GeriAhmet HAKAN Fulya’nın kanserle mücadelesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Kansere yakalandıktan sonra daha fazla fark ettiğimiz...

Hayata pozitif bakma gücü, her zaman koruduğu enerjik neşesi ve karamsarlığa asla prim vermeyen yapısı oldu.

*

Fulya’nın bu kişilik yapısı, kanseri yenmesinde önemli bir rol oynayacak. Buna inanıyorum.

*

Fulya Soybaş’ın “Kanserle Mücadelemi Yazdım” başlıklı yazı dizisi, her sekiz kadından birinin yakalandığı meme kanseri açısından farkındalık yaratacak çok kıymetli bir yazı dizisi...

*

Fulya’nın “Keşke şöyle yapsaydım, keşke böyle yapsaydım” dediği her şey... Kadınlarımız açısından çok önemli uyarılar.

Bütün kadınlarımız Fulya’ya kulak vermeli.

*

Bu arada şunu da söyleyeyim:

Fulya’nın mücadeleci, dirençli ve güçlü duruşunu gördükçe...

Bu sürecin ardından Hürriyet okurları için...

Kanseri Nasıl Yendim” başlıklı yeni bir yazı dizisi daha hazırlayacağından daha çok emin oluyorum.

*

Gelin hep beraber inşallah diyelim.

SİL ONU, ÇABUK SİL

Sungu Belediye Başkanı, belediye filosuna kazandırdığı yeni makam aracının önünde poz verip fotoğraf çektirmiş.

Sonra da bu fotoğrafı, “Hizmete devam” diyerek sosyal medyada paylaşmış.

Fulya’nın kanserle mücadelesi

*

Bu tür paylaşımları ilk gördüğümde hemen “Sil onu, çabuk sil” diyorum. Bir refleks olarak.

*

Artık kim “Sil onu, çabuk sil” dediyse baktım:

Sungu Belediye Başkanı, bu paylaşımı silmiş.

İLK DÖRT MADDEYİ DİLİNE DOLAYAN MARJİNALLEŞİR

Türkiye’de sessiz sedasız bir uzlaşma oldu.

Ana akım bütün siyasi anlayışlar, Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilemez olduğu konusunda fikir birliğine vardılar.

*

Ya da varmış gibi yaptılar.

Niyetlerini bilecek durumda değiliz.

*

Yani demem o ki...

Anayasa’nın ilk dört maddesini tartışmaya açan ya da açmayı düşünen herkes şunu bilmeli ki...

Kendisini anında marjinalleşmekten başka bir şey beklememektedir.

GURUR ONUR

Milli takımın yeni Alman hocası Stefan Kuntz’a milli takım oyuncuları için primin söz konusu olup olmayacağı sorulmuş.

*

Verdiği cevabı aktarıyorum:

Fulya’nın kanserle mücadelesi

*

“Bu bir kulüp takımı değil ki... Gurur, onur gibi faktörler de devreye girer.”

*

Söyleyenin Alman olmasının hiç önemi yok. Bu çok net bir millilik dersidir.

HAŞİM KILIÇ, ZÜHTÜ ARSLAN

Son günlerde Haşim Kılıç ile Zühtü Arslan’ın isimleri, muhalefetin ortak adayı olarak yeniden dolaşıma sokulmuş durumda.

İki ismin de ortak özelliği şu: Anayasa Mahkemesi başkanlığı...

Fulya’nın kanserle mücadelesi

*

Bu iki isim dolaşıma nasıl sokuldu, bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var:

*

Abdullah Gül’ün muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olma ihtimali sıfırdır.

Buna mukabil...

Haşim Kılıç ve Zühtü Arslan’ın aday olma ihtimali sıfırın altındadır.

*

Bu kadar kesin ve net konuşuyorum çünkü muhalefetin bir rasyonalitesi olduğuna inanmak istiyorum.

*

Peki yoksa böyle bir rasyonalitesi?

O zaman sorry!

Yapacak bir şey yok.

UFUKTA BİR KARŞITLIK BELİRDİ

Türk siyasi tarihi, aslında bir karşıtlıklar tarihidir:

*

Menderes/İnönü karşıtlığı... Demirel/Ecevit karşıtlığı... Mesut Yılmaz/Tansu Çiller karşıtlığı... Demirel/Erbakan karşıtlığı... Turgut Özal/Erdal İnönü karşıtlığı...

*

Türkiye’de epey bir süredir bu tür bir karşıtlıktan söz edemiyorduk.

*

Bunun en temel nedeni şuydu:

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın aday olduğu makama aday olmuyor, olamıyor, olmamayı tercih ediyordu.

Bu nedenle de siyasette bir “Erdoğan/Kılıçdaroğlu karşıtlığı” oluşmuyordu.

*

Kılıçdaroğlu’nun söylemlerini keskinleştirerek cumhurbaşkanlığı adaylığına göz kırpmasıyla...

Söz konusu karşıtlık, inceden de olsa belirmiş durumda.

*

Bakınız:

Aynı gün gazetelerin birinci sayfasını süsleyen...

- Erdoğan’ın basket oynaması olayı...

- Kılıçdaroğlu’nun hızlı adımlarla yürüyüş yapması...

ANLADIM Kİ

- Millet sinemaya gitmek için James Bond’u bekliyormuş.

*

- Yapıcı eleştiri, düşmanca eleştiri falan... Bizim millet, eleştirinin hiçbir türlüsünü sevmiyormuş.

*

- Melih Gökçek’in gündemden tamamen düşeceği günü beklemek, boş bir hayalmiş.

*

- Masterchef yarışmasına katılan şeflerin boşanması neredeyse mukadder hale gelmiş.

X

Öncelikle kestane balının diyarından selamlar

Son günlerde herkesin dilinde bu selamlama.

“Nedir? Nereden çıktı bu?” falan diye minik bir araştırmaya giriştim.

Ve hemencecik buldum!

Gündüz kuşaklarının başa güreşen programlarından Esra Erol’un programında bir hanımefendi, “Kocamın kredi kartlarını bile ben ödedim ama o Şengül’le kaçtı” iddiasıyla ekrana çıkmış.

Stüdyoda esip savuruyor.

Eşi ise canlı yayına Zonguldak’tan bağlanmış.

*

Hanımefendi, kendisini bırakıp Şengül’le kaçan kocasına saydırıyor da saydırıyor.

Yazının Devamını Oku

Kurtar beni Bülent Abi

Hakkında yazdığım eleştirilere cevap verdi Bülent Arınç. Uzun, upuzun metnin bir yerinde bana şöyle seslenmiş: “Seninle yaşamak zorunda olduğu için acısı her fotoğrafında yüzünden okunan kedin Sekter’e dahi acıyorum.” Hemen kedim Sekter’e dönüp sordum: “Ne diyorsun buna?” Kedim Sekter, hiç ama hiç beklemediğim bir cevap vermesin mi? Yüzüne her şeyi göze almışlara özgü bir ifade kondurup “Kusura bakma ama adam haklı” demesin mi? Bu apaçık nankörlük karşısında çok bozuldum. Öfkeyle zıpladım: “Nasıl haklı ya? Bunu nasıl dersin? Şunca zamanlık yaşanmışlıklar var.” Sekter de bunun üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

Fotoğraflarıma bakanlar, genelde “Aman da ne şirin şey, aman da ne şeker şey, ben bunu yerim yahu” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

Zannediyorlar ki ben gamsız, kasavetsiz, mutlu mesut yaşıyorum.

Ahmet Hakan’ın elinden çektiğim acıları asla fark etmeyip bana alenen ciğercinin kedisi muamelesi yapıyorlar.

Çok şükür, çok şükür!

Nihayet bunu fark eden bir kişi çıktı:

Bülent Arınç!

O engin ferasetiyle, o muhteşem basiretiyle, o meşhur uyanıklığıyla, o asla külyutmaz tabiatıyla...

Yazının Devamını Oku

Aldıklarını buldukları sananlar hizbi

“Aldıklarını buldukları sananlar” diye nitelendirebileceğimiz bir hizip var.

Tayyip Erdoğan tarafından kendilerine verilenleri, kendi marifetleriyle elde ettiklerini sananlardan oluşan bir hizip bu.

*

Kimdir bunlar?



Mesela

Yazının Devamını Oku

Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı

İslami literatüre azıcık egemen olan herkesin kolayca bilebileceği bir hadis vardır:

“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar” diye başlayan hadis.

*

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, işte bu meşhur hadisi okudu kürsüde.

*

Bazı yayın organları, bu hadisi alıntılayıp...


Yazının Devamını Oku

Üzerimize taş yağdıracak bir olay: Müslüme olayı

İddialar korkunç... Söylenenler felaket... Haberler kan dondurucu...

- Müslüme’nin babası, meğer dedesiymiş.

- Müslüme’nin annesi, kayınpederim bana tecavüz etti demiş.

- Müslüme’nin abisi de dedesinin çocuğuymuş.

*

Bu korkunç iddialar, bu felaket söylentiler, bu kan dondurucu haberler...

Yeni soruları da gündeme getiriyor:

*

Yazının Devamını Oku

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıçlı katliam şu beş sonucu doğurmalı

BİR: İnternetten leblebi, çekirdek satar gibi Samuray kılıcı satılmasının önüne geçilmeli. Samuray kılıcına ulaşım, bu denli kolay olmamalı. Bu tür kılıçların, “Hediyelik eşya” kategorisine alınmasına yasak konmalı.

- İKİ: Canavarca hisle cinayet işleyecek denli hasta ruhlu kişilerin, devlet tarafından takibi yapılmalı ve tedavi altına alınmalı. Takip ve tedavi işi, ailenin inisiyatifine bırakılmamalı.

*

- ÜÇ: Cinayet işleyecek denli sorunlu çocuğuyla ilgilenmeyen, o çocuğa kılıç alabilecek parayı veren anne baba da bu işten sorumlu tutulmalı. Hiç değilse vicdanen yargılanmalı.



*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıcıyla kadın katleden adam deli mi?

Adı: Başak Cengiz.

Mimar bir kadın. Gencecik. Nişanlı.

Ankara’da yaşıyor. Bir inşaat firmasında çalışıyor.

Çalıştığı firma, genç kadını geçici görevle İstanbul’a gönderiyor ve İstanbul’da yaşamaya başlıyor Başak.

Ataşehir’de bir otelde kalıyor. İşine servisle gidiyor.

Derken bir gün...

Otele servisle gitmek yerine yürüyerek gitmeyi tercih ediyor.

Ataşehir caddelerinde yürüyor

Yazının Devamını Oku

Atatürk taşıyıcı ve birleştirici kolon oldu

Atatürk’ü artık, Kemalizm’in dar kalıplarına sıkıştırmadan anıyoruz.

Atatürk’ü artık, bir hayat tarzının dayatması olmaktan çıkararak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, sadece bir kesimin bayrağı haline getirmeden anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, resmi ve zorlama etkilerden arınarak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, alabildiğine sivil, alabildiğine katılımcı biçimde anıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Lütfü Türkkan grup başkanvekili olmasaydı ne olacaktı Yavuz Bey?

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, benim sevdiğim, saydığım ve takdir ettiğim bir siyasetçidir.

Kendisini destekleyen sayısız yazı yazdım.

Siyasette kişisel olarak her zaman iç tutarlılığını korumaya özen gösteren bir yapısı vardır Ağıralioğlu’nun.

*

Fakat dün Lütfü Türkkan olayıyla ilgili olarak yaptığı açıklamayı okuyunca...



Yazının Devamını Oku