GeriAhmet HAKAN Hürriyet Bilim Kurulu’na benim de sorularım var
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hürriyet Bilim Kurulu’na benim de sorularım var

Korona çıktığı günden beri çok soru soruluyor, çok cevap veriliyor... Ama aynı sorulara gelen farklı cevaplar nedeniyle kafalar bazı konularda hâlâ karışık... Onca soru sormama, onca cevap almama rağmen mesela benim de hâlâ bir sonuca varamadığım çok husus var... O hususlardan 10 tanesini, Hürriyet Bilim Kurulu’nun çok kıymetli hocalarına buradan açıkça soruyorum... Cevaplar geldikçe sizlere ileteceğim.

- SORU BİR: Virüsün yaz aylarında etkisini azaltmayacağını düşünüyorum. Neden mi? Çünkü şu anda Brezilya ve Arjantin’de yaz... Ama virüs, oralarda da hızla yayılıyor. Bu konuda siz ne dersiniz acaba?

Hürriyet Bilim Kurulu’na benim de sorularım var

*

- SORU İKİ: Hekimler sürekli “Bol su için” deyip duruyorlar. Fakat bazı hekimler de “Bol su içerek virüsleri yok edemezsiniz, sadece sık sık tuvalete gidersiniz” diyorlar. Hangisi doğru? Bol su içelim mi, içmeyelim mi? Ayrıca “bol su” ne demek? Ölçüsü nedir bunun?

*

- SORU ÜÇ: Evde virüs taşıyan kimse yok. Herkes karantina koşullarında... Kimse dışarı çıkmıyor. Buna rağmen ikide bir elleri yıkamak, delirmiş gibi yüzeyleri dezenfekte etmek falan gerekiyor mu? Söyleyin lütfen. Söyleyin de kendimize zulmetmekten kurtulalım.

*

- SORU DÖRT: Maryland Üniversitesi’nin Enfeksiyon Hastalıkları Şefi Dr. Fehim Yunus, “Kargo paketleri, benzin pompaları, alışveriş arabaları ya da ATM’ler enfeksiyona neden olmaz. Ellerinizi yıkayın, hayatınızı normal yaşayın” demiş. Doğru mu bu yaklaşım?

*

- SORU BEŞ: Koronanın damlacıkla ilişkili bir enfeksiyon olduğunu hatırlatan bazı bilim insanları, yemek siparişiyle belgelenmiş bir korona riski olmadığını söylüyorlar. Biz bu konuda boşuna mı hassasiyet gösteriyoruz? Nedir bu işin doğrusu?

*

- SORU ALTI: Bir şehir efsanesi var: “Saunanın korona düşmanı olduğuna” dair... Saunaya girdiğin zaman koronavirüs yok oluyormuş. Böyle bir şey var mı? Sauna gerçekten de öldürür mü virüsleri?

*

- SORU YEDİ: Eve geldik. Hemen kıyafetlerimizi değiştirip kendimizi acilen banyoya atıp duş mu alacağız? Kimi böyle yapın diyor, kimi de gerekmez diyor. Şu konuya bir racon lütfen?

*

- SORU SEKİZ: Hâlâ tam olarak anlaşılamadı. Bu virüs denilen illet, örümcek adam gibi havada asılı kalabiliyor mu, kalamıyor mu? Ne olursunuz bu konuda bir son söz söyleyin. Bilmek istiyoruz.

*

- SORU DOKUZ: Bir arkadaşım var, antibakteriyel sabun peşinde... Söyler misiniz: İlle de antibakteriyel mi olmak zorunda? Normal bir sabun kurtarmaz mı? Zeytinyağından yapılmış mis gibi organik bir sabun mesela?

*

- SORU ON: Ayakkabıyla eve korona getirip hastalanma ihtimalimiz yüzde kaç? Yüzde 90 mı? Yüzde 5 mi? Yoksa binde 0000.1 mi? İhtimal oranını bilelim. Bilelim de ona göre ne yapacağımıza karar verelim.


BU NASIL MASKE TAKMAK LEVENT GÖK

CHP’li Levent Gök’ü uzaktan tanırım.

Diyaloğa açık, nazik, iletişime önem veren, toleranslı bir siyasetçidir.

*

Fakat bir kusurcuğu var Levent Gök’ün: Maske takmayı bilmiyor!

Hürriyet Bilim Kurulu’na benim de sorularım var

*

Levent Gök’ün şu fotoğraftaki haline baktığımızda gördüklerimiz şunlardır:

*

- Boğazlı kazak ya da kar maskesi giyer gibi takıyor maskeyi...

- “El katiyen dokunulmayacak” denilen maskeye hem de iki eliyle dokunuyor...

- Sanki “Maske nasıl takılmaz” konusunu açıklar gibi bir hali var.

*

CNN Türk’te Tarafsız Bölge’de iki program üst üste bunun kursunu verdik Levent Bey...

Keşke bir baksaydınız.

Tamam, partiniz programa çıkmanızı yasakladı ama izlemeyi de yasaklamadı ya...


GEBER OLAYI

HASBELKADER yetkili bir makama getirilmiş münasebetsiz bir adam, “Çoluk çocuk aç kaldık” diyen bir kadına “GEBER” dedi.

*

Ne oldu? Şu oldu:

Hürriyet Bilim Kurulu’na benim de sorularım var
“Açız” diyen vatandaşa “Geber” yanıtı veren Nail Noğay

*

Anında büyük tepki... İktidar muhalefet aynı anda reaksiyon... İktidar, saniye sektirmeden adamı görevden aldı... Hatta iktidar partisinden önemli isimler, “Görevden alma yetmez, memuriyetten de atılmalı” dediler.

*

Böyle bir durumda...

“Yapılması gereken yapılmıştır” diyen muhalif tavır, konuyu uzatmaya çabalayan muhalif tavırdan çok daha inandırıcı olacaktır.


FRANSA’YA BAKIP HALİMİZE ŞÜKRETTİĞİMİZ GÜNLER

DÜN Fransa’nın en çok tartıştığı mesele neydi biliyor musunuz?

*

Şuydu:

Koronadan ölenler için morg ücreti alınması... Halk buna inanılmaz tepki gösterdi gün boyu...

*

Bizdeki mesele ise şuydu:

Devletin ücretsiz dağıtılmasına karar verdiği maskenin, vatandaşa sağlıklı biçimde ulaşıp ulaşmadığı meselesi...

Şükür ki en çok yakışandır bize.


NOSTALJİ PATLAMASI

KARANTİNANIN nostaljiyi tetikleyen bir tarafı olmalı ki... Sağımda solumda bir nostalji patlaması var...

Bu patlamadan ben de nasibime düşeni aldım.

*

Patlamanın bendeki etkileri şunlardır:

Hürriyet Bilim Kurulu’na benim de sorularım var

*

Siyah-beyaz Ediz Hun filmlerine takılmak... Ahmet Kaya kliplerine göz gezdirmek... ‘Bizimkiler’ dizisinden bölümler seyretmek... ‘Bonanza’nın jeneriğini gün içinde birkaç kez oynatmak... Cevat Kurtuluş üzerine araştırma yapmak... ‘Komiser Kolombo’dan bölümler izlemek... Zeki Müren’den ‘Menekleşendi Sular’ şarkısını dinlemek...

Hürriyet Bilim Kurulu’na benim de sorularım var


ALIŞTIM 

GÖRÜNTÜLÜ konuşma yöntemiyle sosyalleşmeye... Günde iki kere ateşimi ölçmeye... Cerrahi tekniklerle el yıkamaya... Asansör düğmesine elimle dokunmamaya... Tiryakisi olacak kadar kolonya kokusuna... “Hocam, hocam” diye sorular sormaya... Dışarıda yemek yememeye... Kendi kendine konuşmaya... Geç kalmak diye bir şeyin olmamasına... Maske takmaya... Avrupa’nın haline acımaya... Paraya hiç dokunmamaya... Karantina esprileri yapmaya...

ALIŞTIM. ALIŞTIM. ALIŞTIM. 

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku