Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor” yaklaşımıyla...

Ermenistan’ın bebek öldürmesini, en azından hafifletmiş olmuyor musunuz?

*

Hem ne demek “iki taraf da yapıyor”?

*

Lütfen söyler misiniz Garo Paylan.

Azerbaycan, Ermeni şehirlerine füze attı mı?

Uykuya yatmış Ermeni bebeklerini katletti mi Azerbaycan?

Var mı böyle bir durum? Var mı böyle bir örnek?

Azerbaycan hangi Ermeni şehrine rastgele füze salladı?

*

Azerbaycanlı bebeklerin katledildiği günün sabahında...

Ermenistan ve Azerbaycan’ı eşitlemek...

Ermenistan’ın yaptığı bebek katliamını boğuntuya getirmek anlamına gelmez mi?

*

Neden böyle yapıyorsunuz Garo Paylan?

Neden insaflı, vicdanlı, hakkaniyetli bir siyasetçi olarak...

“Paşinyan yönetiminin savaş alanı bile olmayan bir şehre füze sallamasını ve bebekleri katletmesini kınıyorum” demiyorsunuz, diyemiyorsunuz?

*

Savaş, tabii ki bitsin.

Barış, tabii ki gelsin.

Tabii ki kan dökülmesin.

Bunlara kimin itirazı olabilir ki?

Ama önümüzdeki örnek olayda mesele buraya düğümlenmiyor ki.

*

Örnek olayda meselenin düğümlendiği yer şurası:

Savaş gibi kötülüğe zemin oluşturan bir olgunun bile bir hukuku vardır ve Ermenistan, maalesef işte bu hukuku çiğnemektedir.

Tıpkı Birleşmiş Milletler kararlarını çiğnediği gibi...

*

İnsanlık suçu işliyor Ermenistan!

Paşinyan’ın yaptığının Ratko Mladiç’lerin, Radovan Karadziç’lerin yaptığından bir farkı yok.

Eğer adaletin geçer akçe olduğu bir dünyada yaşıyor olsaydık...

Paşinyan’ın Lahey’de yargılanması gerekirdi.

Ama dünya sağır, ama dünya kör, ama dünya suskun.

*

Dünyanın sağır, dünyanın kör, dünyanın suskun olduğu bir dönemde...

Vicdanlı bir siyasetçi olarak...

Sizden bu tür yaklaşımlar gelmesi, hepimizi derinden üzüyor Garo Paylan.

Bebek katliamını bile doğru dürüst kınayamamak, size hiç ama hiç yakışmıyor.


BİR BEBEĞİN CANSIZ BEDENİNE DOKUNDUM

CNN Türk ekranında müthiş bir habercilik gerçekleştirdi Fulya Öztürk.

*

Gence’ye yapılan saldırıyı, canlı yayında anlattı.

Ekran başındakilerin kanını donduran izlenimlerdi anlattıkları.

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

*

“Enkazdan az önce bir bebeğin ölü bedeni çıkarıldı. Ben o bebeğe dokundum” dedi.

*

Fulya Öztürk’ün CNN Türk ekranında gerçekleştirdiği habercilik başarısı, şu üç şeyi sağladı:

*

- BİR: Gecenin bir yarısı herkesin gözünün Gence’ye çevrilmesi sağlandı.

*

- İKİ: Paşinyan yönetiminin “bebek katili” olduğunun altı çizilmiş oldu.

*

- ÜÇ: Bir insanlık suçuna, Lahey’lik kanıtlar sunuldu.



DÜNYANIN SUSKUN OLMASINDAN DAHA FENASI

ERMENİSTAN’ın yaptığını Azerbaycan yapsaydı...

- Sivil yerleşim birimlerine Azerbaycan füze atsaydı.

- Bebekleri Azerbaycan öldürseydi.

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

- Sivillerin evlerini Azerbaycan başlarına geçirseydi.

Ne olurdu?

*

Rusya hemen olaya el koymaz mıydı? Amerika ayağa kalkmaz mıydı? Macron heyecanla Erivan’a koşmaz mıydı? Merkel en kuvvetli açıklamalarından birini yapmaz mıydı?

*

Ama bebek katliamı yapan Ermenistan olunca...

Hiçbirinden “tıs” yok.

*

Bundan daha fenası ise şu:

*

Öyle alışmışız ki...

Haksızın sırtının sıvazlandığı, haklının hakkının teslim edilmediği bir dünyada yaşamaya...

Gence’deki insanlık suçuna karşı sergilenen sessizliği hiç yadırgamıyoruz.


YETER PORTAKAL YETER

FATİH Portakal
adlı arkadaşımız...

Kendi isteğiyle bırakmadı mı işi?

Bıraktı.

“Bunaldım yahu bunaldım” demedi mi?

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Dedi.

Bir balıkçı kasabasına yerleşeceğini söylemedi mi?

Söyledi.

“Çekip gidiyorum buralardan efeler gibi” çekmedi mi?

Çekti.

*

İyi ama nedir bu açıklamalara doymamalar... İyi ama nedir bu gözü arkada kalmışlıklar... İyi ama nedir bu sürekli ayrılığın nedenini anlatmalar... İyi ama nedir bu bırakıp gitmişliği bir türlü bırakıp gidememeler... İyi ama nedir bu ayrılık olayından yürümeye devam etmeler...

*

Zorla mı bıraktırdılar sana kardeşim?

Ne güzel aslanlar gibi çekip gitmişsin.

İki dakika sürdürsene şu klasını.


RAHMİ BEY’İN KORONA OLMASI

BEN
zannediyordum ki herkes, “İstanbul, Vuhan oldu” diye düşünüp evlere kapanmıştır. Şöyle bir sokağa çıkınca fark ettim ki... Herkes sokaklarda... 80 yaş üstü bile! Kafeler dolu, sokaklar dolu... Her yer dopdolu...

*

Bir kayıtsızlık, bir boşvermişlik, bir salmışlık... Alıp başını gidiyordu.

Eve kapanan meğer bir tek ben kalmışım.

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

*

Sonra anladım bunun nedenini...

İnsanlarımızda şöyle bir hava oluşmuş durumda:

*

“Abi koskoca Trump bile kaçamadı bu olaydan... İşte bak! Rahmi Koç bile korona olmuş... Kaçış yok abi... En iyisi salalım gitsin”.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ümit Özdağ bombası nasıl patladı?

Ümit Özdağ programa nasıl çıktı, ortalığı sarsan konuşmasını nasıl yaptı? Program öncesi ve sonrası Tarafsız Bölge stüdyosunda neler yaşandı? Perde arkasını anlatıyorum...

- ÖZDAĞ ARADI: Ümit Özdağ, İYİ Parti içinde yaşanan tartışmalara hiç girmemişti bu zamana kadar. “Partimin iç meselelerini kamuoyu önünde tartışmam” diyerek... Bir sabah beni aradı. Ve şöyle dedi: “Ahmet Bey, ben sizin programınızda İYİ Parti’de yaşananlarla ilgili konuşmak istiyorum.” Hiç düşünmeden cevap verdim: “Tabii ki.”

*

- UZUN HAZIRLIK: Bir hafta sonrası için sözleştik. Yani Ümit Özdağ, programda yapacağı açıklamalara bir hafta boyunca hazırlanmıştı. Bir çıkış yapmaya karar vermişti, sonuçlarını da göze alarak... Üzerine basa basa şunu söyledi: “Programda İYİ Parti ile ilgili her konuyu konuşmak istiyorum.”

*

- BOMBA PATLAYACAK: Program saatine yaklaşık yarım saat kala Ümit Özdağ, CNN Türk’e geldi. Ne diyecekti? Nasıl bir açıklama yapacaktı? O ana kadar bilmiyordum. Selamlaştık. Çay-kahve söyledik. Ve ben, “Ne diyeceksiniz programda? Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye program öncesi sohbeti başlattım. Koray Aydın’dan bahsedeceğini söyledi. “Sadece Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye sordum. Güldü. “Hayır” dedi. Ve ekledi: “Başka şeylerden de söz edeceğim. Bu akşam burada bomba patlayacak.”

*

- AYDIN DEĞİL KAVUNCU: Sohbeti biraz ilerlettiğimizde şunu fark ettim: Ümit Özdağ’ın temel meselesi Koray Aydın’la ilgili değildi. Koray Aydın’ı dar kadrocu motivasyonla hareket etmekle suçluyordu falan ama asıl meselesi İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu idi.

Yazının Devamını Oku

Bekir Coşkun’un ardından

Yazdığını okutturmak...

Yazıyla haşir neşir olan herkesin en büyük rüyasıdır.

*

Yazdığını okutturmanın ordinaryüsüydü Bekir Coşkun.

*

Yazıyla var olmak...

Var oluşların en zorlusu, en yıpratıcısı, en soylusudur.

*

Yazıyla var olmanın profesörüydü

Yazının Devamını Oku

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Peki, iyi tamam... Sunmayın halkoyuna

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*



Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku

GATA’nın meczubuna dair

Adı Ali Edizer...

GATA’da başhekim yardımcısı... Yaptığı paylaşımlar nedeniyle görevden alındı... Adam herkesin dilinde... Ben de şöyle bir baktım paylaşımlarına... Çok ilginç bir portre var karşımızda... Şöyle bir portre:

*

Adam, tam bir magazin düşkünü.

Ajda Pekkan’ın aşklarından falan söz ediyor.

*

Adam, tam kadın öfkesine maruz kalabilecek bir tip.

Eşini aldatan erkeklere, ikinci/üçüncü eş almayı öneriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Ayıptır ayıp

Bir sosyal medya hesabı var.

Palavracı bir hesap. Her tarafından pislik akıyor. Küfürler, hakaretler, kabalıklar, çirkinlikler falan.

*

Bu hesabın işi gücü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yalanlar uydurmak.



“Ali Erbaş şöyle dedi”

Yazının Devamını Oku

Bir Paşinyan ağlıyor gözleri yaşlı

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.



*

Yazının Devamını Oku