GeriAhmet HAKAN Hah! Avrupa dediğin anca bundan anlar!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hah! Avrupa dediğin anca bundan anlar!

Arkasına Rusya’yı da alan Esad, kendi ülkesinin toprakları içinde yaptığı saldırılarla şu iki şeye neden oldu, oluyor:

- BİR: Hastane, okul demeden bombalayarak İNSANLIK SUÇU işledi, işliyor.

*

- İKİ: Sınırlarımıza yüz binlerce MÜLTECİNİN YIĞILMASINA yol açtı, açıyor.

*

İNSANLIK SUÇU açısından olaya bakıldığında...

Avrupa’nın durumu şu:

*

İnsanlıkmış, suçmuş umurunda bile değil Avrupa’nın!

Yok böyle bir erdemi.

Söyleniyor, ırgalanmıyor! Anlatılıyor, umursamıyor! Gösteriliyor, etkilenmiyor!

Avrupa’yı erdemli bir tutum almaya zorlayacak bir koz yok elimizde.

“İnsan ol, olmazsan şunu yaparız” diyemiyoruz yani.

*

MÜLTECİ YIĞILMASI açısından olaya bakıldığında ise...

Avrupa’nın durumu şu:

*

Ödü kopuyor Avrupa’nın mültecilerden!

Ödü kopuyor ama elini taşın altına koymaya da yanaşmıyor.

Yüklemiş bütün yükü Türkiye’nin omuzlarına... Uzaktan ve dışarıdan seyrediyor.

Türkiye savaşsın, Türkiye mücadele etsin, Türkiye çırpınsın, Türkiye can versin ama ben tüyümü bile kıpırdatmayayım...

Takındığı tutumun özeti bu.

*

Avrupa’ya “İnsan ol, olmazsan şunu yaparız” deme şansımız yok ama “Mülteci yığılmasına karşı verdiğimiz savaşta bizi yalnız bırakma, bırakırsan kapıları açarız” deme şansımız var.

Hah Avrupa dediğin anca bundan anlar

*

Türkiye, kapıları açarak...

İşte bu şansını denemeye karar verdi.

*

İnsanlıktan anlamayan Avrupa, anca bundan anlar!


ESAD’IN YAPTIĞI NASIL BİR ALÇAKLIK?

BİR YANDAN ŞUNU YAPIYOR:

*

Almış arkasına Rusya ve İran’ı... Kendi şehrini bombalıyor. Çocuk demeden, kadın demeden katlediyor. Yüz binlerce vatandaşının Türkiye’nin sınırlarına yığılmasına yol açıyor. Böyle bir olay karşısında minnacık bir sorumluluk bile üstlenmiyor. Umurunda bile değil bu yığılma! Milyonlarca mülteciyle Türkiye’yi baş başa bırakıyor.

Hah Avrupa dediğin anca bundan anlar

*

BİR YANDAN BUNU YAPIYOR:

*

Türkiye bir şeyler yapmak için harekete geçip askeri önlemler almaya kalkınca... Gözlem noktaları oluşturunca... Bu yığılmayı önleyecek önlemler almak için harekete geçince... Arkasına aldığı Rusya ve İran desteğine güvenerek kalleşçe, haince Türk askerine saldırıyor. Kural, kaide, anlaşma falan tanımayarak...

*

Esad’ın yaptığı alçaklık, işte böyle bir alçaklık.


BU SAATTEN SONRA ESAD

ESAD
ne yaptı?

Sahip çıkamadığı ülkesine sahip çıkmak zorunda kalan Türk askerine kalleşçe ve haince saldırdı.

*

Bu saatten sonra Esad...

- Kendisiyle görüşülecek...

- Kendisiyle temas kurulacak...

- Kendisiyle bir zeminde anlaşılacak...

Bir unsur olmaktan çıkmıştır.

*

“Esad’la görüşelim yav, ne olacak ki” falan diye dile getirilen görüşün, artık eskisi kadar kolay dile getirileceğini sanmıyorum.



FETÖ’NÜN İNFİAL STRATEJİSİNE DİKKAT!

SOSYAL medya hesaplarında yaptıkları şunlar:

- Puslu havayı fırsat biliyorlar.

- Dezenformasyon yapıyorlar.

- Bilgi kirliliği yaratıyorlar.

- İnfial stratejisi uyguluyorlar.

- Yılgınlık aşılıyorlar.

- Dayanışma duygusunu bombalıyorlar.

- Güveni sarsmaya çalışıyorlar.

- Yalanları ortalığa boca ediyorlar.

- Beraberliği dinamitliyorlar.

*

Aman meydan vermeyelim şu rezillerin, şu kepazelerin, şu pisliklerin oyunlarına.



BERTARAF EDİLEN REJİM UNSURLARINDAN SÖZ ETMEK

BAZILARI bertaraf edilen rejim unsurlarından söz edilmesini yadırgıyorlar.

*

Bertaraf edilen rejim unsurlarının hiçbiri, tabii ki şehit olan Mehmetçiklerimizin acısını hafifletemez ama yine de bertaraf edilen rejim unsurlarından söz edilmelidir.

*

Çünkü bertaraf edilen her rejim unsuru...

Mehmetçiğin kahramanlığının bir göstergesidir.

*

Şehadetin haberlerini veriyorsak...

Kahramanlığın da haberlerini vermeliyiz.


YA O YA BU

SURİYELİ mültecilerden yakınıyorsan...

Yeni bir mülteci dalgasının Türkiye’yi vurmaması için verilen mücadeleyle ilgili olarak...

“Ne işimiz var bizim İdlib’de” diyemezsin.

*

Kusura bakma ama...

- Ya mültecilerden yakınmayacaksın.

- Ya da yeni bir mülteci dalgasının Türkiye’yi vurmaması için verilen mücadeleye laf etmeyeceksin.


YASTAYIZ

BİR devlet kararı beklemeden... Zorunlu bir yükümlülük olarak hissetmeden... Herhangi bir yönlendirmeye zerre kadar ihtiyaç duymadan... “El âlem ne der” duygusu yaşamadan... Kendiliğinden... Doğallıkla... İnsani bir refleksle... Ve büyük bir içtenlikle...

YASTAYIZ. 

X

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıçlı katliam şu beş sonucu doğurmalı

BİR: İnternetten leblebi, çekirdek satar gibi Samuray kılıcı satılmasının önüne geçilmeli. Samuray kılıcına ulaşım, bu denli kolay olmamalı. Bu tür kılıçların, “Hediyelik eşya” kategorisine alınmasına yasak konmalı.

- İKİ: Canavarca hisle cinayet işleyecek denli hasta ruhlu kişilerin, devlet tarafından takibi yapılmalı ve tedavi altına alınmalı. Takip ve tedavi işi, ailenin inisiyatifine bırakılmamalı.

*

- ÜÇ: Cinayet işleyecek denli sorunlu çocuğuyla ilgilenmeyen, o çocuğa kılıç alabilecek parayı veren anne baba da bu işten sorumlu tutulmalı. Hiç değilse vicdanen yargılanmalı.



*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıcıyla kadın katleden adam deli mi?

Adı: Başak Cengiz.

Mimar bir kadın. Gencecik. Nişanlı.

Ankara’da yaşıyor. Bir inşaat firmasında çalışıyor.

Çalıştığı firma, genç kadını geçici görevle İstanbul’a gönderiyor ve İstanbul’da yaşamaya başlıyor Başak.

Ataşehir’de bir otelde kalıyor. İşine servisle gidiyor.

Derken bir gün...

Otele servisle gitmek yerine yürüyerek gitmeyi tercih ediyor.

Ataşehir caddelerinde yürüyor

Yazının Devamını Oku

Atatürk taşıyıcı ve birleştirici kolon oldu

Atatürk’ü artık, Kemalizm’in dar kalıplarına sıkıştırmadan anıyoruz.

Atatürk’ü artık, bir hayat tarzının dayatması olmaktan çıkararak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, sadece bir kesimin bayrağı haline getirmeden anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, resmi ve zorlama etkilerden arınarak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, alabildiğine sivil, alabildiğine katılımcı biçimde anıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Lütfü Türkkan grup başkanvekili olmasaydı ne olacaktı Yavuz Bey?

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, benim sevdiğim, saydığım ve takdir ettiğim bir siyasetçidir.

Kendisini destekleyen sayısız yazı yazdım.

Siyasette kişisel olarak her zaman iç tutarlılığını korumaya özen gösteren bir yapısı vardır Ağıralioğlu’nun.

*

Fakat dün Lütfü Türkkan olayıyla ilgili olarak yaptığı açıklamayı okuyunca...



Yazının Devamını Oku

Onlarda iptal kültürü... Bizde linç kültürü...

Batı'da iptal kültürü diye bir şey çıkmış.

Nedir iptal kültürü?

Şöyle bir şey:

*

Herhangi bir ünlü...



Yazının Devamını Oku

Baştan sona kadar Lütfü Türkkan olayı

Bu kaçıncı vukuat?

Önce çakarlı arabasını çocuğunun kullanması yüzünden epey konuşuldu. Sonra çiftliğini görüntüleyen gazeteciyi darp ettirmesi yüzünden gündem oldu. Arada yaptığı tartışmalı sosyal medya paylaşımlarının yol açtığı bir sürü tatsızlıkları saymıyorum. Kısacası Lütfü Türkkan, İYİ Parti’nin vukuatlı ismi olup çıktı. 

SIRADAN BİRİ DEĞİL

İYİ Parti açısından sıradan bir isim değil Lütfü Türkkan. Ta en başından beri Akşener’in yanında yer aldı. Finansal destek sundu partiye. Milletvekili seçildi. Partinin en önemli koltuğu olan Grup Başkanvekilliği’ne getirildi. Yani İYİ Parti’yi kıyısından köşesinden temsil etmiyor. Tam göbeğinden temsil ediyor. 



KÜFÜR, KÜFÜR, KÜFÜR

Yazının Devamını Oku

Kanaat önderi falan kalmadı

Etkili ve sözü dinlenir kanaat önderinin temel özellikleri şunlardır:

- İyiye iyi, kötüye kötü demesini bilecek.

*

- Bir muhalefet partisi mensubu gibi iktidarı devirmeye kendini adamayacak.

*

- Bir iktidar mensubu gibi her şeyi savunmaya kendini adamayacak.

*

- İktidara sonsuz vururken muhalefeti kollamayacak.

*

Yazının Devamını Oku

Çilem Doğan’ın bitmeyen çilesi

Kimdir Çilem Doğan?

Yıllarca kendisine sistematik bir şekilde şiddet uygulayan ve başkalarıyla para karşılığı ilişkiye girmeye zorlayan bir erkeği öldürmek zorunda kalan bir kadın.

*

Ya boyun eğmeye devam ederek ölmeden mezara girmiş olacaktı Çilem Doğan.

Ya da...

Kendini savunacaktı.

İkincisini seçti.

Yani kendini savunmayı.

Yazının Devamını Oku

Sayın dedi

“Bana hiç sevmediğin bir tepinme biçimini söyle” deseler...

Şu cevabı veririm:

*

Bir siyasetçi, bir gazeteci, bir akademisyen...

Yanlışlıkla, farkında olmaksızın, bir hata olarak...

“Sayın Öcalan” dediğinde...

Hemen “Aaaa! Bak! Bebek katiline Sayın Öcalan dedi” diye üzerinde tepinmek.

Aslında, Türkiye’de her kesimin bayıldığı bir tepinme biçimidir bu.

Yazının Devamını Oku

Falih Rıfkı’dan beri değişmeyen şey

Falih Rıfkı Bey’i pek severim.

Üslubuna, belagatine bayılırım.

Onun “Zeytindağı” adlı eseri, başucu kitabımdır.

*

Falih Rıfkı Bey’in “Gezerek Gördüklerim” adlı bir kitabı da var.

O kitapta yer alan bir bölüm şöyledir:

*

“Fransızların Midilli adasını işgal ettiği haberi İstanbul’a geldiği zaman birçok Türk’ün sözü şu olmuştu: ‘Bakalım İngiltere ne diyecek?.’ Şark âleminde kendini İngiltere’den ilk tedavi eden memleket Türkiye oldu.”

*

Yazının Devamını Oku