İşte 2019'un 'en'leri

EN KÜRESEL AKTİVİTESİ: Tabii ki hem Rusya’yı hem Amerika’yı masaya oturtması bakımından BARIŞ PINARI HAREKÂTI...

İşte 2019un enleri

EN MİLLİ MUTABAKATI: Tabii ki SELÇUK BAYRAKTAR... Savunma sanayisinde devrim gibi atılım yapmamıza neden oldu ve ismi üzerinde tam bir mutabakat sağladı.

*
EN DELİRTEN VAKASI: Tabii ki KADIN CİNAYETLERİ... En munis, en hümanist, en barışçı, en sevecen, en karınca incitmez insanlarımıza bile “İdam isteriz idam” dedirterek delirtti.

*

EN TİTRETİCİ OLAYI: Tabii ki 5.8’LİK DEPREM... İstanbul şöyle bir sarsılınca... Hepimiz hatırladık depremi... Ama sonra? Tabii ki attık unutma bahçesine.

*

EN BEKLENMEYEN ÇIKIŞI: Tabii ki GEREKİRSE İNCİRLİK’İ KAPATIRIZ çıkışıdır... Bu zamana kadar dile getirilmesi teklif dahi edilemeyen bu çıkışı Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı.

*

EN PSİKOLOJİ BOZANI: Tabii ki TRUMP... Dost mudur düşman mıdır, yararlı mıdır zararlı mıdır, melek midir şeytan mıdır? Bir bilemedik valla!

*

EN UNUTULMAZI: Tabii ki seçimin iptalinden sonra yaptığı konuşma sırasında Ekrem İmamoğlu’nun CEKET ÇIKARMASI.

*

EN SEMPATİK SİYASİSİ: Tabii ki BURHAN KUZU... Sinirlerini hoplattıkları tarafından bile belirli bir sempatiyle karşılanıyor ki... Az şey değildir bu!

*

EN KARARSIZ ÇİFTİ: Tabii ki BEREN SAAT-KENAN DOĞULU ÇİFTİ... O kadar ki... Türkiye’nin yarısı ayrıldıklarını sanıyor, yarısı da barıştıklarını...

*

EN VAHŞİ MEKÂNI: Tabii ki SUUDİ KONSOLOSLUĞU... “Testere” diye bir dizi süper kanlı film var. O filmlerdeki mekânlar bile Suudi Konsolosluğu’nun yanında tatil yeri gibi kalır.

*

EN MEDYATİK İSİM: Tabii ki ACUN... Üç gün adından söz edilmese... “Hayrola? Bir şeyi mi var? Başına bir şey mi geldi?” falan diye düşünüyoruz. O derece yani.

*

EN HAYAL KURDURAN İKİLİ: Tabii ki DAVUTOĞLU-BABACAN İKİLİSİ... 17 yıldır AK Parti’nin kaybetmesini bekleyenlere bir yıl boyunca acayip hayaller kurdurmayı başardılar.

*

EN GICIK EYLEMCİSİ: Tabii ki GRETA... Önce “Ne şirin çocuk... Ne güzel işler yapıyor” falan dendi ama sonunda arkasındaki süper güçler biraz fazla belirince işin tadı kaçtı.

*

EN SİNSİ DOSTU: Tabii ki PUTİN... Adam bir tür soğuktan gelen casus gibi... Dostluğuna sığındığımız anda üşüyoruz.

*

EN YERLİ KAYBIMIZ: Tabii ki DİLBERAY... Çilekeş bir hayatın en dobra yansımasıydı o... Orada bir yerlerde olması hepimizin içini ısıtıyordu.

*

EN TARTIŞILAN MİSAFİRLERİ: Tabii ki SURİYELİLER... “Siyasi tartışmalarda en fazla kullandığımız kelime hangisi oldu?” sorusunun tek kelimelik cevabı vardır: Suriyeliler!

*

EN TEHLİKELİ GELİŞMESİ: Tabii ki KILIÇDAROĞLU’NA SALDIRI... Şehit cenazesinde yaşanan linç girişimi, toplumsal bütünlüğümüze esaslı darbe vurma potansiyeli taşıyordu hafazanallah!

İşte 2019un enleri

EN ÇOK ÖZLENENLERİ: Tabii ki TARIK AKAN, MÜNİR ÖZKUL VE DİĞERLERİ... Kısacası eski Türkiye’nin hepimizi birleştiren değerlerini bu yıl da çok ama çok özledik.

*

EN KORKUTAN KELİMESİ: Tabii ki RESTORASYON... Kelimeyi duyar duymaz... “Eyvah” dedik... “Tehlike geliyorum diyor” dedik... “Tarihi ağlatacaklar” dedik... Dedik de dedik yani.

*

EN SAHİPSİZ MAZLUMLARI: Tabii ki HAYVAN DOSTLARIMIZ... Bu yıl da... Bol bol zulüm gördüler, bol bol tekmelendiler, bol bol zehirlendiler, bol bol sahipsiz kaldılar.

*

EN ÖLÜMCÜL HASTASI: Tabii ki TÜRK POPU... Rap adı verilen devasa silindir öyle bir ezip geçti ki üzerinden... Hande Yener bile neredeyse vefat ilanı verecekti.

*

EN OLAY ADAMI: Tabii ki FATİH TERİM... Başarısıyla olay, başarısızlığıyla olay, konuşmasıyla olay, suskunluğuyla olay, açık konuşmasıyla olay, imasıyla olay... Adam olay yani...

*

EN KÖTÜ PROJESİ: Tabii ki CAN YAMAN... Bir kariyer planı bu kadar mı kötü yapılır? Bir çıkış bu kadar mı hızlı inişe geçer? Bir çuval incir bu kadar mı berbat edilir? Falan...

*

EN FİYASKO DARBESİ: Tabii ki VENEZUELA DARBESİ... Amerikan destekli darbelerin yüz karası... Sekiz kere denediler, yine de başaramadılar.

*

EN HIZ KESMEYENİ: Tabii ki CANAN KARATAY... “Artık söyleyecek pek bir şeyi kalmadı” diyorduk ki... Tavuk döner çıkışıyla yine gündeme geldi. Hız kesmedi, kesmiyor, kesmeyecek.

*

EN RAHAT BIRAKILANI: Tabii ki İSMET PAŞA... Önceki yıllarda gün geçmiyordu ki bir vesileyle İsmet Paşa’nın üstüne gidilmesin. Bu yıl biraz da olsa Paşa’nın rahat bırakıldığı bir yıl oldu.

*

EN İŞİNE BAKANI: Tabii ki MANSUR YAVAŞ... Yılın sonuna doğru Sinan Aygün bombasına maruz kalmasaydı... Daha da yılın en işine bakanı olacaktı ama neyse artık.

*

EN POPÜLER MEKÂNLARI: Büyük ölçüde penceresiz, genellikle izbe, biraz dar, hep alt katta ve gizli kalsın temennisiyle gidilen mekânlar... Bütün ünlüler bir yıl boyunca buralardaydı.

İşte 2019un enleri

EN ÜÇ KEREDE İZLENENİ: Tabii ki THE IRISHMAN... Televizyonda gösterildiği ve üç buçuk saat olduğu için... Çay koyduk, telefona baktık, ertesi güne bıraktık falan...

*

EN SAYGIDEĞER BULUNANI: Tabii ki AZİZ SANCAR HOCA... En Kemalistimizden en muhafazakârımıza hepimizin önünde ceket iliklediği nadide bir şahsiyet oldu yıl boyunca...

İşte 2019un enleri

EN POPÜLER ROMANI: Tabii ki NOTRE DAME’IN KAMBURU... Paris’te o kilise yanmasaydı asla gündeme gelmeyecek olan o enfes klasik, talihsiz yangın nedeniyle popüler oldu.

*

EN BİR TÜRLÜ GELMEYENİ: Tabii ki SOĞUK... Bakmayın bugünlerde havaların buz gibi olmasına... Aralığın üçüncü haftasında bile paltolarımıza elimizi sürmeye gerek duymadık.

*

EN ELEKTRİKLİ HOCASI: Tabii ki yine yeni yeniden CÜBBELİ... “Sahabe-i Kiram da en iyi deveye binerdi” falan türü açıklamalarıyla bu sene de kulaklarının bol bol çınlamasına yol açtı.
İşte 2019un enleri

EN HAREKETSİZİ: Tabii KEDİM SEKTER... 2019 yılı boyunca... Sürekli uyudu, şuradan şuraya hareket etmedi, en ilginç olaylara bile kafasını çevirip bakmadı, miskinlikte zirve yaptı.

İşte 2019un enleri

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bekir Coşkun’un ardından

Yazdığını okutturmak...

Yazıyla haşir neşir olan herkesin en büyük rüyasıdır.

*

Yazdığını okutturmanın ordinaryüsüydü Bekir Coşkun.

*

Yazıyla var olmak...

Var oluşların en zorlusu, en yıpratıcısı, en soylusudur.

*

Yazıyla var olmanın profesörüydü

Yazının Devamını Oku

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor”

Yazının Devamını Oku

Aranan aday niye Ahmet Necdet Sezer olmasın ki?

“Sustu, sustu, sustu... Işık olayında konuştu” diye bir eleştiri yazdım dün Ahmet Necdet Sezer için.

 

Ağır bir eleştiri değildi ha!

İmbat rüzgârı gibi hafif bir eleştiriydi.

*

Hatta eleştiri bile sayılmazdı yazdıklarım.

Minnacık bir yadırgama denilip geçilecek cinstendi.

*

Öyle bir tepki aldım ki...

Yazının Devamını Oku

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi palyaçoluk yeri değildir

Gençler pek bilmez:

 

Eskiden darbeler şu iki parolayla “Geliyorum” derdi:

*

- BİR: Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor.

*

- İKİ: Genç subaylar rahatsız.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Peki, iyi tamam... Sunmayın halkoyuna

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*



Yazının Devamını Oku

Hiç utanmadan üstleniyorlar

Yangınlar çıktı.

- Börtü böcek, kurt kuş yandı.

- Ağaçlar kavruldu, yeşiller gri oldu.

- Doğayı simsiyah bir duman kapladı.

- Evler, ocaklar söndü.

*

“Ateşin Çocukları” adlı PKK’nın alçaklar sürüsü...

Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku

Tarikatçıların devlette görev almasına dair

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Yazının Devamını Oku

GATA’nın meczubuna dair

Adı Ali Edizer...

GATA’da başhekim yardımcısı... Yaptığı paylaşımlar nedeniyle görevden alındı... Adam herkesin dilinde... Ben de şöyle bir baktım paylaşımlarına... Çok ilginç bir portre var karşımızda... Şöyle bir portre:

*

Adam, tam bir magazin düşkünü.

Ajda Pekkan’ın aşklarından falan söz ediyor.

*

Adam, tam kadın öfkesine maruz kalabilecek bir tip.

Eşini aldatan erkeklere, ikinci/üçüncü eş almayı öneriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Ayıptır ayıp

Bir sosyal medya hesabı var.

Palavracı bir hesap. Her tarafından pislik akıyor. Küfürler, hakaretler, kabalıklar, çirkinlikler falan.

*

Bu hesabın işi gücü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yalanlar uydurmak.



“Ali Erbaş şöyle dedi”

Yazının Devamını Oku

Bir Paşinyan ağlıyor gözleri yaşlı

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.



*

Yazının Devamını Oku

300 cihatçı palavrası 300 Spartalı’dan esinlenme mi?

Azerbaycan’a 300 cihatçı gitmiş.

 

Batı basını bunu yazıyor. Macron bunu söylüyor. İçimizden bazıları da buna sarılıyor.

*

“300 cihatçı gitti... Türkiye gönderdi...” deyip duruyorlar.



Yazının Devamını Oku

Hasta sayısı vaka sayısı meselesine dair

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarını dikkatle dinledim.

Bakan Fahrettin Koca...

Semptom göstermeyenlerin hasta sayılmayacağını, bu nedenle 28 Temmuz’dan beri günlük veri tablosunda yer almadıklarını söylüyor.

*

Semptom göstermeyenleri “hasta” saymamak mümkün.

Çünkü semptom göstermeyenler hem sağlık sistemimize yük olmuyorlar, hem de gerçekten “hasta” özelliği taşımıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şurada:

Yazının Devamını Oku

İslam cumhuriyeti değil kolpacılık cumhuriyeti

Ermenistan...

- Haksız.

- İşgalci.

- Saldırgan.

*

Azerbaycan ise...

- Haklı.

- İşgale uğramış.

- Saldırıya cevap veriyor.

Yazının Devamını Oku

‘Orada ne işimiz var’ sorusunun cevapları

Azerbaycan’da şöyle bir işimiz var:

 

Aynı dili konuştuğumuz kardeşlerimizin topraklarına bir saldırı düzenlendi. Kardeşlerimiz vatan savunmasında. Bizim de onların yanında olmak gibi bir insanlık görevimiz var. İşimiz budur.



*

Libya’da şöyle bir işimiz var:

Yazının Devamını Oku

Mazlum Azerbaycan’ın yanındayım

Bir Azerbaycan duyarlılığım yoktu benim eskiden.

 

Bakü’ye son gittiğimde oluştu bu duyarlılık bende.

Dükkânlarında alışveriş yaptım, sokaklarında dolaştım, insanlarıyla konuştum, havasını kokladım.

*

Ve şunu fark ettim:


Yazının Devamını Oku