Hak geldi batıl zail oldu

Bu cümle, Kuran-ı Kerim’den bir ayettir.

Ayetin tamamı şöyledir:

*

“De ki... Hak geldi, batıl yıkılıp gitti... Zaten batıl, yıkılmaya mahkûmdur.” (İsra–81)

*

Hak geldi batıl zail oldu

Erbakan Hoca, bu ayeti motto yapmıştı.

Sıkça söylediği sözlerin başında gelirdi bu ayet.

Erbakan’ın partilerinin yayın organı Milli Gazete’nin logosunun altında da “Hak geldi, batıl zail oldu” yazar.

*

Geçen gün Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasını dinliyordum.

Hak geldi batıl zail oldu

Kılıçdaroğlu, “Seçimden korkmayın, seçim toplumun isteğidir” diye coşkulu bir şekilde konuşmasını bitirirken...

Şöyle dedi:

*

“Hak gelecek, batılı zail edeceğiz. Yok edeceğiz batılı.”

*

Acaba Kemal Bey, terminolojiyi nereden öğrenmiş olabilir?

Temas içinde olduğu Temel Bey’den mi?

Yoksa son zamanlarda biraz fazla mı Milli Gazete okuyor?

*

Madem Kemal Bey, Erbakan tarzına merak sardı.

O zaman kendisine bir tüyo vereyim...

*

Erbakan Hoca’nın en meşhur cümlelerinden biri de şudur:

“Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.”

*

Bunu da kullanın isterseniz Kemal Bey.

Mukaddesatçı sağa şık bir selam daha çakmış olursunuz.


ÜMİT ÖZDAĞ’A GÖRE NEYİN KAVGASI BU?

ÜMİT Özdağ, İYİ Parti’deki kavganın...

“Milliciler” ile “uluslararasıcılar” arasında geçtiğini düşünüyor.

Hak geldi batıl zail oldu

*

Buğra Kavuncu’ya İYİ Parti’nin geleceğinin teslim edileceğini, Buğra Kavuncu’nun da uluslararası güçlerin piyonu olacağını söylüyor.

*

Ümit Özdağ’ın olayı konumlandırması böyle...

Olayı böyle konumlandırınca da...

Kendi yaptığını...

“Sorosçulara karşı bir meydan okuma” olarak görüyor.

*

Ümit Özdağ’ın bakış açısı bu.

Olaya böyle bakıyor.

Bilinsin istedim.


BİR BABA OLARAK SİNAN ÇETİN’E DÜŞEN GÖREV

OĞULLARINI
bir kenara çekmeli.

Ciddi bir yüz ifadesi takınmalı.

Ve şöyle bir nutuk çekmeli:

Hak geldi batıl zail oldu

*

“Ey oğullarım!

En büyüğünüz alkollüyken araç kullandı. Bir polis memuru bu yüzden hayatını kaybetti. Şimdi de içinizden biri alkollü araç kullanırken yakalandı.

Ey oğullarım!

Alkollüyken araç kullanmak, cinayete tam teşebbüstür. Katilliğe atılan ilk adımdır. Alkollüyken araç kullananlar, toplum için büyük tehlikedir.

Ey oğullarım!

En büyüğünüzü kurtarmak için çırpındım durdum. Sanırım bundan aldığınız cesaretle hareket ediyorsunuz. ‘Nasıl olsa babamız bizi kurtarır’ rahatlığındasınız.

Ey oğullarım!

Şunu iyi bilin: Bundan böyle alkollü araç kullanma eyleminiz yüzünden başınıza bir şey gelirse... Sizi kurtarmak için küçük parmağımı bile oynatmayacağım.”

*

Böyle bir nutuk, sanırım artık toplum sağlığını tehdit eder hale gelen bu sorunun çözülmesine muazzam bir katkı sunacaktır.


KORONANIN ÜÇ AVANTAJI

- AVANTAJ BİR: Dokunarak ve fazlaca sokularak iletişim kuranlar vardı. Dokunmadan kendini ifade edemeyenler... Fazlaca sokulmadan kendini izah edemeyenler... Korona sayesinde kurtulduk onlardan. Çok şükür!

*

- AVANTAJ İKİ: Kafelerde ve restoranlarda sıkışık nizam masalarda, herkesin konuştuklarımızı rahatlıkla dinlediği ortamlarda oturmak durumunda kalıyorduk. Korona sayesinde bir mesafe geldi masalara. Hamdolsun!

*

- AVANTAJ ÜÇ: Tokalaşmak hadi neyse de... Şapır şupur öpüşmeler ya da hunharca kafa tokuşturmalar... Korona sayesinde kalmadı hiçbiri... En fazla dirsekleri tuhaf biçimde tokuşturma ya da yumrukla tokalaşma... Oh be!



ÇOK MU ÜZÜLDÜN ATHENA GÖKHAN?

ADA yokuşlarında can veren atları gördükçe fenalık geliyordu hepimize... Toplumun tüm kesimleri “Bitsin artık bu zulüm” diye haykırıyordu.

Hak geldi batıl zail oldu

*

“Gelişmiş memleketlerde de var faytonlar” diyenler olmuştu. Ama Adalar’daki faytonculuk sistemi, öyle berbat bir şekilde kurulmuş ve öyle berbat bir şekilde yürütülüyordu ki düzelme ihtimali sıfırdı. Radikal bir önlem alınması gerekiyordu. Kestirip atmaktan başka çare yoktu. Öyle de yapıldı. Kestirip atıldı. Çok da güzel oldu.

*

Dün sosyal medya hesabından “Faytonlar, Adalar kültürünün çok önemli parçasıydı, kaldırıldığı için çok üzgünüm” diye ağlaşan Athena Gökhan’a, “Çok üzülüyorsan kendini koş faytonlara” dememek için kendimi zor tutuyorum.


İTİ QOVAN

AZERBAYCAN’da yeni tip kamikaze insansız hava araçlarının seri üretimine başlanmış.

Bu İHA’lara da...

“İti qovan” adını vermişler.

Hak geldi batıl zail oldu

*

Çok kral hareket!

Sesli güldüm valla.

Ve şöyle dedim:

“Azerbaycan Türklerinde de bayağı gelişmiş bir mizah duygusu varmış.”


YAPMAYIN BÖYLE ŞEYLER GÖZÜNÜZÜ SEVEYİM

24
yaşında gencecik bir kadın.

Adı: Ferah Çalışkan.

Fotoğrafına bakıyorum:

Işıl ışıl bir yüzü var. Gayet de hoş görünüyor.

Hak geldi batıl zail oldu

*

Nereden icap ettiyse, neden gerek gördüyse... Tutmuş, İzmir’de bir estetik merkezine gidip yüzüne “gençlik aşısı” denilen bir işlemi yaptırmış.

*

Sonuç? Tam bir felaket!

Yüzü korkunç bir şekilde şişmiş. Bir süre sonra şişlik inmiş. Ama yüzünde yumrular kalmış. Çok sayıda yumru. Eski güzelliğini arar hale gelmiş. Kâbusun tam ortasında yaşamaya başlamış.

*

Hangisine yanalım, deyiverin hele...

Estetik merkezleri adı altında yapılan kıyımlara mı? 24 yaşında gencecik bir kadının “gençlik aşısı” peşinde koşmasına mı? Bu piyasada ortaya çıkan şu lanet olası arz-talep olayına mı? Şu lüzumsuz mu lüzumsuz estetik heveslerine mi?

*

Yapmayın böyle şeyler gözünüzü seveyim. Olduğunuz gibi çok güzelsiniz. 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Reform ve Arınç üzerine özlü sözler

Reform işi, Bülent Arınç’a feda edilmeyecek kadar ciddi bir iştir.

 

- Reform, Bülent Arınç’ı fersah fersah aşmak zorundadır.

*

- Reform, diş macunu gibidir... Bülent Arınç onu tüpe sokamaz.



Yazının Devamını Oku

Bülent Arınç yüzünden reformlar baltalanmasın

Bülent Arınç için şunları yazdım önceki gün:

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Diyeceksiniz ki:

*

E ama

Yazının Devamını Oku

Reformdan sonra şimdi de Avrupa

Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform bombasının ardından şimdi de Avrupa bombasını patlattı.

 Söylediği en net şekilde şu:

*

“Kendimizi başka yerde değil Avrupa’da görüyor ve geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz”.

*

Erdoğan’ın sözleri, bununla sınırlı değil.

Çekincelerini de sıralıyor:

*

“Avrupa’nın bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını, en azından ülkemize yönelik aleni düşmanlıklara alet olmamasını bekliyoruz”.

Yazının Devamını Oku

Doğruları Bülent Arınç da söylese kabulümüzdür

Bülent Arınç...

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Ama durumun böyle olması...

Bülent Arınç’ın söylediklerinin doğru olduğu gerçeğini değiştirmez.

Yazının Devamını Oku

Biat, itaat, ram

Ekranlardan birinde yapılan bir siyasi tartışmanın kısa bir videosunu izledim.

İzlediğim bölümde tartışmacılardan biri, programa katılan iktidar muhaliflerine şöyle bağırıyordu:

*

“Erdoğan’a itaat edeceksiniz. Erdoğan’a biat edeceksiniz. Erdoğan’a ram olacaksınız.”

*

Bunu söyleyen tartışmacı arkadaşımız...

“Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanıdır. Onu cumhurbaşkanı olarak tanımak, demokrasiye saygının gereğidir” deseydi.

Kimsenin itiraz edemeyeceği demokratik bir ilkeyi anımsatmış olacaktı.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan işte budur bundan ibarettir

Ali Babacan, AK Parti hükümetinin bakanı olarak...

Gezi Parkı davalarında “mağdur” sıfatıyla şikâyetçi olmuş.

Bugünlerde çok demokrat, aşırı liberal, fena özgürlükçü takılıyor ya...

Kendisine “Sen niye Gezi olaylarında davacı olmuştun?” diye sorulduğunda...

Şu cevabı vermiş:

*

“Ben davacı değildim, şikâyetçi değildim, mağdur da değildim. Savcı, tek taraflı olarak bütün bakanları mağdur olarak değerlendirdi. Araştırdım, davadan çekilmek kanunen mümkün değildi. İşte bugün buradan savcılara sesleniyorum: Ben bu davanın mağduru değilim. Silin benim adımı.”

*

Yazının Devamını Oku

Ekrem İmamoğlu’na Kanal İstanbul incelemesi hakkında kitabın ortasından

Meral Akşener açıkladı:

 

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında... Kanal İstanbul’a karşı çıktı diye soruşturma açılmış.



*

Olayın aslına faslına baktığımızda ise...

Yazının Devamını Oku

Yeni gündem: Reform

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde sürekli şu üç şeyin altını çiziyor:

 

BİR: Hukukta reform... İKİ: Demokraside reform... ÜÇ: Ekonomide reform...

*

Üç alanda yapılacak reformlar, yeni dönemin en önemli tartışma konusu...

*

- İnandırıcı bulmayabilirsiniz.

- Gecikmiş bir yöneliş olarak nitelendirebilirsiniz.

- İçinin nasıl doldurulacağını sorgulayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Hukukta reform olursa ne olur?

Umut devreye girer.

- Yüzler güler.

- Karamsarlığın yerini iyimserlik alır.

- Daha iyiye doğru yelken açılır.

- Tutuklayarak cezalandırma son bulur.

- Tutuklama istisna olur.

- Yabancı yatırımcıya güven verilir.

- Yabancı yatırımcıdan daha önemlisi: Vatandaşa güven verilir.

- Yatırımın önü açılır.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...

Uğur Hoca, tamam.

İyi ama bir de Özlem Hoca var.

*

Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.

*

“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.

*

- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.

- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ ile Muharrem İnce arasındaki farklar

İkisi de partisinden memnun değil.

İkisi de yaptıkları açıklamalarla olay oluyor. İkisiyle de Tarafsız Bölge’de konuştum. Edindiğim izlenimlere göre aralarında şu türden farklar var:

*

- Özdağ tepeden tırnağa ideolojik. İnce popülaritenin altın çocuğu.



*

Yazının Devamını Oku

On maddede Kamala Harris’i yazdım: Kurgulasan olmaz

Birinci olarak... Kadın... Oradan zaten kazanıyor.

- İkinci olarak... Babası Jamaikalı. Bu yanıyla hem Güney Amerika’ya selam çakıyor, hem de siyahlara.

*

- Üçüncü olarak... Annesi Hindistanlı. Bu yönüyle koskoca Asya’yı alıyor kanatlarının altına.



*

Yazının Devamını Oku

Zabıtaya ve polise çağrı: Çekin elinizi gazeteden

Bizim gazetenin dağıtım servisinden fotoğraflar geldi elime...

Samsun’da zabıta ve polis, gazete dağıtıcısı avında.

Öyle bir sarmışlar ki motosikletiyle gazete dağıtan arkadaşımızın etrafını...

Sanırsın terörist avlıyorlar!



*

Yazının Devamını Oku

Biden gelecek bizim muhalefetin dertleri bitecek mi?

İddia ediyorum: Biden gelince...

Bizim iktidardan daha çok bizim muhalefetin işi zorlaşacak.

*

Örneklerle gidelim:

*

Biden, ABD Başkanı olarak...


Yazının Devamını Oku

‘Riskli binalarda oturmayın’ diyen çok sayın yetkili

Vatandaşlarımıza “Riskli binalarda oturmayın” diyorsunuz çok sayın yetkili bey.

Tamam... İyi diyorsunuz.

Tamam... Güzel diyorsunuz.

*

Ama çok sayın yetkili bey, bu insanlar, keyifleri öyle istediği için riskli binalarda oturmuyorlar ki!

“Amaaan şimdi taşınma sorunuyla falan kim uğraşacak abi” diyerek riskli binalarda oturmaya devam etmiyorlar bu insanlar.

Yahu kim ister en küçük bir depremde enkaza dönüşecek bir binada çoluk çocuk oturmayı? Yahu kim ister enkaz altında can vereceğini bile bile o binalarda oturmaya devam etmeyi?

Niye anlamıyorsun

Yazının Devamını Oku

Ah o parmağın tutuluşu

“Ağlamıyoruz, gözümüze toz kaçtı” diye yalan söyletti hepimize.

- “Milli umut” nedir, öğretti hepimize.

*

- “Hayat bir parmağa tutunmaktır” falan diye felsefe yaptırdı hepimize.

*

- “Elif bebeğin bırakamadığı o parmak olmak” isteği aşıladı hepimize.

*

- “Tuttuğun parmak değil kalbimiz oldu ey Elif” dedirtti hepimize.

*

Yazının Devamını Oku

Ölüm gelince ben hep şöyle yapıyorum

Hep en iyi şeylerini hatırlıyorum ölenin.

Kötü şeylerini hiç hatırlamıyorum.

*

Hep hayırla yâd etmeye çalışıyorum.

Hayırsızca yâd etmek istemiyorum.

*

Hep “İyi bilirdik” diye haykırıyorum.

Başka türlü haykırmak içimden gelmiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk biz

Elazığ için nasıl yandıysak...

Ne eksik ne fazla...

Aynı öyle yandık İzmir için.

*



Henüz enkaz altında canlarımız varken...

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Yazının Devamını Oku