŞ: Kadınlar can verirken “Aile ölüyor aile! Biz asıl aileye sahip çıkalım” diyen bazı muhafazakârlara “dur” demek ŞART.

*

ALTI: “Ya benimsin ya kara toprağın” adı verilen yeryüzünün en şerefsiz felsefesini darmadağın etmek ŞART.

*

YEDİ: Psikopat katillerin kolayca firar edip avlanmaya çıkabildikleri açık cezaevleri meselesine esaslı bir neşter atmak ŞART.

*

SEKİZ: Kadınların kendi güvenliklerini kendilerinin sağlamaları için ne gerekiyorsa yapılması ŞART.

*

DOKUZ: Efelenmelere, kontrolsüz öfkelere, psikopatça heveslere dayalı olan erkeklik anlayışını yıkmak ŞART.

*

ON: Öldürülen kadınların ardından sosyal medyada “Oh olsun, şunun kıyafetine bak” falan diye yazanlara katil adayı muamelesi yapmak ŞART.

 İDAM

ARADA bir “İdam isteriz” diye ortaya atılanları görünce hep yadırgardım. Gencecik kızların canlarına kıyan psikopat katilleri görünce ben de galeyana gelip “idam” falan demeye başlayınca... Bir anda o yadırgadığım şahıslara dönüştüğümü fark ettim. İnsan gerçekten çığırından çıkıyor ve “İdam da idam” deme noktasına gelebiliyor. Fakat biz yine de sağduyuyu elden kaçırmayalım. İdamın ilkel bir cezalandırma yöntemi olduğunu unutmayalım ve bir çözüm getirmediğini de bilelim.

Kadın cinayetlerini önlemenin 10 şartı

2002’DE ÇEKİLMİŞ İSTİKLAL CADDESİ FOTOĞRAFI

SOSYAL medyada elden ele dolaşan bu fotoğraf, 2002 yılının ocak ayında çekilmiş.

Karlar altındaki İstiklal Caddesi, nasıl da masalsı.

Al telefonuna kapak yap.

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

Esaslı bir kar yağsa...

Bugün de benzer bir fotoğraf çekilebilir.

Yani aslında o günden bugüne çok şey değişmemiş.

Ama yine de fotoğrafa baktığımızda hepimizde “Her şey nasıl da değişmiş yahu” duygusu uyanıyor.

*

Çünkü ölen cisim değildir, ruhtur ruh!

BİLİME MERAKLI BAŞKANIN TEMEL BİLİMLER ATAĞI

HER şeyin başı matematik, kimya, fizik, biyoloji gibi temel bilimler.

Bunlar olmadan bilim olmaz, bunlar olmadan dışa bağımlılıktan kurtulmamız mümkün olmaz, bunlar olmadan buluş olmaz, bunlar olmadan teknoloji olmaz.

İşte bu bilince sahip olan Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, Tuzla’daki sanayicileri bir araya getirip Türkiye’ye bir “temel bilimler üniversitesi” kazandırmak için kolları sıvamış.

*

Şadi Yazıcı bilime meraklı bir belediye başkanı... Ortaokuldayken Einstein okumuş, lisede Hawking’e sarmış... TÜBİTAK dergileri, kuramsal fizik falan... Hepsine ilgi duymuş. Ve olayı çözmüş: “Her şeyin başı temel bilimler” diyor, başka da bir şey demiyor.

*

Uzun uzun, tadını çıkararak, büyük bir inançla, gözleri parlayarak konuyu anlatıyor. Batı’daki köklü üniversitelerden örnekler veriyor. Türkiye’nin en büyük eksiğini kapatma girişiminde bulunacak olmanın kıvancını yaşıyor.

*

Vallaha ben dinlerken heyecanlandım, belki siz de okuyunca heyecanlanırsınız diye yazdım.

ACUN’UN HAKKI ACUN’A FOX’UN AYIBI FOX’A

ACUN Ilıcalı, yurtdışında gördüğü bir formatı beğenmiş. Basmış parasını, telifini ödemiş.

Fox TV de tutmuş, Acun’un para ödeyip satın aldığı bu formatı aynen kopya edip ekrana sürmüş.

*

Kimse kusura bakmasın ama...

Fox’un yaptığının adı hırsızlıktır.

Hatta niteliksiz hırsızlık...

*

Yine kimse kusura bakmasın ama...

Sabah akşam hak hukuk dersi veren Fox’un öncü isimlerinin, bu hırsızlık karşısında dut yemiş bülbül kesilmeleri de ciddi bir sorundur.

*

Ve yine kimse kusura bakmasın ama...

Fox’un şu yaptığı aleni hırsızlığı, iktidara yakın bir televizyon yapsaydı seslerini sonsuz çıkaracak olanların Fox karşısındaki suskunluğu da çok manidardır.

BİZİM PARTİ

AHMET Davutoğlu’nun partisinin adı “BİZİM PARTİ” olacakmış.

*

Tam adı söylendiğinde... Akla margarini getirecek.

Kısaltması söylendiğinde... Akla benzin istasyonunu getirecek.

*

Neresinden tutsan elde kalıyor yani.

TEVFİK GÖKSU’YA NASİHATLER

Ekrem İmamoğlu’nu üç kere kötülüyorsan bir kere de öveceksin. Hep kötüler, hiç övmezsen... Asla inandırıcı olamazsın.

*

Biraz zaman tanıyacaksın İmamoğlu’na... “İmamoğlu geldi, her şey kötü oldu” cümlesine fanatik taraftarların dışında kimse kulak asmaz.

*

Yıkıcı değil yapıcı olacaksın. “Gel şunu beraber yapalım, kaymağını da sen ye, yeter ki İstanbul’a hizmet etmiş olalım” demeyi ilke edineceksin.

*

Rakibini asla küçük görmeyeceksin. Ne içinden ne dışından “Ekrem İmamoğlu kim ya? Yeriz biz onu. Bir daha başarılı olmayı anca rüyasında görür” demeyeceksin.

*

Saygılı olacaksın. Karşındakinin halkın oylarıyla seçildiğini, ona gösterilen saygının halkın tercihine saygı olduğunu asla unutmayacaksın.

*

Böyle yaparsan... Ekrem İmamoğlu ile adam akıllı mücadele etmiş olursun. Yapmazsan, İmamoğlu’na çalışmış olursun. Tercih senin.

X

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku

Kürt meselesini çözelim çözmesine de mesele nedir?

Eskiden bana birisi “Kürt meselesi yok. Ne meselesi?” dediğinde...

Hemen atılır ve başlardım saydırmaya:

“Kürtlerin varlığı bile inkâr ediliyor” derdim.

“Kürtçenin varlığına bile tahammül edilemiyor” derdim.

“Terörle mücadele adına bin türlü hukuksuzluk yapılıyor” derdim.

“Bunlar ortadayken, sen nasıl Kürt meselesi yok dersin?” derdim.

Yani derdim Allah derdim.

Gelelim bugüne...

Yazının Devamını Oku

‘Sezai Temelli’li, HDP’li, İmralılı falan bir fıkra

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu şöyle demiş:

“İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz.”

*

Tam “Şahane bir yaklaşım, güzel bir öneri” diyerek üzerine atlayacaktım ki...

“Küt” diye bir cevap geldi HDP’den.

*

HDP adına açıklama yapan isim Sezai Temelli.

Dediği şu:

*

Yazının Devamını Oku

Selçuk Bayraktar nasıl oluyor da kutuplaşma belasını yıkıp geçiyor

Geçenlerde Tarafsız Bölge’de konuğumuz oldu Selçuk Bayraktar. Çok izlendi, çok ilgi gördü, çok dikkat çekti program.

Alışılmışın dışına çıkan bir yönü de şu oldu: Türkiye’deki bütün dünyalara seslendi. Türkiye’deki mevcut kutuplaşma bloklarını yıkıp geçti. Peki ama Selçuk Bayraktar, neden birbiriyle taban tabana zıt kutupların ortak bileşkesi haline gelebiliyor? Hangi yönleriyle Türkiye’deki mevcut kutuplaşma bloklarını yıkıp geçebiliyor? Bu sorulara benim verebildiğim cevaplar şunlar:



*

Çünkü Selçuk Bayraktar...

Neredeyse iki yüz yıldır genlerimize işlemiş olan “Biz yapamayız” algısını darmadağın ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ali Erbaş’tan mesaj var: Ben de günaydın derim

Telefonuma bir mesaj geldi.

Baktım:

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan gelen bir mesaj...

*

Mesajı noktasına, virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum:



Yazının Devamını Oku

Sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun Ali Erbaş Bey

“Günaydın” demeyecekmişiz.

Çünkü...

“Cahiliye dönemi”nde “Sabahınız hayat olsun” diye selamlama yapılırmış.

“Günaydın” da biraz buna benziyormuş.

*

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın iki yıl önce yazdığı kitapta geçiyormuş bu ifadeler.

*

Rahmetli babam, öfkelendiğinde ve ne diyeceğini bilemediği durumlarda hep şöyle derdi:

“Allahumme meassabirin!”

Yazının Devamını Oku

Resul Tosun’un çıkardığı yapay laiklik tartışması

1990’larda “Laiklik elden gidiyor” denilerek...

Yapay bir laiklik tartışması başlatıldı.

*

Amaç:

Refah Partisi’ni köşeye sıkıştırmaktı.

2021 yılının eylül ayındayız.

Ve yine “laiklik tartışması” yapıyoruz.

*

Yazının Devamını Oku

Önceki Ziya Selçuk... Sonraki Ziya Selçuk...

Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı görevini bıraktıktan sonra yeni bir imaj yapmış.

Önceki hali ile sonraki hali arasında bir mukayese çalışması yaptım:

*

- Öncesinde aşırı resmiyet var, sonrasında jantilik.

*

- Öncesinde omuzlarda okul yükü var, sonrasında yük atılmış.

*

- Öncesinde intizam var, sonrasında ihmal edilmiş şıklık.

*

Yazının Devamını Oku

“12 Eylül İslamcılığa yol verdi” diye bir balon

Dün 12 Eylül’ün yıldönümüydü ya...

Şöyle bir baktım ve gördüm ki...

O meşhur “Türkiye’de İslamcılığın yükselişi, 12 Eylül sayesinde gerçekleşti” balonu yine havalandırılıyor.

*

Gelin, bu balona iğne batırmayı deneyelim:

*

Evet, doğrudur.

12 Eylül, “biraz Müslümanlık” istemiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Yılmaz Güney denince hangisi aklımıza gelecek?

Yılmaz Güney’in iki yönü var.

 

Bir yönünde...

Bir hâkimi öldürmüş, sevdiği kadının kafasının üstüne bardak koyup nişan almış, alkollü araç kullanarak bir çocuğun ölümüne neden olmuş... Kısacası şiddete meyyal maço bir adam var.

*

Bir yönünde ise...

Türk sinemasının yüz akı sayılabilecek filmler çekmiş, uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiş, sinemanın yıldızı bir sanatçı var.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Edremit’in düşman işgalinden kurtuluş törenlerinde, “Kara çarşaftan kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş kadın” müsameresi yapılmış.

Çok saçma! Çok komik!

Çok kibirli! Çok tatsız!



Çok anlamsız! Çok ilkel!

Çok gereksiz! Çok bayat!

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun açıklaması ne anlama geliyor

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için şu açıklamayı yaptı:

“Ben şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım. Bu durumda bana düşen belediye başkanlığını en iyi şekilde yapmak. Şu an benim aklımdan geçen ve amacım, İstanbul’da görevini en iyi yapan bir belediye başkanı olmaktır. Dahası hedefim, İstanbul’da tarihin en başarılı belediye başkanı olmaktır, daha ötesi yok.”

Bu açıklamadan ben şu dört sonucu çıkardım:

*

BİR: Meral Akşener, İmamoğlu’nu övünce, “Akşener, İmamoğlu kartını masaya sürdü” yorumları yapılmıştı. İmamoğlu, bu kıskaçtan kendini kurtarmak istiyor.

*

İKİ: İmamoğlu, bu açıklamayla Kemal Kılıçdaroğlu’na “Ben senin önünde engel olmam, sen adaysan benim bir çıkışım olmaz” mesajı veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş’in takdir kazanmasının tek yolu: Para mara düşünmeden istifayı basmasıdır

Şenol Güneş’in son hezimetten sonra “İstifa ediyorum” dememesinin, diyememesinin nedeni şu:

Gönderilirse... Kendisine yüklü miktarda tazminat ödenecek.

*

İstifa ederse... Yüklü miktardaki tazminatını alamadan gitmiş olacak.

İşte tam da bu nedenle “Başarısızlık bana aittir” demesine rağmen...

Bırakıp gitmiyor, gidemiyor.

*

Şenol Güneş

Yazının Devamını Oku

En etkili muhalefet partisi: Pahalılık

İktidara yakın gazeteciler, günlerdir uyarıyorlar:

“Hayat pahalılığına bir çözüm bulunmalı. Marketler ateş pahası. Fiyatlar katlanarak artıyor. Vatandaşın tek derdi bu. Büyüme rakamları güzel ama kimse büyümeye bakmaz. Önümüzdeki seçimi kazanmak için bu soruna acil çözüm bulunmalı.”

*

Çok doğru, çok haklı, çok önemli uyarılar bunlar.



*

Yazının Devamını Oku

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Hürriyet’ten Fevzi ile Selçuk, Kabil’de bir gösteriye denk geldi.

Fevzi notları geçti:

*

50’ye yakın kadın, Taliban karşıtı gösteri yapıyor. Silahlı Taliban milisleri, durumdan hoşnut değil. Göstericileri dağıtmaya çalışıyorlar. Fakat kadınlar, milim kıpırdamadan gösterilerine devam ediyor. Ta ki Taliban şiddeti ortaya çıkıncaya kadar.

*



Yazının Devamını Oku

Aşı karşıtlarının mitinginde açılması gereken pankart

11 Eylül’te Maltepe’de miting var.

Mitingi aşı karşıtları düzenliyor.

Abdurrahman Dilipak da konuşmacılar arasında.

*

Bu mitingde...

Devasa bir pankart açmak lazım.

Üzerine dev harflerle şunlar yazan bir pankart:

*

-

Yazının Devamını Oku

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Afgan mültecilerin Türkiye’ye gelme endişesi üzerine...

Bizim memlekette bazıları, “Taliban kafalı tipler geliyor, eyvah bunlar bizi Talibanlaştıracak” diye telaşlanıyorlar.

*

Ben hayatımda bu kadar özgüvensiz bir yaklaşım görmedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki!

*

Afganistan’dan buraya gelenlerin tümü Taliban zihniyetli olsa bile bir şey olmaz.

*

Olsa olsa şöyle şeyler olur:

Yazının Devamını Oku

Faşist olduğu kadar müptezelmiş de

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bir anısını paylaşmış.

Tesettürlü bir hanım, Tanju Özcan’a “Başkanım benim bebeğim olmuyor, yardımcı olur musunuz?” demiş. Tanju Özcan da tüp bebekle ilgili bu gayet masum yardım talebini, son derece münasebetsizce yorumlayıp “Hanımefendi, ben size nasıl yardımcı olabilirim?” diye cevaplamış.

Tanju Özcan’ın bu anısını, “Biraz da gülelim eğlenelim” diye anlatması ise işin en mide bulandırıcı tarafı.

*

“Ülkemde mülteci istemiyorum” tavrını, “Mülteciye su bile yok” noktasına kadar taşıyan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a şöyle seslenmek isterim:

*

“Faşist olduğunuz kadar müptezelmişsiniz de...”

İZMİR MARŞI’NI BİLE KUTUPLAŞMA KONUSU HALİNE GETİRMEK

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki 30 Ağustos hutbesi için bir ikaz

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum:

 

Bir sonraki 30 Ağustos’ta...

- Ya 30 Ağustos konulu hutbe okutmayın.

- Ya da okuttuğunuz hutbede Atatürk’e yer verin.

*

Çünkü Atatürksüz 30 Ağustos...

- Alparslansız Malazgirt gibidir.

- Osman Beysiz

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin ruh hali iyi değil, hiç iyi değil

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet partisinin liderine yönelik sergilenen apaçık bir nezaketsizlik karşısında hepimiz ortaklaşıp “Bu bir nezaketsizliktir” diyemiyoruz.

*

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet lideri, bir yalan haber üzerinden iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor. Ve o lider, haberin yalan çıkmasını hiç mesele etmiyor.

*

Artık Türkiye’de...

Şeytanlaştırma tek taraflı işleyen bir mekanizma değil. Bütün taraflar, birbirlerini şeytanlaştırıyor.

*

Yazının Devamını Oku