GeriAhmet HAKAN Diyanet’e soruyorum: Kadınlar bu erkeklere mi emanet edilecek?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Diyanet’e soruyorum: Kadınlar bu erkeklere mi emanet edilecek?

Diyanet İşleri Başkanı, “Dinimize göre kadınlar emanettir” dedi...

Hunharca, gaddarca, vahşice işlenen son kadın cinayetlerine karşı gayet haklı bir galeyan içinde olan kadınlar da bu yaklaşıma karşı...

“Biz kimseye emanet değiliz” diye haykırmaya başladılar.

*

Bu noktada Diyanet İşleri Başkanı’nın yeniden devreye girmesi şart...

Şu soruların cevabını vermek için:

*

Ne yani? Dinimiz, kadınları elinde bıçakla ayrıldığı eşinin boğazını kesen o pisliğe mi emanet etmektedir?

*

“Namusumu temizledim” diye höyküren adamlar mıdır kadınların emanet edildiği adamlar? Kuzu, kurda emanet edilir mi?

*

Her haliyle “Ben emanete hıyanet edeceğim” diye haykıran birtakım vahşi heriflere kızlarımızı, kadınlarımızı mı emanet edeceğiz?

*

Bırakın kadınlarımızı, kızlarımızı... Siz bir erkek olarak, boğaz kesen bu tiplere kendinizi emanet eder misiniz?

*

“Emanet” kavramının üzerine gidilmesinin vakti gelmedi mi? Hiç mi yeniden yorumlama, yeniden değerlendirme yapılmayacak?

*

Öteki dünyada kadın olsun, erkek olsun, her bir birey Allah’ın huzuruna birey olarak çıkmayacak mı? “Emanet”, bu anlayışın neresine düşüyor?

*

“Dinimiz kadınlarımızı emanet olarak görmektedir” deyip de geçmek yerine... Bütün bunların üzerine üzerine gitmenin vakti ne zaman gelecek?

DAVUTOĞLU TARAFTARLARI ZEKÂMIZA HAKARET EDİYOR

AHMET Davutoğlu ne dedi?

Aşağı yukarı şöyle dedi: “7 Haziran-1 Kasım arasında olup bitenleri söylesem insan yüzüne bakamazlar”.

*

Davutoğlu taraftarları diyorlar ki:

“Algı yaratmak için sözlerin başı sonu kesildi. Davutoğlu, o sözleri terörle mücadele açısından kritik bir dönemde Türkiye’yi hükümetsiz bırakmakta sakınca görmeyen MHP’ye söyledi”.

*

İyi de MHP’nin 7 Haziran-1 Kasım arasında “Hükümet formülleri içinde ben yokum” dediğini bilmeyen mi var? Her şey milletin gözü önünde cereyan etmedi mi? İşin bu kısmında gizli saklı bir husus mu var? “Defterleri açtırmayın bana” diyen birinin ima edeceği konu bu olabilir mi? “İnsan yüzüne bakamazlar” diyen birinin işaret ettiği konu bu olabilir mi?

*

Davutoğlu taraftarlarına sesleniyorum:

Kıvıracaksanız kıvırın ama bunu lütfen zekâmıza hakaret etmeden yapın.

CÜBBELİ’NİN SENDELEMESİ

HABER Global’de Cübbeli ile İsmail Saymaz kapışmasını izledim.

Çıkardığım sonuç şudur:

*

Görüşleri azıcık sorgulanınca... “O iş öyle değil” cümlesiyle karşılaşınca... Biraz da olsa üstüne gidilince... Yüzüne karşı eleştirel yaklaşım sergilenince... Jet Fadıl meselesi açılınca... Kadınlar üzerinden konuya dalınınca...

Cübbeli Ahmet fena sendeledi.

*

Bu türden üç programa daha çıksın...

Cübbeli balonu tamamen söner.

DENİZ BAYKAL’IN YAMAN ÇELİŞKİSİ

BİR yandan...

Geçirdiği üzücü rahatsızlığın ardından “Bu dünya bir imtihan dünyasıymış, bugün varız yarın yokuz” falan diye dünyadan geçmiş bir derviş edasıyla sözler söylüyor.

*

Bir yandan da...

Geçirdiği üzücü rahatsızlığa rağmen Meclis’ten, Meclis’teki odasından, siyasetteki var oluşundan asla ve asla milim vazgeçmiyor, vazgeçemiyor.

*

Ne diyordu Ahmet Kaya şarkısında:

“Bu ne yaman çelişki anne?”

BOŞNAKLARA BRAVO

Kendilerine yapılan hakaretin peşini bırakmadılar.

Unutmadılar, unutturmadılar.

Ödün vermeye asla yanaşmadılar.

“Nasıl olsa ikna olurlar” yaklaşımını tuzla buz ettiler.

Şahsiyet sahibi olduklarını gösterdiler.

Ve bir ekran şarlatanına, yaptığı ahlaksız saldırının bedelini ödettiler.

*

Bravo Boşnaklara... Bravo!

DÜNYADAN KOPTUĞUM ANLAR

Yüksek sesle Ahmet Kaya dinleyerek uzun yolda araba kullandığımda...

*

B sınıfı vurdulu kırdılı filmlere hiçbir beyinsel faaliyete kapılmadan baktığımda...

*

Drone uçurmak için çaba sarf edip uçurmayı beceremediğimde...

*

Yeditepeli şehirde bisiklet sürecek bir alan aramak için uğraş verdiğimde...

*

“Trump mı daha görgüsüz Boris mi” diye düşünmeye başladığımda...

*

Evimin balkonunda Harbiye Açıkhava’daki Serdar Ortaç konserini işittiğimde...

Diyanet’e soruyorum: Kadınlar bu erkeklere mi emanet edilecek

SİNEMATOGRAFİK BİR HAYAT: HASAN TAHSİN’İN HAYATI

YAŞAR Aksoy’un “Yürekler Selanik” adlı kitabını okudum.

İşgal İzmir’inde düşmana ilk kurşunu atan Hasan Tahsin’in hayatını anlatıyor bu kitap...

*

Osmanlı’nın son döneminde Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olmuş, İngiliz Parlamentosu’nu canlı bomba olarak havaya uçurmaya teşebbüs etmiş, Osmanlı düşmanı iki İngiliz ajanına suikast girişiminde bulunmuş, Macaristan’da hapis yatmış, en sonunda İzmir’de gazete çıkarırken işgalci Yunan askerlerine ilk kurşunu sıkmış bir adam Hasan Tahsin...

*

James Bond gibi...

Ama İngiliz alaycılığı değil de Şark hüznüyle dopdolu bir James Bond...

*

 ‘Ayla’nın, ‘Müslüm’ün yapımcısı!

Buradan sana çok ekmek çıkar gibi...

X

Babacan’ın sallamasına karşı benim sallamam

Ali Babacan şöyle demiş:

 

2018 seçiminde Abdullah Gül, muhalefetin ortak adayı olsaydı kazanırdı.”

*

Hahahaha!

*

Tam bir sallama bu.

Hem de bayağı bir dayanaksız sallama.

*

Yazının Devamını Oku

İktidarın karşısındaki en etkili ve en güçlü üç muhalefet partisi

Siyasi analizlerine sonsuz güvendiğim Hakan Bayrakçı, AK Parti iktidarının karşısındaki en güçlü üç muhalefet partisini sıralamış.

Bayrakçı’nın sıraladığı üç muhalefet partisi şunlar:

*

- BİRİNCİ PARTİ: Pandemi partisi.

*

- İKİNCİ PARTİ: Metal yorgunluk partisi.

*

- ÜÇÜNCÜ PARTİ: Genç seçmen partisi.

*

Yazının Devamını Oku

Mehmet Ceyhan tutuklansınmış

Niye tutuklansınmış?

Çünkü felaket tellallığı yapıyormuş.

*

Sanki ortada felaket yok, hayat güllük gülistanlıkmış da her şey Mehmet Ceyhan Hoca’nın uydurmasındanmış gibi bir yaklaşım.

*

Bu ancak ve ancak ansiklopedilerde “saçmalık” maddesine karşılık olabilir.

*

- Yoğun bakımlarda yaşam savaşı verilirken...

Yazının Devamını Oku

O saçmalık ancak çöp kutusuna basket yapılır

Ekrem İmamoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet türbesinde elinin arkasında olmasından yola çıkılarak başlatılan incelemenin tüm detaylarına baktım.

Şöyle bir macera:

Vatandaşın biri, CİMER’e şikâyet ediyor.

Oradan rutin bir işlemle Cumhuriyet Savcılığı’na gidiyor.

Savcılık, İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor.

Bakanlık, rutin incelemeye alıyor.

Müfettişler, İmamoğlu’nun savunmasını alıyor.

Falan...

Yazının Devamını Oku

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

E hani öldürmeye gelen dirilecekti?

Sezai Karakoç’un ünlü sözü aynen şöyledir:

“İslam’ı öyle bir yaşa ki... Seni öldürmeye gelen sende dirilsin”.

*

Ayasofya’nın eski imamı, sosyal medyada İslam davasını öyle savunuyor ki...

Sosyal medyada onu madara etmek isteyenler, onun artık gitgide çirkinleşen polemikçi üslubu nedeniyle bırakın onda dirilmeyi...

Ona bakıp İslam’dan uzaklaşıyorlar.

*

“Seni öldürmeye gelen sende dirilsin” yaklaşımı nerede?

Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku

Cenap Şahabettin, Ali Edizer’i tanısaydı

Ali Edizer diye bir doktor var.

Daha önce yaptığı çeşitli densizlikler ve izansızlıklar yüzünden “olay adam” haline gelmiş, hatta GATA’daki görevine son verilmişti.

*

Fakat adam rahat durmuyor abi!

Densizliğe, izansızlığa, abuk sabukluğa devam ediyor.

*

Ne dediğini yazmaya bile tenezzül etmiyorum.

Yazının Devamını Oku