GeriAhmet HAKAN Doğan’a vurmak oyları artırır mı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Doğan’a vurmak oyları artırır mı?

DOĞAN’a orantısız bir şekilde vurmaya devam ederseniz...

- Yaptığınız mübalağalı kampanyalarla asıl mağdurun Doğan olduğunu yansıtmaya devam ederseniz...

*

- Ortada herhangi bir düşmanlık falan olmadığı halde... Doğan’dan yapay bir düşman çıkarmak için her şeyi tepetaklak etmeye devam ederseniz...

*

- Niyet okuyuculuğuyla Doğan’da yayınlanan her kelimeye abanmaya devam ederseniz...

*

- Doğan’da yapılan özeleştirileri falan zerre kadar dikkate almamaya devam ederseniz...

*

- “Biz sizin düşmanınız değiliz” denildikçe... “Hayır, siz bizim düşmanımızsınız” demeye devam ederseniz...

*

- En azılı taraftarlarınız arasında bile “Yahu ne yapmış Doğan Grubu? Amma da abartılıyor ha” duygusunu oluşturmaya devam ederseniz...

*

- Hem dostlarınıza hem de karşıtlarınıza “Acaba bu işin içinde bir danışıklı dövüş mü var” dedirtecek denli muazzam aşırılıklar yapmaya devam ederseniz...

*

- Ayarı kaçırmaya, kıvamı bozmaya, dozu şaşırmaya devam ederseniz...

*

Canla başla yürüttüğünüz bu kampanya size tek bir oy bile getirmez.

*

Düşmana ihtiyacınız var, bunu anlıyorum.

Mağduriyete ihtiyacınız var, bunu da anlıyorum.

Safları sıklaştırmaya ihtiyacınız var, bunu da anlıyorum.

*

Ama üzgünüm.

Burada düşman yok.

Dolayısıyla buradan mağduriyet çıkmaz size.

KEMALİST SUBAY KADARTAŞ DÜŞSÜN BAŞINA

İFTİRAYA başladılar.

- Güya 15 Temmuz darbesine Kemalist subaylar da katılmış.

- Güya Fetullahçı subaylar ile Kemalist subaylar işbirliği yapmış.

*

Kemalist subaylar hakkında bu iftiraları atan bu tiplere iyi bakın!

*

Bunlar, Kemalist subaylar FETÖ zulmüyle inim inim inlerken, “Aman da hocam, canım da hocam” diye ekranlara çıkıp Fetullah’ı yalayanlardır.

*

İşte bu tipler, geçmişte FETÖ’ye kurban ettikleri Kemalist subayları, şimdi de FETÖ’cü diye kurban etmek istiyorlar.

Yuh yani. Gerçekten Yuh!

 

ENFLASYON

ACABA bunu kim yükseltiyor? Var mı bunun da bir lobisi falan? Dış güçler bunu da yükseltebilirler mi?Melih Başkan! Hadi! Başla atışa. Vatan senden hizmet bekler.

 

FARKINDA MISINIZ?

- DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da son günlerde tıpkı Ahmet Davutoğlu gibi “Kimse Türkiye’nin gücünü test etmeye kalkışmasın” tadında konuşmaya başladı.

*

- Ne zaman seçim yaklaşsa... Ya Merkel Ankara’ya geliyor ya da Almanya ile aramızda kriz çıkıyor. Veyahut da ikisi aynı anda oluyor.

*

- Kılıçdaroğlu bu işi iyiden iyi öğrenmeye başladı. Bakınız: Almanya’ya “Yaptığın yanlış” demesi...

 

REFERANDUM İPTAL EDİLİR Mİ?

RİSK alıyorum ve iddia ediyorum:

Allah korusun, çok ama çok büyük bir olay meydana gelmediği sürece, böyle bir ihtimal binde beş bile değil.

 

EN SEVDİĞİM 5 GELENEKSEL TAT

1- PİDE: Hele ki mis gibi, incecik ve mis gibi kızarmış Bafra pidesi olursa bir pizzaya bedeldir!

2- ÇİĞKÖFTE: Hele ki Urfalı bir yanık sesli tarafından aşk ve meşkle yoğrulursa of ki of...

3- KUYMAK: Kıvamı tam tutturulursa ve Karadeniz dağlarının nefesini taşırsa... Dayanamazsın.

4- MENEMEN: Bunu anneler bir tutam da sevgi katarak öyle bir yaparlar ki... Burnunda tüter. 

5- LAHMACUN: Canan Karatay’dan müsaadeyi kapmışız ki... Kim tutar bizi! Bekle bizi Antep işi lahmacun.

 

YENİ ŞAFAK’TA YAYINLANAN BİR HULUSİ AKAR YAZISI

YENİ Şafak yazarı Mehmet Şeker, “Gerekiyorsa at değiştirilir kardeşim” başlıklı yazısında şöyle demiş:

*

“Bu işin tek suçlusu Hürriyet mi? Röportajı veren, sayfalarca konuşanların kabahati yok mu? Hem ‘sivil iradenin emrindeyiz, milletimizin hizmetindeyiz’ diyeceksin, hem de ‘bize sorulmadı’ vs. Çok ‘pardonne moi’, ne sorulacaktı? O röportajı vermeyecektiniz azizim, yanlış oldu.”

*

Haksız mı Mehmet Şeker?

 

KAFA NASIL DAĞITILIR

- YA su kenarında ya da ağaçlı bir yerde uzun yürüyüş yaparak...

*

- Kafayı zerre kadar çalıştırmayı gerektirmeyen kötü bir filme bakakalarak...

*

- İnşaatta iş makinesi izleyerek...

*

- Sesi sonuna kadar açık bir elektro bağlamaya kulak vererek...

*

- Uzun bir iple kedi oynatarak...

*

- “Neşeli Günler” filmini döndüre döndüre seyrederek...

*

- Evetçiye hayırcı, hayırcıya evetçi gibi yaklaşarak...

*

- İzmir’e gitme hayali kurarak...

X

Öncelikle kestane balının diyarından selamlar

Son günlerde herkesin dilinde bu selamlama.

“Nedir? Nereden çıktı bu?” falan diye minik bir araştırmaya giriştim.

Ve hemencecik buldum!

Gündüz kuşaklarının başa güreşen programlarından Esra Erol’un programında bir hanımefendi, “Kocamın kredi kartlarını bile ben ödedim ama o Şengül’le kaçtı” iddiasıyla ekrana çıkmış.

Stüdyoda esip savuruyor.

Eşi ise canlı yayına Zonguldak’tan bağlanmış.

*

Hanımefendi, kendisini bırakıp Şengül’le kaçan kocasına saydırıyor da saydırıyor.

Yazının Devamını Oku

Kurtar beni Bülent Abi

Hakkında yazdığım eleştirilere cevap verdi Bülent Arınç. Uzun, upuzun metnin bir yerinde bana şöyle seslenmiş: “Seninle yaşamak zorunda olduğu için acısı her fotoğrafında yüzünden okunan kedin Sekter’e dahi acıyorum.” Hemen kedim Sekter’e dönüp sordum: “Ne diyorsun buna?” Kedim Sekter, hiç ama hiç beklemediğim bir cevap vermesin mi? Yüzüne her şeyi göze almışlara özgü bir ifade kondurup “Kusura bakma ama adam haklı” demesin mi? Bu apaçık nankörlük karşısında çok bozuldum. Öfkeyle zıpladım: “Nasıl haklı ya? Bunu nasıl dersin? Şunca zamanlık yaşanmışlıklar var.” Sekter de bunun üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

Fotoğraflarıma bakanlar, genelde “Aman da ne şirin şey, aman da ne şeker şey, ben bunu yerim yahu” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

Zannediyorlar ki ben gamsız, kasavetsiz, mutlu mesut yaşıyorum.

Ahmet Hakan’ın elinden çektiğim acıları asla fark etmeyip bana alenen ciğercinin kedisi muamelesi yapıyorlar.

Çok şükür, çok şükür!

Nihayet bunu fark eden bir kişi çıktı:

Bülent Arınç!

O engin ferasetiyle, o muhteşem basiretiyle, o meşhur uyanıklığıyla, o asla külyutmaz tabiatıyla...

Yazının Devamını Oku

Aldıklarını buldukları sananlar hizbi

“Aldıklarını buldukları sananlar” diye nitelendirebileceğimiz bir hizip var.

Tayyip Erdoğan tarafından kendilerine verilenleri, kendi marifetleriyle elde ettiklerini sananlardan oluşan bir hizip bu.

*

Kimdir bunlar?



Mesela

Yazının Devamını Oku

Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı

İslami literatüre azıcık egemen olan herkesin kolayca bilebileceği bir hadis vardır:

“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar” diye başlayan hadis.

*

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, işte bu meşhur hadisi okudu kürsüde.

*

Bazı yayın organları, bu hadisi alıntılayıp...


Yazının Devamını Oku

Üzerimize taş yağdıracak bir olay: Müslüme olayı

İddialar korkunç... Söylenenler felaket... Haberler kan dondurucu...

- Müslüme’nin babası, meğer dedesiymiş.

- Müslüme’nin annesi, kayınpederim bana tecavüz etti demiş.

- Müslüme’nin abisi de dedesinin çocuğuymuş.

*

Bu korkunç iddialar, bu felaket söylentiler, bu kan dondurucu haberler...

Yeni soruları da gündeme getiriyor:

*

Yazının Devamını Oku

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıçlı katliam şu beş sonucu doğurmalı

BİR: İnternetten leblebi, çekirdek satar gibi Samuray kılıcı satılmasının önüne geçilmeli. Samuray kılıcına ulaşım, bu denli kolay olmamalı. Bu tür kılıçların, “Hediyelik eşya” kategorisine alınmasına yasak konmalı.

- İKİ: Canavarca hisle cinayet işleyecek denli hasta ruhlu kişilerin, devlet tarafından takibi yapılmalı ve tedavi altına alınmalı. Takip ve tedavi işi, ailenin inisiyatifine bırakılmamalı.

*

- ÜÇ: Cinayet işleyecek denli sorunlu çocuğuyla ilgilenmeyen, o çocuğa kılıç alabilecek parayı veren anne baba da bu işten sorumlu tutulmalı. Hiç değilse vicdanen yargılanmalı.



*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıcıyla kadın katleden adam deli mi?

Adı: Başak Cengiz.

Mimar bir kadın. Gencecik. Nişanlı.

Ankara’da yaşıyor. Bir inşaat firmasında çalışıyor.

Çalıştığı firma, genç kadını geçici görevle İstanbul’a gönderiyor ve İstanbul’da yaşamaya başlıyor Başak.

Ataşehir’de bir otelde kalıyor. İşine servisle gidiyor.

Derken bir gün...

Otele servisle gitmek yerine yürüyerek gitmeyi tercih ediyor.

Ataşehir caddelerinde yürüyor

Yazının Devamını Oku

Atatürk taşıyıcı ve birleştirici kolon oldu

Atatürk’ü artık, Kemalizm’in dar kalıplarına sıkıştırmadan anıyoruz.

Atatürk’ü artık, bir hayat tarzının dayatması olmaktan çıkararak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, sadece bir kesimin bayrağı haline getirmeden anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, resmi ve zorlama etkilerden arınarak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, alabildiğine sivil, alabildiğine katılımcı biçimde anıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Lütfü Türkkan grup başkanvekili olmasaydı ne olacaktı Yavuz Bey?

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, benim sevdiğim, saydığım ve takdir ettiğim bir siyasetçidir.

Kendisini destekleyen sayısız yazı yazdım.

Siyasette kişisel olarak her zaman iç tutarlılığını korumaya özen gösteren bir yapısı vardır Ağıralioğlu’nun.

*

Fakat dün Lütfü Türkkan olayıyla ilgili olarak yaptığı açıklamayı okuyunca...



Yazının Devamını Oku