GeriAhmet HAKAN İlker Paşa öyle demedi Sayın Cumhurbaşkanı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İlker Paşa öyle demedi Sayın Cumhurbaşkanı

SAYIN Cumhurbaşkanı...

Rusya’dan dönerken uçakta gazetecilere yaptığınız açıklamada eski Genelkurmay başkanlarından İlker Başbuğ’un askeri liselerle ilgili yaptığı açıklamaya değinmişsiniz.

 

*

 

Şöyle demişsiniz:

 

“Askeri liselerin kapatılmasını doğru bulmadıklarına dair yaptıkları açıklamayı ben doğru bulmuyorum. Kusura bakmasınlar da şu anda bu darbeyi yapanlar kimler? Askeri liselerden gelenler değil mi? Oradan mezun olanlar değil mi?”

 

*

 

Sayın Cumhurbaşkanı...

 

İlker Başbuğ, Tarafsız Bölge’de askeri liseler konusundaki görüşlerini açıklarken “Kesinlikle kapatılamaz” demedi.

 

Size eksik bilgi verildiğini düşündüğüm için İlker Başbuğ’un bu konuda tam olarak ne dediğini kelimesi kelimesine aktarıyorum:

 

*

 

“Askeri liseler kapatılabilir mi? Tartışılabilir. Ben yüzde yüz ‘askeri liseler kalsın’ diye fazla argüman sunamam. Bana sorarsanız, devam etmesinde yarar olan bir müessese olarak düşünürüm.”

 

RAKAMLAR ÖYLE DEMİYOR SAYIN CUMHURBAŞKANIM

 

SAYIN Cumhurbaşkanım...

 

Açıklamanızda ayrıca...

 

“Darbeyi yapanlar kimler? Askeri liselerden gelenler değil mi? Oradan mezun olanlar değil mi?” diye soruyorsunuz.

 

*

 

Darbeyi yapanların askeri liselerden gelenler olduğu bilgisi doğru değil Sayın Cumhurbaşkanım! Gelin, sayısal duruma bir bakalım:

 

- Tutuklanan veya gözaltına alınan general/amiral sayısı: 123

 

- Sivil lise kaynaklı tutuklanan veya gözaltına alınan general/amiral sayısı: 68

 

- Tutuklanan veya gözaltına alınan sivil lise kaynaklı general/amiral oranı: Yüzde 55

 

Görüleceği gibi bu durumda olan askeri lise kaynaklı subay oranı: Yüzde 45.

 

*

 

Askeri liseleri kapatırsınız ya da kapatmazsanız...

 

O ayrı bir konu...

 

Ama darbecilerin tümünün askeri liselerden gelenler olduğu bilgisi doğru değil.

 

Sivil liselerden gelen darbeci sayısı, askeri liselerden gelen darbeci sayısından daha fazla...

 

Bilginize sunarım.

 

HABERVAKTİM’İN SAHİBİ YENER DÖNMEZ DEĞİL

 

HÜRRİYET dahil bütün gazetelerde haber şöyle çıktı:

 

“Baykal’ın kasedini yayınladığı gerekçesiyle Habervaktim sitesinin sahibi Yener Dönmez gözaltına alındı.”

 

*

 

Burada bir bilgi yanlışı var:

 

Yener Dönmez, Habervaktim’in ne sahibi, ne de yetkilisi olmuştur. Yener Dönmez, Yeni Akit gazetesinin Ankara temsilciliğini yapmış, daha sonra da Vahdet gazetesini çıkarmıştır. Habervaktim adlı sitenin sahibi Yeni Akit gazetesidir.

 

 

LİDERLERE YAKLAŞIMDAKİ DEĞİŞİMLER

15 TEMMUZ’DAN ÖNCE-15 TEMMUZ’DAN SONRA

 

RECEP TAYYİP ERDOĞAN

 

15 TEMMUZ’DAN ÖNCE: Kendi mahallesinden de ufak tefek eleştirilere maruz kalmaya başlamıştı. FETÖ işini çok abarttığını düşünenler vardı. Ama yine de 14 yıllık macera kaldığı yerden devam ediyordu: Sevenleri pek seviyor, nefret edenleri de pek nefret ediyordu yani.

15 TEMMUZ’DAN SONRA: Sevenleri eskisinden bile daha fazla seviyor. Nefret edenlerde de gözle görülür bir yumuşama var. Celal Şengör bile “Eleştiririm ama o benim Cumhurbaşkanım” falan demeye başladı. FETÖ mücadelesinde yalnız bırakıldığını dost düşman herkes kabul ediyor artık. 

 

BİNALİ YILDIRIM

 

15 TEMMUZ’DAN ÖNCE: “Düşük profilli” olacağı sanılıyordu. Hitabetinin zayıf kalacağı düşünülüyordu. İnisiyatif alamayacağı, gözünün hep Saray’da olacağı söyleniyordu. “İcraatçı” yönüyle kalacağı, iç ve dış politikaya yön verme konusunda zayıf kalacağı öngörülüyordu.

15 TEMMUZ’DAN SONRA: Öyle bir güven tesis etti ki... En AK Parti karşıtları bile “Ya ben bu adamı seviyorum, bu adamda samimi bir herkesi kucaklama azmi var” falan demeye başladı. Hitabeti aldı başını gitti. Krizlere anında müdahale ediyor. Sonuç odaklı tutumuyla dikkat çekiyor.

 

KEMAL KILIÇDAROĞLU

 

15 TEMMUZ’DAN ÖNCE:  Yumuşak muhalefeti denedi, olmadı. Erdoğan’ı dikkate almamayı denedi, olmadı. En son çok sert muhalefete başladı, o da tutmadı. Öyle yapsa da olmuyordu, böyle yapsa da olmuyordu. İktidarın devasa propaganda makinesinin dişlileri arasında eziliyordu.

15 TEMMUZ’DAN SONRA:  Birlik beraberlik havasının bozulmaması için elinden geleni yaptı, yapıyor. Darbe karşıtı havanın demokratik bir havaya dönüşmesi için elinden geleni yaptı, yapıyor. İşte tam da bu yüzden daha düne kadar kendisinden nefretle söz edenler, bugün kendisine saygı duyuyor.

 

DEVLET BAHÇELİ

 

15 TEMMUZ’DAN ÖNCE: AK Parti’ye ve Erdoğan’a koltuk değnekçisi olduğu suçlamasına muhatap oluyordu. Muhalif kesimler, karşısındaki en güçlü adayın kazanması için yağmur duasına çıkar gibi duaya çıkmışlardı. Çok zor ve zorlu günler geçiriyordu. Gitti gidecek gözüyle bakılıyordu.

15 TEMMUZ’DAN SONRA: O gece “kim var” diye etrafına bakmadan ilk o atıldı ortaya... Hatta bazı bakanlardan bile önce... “Darbeye karşı sivil iktidarın yanındayız” dedi. Bu çıkışıyla liderliğiyle ilgili tüm paradigmayı paramparça etmeyi başardı. Artık yeri sağlam ve muhalifleri bile kendisine eskisi kadar tepkili değil. 

 

SELAHATTİN DEMİRTAŞ

 

15 TEMMUZ’DAN ÖNCE: Zor durumdaydı. Argümanı kalmamıştı. Ne dese etkili olamıyordu. PKK’nın şiddeti yükseltmesi, onun sözlerinin değerini düşürmüştü. 7 Haziran’dan önce açıldığı mahallelerin tümünden ricat etmek durumunda kalmış, kendi gettosuna dönmüştü.

15 TEMMUZ’DAN SONRA: 15 Temmuz’da canlarını hiçe sayarak sokaklara çıkan insanların hakkını teslim etmedi. Hâlâ zor durumda. Hâlâ etkili ve sonuç alıcı bir çıkış yolu bulmuş değil. En son PKK’nın “savaşı şehirlere taşıyacağız” tehdidine karşı, “Bu olmaz, bunu kabul edemeyiz” demesi bile durumunu fazla değiştirmeyecek gibi. 

 

SARAY’A SEMPATİ

 

KİMİN dedesidir, kimin anneannesidir bilmiyorum ama sanki benim dedem, benim anneannem gibiler.Saray’a gitmişler, Cumhurbaşkanı’nı dinlemişler.“Nöbet bitti” dendiği halde nöbete devam etmişler.Sonra da bir köşede uyuyup kalmışlar.

 

İlker Paşa öyle demedi Sayın Cumhurbaşkanı

 

*

 

Bu öyle bir fotoğraf ki...Saray’ı benim gözümde gerçekten sempatik kıldı.Artık oraya “Külliye” bile diyebilirim.

 

BENİM DOĞDUĞUM GÜNDE

 

HÜRRİYET’ten dün bir mail aldım.

 

“11 Ağustos... Doğum gününüz kutlu olsun Ahmet Hakan” deniyor. Hürriyet’in bütün çalışanlarına yaptığı bir güzellik bu...

 

*

 

Kutlama mesajının altında ise “Seninle Aynı Gün Doğanlar” ve “Doğduğun Günün Olayları” diye iki bölüm var.

 

*

 

Benimle aynı gün Nobel ödüllü bir tıpçı, Kıbrıslı genç bir gazeteci, bir de Kolombiyalı futbolcu doğmuş.

 

*

 

Doğduğum günün olaylarına gelince... Vallahi de billahi de kayda değer tek bir vaka bile olmamış.

 

*

 

Doğduğumuz gün olay yok ama sonradan kendi çapımızda olay adam olduk vesselam.

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku