GeriAhmet HAKAN İki adam ve yapılması gereken iki şey
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İki adam ve yapılması gereken iki şey

Birinci adam... Dar paçalı maganda

ÜSTÜ açık arabasını yol kenarına çekmiş. Arabanın önüne oturmuş. Mehter Marşı’nı açmış. Silahı ateşliyor. Silah ateşlenirken de arabada bayrak beliriyor.

İki adam ve yapılması gereken iki şey

*

Bu dar paça pantolonlu magandayla ilgili yapılabilecek iki şey var:

*

- BİR: Muayene edilmeli, ruh hastasıysa acilen tedavi altına alınmalı.

*

- İKİ: Aklı başında ise yaptığının hukuki olarak hesabı sorulmalı.


İKİNCİ ADAM
METROBÜSTE NAMAZ

Adamın biri hareket halindeki metrobüste ezan okuyup namaz kılmış. Görüntüleri ortalıkta.

*

İki adam ve yapılması gereken iki şey

Bu adamla ilgili de söyleyeceğim iki şey var:

*

- BİR: Ya dikkat çekmeye çalışan bir soytarıdır, bu nedenle gülünüp geçilmeli.

*

- İKİ: Ya da hastadır, acilen ilgili kliniklerde müşahede altına alınmalı.


ARKADAŞIN UÇAĞI, ARKADAŞIN ADASI

ACUN Ilıcalı yeni bir uçak satın almış.

Hülya Avşar da büyükçe bir ada satın almış.

*

Epeydir temas kurmuyoruz ama sonuçta Acun Ilıcalı’yla inceden bir arkadaşlığımız var. Hülya Avşar ile de son ama en son tahlilde tanış sayılırım.

*

En iyi uçak arkadaşın uçağıdır, en iyi ada ise arkadaşın adasıdır.

Umarım en kısa zamanda Acun’un uçağıyla Hülya Avşar’ın adasına iniş yapma fırsatı bulurum.


İKİ PARTİ ARASINDAKİ ONTOLOJİK FARK

KOBANİ olayları nedeniyle HDP’lilerin gözaltına alınması üzerine...

- CHP’den bayağı bir ses çıktı.

- İYİ Parti’den ise çıt bile çıkmadı.

*

Aynı ittifak sistemi içindeki iki büyük parti arasındaki ontolojik farka işaret eden bir durum bu.

*

Sadece bir saptama olarak söylüyorum:

Bu ontolojik fark, iki partinin aynı ittifak içinde kalmasını...

Zorladı, zorluyor, zorlayacak.


SUUDİ ARABİSTAN BUNU HAK ETMİYOR

BULDUĞU her fırsatta Türkiye’yle uğraşan Suudi Arabistan’ın milli gününün Türkiye’nin en büyük havalimanı panolarında kutlanmasına...

İki adam ve yapılması gereken iki şey

Gönlüm hiç razı olmadı.

Suudi Arabistan bunu hak etmiyor.

*

Yarın öbür gün Birleşik Arap Emirlikleri’nin milli günü falan da kutlanır mı acaba diye tasalanmaya bile başladım.


OKULLARDA ÖĞRETİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ ŞEYLER

- Günde en az kırk sekiz kez “Teşekkür ederim” ve “Lütfen” denmesi gerektiği...

*

- Kamusal alanda telefonda yüksek sesle konuşmanın süper ayıp olduğu...

*

- Fikir tartışmasının yenmek için değil fikir geliştirmek için yapılması gerektiği...

*

- Tanımadıkların, hatta tanıdıkların bile habersiz görüntülü aranmayacağı...

*

- Başkasının telefonunda beliren her şeye yan gözle bakılmayacağı...

*

- Politik fikir ayrılıkları nedeniyle dostlukların bozulmaması gerektiği...

*

- Servis elemanlarına saygılı davranmanın insanlığın gereği olduğu...

*

- Eleştirmenin saldırmak, eleştirilmenin de saldırıya uğramak anlamına gelmediği...


CÜBBELİ FENA SALLAMIŞ

“SİLAHLI Selefi dernekleri var” dedi. “Onlarca” dedi. “Hepsini biliyorum” dedi. “İfadeye çağırsınlar” dedi. “Tek tek anlatacağım” dedi.

*

Dedi, dedi, dedi, dedi.

Sonunda ne çıktı?

Fısssss!

*

Polise verdiği ifadede Allah için bir tanecik bile Selefi dernek adı vermemiş.

Laf, laf, laf...

Somut tek bir adres yok.

*

Tamamen sallama yaparak milleti boşu boşuna oyalamak suçundan cezalısın Cübbeli.

Bir deftere yüz elli yedi kere Osmanlıca “Bir daha yapmayacağım” yazacaksın.


NURGÜL YEŞİLÇAY’IN MİZAHINA BAYILDIM

ÜNLÜ markaların güzellik algısını değiştirme adına acayip işler yapmasıyla ilgili bir yazı yazmıştım geçen gün.

İki adam ve yapılması gereken iki şey

Benim yazıyla yaptığımın bin kat daha iyisini Nurgül Yeşilçay bir canlandırmayla gerçekleştirmiş.

*

Bravo Nurgül Yeşilçay!

Çok iyi mizah.

Çok iyi mavra.

Çok iyi kafa bulmaca.

Çok iyi.

Çok.

X

Dahiyane bir formül

Tarafsız Bölge’de konuklarımızdan biri Bedri Baykam’dı.

 

10 büyükelçi krizinin çözülmesi hakkında şöyle bir saptama yaptı Bedri Baykam:

*

“Bu kriz, çok dahiyane bir formülle çözülmüş gözüküyor. Bu formülü bulanları tebrik ediyorum. Üniversitelerde ders diye okutulacak örnek olaydır bu.”

*

Tarafsız Bölge devam ederken reklam arasında Dışişleri yetkililerinden bir isim aradı beni.

Yazının Devamını Oku

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku