GeriAhmet HAKAN Güme gitti siyasi ayak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Güme gitti siyasi ayak

Nereden çıkmıştı siyasi ayak tartışması?

Şu iki sorudan çıkmıştı:

*

- BİRİNCİ SORU: FETÖ 15 Temmuz’da başarılı olsaydı hangi siyasiler başa geçecekti?

*

- İKİNCİ SORU: FETÖ’nün kripto askerleri, kripto hukukçuları falan ortaya çıktı... Neden kripto siyasileri ortaya çıkmıyor, çıkarılmıyor?

*

Cevabı aranan iki soru buydu...

Asıl mesele bu iki soruydu...

Bu iki soruyla başlamıştı her şey...

*

Peki biz bugün neyi tartışıyoruz?

*

CHP diyor ki:

Siyasi ayak sensin!

*

AK Parti diyor ki:

Asıl siyasi ayak sensin!

*

Şundan adım gibi eminim:

Tartışmanın bu hale gelmesi ve getirilmesi, siyaset dünyasındaki kripto FETÖ’cülerin bayağı bir rahatlamasına yol açmıştır, açıyordur.


CHP’Lİ MİLLETVEKİLİNE BOYKOT ŞAKASI YAPTIM

GEÇEN akşam CNN Türk’te Tarafsız Bölge’deyiz.

Telefonuma WhatsApp’tan bir mesaj geldi.

*

Baktım mesaj CHP’li bir milletvekilinden gelmiş.

Milletvekili, o anda Tarafsız Bölge’de tartışılan bir konuyla ilgili kendi görüşünü belirtiyor. “O iş öyle değil şöyle” diye açıklık getirmeye çalışıyor.

*

Programdayım falan demeden hemen hızla şu mesajı yazıp gönderdim CHP’li milletvekiline:

“Boykot var... Alooo! Size yasak bizi izlemek... İhbar ederim ha!!!!”

*

Adı bende saklı CHP milletvekili, bir “gülücük işareti”yle hızla uzaklaştı WhatsApp’tan.



KIRIK TÜRKÇESİYLE BİZE ŞİRİNLİK YAPAN AMERİKALI

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Ankara’ya gelir gelmez kendisine uzatılan mikrofonlara kırık bir Türkçeyle öyle şirinlikler yaptı ki...

Temel derdinin “Rusya’yı bırakın, Amerika’yla iş tutun... Rusya’dan dost olmaz, bizden dost olur” mesajı vermek olduğunu çocuklar bile anladı.

Güme gitti siyasi ayak

*

Eskiden bu işler çok daha sofistike, çok daha dolaylı, çok daha çaktırmadan, çok daha ciddi bir şekilde yapılırdı.

*

Önce ekmekler bozuldu, sonra her şey.



BİR DEFNE SAMYELİ ANALİZİ

DEFNE Samyeli, genel olarak “Yahu amma da cool kadın!” diye selamlanan bir kadındı.

En azından böyle bir imaj veriyordu.

*

Özel hayatından gideni mesele etmeye tenezzül etmeyecek, nasıl gitmiş olursa olsun gidenin gidiş tarzını diline dolamayacak, hele bunu kamu önünde hiç mi hiç yapmayacak bir duruşu vardı.

Güme gitti siyasi ayak

*

Yıktı bu imajını Defne Samyeli!

Bozdu bu duruşunu.

*

Ne çıkar bundan? Şu çıkar: Demek ki çok ama çok kızmış!

*

Gerçi hakiki bir “cool kadın” bu tür durumlara kızmaz, kızsa da belli etmez ama neyse neyse...


KORKARIM Kİ KADİR ŞEKER OLAYI ŞUNA YOL AÇACAK

KADİR Şeker’in katil olmasının, Kadir Şeker’in kurtardığı kadının açıklamalarının falan... Korkarım ki şöyle bir etkisi olacak:

*

- Sokakta kadına şiddet uygulayan adama, “Aman! Aman! Ben hiç karışmayayım bu işlere” diyerek müdahale edilmeyecek.

*

- “Merhametten maraz doğar” anlayışı herkesi etkisi altına alacak ve merhametten hızla uzaklaşılacak.

*

- Bir erkek, bir kadını acımasızca döverken... “Hop” bile denmeyecek, başlar çevrilerek geçip gidilecek.

*

Oysa sokaklarda şiddet gören kadınların kahramanlara ihtiyacı var. (NOT:Kahramanların ille de bıçak taşımaları gerekmiyor tabii ki.)



CAMİ/KİLİSE KONUSUNDA ERDOĞAN DA AYNI FİKİRDE

“TAKSİM Meydanı’nda cami yapıldı, şimdi sıra Aya Triada Kilisesi’nin önünü açmakta” diye bir yazı yazmıştım geçen gün.

*

Meğer Cumhurbaşkanı Erdoğan da benimle aynı görüşteymiş.

2013’te yaptığı bir açıklamada aynen şöyle demiş Erdoğan:

Güme gitti siyasi ayak

*

“Kilisenin önündeki tüm dükkânları kaldıralım diye kilise vakfıyla konuşacağız. Kilise meydana çıksın. Diğer tarafta cami olsun. Bizim medeniyet anlayışımızın çok güzel bir göstergesi olsun.”



EKREM İMAMOĞLU NEREYE KOŞUYOR

İLK ortaya çıktığında şöyle biriydi Ekrem İmamoğlu:

*

Kucaklayıcıydı, hem de biraz fazla kucaklayıcıydı. Sinirleri alınmış gibiydi, sokakta kendisine en olmayacak lafları atanları bile tebessümle karşılıyordu. Öyle pozitifti ki, “Oh be! Özlemişiz böylesini” dedirtiyordu. Konusuna odaklıydı, başka alanlara dalmıyordu. Süper çalışkandı, İstanbul sokaklarını dört dönüyordu. Sempatikti, başında bir sempati halesi varmış gibi geliyordu herkese...

Güme gitti siyasi ayak

*

Bugünlerde Ekrem İmamoğlu:

*

Öfke kontrolü sorunları yaşıyor... Kendisini kızdırmak için edilmiş bir söze, burada yazmaktan hicap edeceğim tarzda bir küfürle karşılık veriyor... Deprem bölgesinden tatil bölgesine gitmenin münasebetsizliğini bir türlü kavrayamıyor... Sinir küpü olmuş gibi bir hali var...

*

Bu gidiş, gidiş değil. 

X

Kemal Kılıçdaroğlu ve kahkahalar, kahkahalar

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimden önce CNN Türk’te bir programa çıkmıştı.

Program sunucusu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun...

“İstanbul’u kazanacağız, Ankara’yı kazanacağız” türü sözlerini fazla iddialı bulmuş ve kahkahalar atmıştı.

*

Ne olmuştu o günlerde?

Başta Tuncay olmak üzere...

CHP’nin tüm ekâbir takımı...

Öfkeyle, kinle, hınçla...

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Hayatımın dilemması: Sinovac mı BioNtech mi?

“Geleneksel yöntemden şaşmayacaksın arkadaş” diyorlar.

Hop, başlıyor kalbim Sinovac diye atmaya.

*

“Yeni teknolojileri denemek lazım arkadaş” diyorlar.

Hop, bu sefer kalbim BioNtech diye atmaya başlıyor.

*

Bilmem kaç bin yıllık Çin kültüründen söz ediyorlar.

Hemen Sinovac’a ısınıyorum.

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku

Alerjiyi azdıralım Atatürk kabartmalı nişan verelim

28 Şubat sürecinde gazetelerde yapılan haberlere genelde şöyle başlanırdı:

 

“Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dedi ki...”

*

Saygı Öztürk’ün dünkü köşesinde gördüm ki...

O kalıp, şuna dönüşmüş:

*

“Adını açıklamayan bir yargı mensubu dedi ki...”

*

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Aşırı acıklı bir çaba: Enver’den yazarlık öğrenme çabası

Enver Aysever’in CHP’li belediyeleri söğüşlemesinin iki yöntemi var:

BİR: “Yazı akademisi” diye kurs düzenlemek.

*

İKİ: “Yazarlık atölyesi” diye yazarlık öğretmek.

Kısacası...

Enver’in iddiası, milletimize “Nasıl yazar olunur” dersleri vermek.

*

Tezgâh şöyle işliyor:

Yazının Devamını Oku

Kongreden ince çizgiler: Erbakan Hoca’nın hangi geleneği hayata geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en önemli yeri, yeni anayasayla ilgili bölümdü. Bütünleştiricilik, birleştiricilik, farklılıkları zenginlik olarak görme, tüm farklılıkların söz sahibi olması açısından...

Yedeklerin de asil olarak çalışacağını söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan... Erdoğan, bu yaklaşımıyla Erbakan Hoca’nın bir geleneğini ihya etmiş oldu. Erbakan Hoca, “Bizde asil-yedek olmaz, herkes asil gibi çalışır” derdi.

*

Kalabalık yine göze çarptı. Korona tedbirleri ile bu kalabalık arasında kurulan bağlantılar niye her defasında gözden ırak tutuluyor, anlamıyorum. Bu durumun toplumun önlemler konusunda şevkini kırdığı nasıl unutulur? Bu arada belirteyim: Bir ara Emine Erdoğan’ın sosyal mesafe kuralını hiçe sayanları uyardığını fark ettim.

Ahmet Arınç’ı babası Bülent Arınç’la... Mücahit Birinci’yi babası Yavuz Bahadıroğlu’yla... Tanımlamaya şiddetle karşıyım. Babalara vefa ve saygı esastır ama biricik şairimiz Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir.” Oğulları, babalarla tanımlamak, ne bileyim, biraz fazla feodal kaçıyor!

*

Ekranda izlerken bir ara Sadık Albayrak’ı gördüm kongre salonunda. Maskesi olduğu halde tanıdım. (Bu arada alakasız bir not: Gözlerden tanıyor insan... Maskeli olup da tanıyamadığım çok az insan oldu.) Bazı sitelerde “dünür” falan denilip geçiliyor Sadık Albayrak’la ilgili olarak. Hiç de öyle biri değildir kendisi. Aklıyla, fikriyle, yazıp çizdikleriyle yıllarını vermiştir bu siyasi çizgiye...

YENİ MKYK LİSTESİNDEN... SESLER, YÜZLER, SOKAKLAR

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Fakat sonra kafamda

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku