GeriAhmet HAKAN Hakan Atilla’yı görsem şu dört soruyu sorarım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hakan Atilla’yı görsem şu dört soruyu sorarım

Soru 1... Reza alçağının gidişi bir tezgâh mıydı?

REZA adlı alçağın ülkeyi satışı nasıl gerçekleşti?

Reza’nın ABD’ye gidişi tamamen bir tezgâh mıydı?

Eğer tezgâh idiyse... Bu tezgâhta kimler rol oynadı?

Kısacası... Bana biraz Reza’yı anlatır mısın?

 

SORU 2... HAWAİİ’DE KRALLAR GİBİ BİR HAYAT TEKLİF EDİLDİ Mİ?

SANA neler teklif edildi?

Türkiye karşıtı bir tutum alırsan seni tanık koruma programına alıp Hawaii Adaları’nda krallar gibi yaşatırız” dendi mi mesela?

Aldığın tekliflerden biraz söz eder misin?

 

SORU 3... FETÖ’CÜ ÇAKALLAR, DAVADA NE KADAR ETKİLİ OLDU?

SENİNLE ilgili dava süreci sürerken başta Emre Uslu, Adem Yavuz Aslan olmak üzere bazı FETÖ’cü çakallar, mahkeme kapılarında siftiniyorlardı.

Seninle ilgili davada FETÖ’cü etkisi var mıydı?

Bu etki yüzde kaçtır mesela?

 

SORU 4... AMERİKAN MAHPUSUNDA BU İMAJI NASIL YAPTIN BABA?

“ALCATRAZ’dan Kaçış”, “Esaretin Bedeli” gibi filmlerin etkisi altında kalmış biri olarak çok merak ediyorum:

Sen ABD mahpusluğunda “Yaşar Alptekin’in ilk yılları” imajını nasıl yakaladın baba?

Sırrını fısıldar mısın?

 

NE GÜNLERE KALDIK EY GAZİ HÜNKÂR

ABD’nin başında...

“İstesem Afganistan’ı yerle bir ederim ama 10 milyon insanı öldürmek istemiyorum” diyen, diyebilen...

Bir Trump var!

*

İngiltere’nin başında ise artık...

Ali Kemal’in torunu, gaflar kralı, azıcık kaçık, fena halde popülist ve de Trump’gillerden...

Boris Johnson var!

*

Yıllar önce...

“Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkâr!/Katır mühürdar oldu, eşek defterdar” diyen şair...

Mezarından kalkıp koca dünyanın Trump ile Johnson’un eline kaldığını görse...

Ne derdi acep?

 

CIMBIZLARLAR TABİİ

30 Ağustos’la ilgili yeni bir açıklama yaptı Bursa Belediye Başkanı...

“Ben 30 Ağustos’u küçümsemedim... Bu aklımın ucundan bile geçmez... 30 Ağustos’a kökten bağlıyım...” dedikten sonra...

Söylemek istediğini şöyle izah etti:

“30 Ağustos, halkın aktif şekilde şehir içinde hareket ederek katıldığı seremoniler bütününü içermiyor, protokol üyelerinin katılımıyla kutlanıyor. Ulaşımın bu nedenle ücretsiz olmasına yönelik bir ihtiyaç yok.”

Bir de sitem ediyor Bursa Belediye Başkanı...

“Sözlerim çarpıtıldı, cımbızlandı” falan diyerek.

Hiç kusura bakmasın!

“30 Ağustos halkın genelini ilgilendiren bir bayram değil ki...” diye bir cümle kurarsan...

Hem cımbızlanırsın hem de çarpıtılırsın.

Cımbızlamaya ve çarpıtmaya meydan vermeyeceksin. Marifet budur!

 

İKİ ÖZÜR

- ECZACILARDAN ÖZÜR: Geçenlerde “Neden hazır ilaçları sattıkları halde eczacılar sürekli meşgul görünüyorlar” diye bir cümle yazmıştım. Lüzumsuz, sersem bir takılma! Yığınla tepki aldım. İstanbul Eczacı Odası’ndan Yozgat’ın meşhur eczacı Sakin Abi’sine kadar... Hepsi kibarlıktan zerre sapmayan mesajlar yolladılar bana... Bu kibarlıklarıyla beni öyle mahcup ettiler ki... Utancımdan masanın altında kaldım bir süre.

- “EKSİ 16” İÇİN ÖZÜR: Klima çarpması denilen illete maruz kalmıştım ya... İlletin etkisiyle olacak... “Klimayı eksi 16’da çalıştırıyordum” gibi bir cümle yazmıştım... Uyarı üstüne uyarı geldi tabii... “Klimada eksi 16 ne arar” falan diye... Bunun için de özür diliyorum. Klima çarpmasına verin.

 

İMAMOĞLU’NUN SEKİZ GÜN İZNE ÇIKMASINA DAİR

SEKİZ günlük izne ayrılmış Ekrem İmamoğlu.

Ve kendini Bodrum’a atmış.

*

“Bir an önce iş yapmak istiyoruz, mazbatamızı verin, kaybedecek bir saniyemiz bile yok” diye tutturmasaydı, belki bu kadar yadırganmayacaktı izne çıkması.

*

Ama yine de başından iki koca seçim geçmiş bir belediye başkanına sekiz günlük tatili de çok görmemek lazım.

Hele memleketin bunca meselesinin olduğu bir dönemde kendisini üç ay tatile çıkarmış bir Meclis’imiz varken, İmamoğlu’nun sekiz günlük izninin lafı bile olmaz!

 

TAYYİP ERDOĞAN’IN 10 TEMEL ÖZELLİĞİ

- BİR: Birine sinirlendiyse ondan “Beyefendi” diye söz ediyor.

- İKİ: “Kabine revizyonu şart” falan diye hariçten gazel okunursa... Yapacağı varsa bile yapmıyor.

- ÜÇ: Bekâr gördü mü dayanamıyor, hemen “Hadi, ne duruyorsun” diye çıkışıyor.

- DÖRT: “Erkek dediğin bıyıklı olur” diye bir algısı var.

- BEŞ: Karşısında azıcık muzip bir Karadenizli çıkarsa... Ona hemen Karadeniz şivesiyle takılıyor.

- ALTI: Günlük tutuyor... Ve bu işi kemal-i ciddiyetle yapıyor.

- YEDİ: İyi bir tespih koleksiyonu var ve bu koleksiyonu yapmaya ta 30 yıl önceden başlamış.

- SEKİZ: Sigara denilen illetin en amansız düşmanı...

- DOKUZ: Frene basmıyor, vites küçültmüyor.

- ON: Alternatif tıbba çok meraklı.

X

Yangın manzarasında tatile devam etmek

Duyar kasmayı sevmem.

Yani gördüğüm her yemek yeme, tatilin tadını çıkarma fotoğrafının altına...

“Memleket yanarken bu yaptığınız da nedir? Çabuk yasa bürünün bakayım” diye yazan sevimsiz tiplerden değilim.

Hatta ve hatta...

Yangın sırasında Marmaris ya da Manavgat’ta tatilde olanların zorunlu olarak yangın manzarası karşısında yemek yeme durumunda kalmalarını da anlayışla karşılarım.

Ne yapsın bu insanlar?

Aniden ortaya çıkmış bir durum.

*

Yazının Devamını Oku

Sosyal medya da yangın kadar tehlikeli bir ortam

Bir taraf “PKK yaktı, teröristler yaktı” diye bağırıyor. Öbür taraf “Otel yapmak için yaktılar” diye bağırıyor.

Bir taraf “Uçak da uçak” diye tutturuyor. Öbür taraf “Helikopter var, mis gibi” diye tutturuyor.

*

Bir taraf yangından politik muhalefet çıkarmaya çalışıyor. Öbür taraf yangının iktidara dokunmaması için çırpınıyor.

Tarafsız yorum yok. Soğukkanlı analiz yok. Bilgiye dayalı yaklaşım yok. Uzman görüşü yok. Olumlu ile olumsuzu aynı anda ortaya koyma yok. Meseleyi anlama çabası yok.

*

Bu ortam var ya bu ortam...

En az yangın kadar tehlikeli.

Yazının Devamını Oku

Elif Çakır’ın tercihine laf etmek kimsenin haddi değildir

Başı örtmek de kişisel bir tercihtir, başı açmak da...

Bu türden kişisel tercihlerle uğraşılmaz, bu türden kişisel tercihler mesele edilmez, bu türden kişisel tercihler üzerinden hüküm bina edilmez.

Peki ya ne yapılır?

Hiçbir şey yapılmaz.

*

Ha sen ille de bir şey mi yapmak istiyorsun?

O zaman saygı duymayı denemelisin.

*

Yazının Devamını Oku

Halk sağlığı düşmanı palavracı doktor

Adını soyadını yazıyorum:

Ümit Aktaş.

*

Aşıdan hazzetmiyor. Hakkıdır.

*

Aşı olmayı reddediyor. Kendi tercihidir.

*

Aşıda zorlama olmayacağını savunuyor. Normaldir.

*

Yazının Devamını Oku

Kişisel tahminlerim: Neden aşı olmuyorlar?

Aşımız var. Hem de herkese yetecek kadar.

Gel gelelim 23 milyona yakın vatandaşımız, inatla ve ısrarla aşı olmaktan kaçınıyor. Yani arz var, talep yok. Peki ama neden? Elimde bir veri yok nedenlere dair. Sadece tahminlerim var. Onları yazıyorum:

*

- ÇİP: Özellikle komplo teorisyenlerinin ortaya attığı tezlerin etkisinde kalanlar, ilk zamanlar “Çip takacaklar” diyorlardı. Ama gitgide daha çok alay konusu haline geldiklerini fark ettiler. Bu nedenle sayılarında müthiş azalma var gibi. En azından bana öyle geliyor.

*

- KISIRLIK: Özellikle bazı bölgelerimizde görece eğitimsiz vatandaşlarımızın içine sürüklendikleri girdap... 8 çocuklu, 28 torunlu 80 yaşındaki dedelerin, “Aşı kısırlık yapıyor yeğen” diye aşı olmaktan kaçındıklarına dair espriler gırla gidiyor. Sesleri pek çıkmasa da en kalabalık grup bu gibi geliyor bana.

*

- TURKOVAK: “Yerli ve milli” propagandasının aşırı etkisi altında kalan bazı yurttaşlarımız, yerli aşının piyasaya çıkmasını bekliyor galiba. Sayıları da az değil. “Elin aşısını olacağıma kendi aşımı olurum” diye bekleme içindeler galiba. Fakat koronavirüs denilen illetin beklemeye hiç niyeti olmadığını bilseler iyi olacak.

*

Yazının Devamını Oku

İkna edilmesi gereken 22 milyon 182 bin kişi

Sevgili okul müdürlerimiz.

- Muhterem kanaat önderlerimiz.

- Sayın Türkan Şoray’ımız.

- Değerli tarihçilerimiz.

- Severek okuduğumuz romancılarımız.

- Sayın Tarkan’ımız.

- Muhterem imamlarımız ve müezzinlerimiz.

- Yüce gönüllü şairlerimiz.

- Sayın

Yazının Devamını Oku

Selvi Hanım’ın acı kahkahaları

Armağan Çağlayan, muhteşem bir söyleşi yapmış CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu’yla...

Baştan sona izledim röportajı. Hiç sıkılmadan. Sorular, cevaplar... Hepsi gayet iyiydi.

*

Selvi Hanım’la ilgili saptamalarım şöyle:

*

Çok hakiki bir insan. Yapmacıklığa asla prim vermiyor. Eşinin her söylediğine katılmadığını söyleyecek denli özgüvenli... Hiç politika yapmıyor. Gayet dobra. Gayet doğrudan konuşuyor. “Hazır röportaj veriyoruz, araya bir iki siyasal mesaj sıkıştırmak gerekir” falan demeye tenezzül etmiyor.

*

Röportajda en ilgimi çeken bölüme gelince...

*

Yazının Devamını Oku

Bazı ünlülerin günlük rutinleri

Sabahları çakralarını açmak için meditasyon yaparmış.

MIRANDA KERR: Açılsın çakralar

SABAHLARI çakralarını açmak için meditasyon yaparmış. Sonra 20 dakika yoga yaparmış. Sonra yeşil sebzelerden hazırlanmış smoothie içermiş. (Offf! Çok sıkıldım. Çok bunaldım. Daha fazlasını yazamayacağım.)

VICTOR HUGO: İki çiğ yumurta

ŞAFAK vakti uyanış... Bir demlik taze çekilmiş kahveyle güne başlayış... Metresinden gelen tutkulu mektubu okuyuş... İki çiğ yumurtayı içiş... Ve saatlerce süren yazı maratonunu başlatış.

MARK TWAIN: Sağlam kahvaltı

SABAH sağlam bir kahvaltı yaparmış. Ardından çalışma odasına geçer ve başlarmış çalışmaya... Akşama kadar yazarmış. Öğle yemeklerini atlamak en büyük keyfiymiş. Çalışma odasında rahatsız edilmemek ise en katı kuralı.

RICHARD BRANSON: Uçurtma sörfü

GÜN

Yazının Devamını Oku

Üç zor konu - Taliban, fonlama, sığınmacılar

1) TALİBAN: Türkiye’de İslam adına ortaya konan hiçbir pratik, Taliban’ın İslam anlayışıyla örtüşmez. Hiç ayırt etmeksizin hepimizi “kâfir” diye yaftalarlar. Biz de onların İslam anlayışlarını alabildiğine yadırgarız. Hatta “İslam bu değil” deriz. Ama bütün bunlara rağmen... Türkiye, ABD’nin Taliban’la kurduğu diyalogdan daha iyi bir diyalog kurabilir.

2) FONLAMA: Fonlamanın kendisinde bir sorun yok. ABD’deki bazı vakıflar, Türkiye’deki bazı medya kuruluşlarını fonlayabilirler. Sorun, ABD’deki vakıf aracılığıyla fonlananların, “Biz acayip bağımsız bir medyayız, diğerleri şöyledir böyledir” diye hava basmalarındadır. “Biz de son tahlilde fonlanıyoruz, biz de o kadar bağımsız değiliz” deseler, mesele kalmayacak.

*

3) SIĞINMACILAR: Bu meselenin bir ortası olmalı. “Her önüne gelen, elini kolunu sallayarak Türkiye’ye gelsin” demek ile “Madem sığınmacıları seviyorsun, al evine besle” demek arasında bir yer olmalı. Ak/kara değil ki bu. Gayet çetrefilli, gayet karmaşık, gayet çok boyutlu bir konu. Her konuda saflaşıyoruz, bari bu konuda saflaşmasak. Sakince konuşsak şu mevzuyu.

HOUSE OF CARDS İZLEDİM ŞUNLAR OLDU

Canım sürekli kaburga istedi. Kaburga istedikçe de Develi ya da Başköşe’ye müracaat ettim.

*

Sırf tahtaya üst üste

Yazının Devamını Oku

Nasıl zorba olunur

Böyle bir belgesel var. Ben de izledim bu belgeseli.

Hitler, Saddam Hüseyin, Stalin, İdi Amin, Kuzey Kore’nin ‘Kim’leri ve Kaddafi konu edilmiş belgeselde.

*

Anlatılan isimlerin...

Tabii ki yatacak yeri yok. Tabii ki zorbalıkları tartışmasız. Tabii ki her biri ölüm kustu yeryüzünde.



Yazının Devamını Oku

Duygusal bir popüler kültüre sahip olmak isteyenler için liste

Frida Kahblo: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur.




- FRİDA KAHLO: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur. Bir de Büyükada’ya yolunuz düştüğünde Troçki’nin evini gösterip “Ne zaman bu evi görsem Frida’yı anımsarım” diye iç geçirmeniz çok havalı kaçacaktır.

*


Yazının Devamını Oku

Afganistan için istifade edilecek bir isim: Hikmet Çetin

Fatih Çekirge, Hikmet Çetin’le süper bir Afganistan röportajı yaptı.

Dünkü Hürriyet’te su gibi okudum.

*

Hikmet Çetin...

- Sağduyusuyla...



Yazının Devamını Oku

Godfather aşkına gittim Nobu’ya

Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış.

- İNTİHARIN EŞİĞİNDE: Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış. Bu Nobu, Peru’da perişan vaziyette takılıyormuş. Peru’nun arka mahallelerinde külüstür bir lokantada memleketi Japonya’nın yemeklerini yapıyormuş. Öyle memnuniyetsizmiş ki hayatından, neredeyse intihar edecekmiş.



*

- MARTIN AMCA: Masal bu ya... Tam bu sıralarda Peru’da gezintiye çıkan yönetmen Martin Amca’nın yolu, Nobu’nun yemek yaptığı bu külüstür lokantadan geçmiş. Bayılmış suşilere, saşimilere falan Martin Amca. “Gel” demiş, “Seni Hollywood’a götüreyim”. Nobu’nun gözleri parlamış.

*

Yazının Devamını Oku

Melih Bulu neden görevden alındı?

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu, sürpriz bir şekilde görevden alındı.

Herkes bunun nedenini merak ediyor.

Benim elimde iki temel neden var:

*

Birinci neden: Bir kulis bilgisine dayalı.

*

İkinci neden: Kişisel bir tahmine dayalı.

*

Yazının Devamını Oku

15 Temmuz’dan 5 yıl sonra geldiğimiz yerlerden biri: Din kisvesine geçit yok!

15 Temmuz'dan önce...

Özellikle muhafazakâr kesimlerde...

Yaklaşım genel olarak şöyleydi:

Alnı secdeye değiyorsa... Korkma.

*

Dinine, diyanetine bağlıysa... Zarar gelmez.

*

Allah diyor, Kuran okuyorsa... Olumlu yaklaş.

Yazının Devamını Oku

“Biji Serok Erdoğan”a MHP ne dedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’da...

“Biji Serok Erdoğan” diye karşılandı ya...

*

Ahmet Davutoğlu, ima yoluyla da olsa...

Şöyle bir yaklaşım sergiledi:

*

“Bahçeli beni ‘Serok Ahmet’ diye eleştiriyordu. İşte bakın: Erdoğan’a da ‘Biji Serok Erdoğan’ denildi. Bakalım Bahçeli, buna ne diyecek?”

*

Bahçeli bu konuda bir şey demedi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel zamanı, herkesin Bodrum’a gittiği zamandır

İstanbul öyle güzel ki bugünlerde... Nüfusu azalmış, yoğunluğu bitmiş. Bir rahatlık gelmiş üstüne. Çiçekleri fark edilir olmuş.

- İstanbul’da bugünlerde bütün restoranlar, bütün kafeler tenha... Her mekânda başköşeler senin. Her mekânda izzet ikram sana.

*

- O meşhur trafik çilesi, resmen Bodrum/Çeşme hattına postalanmış... Trafik de yok, çile de yok. Yollar bomboş.

*



Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel parkı: Nakkaştepe Millet Bahçesi

Üsküdar Belediyesi’nin yaptığı Nakkaştepe Millet Bahçesi’ni gezip gördüm. İzlenimlerimi yazıyorum:

- “Boğaz’a nazır” diye bir tabir var ya... İşte bu tabir, bu parka cuk oturuyor. Yok böyle Boğaz manzarası! Birinci köprü ayaklarınızın altında. Üç köprüyü bir anda görebiliyorsunuz. Ufuk alabildiğine açık. Yeşil ile mavinin harikulade uyumu.



*

- Tamam, manzara güzel! Ama bu parkı, en güzel yapan sadece manzarası değil. Parkın tasarımı çok zarif. Her şey çok kararında. Mimarisi çok iyi planlanmış. Hiçbir şey abartılmamış. Hiçbir şey es geçilmemiş.

*

Yazının Devamını Oku

Seçim sath-ı mailine girmiş bulunmaktayız

Bir cisim yaklaşıyor ama yaklaşan cisim, erken seçim değil.

Yaklaşan cisim şudur:

*

Erken seçim kampanyası.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, startı verdi:

Seçim kampanyası başladı.

*

Genelde seçime üç beş ay kala girdiğimiz

Yazının Devamını Oku

“Adayımız Kılıçdaroğlu” çıkışının asıl maksadı ne olabilir?

*

BİRİNCİ İHTİMAL

AK Parti’nin “Madem rakibimiz Kemal Kılıçdaroğlu, o halde hiç çalışmamıza gerek yok” diyerek rehavete sürüklenmesini istiyor olabilirler.

İKİNCİ İHTİMAL

CHP Genel Başkanlığı koltuğu, Cumhurbaşkanlığı koltuğundan bile daha tatlı olduğu için hamlelerini buna göre ayarlıyor olabilirler.

ÜÇÜNCÜ İHTİMAL

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a, “Belediye başkanısın, belediye başkanı kalacaksın” mesajı vermeye çalışıyor olabilirler.

DÖRDÜNCÜ İHTİMAL

Yazının Devamını Oku