GeriAhmet HAKAN Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı Rauf Tamer’in dünkü yazısını okuyordum.

Şöyle yazmış Rauf Bey:

*

“Erdoğan, yüzde 50 artı 1 barajıyla zor yolu seçmiştir. Halbuki öbür sistemde iktidara gelebilmek için birinci parti olmak yetiyor. En azından koalisyon ortağı. Erdoğan şimdi çıkıp şakacıktan bile dese ki ‘Parlamenter sisteme dönme kararı aldım, yarından tezi yok...’ Kim bilir ortalık nasıl karışır? İttifak dahil her şey tarumar olur.”

*

Bütün muhalefet, “Parlamenter sistem” diye tutturmuşken...

AK Parti, aniden “Parlamenter sisteme dönüyoruz” derse...

Ne olur?

*

Mesela şöyle şeyler olur:

*

- Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş denklemden çıkar.

*

- Kemal Kılıçdaroğlu, “Partimin oylarını artırmam gerekiyor. İşte şimdi yandık” diyerek inceden umutsuzluğa kapılır.

*

- Meral Akşener, “Ben başbakan yardımcısı olacağım” demeye başlar.

*

- Muharrem İnce CHP’yi geçme hayaline kapılır

*

- İttifaklar yerini koalisyonlara bırakır.

*

- HDP, anahtar konumu kaybeder.

*

Velhasıl...

Çarşı kesinlikle karışır.

Acayip bir mavra çıkar hepimize.

KEDİCİLİK, SİYASET ÜSTÜ BİR OLGUDUR

Fotoğrafa şöyle bir baktım:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazeteleri karıştırıyor.

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Torunu Aybike’nin kedisi “Pıt Pıt Şeker” ise gazetenin üstüne çıkmış oyun oynuyor.

*

Baktım:

Bazıları, siyasi etkilerle bu sempatik fotoğraftan bile laf dokunduracak bir şeyler çıkarıyorlar.

*

Bir kedici olarak söylüyorum:

*

Kedicilik, siyaset üstü bir olgudur.

Biz kediciler, bir kedinin oyununa gösterilen minnacık bir şefkati bile gördüğümüz anda...

Siyaseti, particiliği, ayrı yolları falan hemen unutuveririz.

*

Sorry! Biz böyleyiz.

HERHANGİ BİR ZİNCİR MARKETE GİRDİĞİMDE

Eskiden zincir marketlerden birine girdiğimde...

Kayıtsız bir alışkanlıkla yapardım alışverişimi.

*

Bir süredir fahiş fiyat ve zincir market denklemi kuruluyor ya...

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

İşte bu durum beni de fena halde etkisi altına aldı.

*

Artık herhangi bir zincir markete girdiğimde...

Teyakkuz halindeyim!

“Fiyatları uçurmuşlar mı?” diye elime aldığım her ürünün sağını solunu kurcalıyorum. “Neye ne kadar zam yapmışlar?” diye uzun teftişler yapıyorum. Etiket kontrolü yapan zabıta memuru edası takınıyorum.

*

Ve sonuç:

Marketten çıktığımda esaslı bir mesai harcamış gibi büyük bir yorgunluk!

AHMET MEKİN YAŞLANMASI

Hafta sonu Halk TV’de gördüm Ahmet Mekin’i. 90 yaşına gelmiş.

Hay maşallah!


Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Fakat birader, bir insan bu kadar mı güzel yaşlanır?

*

Yakışıklılığından hiçbir şey kaybetmemiş bir kere... Hatta daha da karizma olmuş. Konuşması, vurguları, tespitleri muhteşem. Alçakgönüllülüğü ziyadesiyle fazla. Her tarafından bilgelik akıyor.

*

Allah hepimize Ahmet Mekin yaşlanması nasip etsin.

TEMEL BEY OLAYIN FARKINDA

Selçuk Bayraktar, Türkiye’de şöyle şeyleri temsil ediyor:

*

Biz yapamayız, biz beceremeyiz” algısını yerlere çalıyor. Teknolojide atılım yapabileceğimizi gösteriyor. Türk mühendislerinin çığır açacak işlere imza atabileceğini kanıtlıyor. Savunma sanayiindeki devrimi öne çıkarıyor.

Yani iktidar/muhalefet fark etmez, her partinin üzerinde ittifak edebileceği değerleri temsil ediyor.

*

Diğer muhalefet partilerinin aksine Saadet Lideri Temel Bey, işte bunun farkında olacak ki...

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Teknofest’e gitmiş ve Selçuk Bayraktar’la fotoğraf çektirmiş.

GELİŞİGÜZEL

- İYİ Partili Aytun Çıray, partisinin lideri Meral Akşener’i Merkel’e benzetmiş. Benim buradan çıkardığım şöyle bir sonuç var: Demek ki Macron çok demode artık.

*

- Bazen tik–tok videolarına denk geliyorum. Acayip şeyler! İçlerine girdiğimde çıkamıyorum. Banalitenin çekiciliğinin çok ötesinde bir olay bu.

*

- Bir zamanlar Ali Ağaoğlu diye bir adam vardı. Arabalarıyla, kadın arkadaşlarıyla olay olurdu. En son Bodrum Belediye Başkanı ile bir tartışmanın odağı haline geldi. Baktım: Hiç kimse kendisini sallamamış! “Feci demode” dedikleri şey, galiba budur.

*

- Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, kızını evlendirmiş. Mutluluklar diliyorum genç çifte! Fakat takıldığım nokta şurası: Nikâhta tam 32 şahit varmış! “Herkesin gönlü olsun, kimse kırılmasın” anlayışıyla her geçen gün daha da artan nikâh şahidi sayısı, 32’ye kadar çıktı demek ki. İçişleri Bakanlığı bir genelge yayınlayıp “Bundan böyle nikâhlar iki şahitli olacak” dese mi acaba?

X

Vurun kardaşlar vurun

Barolar seçimini kazanan delegeler, zafer coşkusu içinde marş söylediler.

 

Söyledikleri marşın sözleri şöyleydi:

*

“Yolumuz devrim yoludur / Gelin kardaşlar gelin / Yurdumuza faşist dolmuş / Vurun kardaşlar vurun”

*

Barolar Birliği’nin yolu...

Yazının Devamını Oku

E ama Erdoğan haksız mı birader?

Atatürk’ün bu ülkeye kazandırdığı en önemli kazanımlardan biridir Türk kadının seçme ve seçilme hakkına kavuşması...

Taaa 87 yıl önce verilmiş bu hak.

Üstelik Avrupa’nın birçok ülkesinde henüz bu hak tanınmamışken.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 87 yıl önce tanınan bu hakla ilgili olarak yayınladığı mesajda şöyle demiş:

*

“Her ne kadar kadınlarımız, seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında elde etmişlerse de, haklarını özgürce kullanmaya AK Parti ile başlamışlardır.”

*

Bu cümleden yola çıkarak...

Yazının Devamını Oku

İki köşe yazısının satır aralarına sıkışan bilgi

Dün gazetelerde köşe yazılarını okurken...

İki köşe yazısının cümleleri arasına sıkışmış şu iki bilgiye rastladım:

*

- BİR: Meğer Dünya Bankası’nın istatistik açısından bir Performans Endeksi varmış. Türkiye bu endekste 128 ülke arasında en iyi ilk 20’deymiş.

*

- İKİ: Meğer TÜİK’in istisnasız tüm verileri, aralıksız olarak uluslararası denetime tabi tutularak denetleniyormuş.

*

Bunlar gerçek mi abi?

Hakikaten de böyle mi?

Yazının Devamını Oku

Şahap Kavcıoğlu TÜİK'e iletişim dersi vermeye gitsin

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kısa bir süre önce... Meydan okuyan ve herkesi çok şaşırtan bir hamle yapmıştı.

“Birazdan Merkez Bankası’na gidiyorum” demiş ve bütün gözlerin kendisine çevrilmesini sağlamıştı.

*

Taraftarları coşmuştu.



“Yaşa Kılıçdaroğlu! Var ol Kılıçdaroğlu! Şimdi Merkez Bankası düşünsün! Müthiş hamle! İşte budur!”

Yazının Devamını Oku

Öncelikle kestane balının diyarından selamlar

Son günlerde herkesin dilinde bu selamlama.

“Nedir? Nereden çıktı bu?” falan diye minik bir araştırmaya giriştim.

Ve hemencecik buldum!

Gündüz kuşaklarının başa güreşen programlarından Esra Erol’un programında bir hanımefendi, “Kocamın kredi kartlarını bile ben ödedim ama o Şengül’le kaçtı” iddiasıyla ekrana çıkmış.

Stüdyoda esip savuruyor.

Eşi ise canlı yayına Zonguldak’tan bağlanmış.

*

Hanımefendi, kendisini bırakıp Şengül’le kaçan kocasına saydırıyor da saydırıyor.

Yazının Devamını Oku

Kurtar beni Bülent Abi

Hakkında yazdığım eleştirilere cevap verdi Bülent Arınç. Uzun, upuzun metnin bir yerinde bana şöyle seslenmiş: “Seninle yaşamak zorunda olduğu için acısı her fotoğrafında yüzünden okunan kedin Sekter’e dahi acıyorum.” Hemen kedim Sekter’e dönüp sordum: “Ne diyorsun buna?” Kedim Sekter, hiç ama hiç beklemediğim bir cevap vermesin mi? Yüzüne her şeyi göze almışlara özgü bir ifade kondurup “Kusura bakma ama adam haklı” demesin mi? Bu apaçık nankörlük karşısında çok bozuldum. Öfkeyle zıpladım: “Nasıl haklı ya? Bunu nasıl dersin? Şunca zamanlık yaşanmışlıklar var.” Sekter de bunun üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

Fotoğraflarıma bakanlar, genelde “Aman da ne şirin şey, aman da ne şeker şey, ben bunu yerim yahu” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

Zannediyorlar ki ben gamsız, kasavetsiz, mutlu mesut yaşıyorum.

Ahmet Hakan’ın elinden çektiğim acıları asla fark etmeyip bana alenen ciğercinin kedisi muamelesi yapıyorlar.

Çok şükür, çok şükür!

Nihayet bunu fark eden bir kişi çıktı:

Bülent Arınç!

O engin ferasetiyle, o muhteşem basiretiyle, o meşhur uyanıklığıyla, o asla külyutmaz tabiatıyla...

Yazının Devamını Oku

Aldıklarını buldukları sananlar hizbi

“Aldıklarını buldukları sananlar” diye nitelendirebileceğimiz bir hizip var.

Tayyip Erdoğan tarafından kendilerine verilenleri, kendi marifetleriyle elde ettiklerini sananlardan oluşan bir hizip bu.

*

Kimdir bunlar?



Mesela

Yazının Devamını Oku

Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı

İslami literatüre azıcık egemen olan herkesin kolayca bilebileceği bir hadis vardır:

“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar” diye başlayan hadis.

*

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, işte bu meşhur hadisi okudu kürsüde.

*

Bazı yayın organları, bu hadisi alıntılayıp...


Yazının Devamını Oku

Üzerimize taş yağdıracak bir olay: Müslüme olayı

İddialar korkunç... Söylenenler felaket... Haberler kan dondurucu...

- Müslüme’nin babası, meğer dedesiymiş.

- Müslüme’nin annesi, kayınpederim bana tecavüz etti demiş.

- Müslüme’nin abisi de dedesinin çocuğuymuş.

*

Bu korkunç iddialar, bu felaket söylentiler, bu kan dondurucu haberler...

Yeni soruları da gündeme getiriyor:

*

Yazının Devamını Oku

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku