Kaç yıl geçti aradan Şevki Yılmaz yine aynı

80’li yılların sonu, 90’lı yılların başında Refah Partisi’nin ünlü bir hatibi iken Şevki Yılmaz, siyasi ve dini konuşmalar yapardı.

O dönemlerde yaptığı konuşmalarda “Ayıp olur” falan demez, “P...z...k” kelimesini kullanırdı.

Hem de en şeddeli şekilde.

*

Aradan yıllar geçti.

Yapay zekâlar, nanoteknolojiler, silikon vadileri, X/Y/Z kuşakları, altüst oluşlar, zihinsel devrimler falan...

Neredeyse 2020’lere geldik.

*

Bizim Şevki Yılmaz’da zırnık değişiklik yok!

Yaptığı dini ve siyasi konuşmalarda yine “Ayıp olur” falan demeden “P...z...k” kelimesini kullanıyor.

Ve yine en şeddeli şekilde...

Kaç yıl geçti aradan Şevki Yılmaz yine aynı

Yıllar geçse de...

Şevki Yılmaz’da maalesef bir gramcık bile seviye yükselmesi söz konusu olmuyor, olamıyor.

*

Bizim burada “Yahu çok ayıp olur” diye açıkça yazamadığımız sözcüğü, bir ilim, irfan ve edep sahası olan üniversite salonunda hunharca kullanıyor.

Üstelik üslubun insanın aynası olduğunu gayet iyi bildiği halde...

*

Allah ıslah etsin diyeceğim ama bir gramcık bile umudum yok.

BIRAK ŞU ‘AYŞECİK’ NAİFLİĞİNİ TUNÇ BAŞKAN

BİR Kıbrıs gazetesine demeç veren İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer, dünya siyasetinin en çetrefilli, en karmaşık, en zor, en acımasız, en ezeli sorunlarından biri olan Kıbrıs sorununu bakın nasıl da kolayca çözüvermiş:

*

 “Kıbrıs’ı Kıbrıslılara bırakalım. Ancak hiç bırakmıyoruz. Herkes bir tarafından çekiştiriyor. Ben bunu doğru bulmuyorum. Kıbrıs’ın jeopolitik önemini falan bir kenara koyup konuyu Kıbrıslılara bırakmak lazım... Herkes fazla müdahil, sadece Türkiye değil. Filler tepişir, çimenler ezilir. Onlar tepişiyor, olan Kıbrıslılara oluyor”.

*

Tunç Soyer’in sonsuz iyi niyetli bir insan olduğundan zerre kadar şüphem yok ama cehenneme giden yollar da iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir.

*

Keşke Ecevit yaşasaydı da...

Tunç Soyer’e “Türkiye neden Kıbrıs’a müdahil oldu biliyor musunuz Sayın Soyer” falan diye biraz kurs verseydi.

*

Keşke CHP’nin yeni seçilen belediye başkanları, sadece belediye başkanlığı yapmakla yetinseler de...

Ortaya “Ayşecik dünya siyasetine barış getirecek projeler geliştiriyor” türü masalsı naiflikler çıkmasa...

‘AMERİKA BİZİ SATTI’ DİYEN PYD’YE SÖYLENECEK İKİ ŞEY

BİRİNCİ ŞEY: Amerika bu... Satar tabii... Tıyneti böyle... Önemli olan Amerika’nın sizi satması değildir.

*

İKİNCİ ŞEY: Bir mendil gibi kullanılmaya razı olursanız... Kullanılmış bir mendil gibi fırlatılıp atılırsınız.

ŞEHİT VE MEZHEP

Şehidin mezhebine bakılmaz.

Şehide mezhep sorulmaz.

Şehidin mezhebi göze sokulmaz.

Şehide mezhep üzerinden değer biçilmez.

Şehidin mezhebinden ayrımcılık çıkarılmaz.

TİRYAKİSİ OLDUM

Amerikan filmlerinde izleye izleye sabah kahvaltısında pankekin tiryakisi oldum.

*

Bazı türküleri Cem Adrian’dan dinlemenin tiryakisi oldum.

*

Halkımı tanıyayım diye diye Müge Anlı programlarının tiryakisi oldum.

*

En baştan bir başladım izlemeye... Breaking Bad’in tiryakisi oldum.

*

Bakü’ye bir gittim... Ay balam, Azerbaycan Türkçesinin tiryakisi oldum.

*

Gelirimin önemli bir kısmını tavladan sağlamanın tiryakisi oldum.

*

Arkadaşın elektrikli arabasıyla bir tur attım... Resmen tiryakisi oldum.

ADİL YARGILANMIYORMUŞ

ESKİ eşi Emine Bulut’u 10 yaşındaki kızının gözünün önünde boğazını keserek katleden alçak katil, mahkemede...

“Adil yargılanmıyorum” demiş.

*

Doğru demiş.

Kendisine hangi tür hapis cezası verilirse verilsin...

Emine Bulut ve onun şahsında zulüm gören tüm kadınlar için...

Adalet sağlanmış olmayacak.

SİNEMASAL TEKLİFLERİM VAR

“Yedinci Koğuştaki Mucize” adlı filmde sergilediği muhteşem oyunculuk nedeniyle Aras Bulut İynemli’nin hakkını teslim etmeyi teklif ediyorum.

*

Cem Yılmaz’ın filmlerini, “Acaba ne kadar komik bir film” diyerek değil, “Acaba ne kadar güzel bir film” diyerek izlemeyi teklif ediyorum.

*

“Joker” filminden hiç hoşlanmadıysak... Çokbilmişlerin estirdiği terörden hiç etkilenmeden “Berbat bir film” demeyi teklif ediyorum.

*

Hollywood’un son dönemde içine girdiği kabızlığı, iyi filmler çıkaramadığını, sürekli kendini tekrar ettiğini tartışmaya açmayı teklif ediyorum.

‘MEKÂNIN SAHİBİ GELDİ’ DİYENE DENECEK LAFLAR

Tamamdır abi, mekân senin... Biz de şuracıkta dursak azıcık.

Nerelerde kaldın birader! Gözlerimiz yollarda kaldı vallaha.

Mekâncıysan mekâncı gibi davranman lazım... Bu ne hava!

Kaç para birader senin mekân? Kaç para?

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Sözde

Kemal Kılıçdaroğlu, son günlerde çok sert.

İyi ama...

- İktidar yumuşak mı?

- Cumhurbaşkanı Erdoğan yumuşak mı?

- AK Parti sözcüleri yumuşak mı?

Hayır! Asla!

*

Normal şartlar altında baktığımızda söylemem gereken şudur:

*

Yazının Devamını Oku

Maklubeci tosun marulcu olmuş

Fetullah’ın manevi oğlu olarak bilinen, hatta soyadını “Gülen” olarak değiştiren basketbolcu Enes var ya...

İşte o Enes, bir vegan dergisine pozlar vermiş.

*

Maruldan kıyafetler giyerek fotoğraflar çektirmiş.

Ve şu mesajları vermiş:

- Et olumsuz etki yaratıyor.

- İnekler ve tavuklar vahşice öldürülüyor.

Yazının Devamını Oku

Bizim çocuklar yapmadı

12 Eylül darbesinin haberi ABD’ye ulaştığında...

Bir ABD yetkilisi...

“Our boys have done it” demişti.

Yani...

“Bizim çocuklar başardı.”

ABD’deki son olayların başladığı andan itibaren öylece bekledim.

Bir yetkilimiz çıksa da...

“Kongreyi basanlar bizim çocuklar değil” diye bir demeç patlatsa diye...

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi protestoları kimin işine yarayacak?

Eğer bu protestolar...

Amacından saparsa...

Tadında bırakılmazsa...

Bir büyük kargaşaya dönüşürse...

İllegal örgütlerin katılımına açık hale gelirse...

Üniversitenin dışına taşarsa...

Barışçıl yönünü kaybederse...

Polisle çatışma noktasına varırsa...

Yazının Devamını Oku

Hasip, Emine Fatma, Sırrı Selahattin Ahmet

İYİ Parti’nin önemli isimlerinden Yavuz Ağıralioğlu, HDP’ye karşı bugüne kadar yapılmış en sert açıklamalardan birini yapmış.

 

Söyledikleri, HDP açısından gerçekten yenilir yutulur cinsten şeyler değil.

*

Tam olarak söylediği şu Ağıralioğlu’nun:



Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanı Hulusi Akar’dan önemli mesajlar

Dünyada hiçbir ordu bunu başaramazdı

- 15 Temmuz badiresinden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin durumu nedir? Toparlanma oldu mu?

*

- HULUSİ AKAR: 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ordudan uzaklaştırılanlar oldu. Generallerin yüzde 50’si, kurmay subayların yüzde 73’ü görevden uzaklaştırıldı. Bunun ardından bir ay sonra Fırat Kalkanı Harekâtı gerçekleşti. Sonra da 4 büyük başarılı operasyon. Dünyada başka hiçbir ordu bunun altından kalkamazdı.

*

SÖZDE DEVLET TEHDİDİNİ PARÇALAYIP ATTIK

- Harekâtların amacı, sizin “terör koridoru” diye nitelediğiniz yapıyı bozmaktı. Bunda başarılı olundu mu?

*

Yazının Devamını Oku

Vitrin mankeni, başörtüsü, CHP ve Sevgi Kılıç

CHP’de başörtülü bir Parti Meclisi üyesi var.

Adı: Sevgi Kılıç.

*

Sevgi Kılıç’ın CHP’nin Parti Meclisi’ne seçilmesini başından beri hep şöyle karşıladım:



“Ne güzel! Ne şahane! Ne hoş!”

Yazının Devamını Oku

Osman Hoca’nın iyi hayat tavsiyelerinden 10’unu seçtim

Dünkü Hürriyet’te uzun, upuzun bir liste yayınladı Osman Müftüoğlu... Listenin adı: “İYİ HAYAT TAVSİYELERİ”. Yüz maddelik bir liste... “Çok çok iyi bir hayat” olmasa da “Eh işte... İdare eder bir hayat” için listeden 10 madde seçtim kendime...

1. STRESE UYUM SAĞLA

Uyum sağla demek kolay... Nasıl yapacağız bu işi Osman Hocam? Huyunu suyunu bilmiyoruz ki bu meretin.



*

2. AZ KONUŞ ÇOK DİNLE

Yazının Devamını Oku

2021 duası

2021 yılı...

Maskelerin fora olduğu...

Mesafelerin aradan kalktığı...

Hepimizin aşılandığı...

“Ben de korona oldum” cümlesinin hiç işitilmediği...

Vaka sayısı, ölüm sayısı tartışmalarının yerle yeksan olduğu...

Kucaklaşma döneminin başladığı...

“Entübe” kelimesinin unutulduğu...

65 yaş üstünün rahat bırakıldığı...

Yazının Devamını Oku

‘Sen’ denilmez ‘siz’ denilecek

Bu “sen/siz” meselesine kafayı fena halde takmış bulunmaktayım.

Bunun iki türlüsü var:

*

BİRİNCİ TÜR

Postanede, emniyette, devlet dairesinde görevli olanlar, toplumsal statüsünün yüksek olduğunu düşündükleri tiplere...

“Siz” diye hitap ediyorlar.

Toplumsal statüsünü düşük gördüklerine ise kolaylıkla “sen” diyorlar.

Her önüne gelene “sen” dense...

Genel bir kabalık deyip geçeceğim.

Yazının Devamını Oku

Şu ‘sen’ diye hitap etme sorununu da bir aşsak

Antalya’da şöyle bir olay olmuştu:

 

Polis, “Kalacak yerim yok” diyen bir vatandaşımıza...

Sokağa çıkma kısıtlamasına uymadığı gerekçesiyle...

3 bin 150 lira ceza kesmişti.

*

Bu olay nedeniyle Türk Polis Teşkilatı’ndan bir özür açıklaması geldi.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya sordum: Çin mi, Alman mı? Hangisi denk gelirse şanslıyım?

Şöyle bir durum var:

 

Hem Çin aşısı geliyor Türkiye’ye... Hem de bizim Uğur-Özlem hocaların Alman aşısı...

*

Bu aşılar, belli bir planlama dahilinde yapılacak vatandaşa...

Yani artık hangisi denk gelirse.

*

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

Yazının Devamını Oku

Deizm, yılbaşı, içki, Diyanet falan

Haftada bir kez muhakkak muhafazakâr bir yazar, şöyle bir iddiada bulunuyor:

Deizm çığ gibi artıyor!

Hiçbir ölçülmüş veriye dayanmayan bu türden cümlelerle sürekli ortalığın telaşa verilmesi...

Deizm propagandası yapmaktan başka bir şey değildir.

*

Nihat Hatipoğlu’nu seversiniz, sevmezsiniz.


Yazının Devamını Oku

Türkçe Kuran konusunda aklı karışıklar için bir kılavuz

NEDEN ARAPÇA?

Müslümanlar, Kuran’ın “Allah kelamı” olduğuna inanıyorlar. Bu inanış nedeniyle de orijinale sadakat gösteriyorlar. Arapçaya yönelik bir saygı duruşu değildir bu! “Allah kelamı” kabul edilen metne yönelik saygı duruşudur. İbadetlerde, törenlerde Kuran’ın orijinal halinin okunması konusundaki duyarlılığın temel nedeni budur.

*

TÜRKÇE OLMAZ MI?

Türkçe Kuran olmaz mı? Tabii ki olur. Nitekim çok miktarda Kuran meali var. Sadece Türkçe değil. Çince Kuran da olur, İngilizce Kuran da olur, Almanca Kuran da olur, Japonca Kuran da olur. Fakat bütün bunlar, orijinalin yerini tutmaz. Çünkü orijinalin Allah kelamı olduğuna inanılır.

NASIL ANLAYACAĞIZ?

Ritüellerde, dualarda, ibadetlerde, törenlerde Kuran’ın orijinali okunur. Ama bilmek için, öğrenmek için, anlamak için... Tabii ki orijinal metnin çevirisi okunur. Türkçe meal işte bunun için vardır. Kuran’ın daha ayrıntılı yorumu olan Türkçe tefsirler bunun için vardır.

*

Yazının Devamını Oku

Rakı sofrasında genç bir kadına sarkıntılık eden Mevlevi dedesi kimdir?

17 Aralık’ta Şeb-i Arûs nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Türkçe Mevlevi ayini”, büyük tepki çekti.

Dünyaca ünlü neyzenimiz Kudsi Erguner, bu ayinle ilgili şu hükmü veriyor:

*

“Türkçe Kuran, naat ve ayinin okunduğu bu gösteri, dini, tasavvufi ve Mevlevi geleneklere tamamen aykırıdır.”

*

Peki kimdir İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin himayesinde düzenlenen ayinin arkasındaki isim?

*

“EMAV–Evrensel Mevlânâ Âşıkları Vakfı” adlı bir vakıf.

Vakfın kurucusu ve onursal başkanı, kendisini

Yazının Devamını Oku

FETÖ’cülerin çıplak arama iddiaları neden etkili olamıyor?

Bütün bir Türkiye, artık şunları çok iyi anladı:

 

- FETÖ’cülük, bir aldatma ve kandırma hareketidir.

- Başı, ortası ve sonu sinsilik üzerine bina edilmiştir.

- Gerçek amacı gizlemek, adamların milli sporudur.

- Örgütün en temel şiarı şudur: Olduğun gibi görünme!

- Dava adına gözlerini kırpmadan yalanları patlatırlar.

- Solcu olurlar, liberal olurlar, Atatürkçü olurlar.

-

Yazının Devamını Oku

Yılbaşı kutlamaları... Evde yasak, otelde serbest

Evlerde kalabalıklar halinde yılbaşı kutlaması yapılmasını istemiyor yetkililerimiz.

Bunu “yasak” kapsamına almış durumdalar.

*

- Yaptırımı nedir? Pek belli değil.

- Yasağın delindiği nasıl belirlenecek? Sanırım komşunun komşuyu ihbarıyla...

Neresinden bakarsan bak tatsız bir uygulama...

*

Ama halkın sağlığını göz önünde bulundurduğumda...

Yazının Devamını Oku

Densizlik günleri lüzumsuzluk çağı

Ceset ve cami

Ebubekir Sifil isimli bir ilahiyatçı, kızdığı gazeteciler için “Bunların cesetleri camiye sokulmasın” falan diye bir açıklama yapmış. Lüzumsuz, gereksiz bir yaklaşım. Ali Ekber Çiçek, bir türküsünde “Kılma cenazemi / Lazım değilsen” der... Sen de en fazla “Kılmam cenazeni / Lazım değilsen” der geçersin. Nedir bu cesetli mesetli camiye sokmama çağrısı...




- İZMİR VE DİYARBAKIR: Coşkun Sabah’a da bir haller oldu. Gün aşırı dikkat çekmek için lüzumsuz açıklamalar yapıyor. En son söyledikleri, tam densizlik... Kızının bikinili fotoğraflarının herkes tarafından görülmesini istemezmiş, çünkü İzmirli değilmiş Diyarbakırlıymış falan... Bize ne kardeşim senin kızından, bikiniden? Ne diye şehirlere yönelik bu tür ayrımcılıklar yapıyorsun. Nedir derdin senin?

Yazının Devamını Oku