E sen toplum sağlığını düşünüyor musun Tuncay?

CHP yöneticisi Tuncay Özkan, YKS’nin bu koşullarda yapılmasına karşı... Ertelenmesini istiyor.

Şöyle diyor Tuncay Özkan:

*

“Pandemi koşullarındayız. Gençlerin sağlığı düşünülmeden hafta sonu YKS yapılacak. Toplum sağlığını değil, sadece kendini düşünen anlayışla Türkiye yol yürüyemez.”

E sen toplum sağlığını düşünüyor musun Tuncay

İyi de Tuncay Özkan!

Senin partin de temmuz ayında kurultay yapıyor.

*

Memleketin dört bir tarafından yüzlerce delegeyi Ankara’ya getireceksiniz. Üstelik bilim insanları, bu tür toplanmaların sağlık açısından içerdiği tehlikelere işaret ederken... 

*

Senin partinin bu yaptığı da toplum sağlığını düşünmemek değil mi? Senin partinin bu yaptığı da sadece kendini düşünmek değil mi?

Ne yani?

YKS’yi ertelemeyen anlayışla yol yürünmez de kurultayı ertelemeyen anlayışla yol yürünür mü?

*

Bir deyiver hele.

E sen toplum sağlığını düşünüyor musun Tuncay

METİN FEYZİOĞLU’NUN O ANDA YAPIP ETTİKLERİ

Çok sert tepkiler alacağını bile bile baro başkanlarının Ankara girişinde bekletildikleri yere gitti.

*

Baro başkanlarının kendisinin geldiğini görmeleri üzerine sırtlarını dönmelerine hiç aldırış etmedi.

*

“Geçmiş olsun” dileğinde bulunduğunda baro başkanlarının kendisine attığı lafların tümünü sineye çekti.

*

Öfkeyle cevaplar vererek orayı terk etmek yerine baro başkanlarının tüm tepkilerine rağmen orada kalmaya devam etti.

*

Bir kere bile “Size iyilik de yaramıyor kardeşim” falan türü çiğliklere başvurarak üste çıkmaya çalışmadı.

*

Bu süper medeni tutum...

Kim ne derse desin...

Benim pek hoşuma gitti.

E sen toplum sağlığını düşünüyor musun Tuncay

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE İÇİN HAKKANİYETLİ BİR YAZI

FETÖ’nün egemen olduğu dönemlerde gemi azıya alanların en başında geliyordu Mümtaz’er Türköne.

Pervasızdı, küstahtı, güvendiği dağlar var gibiydi, dönemin insafsızlıklarının hep arkasındaydı.

FETÖ politikalarının yılmaz savunucusuydu.

*

Çok polemiğim vardır kendisiyle...

O yazdı, ben yazdım.

O yazdı, ben yazdım.

*

O dönem aramızdaki tek fark şuydu:
O koruma altındaydı, ben korumasızdım.

*

Neyse... Hepsi geldi, geçti.

*

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamayla Silivri’de unutulma bahçesine terk edilmiş olan Mümtaz’er Türköne yeniden hatırlandı.

*

Devlet Bahçeli, yerden göğe kadar haklıdır.

Mümtaz’er Türköne ile aynı durumda olanlar bir biçimde serbest kalmışken...

Mümtaz’er Türköne’nin tamamen Silivri mahpusunda unutulmaya terk edilmesi hiç de adil bir yaklaşım değildir.

*

Bahçeli’yle aynı görüşteyim:

Adalet perspektifiyle Mümtaz’er Türköne’nin durumuna yeniden bakılmalıdır.

BİR GÜN BEN DE

Kıvanç Tatlıtuğ gibi... Maslak Sanayi Sitesi’nde araba tamir etmek istiyorum.

Aziz Yıldırım gibi... Sonsuz haklı çıkıp susmak, hep susmak istiyorum.

Wushu Kung Fu Federasyonu gibi... Konuşulmak, hep konuşulmak istiyorum.

Melih Gökçek gibi... Hortumu İmamoğlu’na bağlayacak bir kafam olsun istiyorum.

Fahrettin Koca gibi... Instagram’da takipçi sayımı arttırmak, arttırmak istiyorum.

Birçokları gibi... Kiraz yerken otomatiğe bağlamayıp kendimi durdurmayı başarabilmek istiyorum...

E sen toplum sağlığını düşünüyor musun Tuncay

ŞİMDİ DE ORGANİZE KUM TORBASI KÖTÜLÜĞÜ MÜ?

OTOBÜSLER dopdolu olsun, “Ekrem İmamoğlu bu işi yönetemiyor” densin diye bir grup AK Partilinin organize olup pandeminin göbeğinde belediye otobüslerine doluşması iddiası ortaya atılmıştı.

İddiayı İmamoğlu dillendirmiş, ardından kendisine kayıtsız şartsız destek veren “tarafsız” gazeteciler, hiçbir sorgulamaya gerek duymadan “Evet, böyle oldu” diye ortalığı velveleye vermişlerdi.

*

Sonuç? İddianın aslı astarının olmadığı kanıtlandı.

*

Ve şimdi de yeni bir organize kötülük iddiası.

Güya şöyle bir olay olmuş:

İstanbul’da aniden bastıran yağmur sırasında birileri, rögarları kum torbalarıyla tıkamaya kalkışmış. Amaçları, Ekrem İmamoğlu’nu beceriksiz göstermekmiş.

*

Fakat bu sefer şöyle bir farklılık var: Sütten ağzı yanan Ekrem İmamoğlu ve onun “tarafsız” gazetecileri... “Organize kum torbası kötülüğü” iddiasına üfleyerek yaklaştılar.

*

Ders alınmış demek ki.

E sen toplum sağlığını düşünüyor musun Tuncay

TUNÇ SOYER’E ÜÇ TAVSİYE

TÜRK Tarih Vakfı Başkanı Prof. Mehmet Ö. Alkan, ‘Toplumsal Tarih’ dergisinde, gündelik politikalara ve polemiklere asla alet edilemeyecek türde akademik mi akademik bir makale yazmış. Makalenin başlığı: ‘Tarihte Bayrağı Olan Nadir Şehir: İzmir’.

*

Makaleyi baştan sona okudum: Bugün kullandığımız anlamda “bayrak” kavramının ortaya çıkmadığı dönemlerde, taaa 1600’lü yıllarda ortaya çıkan bir realiteden söz ediyor tarihçi Alkan... 

*

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in atıf yaptığı makale işte bu makale...

*

Bu olaydan yola çıkarak...

Tunç Soyer’e üç tavsiyem var:

*

TAVSİYE BİR: “Bayrak” meselesi, önemli bir meseledir. Bölücülük şiarıyla terör faaliyetlerinin yürütüldüğü bir ortamda şaka yollu da olsa “ayrı bayrak” falan demeden önce bin kez düşünseniz iyi edersiniz.

*

TAVSİYE İKİ: Siz artık çok önemli bir makamdasınız. Ağzınızdan çıkan her kelimenin didikleneceğini bilerek konuşmalısınız. “Acaba mı?” dedirtmemeye özen göstermelisiniz. Dikkat yani... Aşırı dikkat.

*

TAVSİYE ÜÇ: “Öyle demedim, böyle dedim” şeklinde izahlara yönelmek, bir siyasetçi açısından iyi bir durum değildir. “Öyle demedim, böyle dedim” diye uzun izahlara ihtiyaç duyuracak bir yaklaşımdan kaçınmalısınız.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku

GATA’nın meczubuna dair

Adı Ali Edizer...

GATA’da başhekim yardımcısı... Yaptığı paylaşımlar nedeniyle görevden alındı... Adam herkesin dilinde... Ben de şöyle bir baktım paylaşımlarına... Çok ilginç bir portre var karşımızda... Şöyle bir portre:

*

Adam, tam bir magazin düşkünü.

Ajda Pekkan’ın aşklarından falan söz ediyor.

*

Adam, tam kadın öfkesine maruz kalabilecek bir tip.

Eşini aldatan erkeklere, ikinci/üçüncü eş almayı öneriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Ayıptır ayıp

Bir sosyal medya hesabı var.

Palavracı bir hesap. Her tarafından pislik akıyor. Küfürler, hakaretler, kabalıklar, çirkinlikler falan.

*

Bu hesabın işi gücü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yalanlar uydurmak.



“Ali Erbaş şöyle dedi”

Yazının Devamını Oku

Bir Paşinyan ağlıyor gözleri yaşlı

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.



*

Yazının Devamını Oku

300 cihatçı palavrası 300 Spartalı’dan esinlenme mi?

Azerbaycan’a 300 cihatçı gitmiş.

 

Batı basını bunu yazıyor. Macron bunu söylüyor. İçimizden bazıları da buna sarılıyor.

*

“300 cihatçı gitti... Türkiye gönderdi...” deyip duruyorlar.



Yazının Devamını Oku

Hasta sayısı vaka sayısı meselesine dair

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarını dikkatle dinledim.

Bakan Fahrettin Koca...

Semptom göstermeyenlerin hasta sayılmayacağını, bu nedenle 28 Temmuz’dan beri günlük veri tablosunda yer almadıklarını söylüyor.

*

Semptom göstermeyenleri “hasta” saymamak mümkün.

Çünkü semptom göstermeyenler hem sağlık sistemimize yük olmuyorlar, hem de gerçekten “hasta” özelliği taşımıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şurada:

Yazının Devamını Oku

İslam cumhuriyeti değil kolpacılık cumhuriyeti

Ermenistan...

- Haksız.

- İşgalci.

- Saldırgan.

*

Azerbaycan ise...

- Haklı.

- İşgale uğramış.

- Saldırıya cevap veriyor.

Yazının Devamını Oku

‘Orada ne işimiz var’ sorusunun cevapları

Azerbaycan’da şöyle bir işimiz var:

 

Aynı dili konuştuğumuz kardeşlerimizin topraklarına bir saldırı düzenlendi. Kardeşlerimiz vatan savunmasında. Bizim de onların yanında olmak gibi bir insanlık görevimiz var. İşimiz budur.



*

Libya’da şöyle bir işimiz var:

Yazının Devamını Oku

Mazlum Azerbaycan’ın yanındayım

Bir Azerbaycan duyarlılığım yoktu benim eskiden.

 

Bakü’ye son gittiğimde oluştu bu duyarlılık bende.

Dükkânlarında alışveriş yaptım, sokaklarında dolaştım, insanlarıyla konuştum, havasını kokladım.

*

Ve şunu fark ettim:


Yazının Devamını Oku

İki adam ve yapılması gereken iki şey

Birinci adam... Dar paçalı maganda

ÜSTÜ açık arabasını yol kenarına çekmiş. Arabanın önüne oturmuş. Mehter Marşı’nı açmış. Silahı ateşliyor. Silah ateşlenirken de arabada bayrak beliriyor.



*

Bu dar paça pantolonlu magandayla ilgili yapılabilecek iki şey var:

*

Yazının Devamını Oku

Kobani gözaltıları ve iki soru işareti

Kobani olayları dediğimiz olaylarda...

- 37 kişi öldü.

- 761 kişi yaralandı.

- 131 sokak olayı yaşandı.

- 197 okul yakıldı.

- 269 kamu binası tahrip edildi.

- 731 ev ve işyeri yağmalandı.

- 1230 araç kullanılamaz hale getirildi.

*

Yazının Devamını Oku

Hasımları gülüyor dostları çıldırıyor

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bir süre öncesine kadar...

Hasımlarını çıldırtır, dostlarını ise güldürürdü.

*

Fakat bir süredir, hatta uzunca bir süredir tam tersini yapıyor.

Hasımlarını güldürüyor, dostlarını ise çıldırtıyor.

Sadece son birkaç günden üç örnek vereceğim:

*

ÖRNEK BİR:

Yazının Devamını Oku

Her oyuna yeni iskambil destesi kahvehaneleri üç günde iflasa sürükler

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi yönetenlerin salgınla mücadele edemediklerini söyledi.

 

Bu başarısızlığı da bir örnekle açıkladı.

Söylediği kelimesi kelimesine aynen şuydu:

*



Yazının Devamını Oku

Bu tartışmalardan artık bıkmadık mı?

Kemalizm tartışması

Eskiden bir anlamı vardı bu tartışmayı yapmanın.

Çünkü ülkeyi yönetenler, Kemalizm adı altında kafalarına göre dayatmalar yapıyorlardı.

Ama artık kalmadı böyle bir şey.

Buna rağmen ne diye Kemalizm tartışması çıkarılıyor ikide bir?

Görmüyor musunuz?

Milletin canı sıkılıyor bu köhnemiş, miadı dolmuş tartışmadan. Bu denli bayat bir tartışma, nasıl oluyor da bu kadar heyecanla yapılabiliyor?

Yoksa dert Kemalizm falan değil de dikkat çekmek mi?

*

Yazının Devamını Oku

Savcılar Cübbeli’yi ifadeye çağırmalıdır

Cübbeli Ahmet, bizim Tarafsız Bölge’de şöyle demişti:

 

“Türkiye’de 2 bin selefi derneği var. Şahıslar pompalı mompalı. İç savaşa hazırlanıyorlar. Özellikle Batman, Adıyaman taraflarında çok selefi akım var. Bu silahlanmayı durdurun. Yarın bu işin önünü alamayız. Birisi ‘Şeyhim’ diye cihat ilan edecek, öbürü ‘Mehdiyim’ diyecek. Birbirini öldürür bu Müslüman millet. Asker bunları vurmak zorunda kalacak. Mutlaka kontrol edilmesi lazım.”

*

Şimdi de Saygı Öztürk’e konuşmuş Cübbeli ve sözlerinin arkasında olduğunu söylemiş.

*

- Savcıların harekete geçmesi lazım, bir.

- Cübbeli’ye “Ver bakalım elindeki bilgileri” denmesi lazım, iki.

- Bunun burada bırakılmaması lazım,

Yazının Devamını Oku

Halil Sezai’ler, Emrah Serbes’ler falan...

Halil Sezai’ler, Emrah Serbes’ler, Ozan Güven’ler, Sermiyan Midyat’lar falan...

Hepsi aynı familyanın mensupları.

*

Nedir bu familyanın özellikleri?

Sayalım:

*

- Yaptıklarının yanlış olduğunu ifade ederken bile kuyruğu dik tutarlar.

*

- Yaptıkları düpedüz magandalıktır ama magandalıklarını bile şık bir pakete sarıp satarlar.

Yazının Devamını Oku

Sağlık Bakanı Koca’yla İzmir buluşması

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan, “Diyarbakır ve Van’dan sonra şimdi de İzmir’de bölge toplantısı yapıyoruz. İzmir’deki toplantımıza katılır mısınız” mesajını alınca...

Atladım arabaya...

Yeni otoyoldan İzmir’e gittim.

*

İzmir’de Bakan Koca’yla buluşmamızın ilk adresi İzmir Valiliği oldu.

Ben valiliğe gittiğimde Bakan Koca, basın toplantısı yapıyordu.

*

Biraz izledim kendisini.

Yazının Devamını Oku

Bittin sen Halil Sezai

Sen artık hepimiz tarafından...

“İncir Reçeli” diye oynadığın filmlerle değil, yaşlı bir adama yönelik uyguladığın şiddet görüntüleriyle hatırlanacaksın Halil Sezai.

Sen artık bizim gözümüzde...

“Romantik şarkılar söyleyen, ıssızlığın ortasındaki kentli adam” olmaktan çıkıp “mağara adamının teki” durumuna düştün Halil Sezai.

*

Sen artık hepimiz için...

Sorunlarını kaba kuvvetle çözmeye çalışan, kendine hâkim olamayan, öfkesini kontrol altına alamayan magandanın en önde gidenisin Halil Sezai.

*

Sen artık şu saatten sonra...

Yazının Devamını Oku