Hasımları gülüyor dostları çıldırıyor

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bir süre öncesine kadar...

Hasımlarını çıldırtır, dostlarını ise güldürürdü.

*

Fakat bir süredir, hatta uzunca bir süredir tam tersini yapıyor.

Hasımlarını güldürüyor, dostlarını ise çıldırtıyor.

Hasımları gülüyor dostları çıldırıyor

Sadece son birkaç günden üç örnek vereceğim:

*

ÖRNEK BİR: Dünya pandemiyle mücadele ederken Kemal Kılıçdaroğlu, “Kahvehanelerde oyun oynamak serbest olsun, her oyunda yeni bir iskambil destesi açılsın” önerisiyle çıktı milletin huzuruna... Hasımları bayağı bir gülüp eğlendi bu öneriyle... Dostları ise “Yahu şaka mı bu? Yok artık... Böyle bir şey dememiştir canım” falan diye çıldırdıkça çıldırdı.

*

ÖRNEK İKİ: Hâlâ “Abdullah Gül’den korkuyorlar” demeye devam ediyor Kemal Kılıçdaroğlu. En son Halk TV’de bunu söyledi. İktidar çevrelerinin “Abdullah Gül muhalefetin adayı olacak” diye fena halde korktuklarına samimiyetle inanmış Kılıçdaroğlu. Abdullah Gül dedikçe hasımlarının rahatlayarak kahkahalara boğulduğunun, dostlarının ise çıldırdığının farkında bile değil.

*

ÖRNEK ÜÇ: Millet ittifakının cumhurbaşkanı adayı “sembolik aday” olacakmış. Seçilince parlamenter sisteme dönülecekmiş. Bunun için ittifaktaki partiler mukavele imzalayacaklarmış. Düşünün: Cumhurbaşkanlığı seçiminde millet ittifakının adayı “Ben semboliğim” diye propaganda yapacak. Hasımlar gülmesin, dostlar çıldırmasın da ne yapsın?

*

“Yine mi muhalefet lideriyle uğraşıyorsun?” diyecek olanlara peşinen cevap veriyorum:

*

Böyle bir ortamda dostlarını çıldırtıp hasımlarını güldüren bir ana muhalefet lideriyle uğraşmamak...

İktidara yapılabilecek en büyük kıyaktır.

*

Bence bunu iki dakika düşünün abiler.

BALENCİAGA’NIN ÜRÜNLERİNE VE MANKENLERİNE BAKARKEN MIRILDANDIKLARIM

Siccin’den, Dabbe’den, Musallat’tan fırlamış gibiler hafazanallah!

Hasımları gülüyor dostları çıldırıyor

Palu Ailesi kâbusu gibi bir kâbus bu yahu!

*

Korkuluk olarak tarlaya dikmeye korkar insan bunları.

*

Güzellik algısını yıkmaya çalışıyorlarmış, böyle yaparlarsa bin yıl daha yıkılmaz o algı.

*

Anadolu’nun cinli korku hikâyelerinden ilham almışlar sanırım.

*

Bu arada 2020 yılını bundan daha iyi anlatacak kostüm de bulunamaz ama neyse.

*

Bu markalar bizimle kafa buluyorlar galiba.

ATATÜRK TARTIŞMASINI ÇOK SEVEN GAZETE: CUMHURİYET

CANAN Kaftancıoğlu, Atatürk’e Mustafa Kemal deyince ortalık karışmıştı.

Hasımları gülüyor dostları çıldırıyor

Ben konu kapandı sanıyorum. Meğer kapanmamış.

*

Cumhuriyet gazetesi, dün uzun, upuzun bir başyazı yayınlayarak Atatürk’e Atatürk demeyenlerle bir hesaplaşmaya girişti.

*

Başyazıda Atatürk’e Atatürk demeyenler için kullanılan nitelemeler şunlar:

*

Soldan dönenler... İkinci cumhuriyetçiler... Entel takıntıları olanlar... Sol liberaller... Ayakları yere basmayanlar... Ego şişkinliği yaşayanlar...

*

Canan Hanım!

Farkında mısınız? Sizden söz ediyor Cumhuriyet gazetesi.

Hasımları gülüyor dostları çıldırıyor

DEPREM ANINDA ZİHNİMDEN GECENLER

Aha da geldi gelmekte olan...

Masanın altına mı girsem acaba?

Dur Twitter’a bir gireyim, millet ne diyor acaba?

Merkez üssü? Büyüklük? Annemi aramalıyım.

Bizim bina sağlam mı acaba?

Benim mutlaka deprem uzmanı bir dostum olmalı.

2020’yi depremsiz atlatırsak kurban keseceğim.

Bizim mahallenin toplanma alanı nerede acaba?

İSTİKŞAFİ

DOĞU Akdeniz tartışması geldi dayandı “istikşafi” kelimesine...

Hasımları gülüyor dostları çıldırıyor

Bu kelimeyi işittiğim anda benim aklıma sadece ve sadece...

Ahmet Davutoğlu’nun 7 Haziran seçimlerinin ardından CHP ile yaptığı koalisyon görüşmesi sırasında yüzüne takındığı sevinçli telaş ifadesi gelmektedir.

UZAK DURUN EKREM BEY

KAVUK devretme olayıyla ilgili olarak bir büst yapacakmış Ekrem İmamoğlu. Böyle bir niyetini açıklamış.

Hasımları gülüyor dostları çıldırıyor

Ekrem Bey!

Lütfen şu büst işinden uzak durun.

*

Çünkü...

Bizde bu büst işinin hakkını veren yok, abuk sabuk şeyler çıkıyor genelde. Bu bir... Zaten sizin cenahın adı büstçü, heykelciye çıkmış, üstüne gitmekte yarar yok. Bu iki... Kavuk devretme olayı fazlasıyla tartışmalı bir olay, Dümbüllü devretmedi kavuğu diyorlar. Bu da üç...

Hasımları gülüyor dostları çıldırıyor

ZEKİ MÜREN’DEN DİNLENECEK ŞARKILAR

MENEKŞELENDİ Sular... Bir Demet Yasemen... Gül Yüzlülerin Şevkine Gel... Gül Yağını Eller Sürünür... Beklenen Şarkı... Manolya... Mihrabım Diyerek... Yıldızların Altında... Veda Busesi...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ümit Özdağ bombası nasıl patladı?

Ümit Özdağ programa nasıl çıktı, ortalığı sarsan konuşmasını nasıl yaptı? Program öncesi ve sonrası Tarafsız Bölge stüdyosunda neler yaşandı? Perde arkasını anlatıyorum...

- ÖZDAĞ ARADI: Ümit Özdağ, İYİ Parti içinde yaşanan tartışmalara hiç girmemişti bu zamana kadar. “Partimin iç meselelerini kamuoyu önünde tartışmam” diyerek... Bir sabah beni aradı. Ve şöyle dedi: “Ahmet Bey, ben sizin programınızda İYİ Parti’de yaşananlarla ilgili konuşmak istiyorum.” Hiç düşünmeden cevap verdim: “Tabii ki.”

*

- UZUN HAZIRLIK: Bir hafta sonrası için sözleştik. Yani Ümit Özdağ, programda yapacağı açıklamalara bir hafta boyunca hazırlanmıştı. Bir çıkış yapmaya karar vermişti, sonuçlarını da göze alarak... Üzerine basa basa şunu söyledi: “Programda İYİ Parti ile ilgili her konuyu konuşmak istiyorum.”

*

- BOMBA PATLAYACAK: Program saatine yaklaşık yarım saat kala Ümit Özdağ, CNN Türk’e geldi. Ne diyecekti? Nasıl bir açıklama yapacaktı? O ana kadar bilmiyordum. Selamlaştık. Çay-kahve söyledik. Ve ben, “Ne diyeceksiniz programda? Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye program öncesi sohbeti başlattım. Koray Aydın’dan bahsedeceğini söyledi. “Sadece Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye sordum. Güldü. “Hayır” dedi. Ve ekledi: “Başka şeylerden de söz edeceğim. Bu akşam burada bomba patlayacak.”

*

- AYDIN DEĞİL KAVUNCU: Sohbeti biraz ilerlettiğimizde şunu fark ettim: Ümit Özdağ’ın temel meselesi Koray Aydın’la ilgili değildi. Koray Aydın’ı dar kadrocu motivasyonla hareket etmekle suçluyordu falan ama asıl meselesi İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu idi.

Yazının Devamını Oku

Bekir Coşkun’un ardından

Yazdığını okutturmak...

Yazıyla haşir neşir olan herkesin en büyük rüyasıdır.

*

Yazdığını okutturmanın ordinaryüsüydü Bekir Coşkun.

*

Yazıyla var olmak...

Var oluşların en zorlusu, en yıpratıcısı, en soylusudur.

*

Yazıyla var olmanın profesörüydü

Yazının Devamını Oku

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor”

Yazının Devamını Oku

Aranan aday niye Ahmet Necdet Sezer olmasın ki?

“Sustu, sustu, sustu... Işık olayında konuştu” diye bir eleştiri yazdım dün Ahmet Necdet Sezer için.

 

Ağır bir eleştiri değildi ha!

İmbat rüzgârı gibi hafif bir eleştiriydi.

*

Hatta eleştiri bile sayılmazdı yazdıklarım.

Minnacık bir yadırgama denilip geçilecek cinstendi.

*

Öyle bir tepki aldım ki...

Yazının Devamını Oku

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi palyaçoluk yeri değildir

Gençler pek bilmez:

 

Eskiden darbeler şu iki parolayla “Geliyorum” derdi:

*

- BİR: Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor.

*

- İKİ: Genç subaylar rahatsız.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku

Tarikatçıların devlette görev almasına dair

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Yazının Devamını Oku

GATA’nın meczubuna dair

Adı Ali Edizer...

GATA’da başhekim yardımcısı... Yaptığı paylaşımlar nedeniyle görevden alındı... Adam herkesin dilinde... Ben de şöyle bir baktım paylaşımlarına... Çok ilginç bir portre var karşımızda... Şöyle bir portre:

*

Adam, tam bir magazin düşkünü.

Ajda Pekkan’ın aşklarından falan söz ediyor.

*

Adam, tam kadın öfkesine maruz kalabilecek bir tip.

Eşini aldatan erkeklere, ikinci/üçüncü eş almayı öneriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Ayıptır ayıp

Bir sosyal medya hesabı var.

Palavracı bir hesap. Her tarafından pislik akıyor. Küfürler, hakaretler, kabalıklar, çirkinlikler falan.

*

Bu hesabın işi gücü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yalanlar uydurmak.



“Ali Erbaş şöyle dedi”

Yazının Devamını Oku

Bir Paşinyan ağlıyor gözleri yaşlı

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.



*

Yazının Devamını Oku

300 cihatçı palavrası 300 Spartalı’dan esinlenme mi?

Azerbaycan’a 300 cihatçı gitmiş.

 

Batı basını bunu yazıyor. Macron bunu söylüyor. İçimizden bazıları da buna sarılıyor.

*

“300 cihatçı gitti... Türkiye gönderdi...” deyip duruyorlar.



Yazının Devamını Oku

Hasta sayısı vaka sayısı meselesine dair

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarını dikkatle dinledim.

Bakan Fahrettin Koca...

Semptom göstermeyenlerin hasta sayılmayacağını, bu nedenle 28 Temmuz’dan beri günlük veri tablosunda yer almadıklarını söylüyor.

*

Semptom göstermeyenleri “hasta” saymamak mümkün.

Çünkü semptom göstermeyenler hem sağlık sistemimize yük olmuyorlar, hem de gerçekten “hasta” özelliği taşımıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şurada:

Yazının Devamını Oku

İslam cumhuriyeti değil kolpacılık cumhuriyeti

Ermenistan...

- Haksız.

- İşgalci.

- Saldırgan.

*

Azerbaycan ise...

- Haklı.

- İşgale uğramış.

- Saldırıya cevap veriyor.

Yazının Devamını Oku