GeriAhmet HAKAN Erken seçimde sonuç değişmez
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erken seçimde sonuç değişmez

7 Haziran seçimlerinin ardından bir araştırma yaptınız. Ne çıktı?

ÖZER SENCAR: Sonuç şu: AK Parti: 41.6... CHP: 25.1... MHP: 16.2... HDP: 12.9... Bu tablo bize şunu gösteriyor: Erken seçimde de sonuç değişmeyecek.
*
Ama bazı küçük değişiklikler var.
ÖZER SENCAR: Küçük değişiklikler, bizim hata sınırının yarısından bile az. O nedenle pek anlam yüklenemez. Halk, 7 Haziran’da verdiği kararın arkasında çok sağlam şekilde durmakta, verdiği oylar nedeniyle pişman değildir.
*
“Halk pişman oldu” iddiası doğru değil yani.
ÖZER SENCAR: Tıpkı “havuz medyası” gibi “havuz araştırma şirketleri” var. Bunlardan biri çıkıyor, “AK Parti yüzde 45’e çıktı” diyor. AK Parti oylarının yüzde 40’lara düşmesinin ana sebebi Erdoğan’a tepkidir. Erdoğan’ın devlet yönetme biçiminde ne gibi bir değişiklik oldu ki AK Parti’nin oyları yükselsin? Bunlar manipülasyon. Gerçeklikle ilgisi yok. Erken seçim olsa tablo değişmez.
*
Önümüzdeki süreçte koalisyon kurma çabaları olacak. Bu görüşmelerdeki tutumlar, olası bir erken seçimde partilerin alacağı oyu etkilemez mi?
ÖZER SENCAR: Olumsuz davrananlar kaybeder, pozitif davrananlar kaybetmez.

Erken seçimde sonuç değişmez


HDP’ye barajı Kürt oyları aştırdı ama...

HDP oyları kimden aldı?
ÖZER SENCAR: Daha önce AK Parti’ye oy veren Kürt seçmenden 3.5 puan oy geldi HDP’ye. 1.5 puan CHP’den geldi. 1.5 de yeni seçmenlerden ve önceki seçimde sandığa gitmemişlerden geldi.
*
HDP’nin aldığı oyların ne kadarı Kürtlerden, ne kadarı Türklerden? Bunu saptayabildiniz mi?
ÖZER SENCAR: Evet, saptadık. Yüzde 11’i kendilerini Kürt ve Zaza diye tanımlayanlar. Yüzde 2’si Türkler...
*
O zaman HDP, aslında Kürtlerin oyuyla barajı aşmış.
ÖZER SENCAR: Doğru. Ama şöyle bir durum var: HDP’nin ancak stratejik oylarla barajı aşabileceği algısını Türkler yarattı. Bu algının oluşması Kürtlerin seferber olmalarına yol açtı. “Türkler bile barajı aşsın diye partimize oy verirken bizim oy vermememiz olmaz” algısı oluştu Kürtlerde.

Demirtaş olmasaydı HDP barajı aşamazdı


ÖZER Sencar’dan Selahattin Demirtaş hakkında saptamalar:
*
Selahattin Demirtaş son yıllarda siyaset sahnesine çıkmış en başarılı, en kıvrak zekâlı, espri gücü ve polemik gücü en yüksek bir liderdir.
HDP’nin barajı aşması, Demirtaş’ın şahsıyla birebir ilişkilidir. Demirtaş dışında HDP içindeki hiçbir aktör, barajın aşılmasını sağlayamazdı.
Demirtaş’ın toplum içindeki desteği, partisinin oyunun 2 katı üstündedir.
Espri yapma çok önemli bir liderlik özelliğidir. Erbakan ve Demirel gibi liderlerden sonra Türk siyaseti, tebessümü unuttu. Yıllar sonra ilk kez Türk siyasetine espriyi ve güler yüzü Demirtaş getirdi.
Kemal Bey’e, Devlet Bey’e, Tayyip Bey’e bakın... Son on yıl içinde bir tane esprisini hatırlıyor musunuz?
Bugünün mizah anlayışıyla mizah yapıyor Demirtaş. Gençleri de böyle yakalıyor. 18-34 yaş grubunda HDP’nin oyu yüzde 16.

Erken seçimde sonuç değişmez


En iyi o bildi

Özer Sencar’ın başında olduğu METROPOLL, 7 Haziran’dan önce son açıkladığı araştırmada şu rakamları verdi: AK Parti: 41... CHP: 27.2... MHP: 16... HDP: 11.5.
METROPOLL, bu sonuçlarla “sapması en az olan” araştırma şirketi oldu ve birinci oldu.
İkinci başarılı şirket: ANDY-AR... Üçüncü başarılı şirket: SONAR... Dördüncü başarılı şirket: KONDA.


Vatandaşın kafasında bir koalisyon modeli yok


Yaptığınız araştırmada halka “nasıl bir koalisyon istiyorsunuz” sorusunu sordunuz mu?
ÖZER SENCAR: Evet, sorduk. Sonuç şu: AK Parti-MHP koalisyonuna yüzde 22.8 destek var. En yüksek desteği bu model alıyor. CHP-MHP-HDP koalisyonuna yüzde 20 destek var. AK Parti-CHP modeline ise yüzde 8 destek var.
*
Bu rakamları nasıl yorumluyorsunuz?
ÖZER SENCAR: Hiçbir koalisyon modeli, yüzde 23’ten fazla destek almıyor. Halkımızın kafasına yatan net bir koalisyon modeli yok. Dolayısıyla herhangi bir koalisyon modeli, doğru ve ikna edici biçimde anlatılırsa halkın desteğini alabilir. Çünkü halk, yeni bir seçim olsa bile oyunu değiştirmek niyetinde değil. O zaman mesaj şudur: Partiler, kendi aralarında anlaşarak bir koalisyon modeli çıkarsın.
*
Yani halk koalisyon mu istiyor?
ÖZER SENCAR: Halkımız hiçbir partiye tek başına iktidar vermiyorsa... Bunun anlamı nedir? Tabii ki koalisyondur. “Koalisyonlar sorunludur” tezini bir tarafa bırakmak gerekir. Çünkü halk, son 4 yılda yaşadıklarına bakarak şunu gördü: Tek parti iktidarları da topluma çok kötü günler yaşatabiliyor. Bir de şu var: Toplumun yarısının yaşı 35’in altında. Bu insanlara siz “koalisyon çok kötüdür” tezini anlatamazsınız. Çünkü onların hafızasında koalisyon diye bir şey yok. Bu kitle, iktidarın son dönemdeki icraatına bakarak koalisyonu rahatlıkla kabul eder.

MHP koalisyonu olursa AKP’deki son Kürt de gider

AK Parti ile MHP koalisyon kurarsa ne olur?
ÖZER SENCAR: Böyle bir koalisyon AK Parti içindeki son Kürt’ü de HDP’ye gönderir. Bu kaçınılmazdır. Hele 2 yıl gibi bir süre devam etsin, bir tek Kürt kalmaz AK Parti içinde.
*
Kaybedeceği Kürt oylarını MHP’den alamaz mı?
ÖZER SENCAR: Zaten AK Parti, böyle bir koalisyonla MHP’ye kaptırdığı oyları vakumlamak istiyor. Bunu başarabilir. Çünkü böyle bir koalisyon kurulursa Bahçeli’nin öne sürdüğü şartların tümünün karşılanması mümkün olmayacaktır. Bu da MHP’den AK Parti’ye kaymalar olmasına yol açar.

Erken seçimde sonuç değişmez


Erdoğanizm dört yılda bitti


PROF. Özer Sencar, 7 Haziran itibariyle 4 yıllık Erdoğanizm döneminin sona erdiğini söylüyor.
İşte Sencar’ın anlattıkları:
*
Bu seçimde halk, çok zor ve çok önemli bir karara imza attı. Devletin imkânlarının sonuna kadar kullanılmasına rağmen... Halk, Tayyip Erdoğan’a “Dur” dedi.
Tayyip Erdoğan bu seçimde kısmen darbe dönemlerinde gördüğümüz “kuvvetler birliği”ne doğru gidiyordu. Yargının, yürütmenin ve yasamanın her şeyiyle tek bir kişinin eline geçeceği bir sistem... Halk işte buna “Dur” dedi.
1915’te Rusya’da başlayan komünist ihtilal 80 yıl yaşadı. Askeri ve yargı vesayetinin temsil edildiği Kemalist ihtilal 90 yıl etkisini sürdürdü. Erdoğanizm ise ancak 4 yıl sürdü. 2011’de başlayan bu süreç, 7 Haziran’da bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde bitti. Bundan sonra ne yaşanırsa yaşansın asla 7 Haziran öncesi gibi olmayacak.


Erdoğan’ın mitingleri oy kaybettirdi


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimlerden önce yaptığı açılış konuşmalarının seçmen üzerinde nasıl bir etkisi oldu?
ÖZER SENCAR:
Doğrudan seçimle gelse bile Cumhurbaşkanı’nın seçim meydanına çıkması Türkiye’nin alışık olmadığı bir durumdu. Toplum bu davranışı onaylamadı. Halkın yüzde 61’i, Erdoğan’ın mitinglerinden olumsuz etkilendiğini söyledi. AK Partililerin bile dörtte biri bunu olumsuz karşıladı. Kurumlara güvende ordu ve Cumhurbaşkanı 1’inci ve 2’nci çıkıyordu. İlk kez Cumhurbaşkanı, 5’inci sıraya geriledi.


*

AK Parti neden kaybetti?
ÖZER SENCAR: Bunu halka sorduk. Cevaplar şöyle: Yüzde 16: Cumhurbaşkanı’nın konuşmaları... Yüzde 14: Yolsuzluklar... Yüzde 7: Kürtlerin HDP’ye oy vermesi... Yüzde 4: Başkanlık sisteminde ısrar... Toplumun yüzde 51’i asıl sorumlunun Erdoğan olduğunu söyledi. AK Partililerin yüzde 17’si de sorumlu Erdoğan dedi.


Davutoğlu’nun etkisi sıfır oldu

Başbakan Davutoğlu’nun seçim performansını değerlendirir misiniz?
ÖZER SENCAR: Davutoğlu kendine has birikimi olan bir siyasetçi. Üstün zekâsı da vardır eminim. Ancak Davutoğlu, genel başkan olduktan sonra Tayyip Erdoğan’ın kötü bir kopyası olmayı tercih etti. Bir üstün kimliği taklit etmek yerine kendisi olabilseydi, bir etkisi olabilirdi. Taklitçi kimliği nedeniyle seçmenler ondan olumlu ya da olumsuz etkilenmediler.


Süreçte muhatap HDP olsun isteniyor

METROPOLL araştırmasından çıkan en çarpıcı sonuç:
HDP’ye oy verenlerin yüzde 70’i, yeni dönemde Barış Süreci’nin muhatabı olarak HDP’nin alınmasını istiyor.
Toplumun geneline “Barış Süreci’nde muhatap kim olmalı” diye soruyoruz. Sadece yüzde 56’sı HDP diyor. HDP’ye oy verenlere soruyoruz: Yüzde 70’i HDP diyor.
Bu çok önemli bir sonuç... Konuyu en hassas şekilde hisseden ve düşünen HDP’liler, sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için İmralı ve Kandil’in sürece müdahale etmemesini istiyorlar.


Özer Hoca’dan önemli tespitler

TESPİT BİR: HDP’nin seçime parti olarak gireceğini ilan etmesi, AK Parti’nin kimyasını bozdu. Erdoğan milliyetçi bir dil ve HDP karşıtı bir söylem geliştirdi. İktidarın Çözüm Süreci konusundaki samimiyetinden zaten kuşku duyan Kürtler, büyük ölçüde HDP’ye yöneldi.
*
TESPİT İKİ: AK Parti’nin milliyetçi söylemle milliyetçi oyları alma şansı yoktu. Neden? Çünkü 3 ay önce Dolmabahçe’de mutabakat fotoğrafı verirseniz, bunu yaptıktan bir ay sonra çıkıp “Kürt sorunu yoktur” derseniz... Milliyetçilerin oyunu alamazsınız. Türkiye’de hiçbir kesim, bu kadar zekâca özürlü değildir.
*
TESPİT ÜÇ: CHP seçim kampanyasında çok başarılıydı. Her seçimde AK Parti gündemi belirliyordu, bu seçimde CHP belirledi. Ama bu durum sandığa yeterince yansımadı. CHP eğer son 1 yıl içerisinde başlattığı değişim sürecini sabırla ve ısrarla sürdürürse gelecek seçim bunun semeresini alacaktır.

Fotoğraflar: Levent KULU

X

Kişisel tahminlerim: Neden aşı olmuyorlar?

Aşımız var. Hem de herkese yetecek kadar.

Gel gelelim 23 milyona yakın vatandaşımız, inatla ve ısrarla aşı olmaktan kaçınıyor. Yani arz var, talep yok. Peki ama neden? Elimde bir veri yok nedenlere dair. Sadece tahminlerim var. Onları yazıyorum:

*

- ÇİP: Özellikle komplo teorisyenlerinin ortaya attığı tezlerin etkisinde kalanlar, ilk zamanlar “Çip takacaklar” diyorlardı. Ama gitgide daha çok alay konusu haline geldiklerini fark ettiler. Bu nedenle sayılarında müthiş azalma var gibi. En azından bana öyle geliyor.

*

- KISIRLIK: Özellikle bazı bölgelerimizde görece eğitimsiz vatandaşlarımızın içine sürüklendikleri girdap... 8 çocuklu, 28 torunlu 80 yaşındaki dedelerin, “Aşı kısırlık yapıyor yeğen” diye aşı olmaktan kaçındıklarına dair espriler gırla gidiyor. Sesleri pek çıkmasa da en kalabalık grup bu gibi geliyor bana.

*

- TURKOVAK: “Yerli ve milli” propagandasının aşırı etkisi altında kalan bazı yurttaşlarımız, yerli aşının piyasaya çıkmasını bekliyor galiba. Sayıları da az değil. “Elin aşısını olacağıma kendi aşımı olurum” diye bekleme içindeler galiba. Fakat koronavirüs denilen illetin beklemeye hiç niyeti olmadığını bilseler iyi olacak.

*

Yazının Devamını Oku

İkna edilmesi gereken 22 milyon 182 bin kişi

Sevgili okul müdürlerimiz.

- Muhterem kanaat önderlerimiz.

- Sayın Türkan Şoray’ımız.

- Değerli tarihçilerimiz.

- Severek okuduğumuz romancılarımız.

- Sayın Tarkan’ımız.

- Muhterem imamlarımız ve müezzinlerimiz.

- Yüce gönüllü şairlerimiz.

- Sayın

Yazının Devamını Oku

Selvi Hanım’ın acı kahkahaları

Armağan Çağlayan, muhteşem bir söyleşi yapmış CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu’yla...

Baştan sona izledim röportajı. Hiç sıkılmadan. Sorular, cevaplar... Hepsi gayet iyiydi.

*

Selvi Hanım’la ilgili saptamalarım şöyle:

*

Çok hakiki bir insan. Yapmacıklığa asla prim vermiyor. Eşinin her söylediğine katılmadığını söyleyecek denli özgüvenli... Hiç politika yapmıyor. Gayet dobra. Gayet doğrudan konuşuyor. “Hazır röportaj veriyoruz, araya bir iki siyasal mesaj sıkıştırmak gerekir” falan demeye tenezzül etmiyor.

*

Röportajda en ilgimi çeken bölüme gelince...

*

Yazının Devamını Oku

Bazı ünlülerin günlük rutinleri

Sabahları çakralarını açmak için meditasyon yaparmış.

MIRANDA KERR: Açılsın çakralar

SABAHLARI çakralarını açmak için meditasyon yaparmış. Sonra 20 dakika yoga yaparmış. Sonra yeşil sebzelerden hazırlanmış smoothie içermiş. (Offf! Çok sıkıldım. Çok bunaldım. Daha fazlasını yazamayacağım.)

VICTOR HUGO: İki çiğ yumurta

ŞAFAK vakti uyanış... Bir demlik taze çekilmiş kahveyle güne başlayış... Metresinden gelen tutkulu mektubu okuyuş... İki çiğ yumurtayı içiş... Ve saatlerce süren yazı maratonunu başlatış.

MARK TWAIN: Sağlam kahvaltı

SABAH sağlam bir kahvaltı yaparmış. Ardından çalışma odasına geçer ve başlarmış çalışmaya... Akşama kadar yazarmış. Öğle yemeklerini atlamak en büyük keyfiymiş. Çalışma odasında rahatsız edilmemek ise en katı kuralı.

RICHARD BRANSON: Uçurtma sörfü

GÜN

Yazının Devamını Oku

Üç zor konu - Taliban, fonlama, sığınmacılar

1) TALİBAN: Türkiye’de İslam adına ortaya konan hiçbir pratik, Taliban’ın İslam anlayışıyla örtüşmez. Hiç ayırt etmeksizin hepimizi “kâfir” diye yaftalarlar. Biz de onların İslam anlayışlarını alabildiğine yadırgarız. Hatta “İslam bu değil” deriz. Ama bütün bunlara rağmen... Türkiye, ABD’nin Taliban’la kurduğu diyalogdan daha iyi bir diyalog kurabilir.

2) FONLAMA: Fonlamanın kendisinde bir sorun yok. ABD’deki bazı vakıflar, Türkiye’deki bazı medya kuruluşlarını fonlayabilirler. Sorun, ABD’deki vakıf aracılığıyla fonlananların, “Biz acayip bağımsız bir medyayız, diğerleri şöyledir böyledir” diye hava basmalarındadır. “Biz de son tahlilde fonlanıyoruz, biz de o kadar bağımsız değiliz” deseler, mesele kalmayacak.

*

3) SIĞINMACILAR: Bu meselenin bir ortası olmalı. “Her önüne gelen, elini kolunu sallayarak Türkiye’ye gelsin” demek ile “Madem sığınmacıları seviyorsun, al evine besle” demek arasında bir yer olmalı. Ak/kara değil ki bu. Gayet çetrefilli, gayet karmaşık, gayet çok boyutlu bir konu. Her konuda saflaşıyoruz, bari bu konuda saflaşmasak. Sakince konuşsak şu mevzuyu.

HOUSE OF CARDS İZLEDİM ŞUNLAR OLDU

Canım sürekli kaburga istedi. Kaburga istedikçe de Develi ya da Başköşe’ye müracaat ettim.

*

Sırf tahtaya üst üste

Yazının Devamını Oku

Nasıl zorba olunur

Böyle bir belgesel var. Ben de izledim bu belgeseli.

Hitler, Saddam Hüseyin, Stalin, İdi Amin, Kuzey Kore’nin ‘Kim’leri ve Kaddafi konu edilmiş belgeselde.

*

Anlatılan isimlerin...

Tabii ki yatacak yeri yok. Tabii ki zorbalıkları tartışmasız. Tabii ki her biri ölüm kustu yeryüzünde.



Yazının Devamını Oku

Duygusal bir popüler kültüre sahip olmak isteyenler için liste

Frida Kahblo: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur.




- FRİDA KAHLO: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur. Bir de Büyükada’ya yolunuz düştüğünde Troçki’nin evini gösterip “Ne zaman bu evi görsem Frida’yı anımsarım” diye iç geçirmeniz çok havalı kaçacaktır.

*


Yazının Devamını Oku

Afganistan için istifade edilecek bir isim: Hikmet Çetin

Fatih Çekirge, Hikmet Çetin’le süper bir Afganistan röportajı yaptı.

Dünkü Hürriyet’te su gibi okudum.

*

Hikmet Çetin...

- Sağduyusuyla...



Yazının Devamını Oku

Godfather aşkına gittim Nobu’ya

Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış.

- İNTİHARIN EŞİĞİNDE: Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış. Bu Nobu, Peru’da perişan vaziyette takılıyormuş. Peru’nun arka mahallelerinde külüstür bir lokantada memleketi Japonya’nın yemeklerini yapıyormuş. Öyle memnuniyetsizmiş ki hayatından, neredeyse intihar edecekmiş.



*

- MARTIN AMCA: Masal bu ya... Tam bu sıralarda Peru’da gezintiye çıkan yönetmen Martin Amca’nın yolu, Nobu’nun yemek yaptığı bu külüstür lokantadan geçmiş. Bayılmış suşilere, saşimilere falan Martin Amca. “Gel” demiş, “Seni Hollywood’a götüreyim”. Nobu’nun gözleri parlamış.

*

Yazının Devamını Oku

Melih Bulu neden görevden alındı?

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu, sürpriz bir şekilde görevden alındı.

Herkes bunun nedenini merak ediyor.

Benim elimde iki temel neden var:

*

Birinci neden: Bir kulis bilgisine dayalı.

*

İkinci neden: Kişisel bir tahmine dayalı.

*

Yazının Devamını Oku

15 Temmuz’dan 5 yıl sonra geldiğimiz yerlerden biri: Din kisvesine geçit yok!

15 Temmuz'dan önce...

Özellikle muhafazakâr kesimlerde...

Yaklaşım genel olarak şöyleydi:

Alnı secdeye değiyorsa... Korkma.

*

Dinine, diyanetine bağlıysa... Zarar gelmez.

*

Allah diyor, Kuran okuyorsa... Olumlu yaklaş.

Yazının Devamını Oku

“Biji Serok Erdoğan”a MHP ne dedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’da...

“Biji Serok Erdoğan” diye karşılandı ya...

*

Ahmet Davutoğlu, ima yoluyla da olsa...

Şöyle bir yaklaşım sergiledi:

*

“Bahçeli beni ‘Serok Ahmet’ diye eleştiriyordu. İşte bakın: Erdoğan’a da ‘Biji Serok Erdoğan’ denildi. Bakalım Bahçeli, buna ne diyecek?”

*

Bahçeli bu konuda bir şey demedi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel zamanı, herkesin Bodrum’a gittiği zamandır

İstanbul öyle güzel ki bugünlerde... Nüfusu azalmış, yoğunluğu bitmiş. Bir rahatlık gelmiş üstüne. Çiçekleri fark edilir olmuş.

- İstanbul’da bugünlerde bütün restoranlar, bütün kafeler tenha... Her mekânda başköşeler senin. Her mekânda izzet ikram sana.

*

- O meşhur trafik çilesi, resmen Bodrum/Çeşme hattına postalanmış... Trafik de yok, çile de yok. Yollar bomboş.

*



Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel parkı: Nakkaştepe Millet Bahçesi

Üsküdar Belediyesi’nin yaptığı Nakkaştepe Millet Bahçesi’ni gezip gördüm. İzlenimlerimi yazıyorum:

- “Boğaz’a nazır” diye bir tabir var ya... İşte bu tabir, bu parka cuk oturuyor. Yok böyle Boğaz manzarası! Birinci köprü ayaklarınızın altında. Üç köprüyü bir anda görebiliyorsunuz. Ufuk alabildiğine açık. Yeşil ile mavinin harikulade uyumu.



*

- Tamam, manzara güzel! Ama bu parkı, en güzel yapan sadece manzarası değil. Parkın tasarımı çok zarif. Her şey çok kararında. Mimarisi çok iyi planlanmış. Hiçbir şey abartılmamış. Hiçbir şey es geçilmemiş.

*

Yazının Devamını Oku

Seçim sath-ı mailine girmiş bulunmaktayız

Bir cisim yaklaşıyor ama yaklaşan cisim, erken seçim değil.

Yaklaşan cisim şudur:

*

Erken seçim kampanyası.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, startı verdi:

Seçim kampanyası başladı.

*

Genelde seçime üç beş ay kala girdiğimiz

Yazının Devamını Oku

“Adayımız Kılıçdaroğlu” çıkışının asıl maksadı ne olabilir?

*

BİRİNCİ İHTİMAL

AK Parti’nin “Madem rakibimiz Kemal Kılıçdaroğlu, o halde hiç çalışmamıza gerek yok” diyerek rehavete sürüklenmesini istiyor olabilirler.

İKİNCİ İHTİMAL

CHP Genel Başkanlığı koltuğu, Cumhurbaşkanlığı koltuğundan bile daha tatlı olduğu için hamlelerini buna göre ayarlıyor olabilirler.

ÜÇÜNCÜ İHTİMAL

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a, “Belediye başkanısın, belediye başkanı kalacaksın” mesajı vermeye çalışıyor olabilirler.

DÖRDÜNCÜ İHTİMAL

Yazının Devamını Oku

Bolivya dağlarından gelen devrimci Zülfü

Zülfü Livaneli’ye göre...

- Ecevit solcu değil.

- Erdal İnönü solcu değil.

- İsmet Paşa zaten solcu değil.

- Atatürk’ün solla alakası yok.

*

Zülfü Livaneli, kimlerin solcu olmadığı konusunda hüküm vermeye öyle meraklı ki...

Sanırsın ki...

Kendisi

Yazının Devamını Oku

Alpay Özalan’ın Kızılderili kitabı

Alpay Özalan, bir Kızılderili kitabı yazmış.

Bazıları kafa buluyor.

“Amerikan tarihçisi Ordinaryüs Profesör Alpay, Amerikan tarihi hakkında kitap yazmış” falan diye.

*

Tarih kitabı yazmak için ille de ordinaryüs falan olmaya gerek yok.

İsteyen yazar. Amatörce.


Yazının Devamını Oku

Özenti bir tanımlama: Türk, Sünni, beyaz

ABD’de “WASP” diye bir sınıfsal niteleme var.

Yani... Beyaz, Anglosakson, Protestan.

*

Amerika’nın elitleri bunlar. Sınıfsal üstünlük bunlarda.

Bunların dışında kalanların tümü alt sınıf. Yani Katolik, Yahudi, siyahi, Müslüman, Hispanik, Uzakdoğulu falan.

*

ABD’de ne varsa ille bizde de olacak ya...

Bu tanımlamanın bir benzerini bize de uyarlamışlar.

“Türk, Sünni, beyaz”

Yazının Devamını Oku

Deniz Baykal, ‘Ben Kürtleri, Alevileri sevmem’ dedi mi?

Zülfü Livaneli’nin İrfan Aktan’a verdiği röportajı okudum.

 

Genel yorumum şudur:

*

Çok önemli tespitler var röportajda. Özellikle Erdal İnönü, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal’la ilgili saptamaları ilginç. Çok yararlı, çok etkileyici bir röportaj. Bulup okumanızı tavsiye ederim.

*

Ve fakat Zülfü Livaneli’nin röportajdaki bir sözüne takılmadan da edemedim.

Yazının Devamını Oku