GeriAhmet HAKAN İşte bunlar hep Erdoğan’ın başkanlık propagandası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İşte bunlar hep Erdoğan’ın başkanlık propagandası

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’a...

-Zaten sistemin başında sen varsın.
-Zaten hükümet sana bağlı.
-Zaten hükümet bir dediğini iki etmiyor.
-Zaten ne desen o oluyor.
-Zaten başkan gibisin.
Deniyor ve ardından da ekleniyordu:
“Neyin eksik ki bir de başkan olmak istiyorsun?”

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, işte bu “Neyin eksik ki” sorusunun tatmin edici bir yanıtını veremiyordu.
Erdoğan’ın...
-Bu sistem yürümüyor.
-Bu sistem tıkanıyor.
-Bize yeni bir sistem lazım...
Diyerek yaptığı izahlar boşa gidiyor, altı bir türlü dolmuyordu.
Ahalinin işin içine katılması pek mümkün olamıyordu.
Bu yüzden de Erdoğan’ın “başkanlık sistemi” propagandası, yeteri kadar etkileyici olamıyordu.

*

Erdoğan bunu gördü ve “Çözüm Süreci” konusunda hükümet ile arasında bir kriz çıkardı.

*

Ve şimdi Erdoğan’ın elinde, “başkanlık sistemi” için süper bir propaganda malzemesi var.
Bundan sonra izleyin kendisini...
-Meydanlarda “Ah benim güzel kardeşim... Yüzde 52 ile beni cumhurbaşkanı yaptınız ama işte sözümüzü dinleyen yok” diyecektir.
-Meydanlarda “Ah benim kardeşlerim... Bir Bülent Arınç çıkıp bana “Sus, konuşma” diyebiliyor, bana vitrin muamelesi çekebiliyor” diyecektir.
-Meydanlarda “Ah benim sevgili kardeşim... Biz boşuna başkanlık sistemi istemiyoruz. Görüyorsunuz, bana en yakın hükümet bile beni takmıyor” diyecektir.
Ardından da ekleyecektir:
“Bu kardeşinizin idarede daha etkili olmasını istiyorsanız... Verin dört yüz milletvekilini.”

*

Peki Erdoğan çıkardığı krizle, sadece “başkanlık sistemi” için süper bir propaganda malzemesi mi elde etti?
Hayır.
“Hükümettekiler Kürtlere ve Öcalan’a fazla taviz verdiler ama ben varken bu tavizlerin hayata geçmesi mümkün değildir” mesajıyla milliyetçi oyların MHP’ye kaçmasını da engellemeye çalışmış oldu.

*

Siyasi mühendislik” açısından ustaca bir plan bu...
Ancak bu planın gözden kaçırdığı üç husus var:
-BİR: Siyasi mühendislikte hesap hataları çok olur.
-İKİ: Toplum, mühendisliğin ölçülerine pek uymaz.
-ÜÇ: Siyasette mühendislik yapanlar, genelde istemedikleri sonuçlarla karşılaşırlar.

Şimdi cevap ver bakalım yandaşcan


-SARAYCI mısın, Ahmet Hocacı mı?

*

-Bülent Abi mi haklı, Reis mi?

*

-Dolmabahçe buluşması zafer mi, hezimet mi?

*

-İzleme Komitesi lüzumlu mu, lüzumsuz mu?

*

-Öcalan’ın 10 maddesi gerekli mi, değil mi?

*

-Hâlâ Öcalan iyi, çevresi kötü mü?

*

-Kürt sorunu var mı, yok mu?

Bir hışımla Öcalan’ı yıktı geçti peh peh peh


ÖCALAN’ın çözüm için şart olarak öne sürdüğü ne varsa...
Erdoğan hepsini buruşturup çöp sepetine fırlattı.

*

-Mesela Öcalan “10 madde... 10 madde... 10 madde...” diye tutturuyordu, Erdoğan “10 madde olmaz... 10 madde olmaz...” dedi.
-Mesela Öcalan “İzleme komitesi” diyor, başka bir şey demiyordu, Erdoğan “İzleme komitesine falan hiç gerek yok” dedi.
-Mesela Öcalan “Dolmabahçe Buluşması”nı kutsuyor ve selamlıyordu, Erdoğan “Dolmabahçe Buluşması yanlış oldu” dedi.

*

Ve şimdi elde kala kala...
Sırrı Süreyya’nın gür bir seda ile okuduğu “açığa düşmüş mektup” kaldı.

*

Sanırım Diyarbakır semalarında çınlayan o mektup için...
“Baki kalan kubbede hoş bir seda imiş” demekten başka seçenek yok.


Demirtaş’a yaradı

ERDOĞAN’ın neredeyse bir “Çözüm Süreci” karşıtı gibi konuşmaya başlaması...
Kürt cephesinde Selahattin Demirtaş’a yaradı.

*

Erdoğan’ın açıklamaları...
-Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışına derinlik kazandırdı.
-Demirtaş’ın “Çözüm Süreci” ile ilgili karamsarlığına haklılık kazandırdı.
-Demirtaş’ın seçime yönelik propaganda eksenini güçlendirdi.

Davutoğlu’nun önünde üç yol var

-BİRİNCİ YOL: “Cumhurbaşkanımız ne diyorsa doğrudur” diyerek... Cumhurbaşkanı’nın çizdiği yola girmek ve bu konuda ortaya çıkan tüm tartışmaları sonlandırmak.

*

-İKİNCİ YOL: “Sorumluluk hükümettedir, hükümet sorumluluğunu yerine getiriyor” diyerek Bülent Arınç’ın çizdiği çerçevede kalmak ve Saray’la büyük bir yetki çatışmasına girmek.

*

-ÜÇÜNCÜ YOL: Keskin bir tutum almadan, idare-i maslahat uygulayarak, geçiştirerek, iki adım geri bir adım ileri atarak, durumu tevil etmeye çalışarak, “Hiçbir sorun yok” diyerek... Meseleyi uyutmak.

*

Başbakan Davutoğlu...
-Birincisini yaparsa... Karizması gider ama kurtulur.
-İkincisi yaparsa... Karizmasını korur ama başına belayı alır.
-Üçüncüsünü yaparsa... Erdoğan üstüne üstüne gider.

X

‘Dostlar, özür dilerim’ dese ne güzel olur

Ben Ekrem İmamoğlu’nun yerinde olsam...

Balıkçı olayı konusunda uzun süre sessiz kalarak yanılmalarına vesile olduğum tüm dostlarımdan özür dilerim.

*

Özellikle de isimlerini vererek.

*

- Mesela Seyit Torun’dan...

- Mesela Barış Yarkadaş’tan...

- Mesela Fazıl Say’dan...

- Mesela

Yazının Devamını Oku

Geri adımların en güzelidir bu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen akşam NTV yayınında yaptığı açıklamada tam olarak şunları söyledi:

“Benim hitabımın muhatabı Sezen Aksu değildir. Sezen Aksu Türk müziğinin önemli bir ismidir. Şarkılarıyla milletimizin duygularına tercüman olmuş bir sanatçımızdır.”

*

Bunun adı geri adımsa...

Ne şahane bir geri adımdır bu!

*

Bunun adı durumu açıklığa kavuşturmaksa...

Ne güzel bir açıklığa kavuşturmadır bu!

*

Yazının Devamını Oku

Neden en başta “Evet, balıkçıdaydım” demedi

İstanbul’un kara teslim olduğu dakikalarda...

Ekrem İmamoğlu’nun balıkçıda olduğu iddiaları havada uçuşmaya başladı.

*

İddialar havada uçuşmaya başladığı andan itibaren...

Ekrem İmamoğlu, sırasıyla şu üç şeyi yaptı:

*

BİR: Önce olayı sakladı. Ortaya çıkan fotoğraflara rağmen olayı görmezden geldi. Sustu. Konuya açıklık getirmedi. Konunun kapanmasını bekledi. Geçsin gitsin istedi. Hiçbir açıklama yapmadı.

*

Yazının Devamını Oku

Umuttan mı? Umutsuzluktan mı?

Muhalif kesimlerde bir üslup sertleşmesi gözlemleniyor.

Bazen işin aleni hakaretlere vardırıldığı görülüyor.

Hakaretleri kınamaktan kaçınıldığına dair izlenimler ortaya çıkıyor.

*

İyi ama neden böyle oluyor?

*

Cevap:

Ya umuttan böyle oluyor ya da umutsuzluktan.

*

Yazının Devamını Oku

Sedef Kabaş olayında Kılıçdaroğlu ve Akşener iki şey söyleyebilirdi

Hem CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem de İYİ Parti Lideri Meral Akşener...

Sedef Kabaş’a tam destek verdiler.

*

“Ne var canım? Ne demiş ki? Atasözü söylemiş?” falan diyerek verdiler bu desteği.

“Sedef Kabaş Yalnız Değildir” sloganını paylaşmayı da ihmal etmediler.

*

Oysa... Oysa...

Yazının Devamını Oku

Dört başı mamur bir seviyesizlik

Sedef Kabaş ne dedi?

Tele1 adlı televizyon kanalında konuşan Sedef Kabaş’ın söyledikleri tam olarak şu: 

*

“Şuna inanıyorum ki Recep Tayyip Erdoğan dönüp şöyle siyasi hayatına baksa... Kendisine bu toplum, bu halk, bu ülke çok şans verdi. Çok iyi makamlara getirdi, çok destek verdi, çok oy verdi, çok paye verdi. Çok meşhur bir söz vardır, taçlanan baş akıllanır diye. Ama görüyoruz ki gerçek değil. Ya da tam tersi bir söz vardır. Hadi onu söylemeyeyim, büyükbaş hayvan diyeyim. Büyükbaş hayvan, bir saraya girdiği zaman o kral olmaz, o saray ahır olur.”

*

Görüyorsunuz değil mi ülkenin Cumhurbaşkanı’na televizyon ekranında edilen hakaretleri.

*

Bağlamına bakıyoruz sözlerinin... Gördüğümüz şu:

Yazının Devamını Oku

Küçük felaket: Davutoğlu ile müttefik olmak

Ahmet Davutoğlu’nun şu türden ontolojik özellikleri vardır:

- Kendisine verileni, kendisinin aldığını zanneder.

*

- Yüzde 0.5 ile yüzde 25’in eşit olduğunu düşünür.



*

Yazının Devamını Oku

Yemişim Swap’ını

Televizyon yayınlarını denetleyen kurumsal yapımızın...

Muhalif bir kanalın haberlerine yönelik...

Denetim iştahını sürekli kabarık tutmasını, hep zinde bir tutum almasını, devamlı kontrol altında tutmasını normal karşılamak...

Tabii ki mümkün değil.

*

Ama ağalar, beyler...

Elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin:

*

Böyle bir anormallik var diye...

Yazının Devamını Oku

Aşk eski bir yalan

Son günlerde dilimde çok eski bir şarkı var.

Sürekli o şarkıyı mırıldanıyorum.

*

Bir suç işler gibi mırıldanıyorum.

Yasadışı bir iş yapar gibi mırıldanıyorum.

*

Mırıldandığım şarkı, Kâmuran Akkor’un çok eski bir şarkısıdır:

*

“Aşk eski bir yalan / Adem’le Havva’dan kalan.”

Yazının Devamını Oku

Engelliyorlar o yüzden hizmet yapamıyorum

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeni mottosu bu.

Son günlerde İstanbul’un dört bir yanına afişler asıp şu mesajları veriyor:

*

- Otobüs almak istiyorum, aldırmıyorlar.

- Metro yapmak istiyorum, yaptırmıyorlar.

- Bütün işlerim tek imzaya kaldı.

- Cumhurbaşkanı imza atmıyor.

- Bana iş yaptırmıyorlar.

-

Yazının Devamını Oku

Kısa çöpü çeken en sona otursun

Muhalefet partilerinin “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” çalışması tamamlanmış.

Parti liderleri, yakında bu sistemle ilgili ortak açıklama yapacaklarmış.

*

Fakat şöyle bir sorun söz konusuymuş:



Ortak açıklama yapılırken, liderler hangi düzene göre oturacaklar?

Yazının Devamını Oku

Peygamber soyundan gelir, kimseye söylemez

Yıldırım Kaya, CHP’nin önde gelen isimlerinden.

 

Yıldırım Kaya’nın yakın geçmişinde...

Bir solcu sendika, bir solcu parti var.



Eğitim-Sen

Yazının Devamını Oku

Kapkara bir cehalet: Cin çıkarma vakası

Aşırı dindar bir ailenin içine doğdum.

Babam ilahiyat mezunu bir müftüydü.

Din konusunda iyi bir öğretim gördüm.

Vaazlar, sohbetler dinledim.

Kitaplar karıştırdım.

*

İşte çok net biçimde söylüyorum:

*

“Cin çıkarma”

Yazının Devamını Oku

Tutar mı tutmaz mı

İşittiğime göre CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili olarak halkın huzuruna şöyle bir tabloyla çıkmayı planlıyorlarmış:

CUMHURBAŞKANI ADAYI: Kemal Kılıçdaroğlu.

*

CUMHURBAŞKANI YARDIMCI ADAYI: Meral Akşener (Başbakan)

*

CUMHURBAŞKANI YARDIMCI ADAYI: Ali Babacan (Ekonomi)

*

CUMHURBAŞKANI YARDIMCI ADAYI: Ahmet Davutoğlu (Dış İşleri)

*

Yazının Devamını Oku

Cemaat yurtlarına dair önyargısız yedi hüküm

ENES KARA ADLI BİR TIP ÖĞRENCİSİ, KALDIĞI ÖĞRENCİ YURDUNDA YAŞADIKLARI YÜZÜNDEN CANINA KIYDI. ÜÇ GÜNDÜR BU ÇOK ÜZÜCÜ OLAYI KONUŞUYORUZ. NASIL OLUYOR DA BİR ÖĞRENCİ YURDUNUN KOŞULLARI, BÖYLE BİR TRAJEDİYE YOL AÇABİLİYOR? SERİNKANLI VE ÖNYARGISIZ BİÇİMDE BUNU İRDELEMEK ŞART. BEN BÖYLE BİR İRDELEMEYİ 7 HÜKÜMLE YAPMAYA ÇALIŞTIM.

HÜKÜM BİR

ZORLA, ZORLAYARAK

TARİKAT ve cemaat yurtlarının varoluş amaçları, üniversite öğrencilerine barınma imkânı sağlayıp hayır dua kazanmak olmalı. Ama maalesef durum hiç de böyle değil. Bu tür yurtlar, barınma imkânının karşılığı olarak öğrencilere tarikat ve cemaatin doktrinlerini öğretir. Üstelik zorla ve zorlayarak. FETÖ’den beri bu böyledir.

*

HÜKÜM İKİ

ARZ VE TALEP

BİR öğrenci yurdunda tarikat ve cemaat öğretileri öğretilemez mi? Tabii ki öğretilebilir. Ama bu, bir askeri disiplin içinde zorla ve zorlayarak yapılmaz, yapılamaz. Yurt, eğer talep eden öğrenci varsa bunu arz eder. Budur, bu kadardır. Ancak çok az cemaat ve tarikat yurdu, böyle yapmakta.

*

Yazının Devamını Oku

Kabataş Lisesi’ne selam olsun

Sosyal medyada izledim videoyu.

“Çirkin olay”, tam olarak şöyle bir şey:

*

Kabataş Lisesi’nin yatakhanesinde üç öğrenci müsveddesi, Atatürk posterini bıçakla delik deşik ediyor.

Bu sırada kahkahalar yükseliyor. Tabii küfürler ve hakaretler eşliğinde.

*

Bakıyorum:

Bazıları, bu çirkin olaydan yola çıkarak...

Büyük büyük analizler yapıyorlar, Türkiye’nin en köklü lisesini bir kalemde silip atıyorlar, ideolojik ve siyasi sonuçlar çıkarmaya çalışıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Lider televizyonda konuşurken telefon bağlantısı yapılır mı?

Ben lider olsam...

“Bırakın, bağlansınlar” derim.

*

Ama tabii eğer şu üç şey söz konusuysa:

*

- BİR: Söylediklerimden eminsem.

*

- İKİ: Elimde kapı gibi belgeler varsa...

*

Yazının Devamını Oku

Bir Hürriyet yazarına şiddetle itirazım var

Fuat Bol’un dün Hürriyet’te yayınlanan yazısının başlığı şuydu: “CHP’liler demokrat olabilir mi?”

Yazıyı baştan sona dikkatlice okudum.

Yazıda bir zihniyet analizi yapılıyordu.

Ve CHP’lilerin demokrat olamayacağı sonucuna varılıyordu.

*

Hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın...


Yazının Devamını Oku

Allah milletvekilinin iftirasından korusun

Ali Mahir Başarır diye bir milletvekili var.

 

CHP’li bu milletvekili, CHP’nin televizyon kanalına çıktı ve desteksiz salladı.

“Demirören o gece şu kadar dolar aldı” falan diye ipe sapa gelmez bir palavra.

*

Belgesi var mı bunun?


Yazının Devamını Oku

Şevki Yılmaz olayını çözmüş bulunmaktayım

Yaşı yetmeyenler pek bilmez.

1980’ler, 1990’lar Şevki Yılmaz’ın fırtına gibi estiği dönemlerdi.

*

Kimdi Şevki Yılmaz?

Yedi maddede özetleyeyim:

*

BİR: Refah Partisi’nin en ünlü hatibiydi.

*

Yazının Devamını Oku