GeriAhmet HAKAN Etikçibaşı beni fena yakalamış
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Etikçibaşı beni fena yakalamış

Bir etikçibaşı var.

Hadi adını da söyleyeyim: Faruk Bildirici.

*

Kendi kendine “medya ombudsmanı” diye bir unvan veren bu adamın işi gücü açık kovalamak.

Etikçibaşı beni fena yakalamış

Alıyor eline gazeteyi, tek kaşını kaldırıyor ve başlıyor kendince hatalar aramaya.

Bulamayınca morali acayip bozuluyor. Bulduğunu sanınca da hemen enerjik bir heyecanla atlıyor üzerine.

*

Pardon! Etikçibaşı dediğime bakmayın.

Öyle tarafsız, öyle tepeden tırnağa önyargısız, öyle etikten yapılmış bir abide falan değil ha!

Adamın etiği, sadece bize karşı... Kendisine yakın duranlar, Gülnaz şırıngalarını batırsa bile ırgalanmıyor.

*

Peki ne tür hatalar buluyor bizde?

Mesela en son bulduğu hatayı söyleyeyim:

*

“Parti kongrelerinde çekilen halaylar” başlıklı bir yazı yazdım.

İşte o yazıda... Bir kerecik olsun AK Parti dememişim.

Gizlemişim AK Parti’yi.

O halayların hangi partinin kongrelerinde çekildiğini yazmamışım, yazamamışım.

Korkmuşum. Çekinmişim.

*

- Yazıda AK Parti kongrelerinin söz konusu edildiği bas bas bağırırken...

- Gündeme en uzaklar bile yazıda AK Parti kongrelerinin kastedildiğini şak diye anlamışken...

- Yazının tüm vurgularında iktidar partisinin kongrelerinin söz konusu edildiği kabak gibi ortadayken...

Bizim etikçibaşı, “Yazıda AK Parti demedi, AK Parti’yi gizledi” falan diye siyasal cepheleşmenin kamplarından birini üstüme saldırtıyor.

*

Nedir bu adamın bizimle derdi, anlamış değilim.

- Nasıl bir ukde kaldı acaba içinde?

- Bu kadar büyük bir kini ne ara biriktirdi acaba?

- Niye bir türlü yatışmıyor acaba?

*

Dün de “belediyelerdeki grev” konulu bir yazı yazmıştım.

Koca yazının bir tek satırında bile “CHP” geçmiyordu.

Fakat bizim etikçibaşı, “Bu grevler hangi partinin belediyesinde gerçekleşiyor Ahmet Hakan? Niye CHP’yi saklıyorsun?” diye sormuyor.

Çünkü böyle bir soru, amacıyla örtüşmüyor.

*

Biraz yatıştırsa kendisini... Yoga yapsa... Çıksa dışarı, biraz temiz hava alsa... Derin bir nefes alsa... “Kindar nesil olacak yaşı geçtim, biraz kinimi eksilteyim” dese...

Rahatlayacak.

*

Ama öyle takmış ki kafayı bize...

Şimdi çıkıp...

“Kindar nesil dedi ama Erdoğan demedi” diye bir yazı daha yazar.

MOSTAFA

GALATASARAY haberi için bizim gazetede atılan başlık şöyle:

“Aslan Mostafa”.

Etikçibaşı beni fena yakalamış

Sadece bizim gazetede değil tabii... Her yerde böyle.

*

Yahu bu bizim Mustafa değil mi?

Bildiğimiz, tanıdığımız?

Eniştemizin, amcamızın, kaynımızın, dayımızın adı olan Mustafa...

Hz. Muhammed’in adı olan Mustafa...

*

Niye ille de başka dillerin “Mostafa”sını yazıyoruz?

Yazmak zorunda hissediyoruz?

Tartışsak ya.


UYKUSUZLUĞA KARŞI ŞU 8 ŞEYİ YAPMALIYMIŞIZ

1- DERİN DERİN NEFES: Bu yöntemi binlerce kez denedim. Vallahi de billahi de uykum açıldı.

*

2- UYKU MEDİTASYONU: Bir rehber eşliğinde bu meditasyonu yapmalıymışız. Fikri bile uykumu kaçırdı.

Etikçibaşı beni fena yakalamış

*

3- SUÇLAMA OYUNU: Bu oyunu durdurmalıymışız. Hiç anlamadım. Kendinizi suçlamayı kesin mi demek istiyor? Kendine toz kondurmayanlar da uyuyamıyor. Bunu ne yapacağız?

*

4- SAATİ İZLEME: Saati izlemekten kaçınacakmışız. Yatarken saate yan gözle bile bakmıyorum ama buna rağmen yine de uykuya dalamıyorum. Bu ne olacak?

*

5- YATMADAN ÖNCE ALKOL: Ne alkolü yahu? Yatmadan saatler önce bile kahveyi kafeinsiz içiyoruz. Sen neden bahsediyorsun birader?

*

6- ENDİŞELERİNİZİ YAZIN: Var ya... Böyle bir şeyi yapmaya kalksam... En az 78 saat gözüme uyku girmez.

*

7- MAVİ IŞIĞA DİKKAT: Televizyonu açık bırakmayın demek mi bu? İyi ama bir masal sesi gibi gelen televizyon sesiyle şak diye uyuyoruz.

*

8- 20 DAKİKA SONRA KALKIN: Uyuyamıyorsak 20 dakika sonra kalkacakmışız. E hani saati izlemekten kaçınacaktık? 20 dakikayı nasıl belirleyeceğiz?


ÇOK SİNİR BOZUCU HAREKETLER BUNLAR

- Eşiyle motosikletle giden bir vatandaşı çeviriyor polis. “Hani sosyal mesafe” falan diyerek...

*

- İki dakika nefes almak için maskesini çıkarmış bir vatandaş, İstiklal Caddesi’nde kıstırılıyor polis tarafından. “Maskenizi niye çıkardınız” diyerek.

*

- Dağ başında koyun otlatan teyzeye bile “Evine dön, salgın var” diye çıkışıyor jandarmalarımız.

*

Bütün bu manzaralarla...

Parti kongrelerinde yaşanan manzaraları...

Yan yana koyan vatandaşlarımız ise...

“Oynatmaya az kaldı/Doktorum nerede” şarkısını söylüyor.

*

(Aha! Yine korkumdan AK Parti kongreleri demedim. Parti kongreleri dedim. Hadi Faruk... Geçsene harekete.)


BU FOTOĞRAF ERBAKAN’IN ZAFERİDİR DİYECEĞİM AMA…

RAHMETLİ Erbakan Hoca, 28 Şubat sürecinde...

Yapayalnız bırakılmıştı... Hiçbir parti yanına bile yaklaşmamıştı... Alnından terler damlamıştı... Tek başına savunma yapmıştı... Hiçbir odaktan tek bir destek bile görmemişti...

*

Kadere bakın kadere!

Etikçibaşı beni fena yakalamış

28 Şubat’ın yıldönümünde Erbakan anmasında...

Sekiz ayrı parti bir araya gelmiş... CHP koşmuş, HDP koşmuş... Hiçbiri Erbakan’ı yalnız bırakmamış... Hepsi Erbakan’ın ne yüce bir şahsiyet olduğunu haykırmış... Hepsi Erbakan’a tam destek olmuş...

*

İşin içinde “Saadet Partisi’nin oylarını kim kapacak” meselesi olmasa... “Yıllar geçince yaptıkları haksızlıkları fark ettiler, ne güzel” diyeceğim.

Ama maalesef o mesele var ve diyemiyorum.

X

Kemal Kılıçdaroğlu ve kahkahalar, kahkahalar

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimden önce CNN Türk’te bir programa çıkmıştı.

Program sunucusu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun...

“İstanbul’u kazanacağız, Ankara’yı kazanacağız” türü sözlerini fazla iddialı bulmuş ve kahkahalar atmıştı.

*

Ne olmuştu o günlerde?

Başta Tuncay olmak üzere...

CHP’nin tüm ekâbir takımı...

Öfkeyle, kinle, hınçla...

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku

Alerjiyi azdıralım Atatürk kabartmalı nişan verelim

28 Şubat sürecinde gazetelerde yapılan haberlere genelde şöyle başlanırdı:

 

“Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dedi ki...”

*

Saygı Öztürk’ün dünkü köşesinde gördüm ki...

O kalıp, şuna dönüşmüş:

*

“Adını açıklamayan bir yargı mensubu dedi ki...”

*

Yazının Devamını Oku

Aşırı acıklı bir çaba: Enver’den yazarlık öğrenme çabası

Enver Aysever’in CHP’li belediyeleri söğüşlemesinin iki yöntemi var:

BİR: “Yazı akademisi” diye kurs düzenlemek.

*

İKİ: “Yazarlık atölyesi” diye yazarlık öğretmek.

Kısacası...

Enver’in iddiası, milletimize “Nasıl yazar olunur” dersleri vermek.

*

Tezgâh şöyle işliyor:

Yazının Devamını Oku

Kongreden ince çizgiler: Erbakan Hoca’nın hangi geleneği hayata geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en önemli yeri, yeni anayasayla ilgili bölümdü. Bütünleştiricilik, birleştiricilik, farklılıkları zenginlik olarak görme, tüm farklılıkların söz sahibi olması açısından...

Yedeklerin de asil olarak çalışacağını söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan... Erdoğan, bu yaklaşımıyla Erbakan Hoca’nın bir geleneğini ihya etmiş oldu. Erbakan Hoca, “Bizde asil-yedek olmaz, herkes asil gibi çalışır” derdi.

*

Kalabalık yine göze çarptı. Korona tedbirleri ile bu kalabalık arasında kurulan bağlantılar niye her defasında gözden ırak tutuluyor, anlamıyorum. Bu durumun toplumun önlemler konusunda şevkini kırdığı nasıl unutulur? Bu arada belirteyim: Bir ara Emine Erdoğan’ın sosyal mesafe kuralını hiçe sayanları uyardığını fark ettim.

Ahmet Arınç’ı babası Bülent Arınç’la... Mücahit Birinci’yi babası Yavuz Bahadıroğlu’yla... Tanımlamaya şiddetle karşıyım. Babalara vefa ve saygı esastır ama biricik şairimiz Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir.” Oğulları, babalarla tanımlamak, ne bileyim, biraz fazla feodal kaçıyor!

*

Ekranda izlerken bir ara Sadık Albayrak’ı gördüm kongre salonunda. Maskesi olduğu halde tanıdım. (Bu arada alakasız bir not: Gözlerden tanıyor insan... Maskeli olup da tanıyamadığım çok az insan oldu.) Bazı sitelerde “dünür” falan denilip geçiliyor Sadık Albayrak’la ilgili olarak. Hiç de öyle biri değildir kendisi. Aklıyla, fikriyle, yazıp çizdikleriyle yıllarını vermiştir bu siyasi çizgiye...

YENİ MKYK LİSTESİNDEN... SESLER, YÜZLER, SOKAKLAR

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Fakat sonra kafamda

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku

Finlandiya örneğiyle Enver’in ihalesini temize çıkarmak

İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i severim.

Kendisine karşı bir önyargım yok.

Hatta varsa bile önyargılarımın tümü pozitif.

*

Fakat şu kendi yandaşı Enver Aysever’e verdiği ihale konusunu izah ederken sergilediği tavrı, hiç mi hiç beğenmedim.

*

Söylediklerini dikkatle dinledim.

Yazının Devamını Oku

Biraz da bizim Enver semirsin

Enver Aysever diye bir “gazeteci/yazar” var.

Muhalif, solcu falan.

İzmir belediyesi, işte bu şahsın adresine teslim bir ihale düzenlemiş.

*

Nedir ihale?

Gelin, detaylarına bakalım:

*

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18 günlük bir “okuma-yazma ve yazarlık atölyesi” düzenlemeye karar vermiş.

Bunun için de ihaleye çıkmış.

Yazının Devamını Oku