GeriAhmet HAKAN Gül’ü anlatan üç kelime: Ürkek, kurnaz ve hırslı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gül’ü anlatan üç kelime: Ürkek, kurnaz ve hırslı

Dört gün önce İstanbul’da bir toplantıda konuşma yaptı Abdullah Gül.

Konuşmasında...

“Popülizm, demokrasiyi çürütüyor” dedi.

Popülizm, kuvvetler ayrılığını, adaletin bağımsızlığını hedef alıyor” dedi.

“Hesap verebilirlik, hür basın... Popülist ülkelerde geriliyor” dedi.

“Popülist liderler, bölgelerinde savaş çıkarırlar” dedi.

Gül’ü anlatan üç kelime: Ürkek, kurnaz ve hırslı

“Popülist liderler balık verirler ama balık nasıl tutulur öğretmezler” dedi.

“Bir gün balık bittiğinde sıkıntılar, felaketler çıkar ortaya” dedi.

Dedi oğlu dedi yani.

Örnekler vermeyi de ihmal etmedi ha! ABD’den örnek verdi. Avrupa’dan örnek verdi. Venezuela’dan örnek verdi. Asya’dan örnek verdi. Birçok ülkenin, birçok liderin adını verdi. Bir tek Türkiye’den söz etmedi. “Türkiye’yi kastediyorum” da demedi, “Türkiye’yi kastetmiyorum” da demedi. Sadece soğuk bir tebessümle yetindi.

Türkiye’nin bugünkü yönetimiyle ilgili düşüncelerini açıkça ve mertçe söyleyemeyecek kadar ÜRKEK.

“Sen Türkiye’yi mi kastediyorsun” dendiğinde “Ne münasebet canım” deme hakkını saklı tutacak kadar KURNAZ.

“Madem ürküyorum, madem net konuşamıyorum, bari susayım” demeyecek, diyemeyecek kadar HIRSLI.

İşte Abdullah Gül budur!

Gül’ü anlatan üç kelime: Ürkek, kurnaz ve hırslı

SERDAR ORTAÇ BANA DA 11 AĞUSTOS MARŞI YAZ!

BAŞAKŞEHİR’e bir marş yapmış Serdar Ortaç...

Nasıl samimiyetsiz. Nasıl çalakalem. Nasıl zorlama. Nasıl ruhsuz.

Anlatamam!

Serdar Ortaç kardeş!

Madem icabında samimiyetsiz, çalakalem, zorlama, ruhsuz marşlara imza atabiliyorsun... O zaman bana doğum günüm için şöyle cıstak cıstak bir “11 Ağustos marşı” yap.

Hadi. Hadi ama.

HEP BABALAR GİBİ

“DEVLET telefonculuk falan yapmaz” diyerek...

Telekom’u babalar gibi sattık.

 “Devlet fabrika neyin işletmez” diyerek...

Kâğıt fabrikalarını babalar gibi sattık.

Şimdi ise “Devlet icabında manavlık da yapar kardeşim” diyerek...

Tanzim satış mağazalarında babalar gibi satış yapmaya hazırlanıyoruz.

PAZARCI, MANAV, KABZIMAL FALAN 

AK Parti’nin pazarcı, manav ve kabzımal üçlüsüne karşı giriştiği ataklara bakıp da...

“Arkadaş! Pazarcıyı, manavı, kabzımalı karşına almayacaksın. Alırsan seçimi kaybedersin” diyenler var.

Seçim sonuçlarını bir de bu açıdan test edeceğim.

Bakalım manav, kabzımal, pazarcı falan o kadar da etkili mi değil mi?

KİTAP, GAZETE, DERGİ ADINA TEŞEKKÜRLER CUMHURBAŞKANI

ÖNCE şu iki ilkeyi kayda geçirelim:

İLKE BİR: Teşekkür etmesini bilmeyenin eleştirisi de kabul olmaz.

İLKE İKİ: Hiç eleştirisi olmayanın teşekkürünün bir kıymeti olmaz.

Bu iki ilke ışığında kitapta, dergide, gazetede KDV oranlarının sıfıra düşürüleceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkürler!

SON GÜNLERDE ÖYLE ÇOK DUYUYORUM Kİ

EN aklı başında... Komploculuktan en uzak... Düzgün bir muhalefete ihtiyaç duyan...

Hemen herkesten...

Son günlerde en çok işittiğim cümle şu:

“Ben artık CHP’nin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir proje olduğuna kesin olarak inanıyorum.”

DÜŞÜŞTE/YÜKSELİŞTE

YÜKSELİŞTE: İlber Ortaylı... DÜŞÜŞTE: Celal Şengör...
YÜKSELİŞTE: Kış düğünü... DÜŞÜŞTE: Yaz düğünü...
YÜKSELİŞTE: Mustafa İslamoğlu... DÜŞÜŞTE: Cübbeli Ahmet...
YÜKSELİŞTE: Partiden istifa etmek... DÜŞÜŞTE: ‘Partimin neferiyim’ demek.
YÜKSELİŞTE: Binali Yıldırım... DÜŞÜŞTE: Ekrem İmamoğlu...
YÜKSELİŞTE: Tanzim satış... DÜŞÜŞTE: Kenevirden torba...
YÜKSELİŞTE: Ebru Gündeş... DÜŞÜŞTE: Hadise...
YÜKSELİŞTE: Ormanda ahşap ev... DÜŞÜŞTE: Sitede yazlık...
YÜKSELİŞTE: İslami nostalji... DÜŞÜŞTE: Kemalist nostalji...
YÜKSELİŞTE: Ulu Hakan... DÜŞÜŞTE: Kızıl Sultan...
YÜKSELİŞTE: Yaya... DÜŞÜŞTE: Araç...
YÜKSELİŞTE: Bizim hırsız... DÜŞÜŞTE: Her türlü hain...

BEN GALİBA ÇOK TALİHSİZ BİR İNSANIM

Tek kelime bile konuşmak istemediğimde telefonum hiç susmaz, muhabbete susadığım zamanlarda telefonum hiç çalmaz.

Hangi aday adayının aday olmasını istesem... Hiçbir parti o aday adayını aday yapmaz.
Dönse de benim olmaz, dönmese de benim olmaz.
Ne zaman havaalanına gitsem “pat” diye karşıma en son aleyhinde yazı yazdığım popçu ya da topçu çıkar.

X

Kürt meselesini çözelim çözmesine de mesele nedir?

Eskiden bana birisi “Kürt meselesi yok. Ne meselesi?” dediğinde...

Hemen atılır ve başlardım saydırmaya:

“Kürtlerin varlığı bile inkâr ediliyor” derdim.

“Kürtçenin varlığına bile tahammül edilemiyor” derdim.

“Terörle mücadele adına bin türlü hukuksuzluk yapılıyor” derdim.

“Bunlar ortadayken, sen nasıl Kürt meselesi yok dersin?” derdim.

Yani derdim Allah derdim.

Gelelim bugüne...

Yazının Devamını Oku

‘Sezai Temelli’li, HDP’li, İmralılı falan bir fıkra

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu şöyle demiş:

“İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz.”

*

Tam “Şahane bir yaklaşım, güzel bir öneri” diyerek üzerine atlayacaktım ki...

“Küt” diye bir cevap geldi HDP’den.

*

HDP adına açıklama yapan isim Sezai Temelli.

Dediği şu:

*

Yazının Devamını Oku

Selçuk Bayraktar nasıl oluyor da kutuplaşma belasını yıkıp geçiyor

Geçenlerde Tarafsız Bölge’de konuğumuz oldu Selçuk Bayraktar. Çok izlendi, çok ilgi gördü, çok dikkat çekti program.

Alışılmışın dışına çıkan bir yönü de şu oldu: Türkiye’deki bütün dünyalara seslendi. Türkiye’deki mevcut kutuplaşma bloklarını yıkıp geçti. Peki ama Selçuk Bayraktar, neden birbiriyle taban tabana zıt kutupların ortak bileşkesi haline gelebiliyor? Hangi yönleriyle Türkiye’deki mevcut kutuplaşma bloklarını yıkıp geçebiliyor? Bu sorulara benim verebildiğim cevaplar şunlar:



*

Çünkü Selçuk Bayraktar...

Neredeyse iki yüz yıldır genlerimize işlemiş olan “Biz yapamayız” algısını darmadağın ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ali Erbaş’tan mesaj var: Ben de günaydın derim

Telefonuma bir mesaj geldi.

Baktım:

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan gelen bir mesaj...

*

Mesajı noktasına, virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum:



Yazının Devamını Oku

Sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun Ali Erbaş Bey

“Günaydın” demeyecekmişiz.

Çünkü...

“Cahiliye dönemi”nde “Sabahınız hayat olsun” diye selamlama yapılırmış.

“Günaydın” da biraz buna benziyormuş.

*

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın iki yıl önce yazdığı kitapta geçiyormuş bu ifadeler.

*

Rahmetli babam, öfkelendiğinde ve ne diyeceğini bilemediği durumlarda hep şöyle derdi:

“Allahumme meassabirin!”

Yazının Devamını Oku

Resul Tosun’un çıkardığı yapay laiklik tartışması

1990’larda “Laiklik elden gidiyor” denilerek...

Yapay bir laiklik tartışması başlatıldı.

*

Amaç:

Refah Partisi’ni köşeye sıkıştırmaktı.

2021 yılının eylül ayındayız.

Ve yine “laiklik tartışması” yapıyoruz.

*

Yazının Devamını Oku

Önceki Ziya Selçuk... Sonraki Ziya Selçuk...

Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı görevini bıraktıktan sonra yeni bir imaj yapmış.

Önceki hali ile sonraki hali arasında bir mukayese çalışması yaptım:

*

- Öncesinde aşırı resmiyet var, sonrasında jantilik.

*

- Öncesinde omuzlarda okul yükü var, sonrasında yük atılmış.

*

- Öncesinde intizam var, sonrasında ihmal edilmiş şıklık.

*

Yazının Devamını Oku

“12 Eylül İslamcılığa yol verdi” diye bir balon

Dün 12 Eylül’ün yıldönümüydü ya...

Şöyle bir baktım ve gördüm ki...

O meşhur “Türkiye’de İslamcılığın yükselişi, 12 Eylül sayesinde gerçekleşti” balonu yine havalandırılıyor.

*

Gelin, bu balona iğne batırmayı deneyelim:

*

Evet, doğrudur.

12 Eylül, “biraz Müslümanlık” istemiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Yılmaz Güney denince hangisi aklımıza gelecek?

Yılmaz Güney’in iki yönü var.

 

Bir yönünde...

Bir hâkimi öldürmüş, sevdiği kadının kafasının üstüne bardak koyup nişan almış, alkollü araç kullanarak bir çocuğun ölümüne neden olmuş... Kısacası şiddete meyyal maço bir adam var.

*

Bir yönünde ise...

Türk sinemasının yüz akı sayılabilecek filmler çekmiş, uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiş, sinemanın yıldızı bir sanatçı var.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Edremit’in düşman işgalinden kurtuluş törenlerinde, “Kara çarşaftan kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş kadın” müsameresi yapılmış.

Çok saçma! Çok komik!

Çok kibirli! Çok tatsız!



Çok anlamsız! Çok ilkel!

Çok gereksiz! Çok bayat!

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun açıklaması ne anlama geliyor

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için şu açıklamayı yaptı:

“Ben şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım. Bu durumda bana düşen belediye başkanlığını en iyi şekilde yapmak. Şu an benim aklımdan geçen ve amacım, İstanbul’da görevini en iyi yapan bir belediye başkanı olmaktır. Dahası hedefim, İstanbul’da tarihin en başarılı belediye başkanı olmaktır, daha ötesi yok.”

Bu açıklamadan ben şu dört sonucu çıkardım:

*

BİR: Meral Akşener, İmamoğlu’nu övünce, “Akşener, İmamoğlu kartını masaya sürdü” yorumları yapılmıştı. İmamoğlu, bu kıskaçtan kendini kurtarmak istiyor.

*

İKİ: İmamoğlu, bu açıklamayla Kemal Kılıçdaroğlu’na “Ben senin önünde engel olmam, sen adaysan benim bir çıkışım olmaz” mesajı veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş’in takdir kazanmasının tek yolu: Para mara düşünmeden istifayı basmasıdır

Şenol Güneş’in son hezimetten sonra “İstifa ediyorum” dememesinin, diyememesinin nedeni şu:

Gönderilirse... Kendisine yüklü miktarda tazminat ödenecek.

*

İstifa ederse... Yüklü miktardaki tazminatını alamadan gitmiş olacak.

İşte tam da bu nedenle “Başarısızlık bana aittir” demesine rağmen...

Bırakıp gitmiyor, gidemiyor.

*

Şenol Güneş

Yazının Devamını Oku

En etkili muhalefet partisi: Pahalılık

İktidara yakın gazeteciler, günlerdir uyarıyorlar:

“Hayat pahalılığına bir çözüm bulunmalı. Marketler ateş pahası. Fiyatlar katlanarak artıyor. Vatandaşın tek derdi bu. Büyüme rakamları güzel ama kimse büyümeye bakmaz. Önümüzdeki seçimi kazanmak için bu soruna acil çözüm bulunmalı.”

*

Çok doğru, çok haklı, çok önemli uyarılar bunlar.



*

Yazının Devamını Oku

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Hürriyet’ten Fevzi ile Selçuk, Kabil’de bir gösteriye denk geldi.

Fevzi notları geçti:

*

50’ye yakın kadın, Taliban karşıtı gösteri yapıyor. Silahlı Taliban milisleri, durumdan hoşnut değil. Göstericileri dağıtmaya çalışıyorlar. Fakat kadınlar, milim kıpırdamadan gösterilerine devam ediyor. Ta ki Taliban şiddeti ortaya çıkıncaya kadar.

*



Yazının Devamını Oku

Aşı karşıtlarının mitinginde açılması gereken pankart

11 Eylül’te Maltepe’de miting var.

Mitingi aşı karşıtları düzenliyor.

Abdurrahman Dilipak da konuşmacılar arasında.

*

Bu mitingde...

Devasa bir pankart açmak lazım.

Üzerine dev harflerle şunlar yazan bir pankart:

*

-

Yazının Devamını Oku

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Afgan mültecilerin Türkiye’ye gelme endişesi üzerine...

Bizim memlekette bazıları, “Taliban kafalı tipler geliyor, eyvah bunlar bizi Talibanlaştıracak” diye telaşlanıyorlar.

*

Ben hayatımda bu kadar özgüvensiz bir yaklaşım görmedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki!

*

Afganistan’dan buraya gelenlerin tümü Taliban zihniyetli olsa bile bir şey olmaz.

*

Olsa olsa şöyle şeyler olur:

Yazının Devamını Oku

Faşist olduğu kadar müptezelmiş de

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bir anısını paylaşmış.

Tesettürlü bir hanım, Tanju Özcan’a “Başkanım benim bebeğim olmuyor, yardımcı olur musunuz?” demiş. Tanju Özcan da tüp bebekle ilgili bu gayet masum yardım talebini, son derece münasebetsizce yorumlayıp “Hanımefendi, ben size nasıl yardımcı olabilirim?” diye cevaplamış.

Tanju Özcan’ın bu anısını, “Biraz da gülelim eğlenelim” diye anlatması ise işin en mide bulandırıcı tarafı.

*

“Ülkemde mülteci istemiyorum” tavrını, “Mülteciye su bile yok” noktasına kadar taşıyan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a şöyle seslenmek isterim:

*

“Faşist olduğunuz kadar müptezelmişsiniz de...”

İZMİR MARŞI’NI BİLE KUTUPLAŞMA KONUSU HALİNE GETİRMEK

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki 30 Ağustos hutbesi için bir ikaz

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum:

 

Bir sonraki 30 Ağustos’ta...

- Ya 30 Ağustos konulu hutbe okutmayın.

- Ya da okuttuğunuz hutbede Atatürk’e yer verin.

*

Çünkü Atatürksüz 30 Ağustos...

- Alparslansız Malazgirt gibidir.

- Osman Beysiz

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin ruh hali iyi değil, hiç iyi değil

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet partisinin liderine yönelik sergilenen apaçık bir nezaketsizlik karşısında hepimiz ortaklaşıp “Bu bir nezaketsizliktir” diyemiyoruz.

*

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet lideri, bir yalan haber üzerinden iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor. Ve o lider, haberin yalan çıkmasını hiç mesele etmiyor.

*

Artık Türkiye’de...

Şeytanlaştırma tek taraflı işleyen bir mekanizma değil. Bütün taraflar, birbirlerini şeytanlaştırıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Yıllık iznin bir bölümü

“Yazarımız, yıllık izninin bir bölümünü kullanmak üzere yazılarına ara vermiştir.”

Klasik köşe yazarlığının en klişeleşmiş cümlelerinden biridir bu.

*

Eski üstatlarımız, nedense yıllık izinlerinin tamamını asla kullanmazlardı.

Mutlaka “bir bölümünü” kullanırlardı.

*

“Üstatlara saygı” adına...

Ben de bu klişeyi kullanarak...

Yazılara kısa bir süre ara veriyorum.

Yazının Devamını Oku