GeriAhmet HAKAN Çölaşan’a, Portakal’a, Özdil’e, Yarkadaş’a övgü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çölaşan’a, Portakal’a, Özdil’e, Yarkadaş’a övgü

- Lafı hiç eğip bükmeye gerek duymadan...

- “Ama şöyle, ama böyle” demeden...

- “Karşı taraf da şöyle yapıyor, böyle yapıyor” demeye tenezzül etmeden...

Çölaşan’a, Portakal’a, Özdil’e, Yarkadaş’a övgü

- Kendi mahallelerinden gelecek her türlü eleştiriyi göze alarak...

Ekrem İmamoğlu’nun yanlışına yanlış deme erdemini gösterdiler, gösterebildiler.

*

İşte bu yüzden...

Emin Çölaşan, Fatih Portakal, Yılmaz Özdil ve Barış Yarkadaş’ı kutluyorum, “Helal olsun” diyorum, tebrik ediyorum.

*

- Cepheleşme illetinin yol açtığı “Herkes karşı tarafı eleştirsin” ilkesini tuzla buz ettikleri için bravo onlara!

*

- “Yanlışı yapan bizim taraftan olunca susarız” yaklaşımını çöp sepetine fırlattıkları için helal olsun onlara!

*

- “Yanlış yapsa da İmamoğlu’nu yıpratmayalım, ilerisi için ondan beklentilerimiz var” demedikleri için tebrikler onlara!

*

İki ayrı mahalleye bölünme belası var ya başımızda...

Bu beladan kurtulacaksak...

Ancak böyle yaklaşımlar sayesinde kurtulacağız inşallah!


TÜRKİYE'NİN EN TEHLİKELİ MESLEĞİNİ AÇIKLIYORUM

EN tehlikeli meslek:

Tartışma programında moderatörlüktür.

*

- Her an arada kalabilirsin.

- Ayırmaya çalışırken yumruk yiyebilirsin.

- Atılan bir bardak yüzüne isabet edebilir.

- Konuklar bir anda anlaşıp seni hedef alabilir.

- Herkes kendini kurtarır, olan sana olabilir.

- Avuç avuç antidepresanlar bile fayda sağlamayabilir.

- Stresten tırnak yemeye başlayabilirsin.

- Her program bittiğinde kendini Waterloo Savaşı’ndan çıkmış gibi hissedebilirsin.

- Gerilim anlarında felç geçirebilirsin.

- Üç gün dinlensen kendine gelemeyebilirsin.

*

Gerçekten de şu anda Türkiye’nin en tehlikeli mesleği tartışma programı moderatörlüğü...

Üstelik baretsiz, çelik yeleksiz, yani savunmasız, yani önlemsiz, yani her türlü tehlikeye acayip açık biçimde icra edilmekte...

* Ayrıca bütün kesimlerin aynı anda tüm hınçlarını üzerlerine çekme meselesi var ki... O konuya girmiyorum bile.

Aldıkları parayı sonuna kadar hak ediyorlar deyip kaçıyorum.


BİR BAŞKA AÇIDAN BERNA LAÇİN

Çölaşan’a, Portakal’a, Özdil’e, Yarkadaş’a övgü


BİR başka açıdan baktığımızda...

Berna Laçin’in şöyle bir sorunu var:

- Hem geniş kitlelere hitap eden bir markanın reklam yüzü...

- Hem de tartışmalı siyasal mesajlar yayınlayarak, bir kesimin öfkesini üstüne çekerek, bilip bilmeden her konunun üstüne atlayarak reklam yüzü olduğu markanın kamuoyunda yıpranmasına yol açıyor.

*

Oysa ikisinden birini seçse...

Hem kendisi rahat edecek, hem de geniş kitlelere hitap eden o marka rahat edecek.



SAĞLIK BAKANI KOCA İLE MEŞHUR VİRÜSÜ KONUŞTUM

SORDUM:

*

“Sayın Bakan... Dünya Sağlık Örgütü küresel alarm verdi. Ne oluyor?”

Çölaşan’a, Portakal’a, Özdil’e, Yarkadaş’a övgü

*

Yanıtladı:

*

“Dünya Sağlık Örgütü, bugüne kadar hep temkinli davranıyordu. Ancak ilk kez konunun ciddiyetine vurgu yaptı önceki gün. Dünya Sağlık Örgütü’nün küresel tavsiyesi şu: ‘Zorunlu olmadıkça bölgeye gidilmemeli.’ Ayrıca sağlık sistemi gelişmiş olmayan, bu enfeksiyonla yeterli mücadeleyi yapamayacak ülkelerin var olduğunu da söyledi.”

*

Sordum:

*

“Bizim açımızdan durum nedir? Biz bu enfeksiyonla yeterli mücadeleyi yapabilecek durumda mıyız?”

*

Yanıtladı:

*

“Biz sağlıkta dünya çapında önemli noktadayız. Çok nitelikli bir sağlık ordumuz var. Bu virüsle ilgili Türkiye’nin ciddi bir birikimi var. Yetkin bilim insanlarımız var, üniversitelerimiz bu alanda çok başarılı.”

*

Sordum:

*

Şu ana kadar Türkiye’de bu virüse rastlandı mı?

*

Yanıtladı:

*

“Çin’den gelen ya da Çinli birisiyle herhangi bir temasta bulunan bir kişide en ufak belirti ortaya çıktığında hemen gözlem altına alıyoruz. Çok titiz davranıyoruz. Bu nedenle şu ana kadar gözlem altına alınan vatandaşlarımızın sayısı biraz fazla... 70’e yakın vatandaşımızla ilgili bu işlemleri yaptık, hiçbirinde koronavirüse rastlanmadı. Yaptığımız laboratuvar incelemeleri çok önemli... Bu incelemelerin yapıldığı laboratuvarlarımız, uluslararası akredite laboratuvarlardır. En son, en gelişmiş yöntemlerle tetkikler yapılıyor.”

*

Sordum:

*

Vatandaşlar endişeli... “Virüs bana geçmiş olabilir” diye düşünenler olabilir. Sayın Bakan... Vatandaşlara ne diyeceksiniz?

*

Yanıtladı:

*

“Şu anda mevsimsel gribin, nezlenin çok yoğun olduğu bir dönem... Her grip, nezle olan kişi, koronavirüs endişesi taşımamalı. Bunun kaynağı belli: Çin... Dolayısıyla Çin’e gidip gelen ya da Çinli biriyle teması olan vatandaşlarımız, eğer karın ağrısı gibi, ateş gibi, öksürük gibi, üst solunum yolları enfeksiyonu gibi bir şikâyeti olursa... En yakın kuruluşumuza başvursun. Bütün kuruluşlarımız bu tür durumlarda ne yapacağını gayet iyi biliyor. Telaşa, tedirginliğe gerek yok.”


‘TEYAKKUZDAYIZ’

Sordum:

*

“Türkiye olarak bu virüse karşı ne yapıyoruz?”

*

Yanıtladı:

*

“Biz Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Olay ciddidir’ vurgusu yapmasından 20 gün önce olayı çok ciddiye aldık. Çok hızlı bir şekilde bu virüsle ilgili bir ‘bilim kurulu’ oluşturduk. Tanının, teşhisin ve tedavinin nasıl yapılması gerektiğini anlatan bir rehber hazırlayıp bütün kuruluşlarımıza gönderdik. Dünya Sağlık Örgütü, daha yeni ‘termal kamera’ diyor. Biz termal kamera sistemine hemen geçtik. Virüsle ilgili olarak oluşturduğumuz ‘bilim kurulu’, sık sık toplantılar yapıyor. Yeni gelişmeleri değerlendiriyor. Yeni gelişmeler üzerine alınacak yeni tedbirleri belirliyor. Kısacası tam bir teyakkuzdayız.”

X

Ali Erbaş’tan mesaj var: Ben de günaydın derim

Telefonuma bir mesaj geldi.

Baktım:

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan gelen bir mesaj...

*

Mesajı noktasına, virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum:



Yazının Devamını Oku

Sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun Ali Erbaş Bey

“Günaydın” demeyecekmişiz.

Çünkü...

“Cahiliye dönemi”nde “Sabahınız hayat olsun” diye selamlama yapılırmış.

“Günaydın” da biraz buna benziyormuş.

*

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın iki yıl önce yazdığı kitapta geçiyormuş bu ifadeler.

*

Rahmetli babam, öfkelendiğinde ve ne diyeceğini bilemediği durumlarda hep şöyle derdi:

“Allahumme meassabirin!”

Yazının Devamını Oku

Resul Tosun’un çıkardığı yapay laiklik tartışması

1990’larda “Laiklik elden gidiyor” denilerek...

Yapay bir laiklik tartışması başlatıldı.

*

Amaç:

Refah Partisi’ni köşeye sıkıştırmaktı.

2021 yılının eylül ayındayız.

Ve yine “laiklik tartışması” yapıyoruz.

*

Yazının Devamını Oku

Önceki Ziya Selçuk... Sonraki Ziya Selçuk...

Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı görevini bıraktıktan sonra yeni bir imaj yapmış.

Önceki hali ile sonraki hali arasında bir mukayese çalışması yaptım:

*

- Öncesinde aşırı resmiyet var, sonrasında jantilik.

*

- Öncesinde omuzlarda okul yükü var, sonrasında yük atılmış.

*

- Öncesinde intizam var, sonrasında ihmal edilmiş şıklık.

*

Yazının Devamını Oku

“12 Eylül İslamcılığa yol verdi” diye bir balon

Dün 12 Eylül’ün yıldönümüydü ya...

Şöyle bir baktım ve gördüm ki...

O meşhur “Türkiye’de İslamcılığın yükselişi, 12 Eylül sayesinde gerçekleşti” balonu yine havalandırılıyor.

*

Gelin, bu balona iğne batırmayı deneyelim:

*

Evet, doğrudur.

12 Eylül, “biraz Müslümanlık” istemiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Yılmaz Güney denince hangisi aklımıza gelecek?

Yılmaz Güney’in iki yönü var.

 

Bir yönünde...

Bir hâkimi öldürmüş, sevdiği kadının kafasının üstüne bardak koyup nişan almış, alkollü araç kullanarak bir çocuğun ölümüne neden olmuş... Kısacası şiddete meyyal maço bir adam var.

*

Bir yönünde ise...

Türk sinemasının yüz akı sayılabilecek filmler çekmiş, uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiş, sinemanın yıldızı bir sanatçı var.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Edremit’in düşman işgalinden kurtuluş törenlerinde, “Kara çarşaftan kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş kadın” müsameresi yapılmış.

Çok saçma! Çok komik!

Çok kibirli! Çok tatsız!



Çok anlamsız! Çok ilkel!

Çok gereksiz! Çok bayat!

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun açıklaması ne anlama geliyor

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için şu açıklamayı yaptı:

“Ben şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım. Bu durumda bana düşen belediye başkanlığını en iyi şekilde yapmak. Şu an benim aklımdan geçen ve amacım, İstanbul’da görevini en iyi yapan bir belediye başkanı olmaktır. Dahası hedefim, İstanbul’da tarihin en başarılı belediye başkanı olmaktır, daha ötesi yok.”

Bu açıklamadan ben şu dört sonucu çıkardım:

*

BİR: Meral Akşener, İmamoğlu’nu övünce, “Akşener, İmamoğlu kartını masaya sürdü” yorumları yapılmıştı. İmamoğlu, bu kıskaçtan kendini kurtarmak istiyor.

*

İKİ: İmamoğlu, bu açıklamayla Kemal Kılıçdaroğlu’na “Ben senin önünde engel olmam, sen adaysan benim bir çıkışım olmaz” mesajı veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş’in takdir kazanmasının tek yolu: Para mara düşünmeden istifayı basmasıdır

Şenol Güneş’in son hezimetten sonra “İstifa ediyorum” dememesinin, diyememesinin nedeni şu:

Gönderilirse... Kendisine yüklü miktarda tazminat ödenecek.

*

İstifa ederse... Yüklü miktardaki tazminatını alamadan gitmiş olacak.

İşte tam da bu nedenle “Başarısızlık bana aittir” demesine rağmen...

Bırakıp gitmiyor, gidemiyor.

*

Şenol Güneş

Yazının Devamını Oku

En etkili muhalefet partisi: Pahalılık

İktidara yakın gazeteciler, günlerdir uyarıyorlar:

“Hayat pahalılığına bir çözüm bulunmalı. Marketler ateş pahası. Fiyatlar katlanarak artıyor. Vatandaşın tek derdi bu. Büyüme rakamları güzel ama kimse büyümeye bakmaz. Önümüzdeki seçimi kazanmak için bu soruna acil çözüm bulunmalı.”

*

Çok doğru, çok haklı, çok önemli uyarılar bunlar.



*

Yazının Devamını Oku

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Hürriyet’ten Fevzi ile Selçuk, Kabil’de bir gösteriye denk geldi.

Fevzi notları geçti:

*

50’ye yakın kadın, Taliban karşıtı gösteri yapıyor. Silahlı Taliban milisleri, durumdan hoşnut değil. Göstericileri dağıtmaya çalışıyorlar. Fakat kadınlar, milim kıpırdamadan gösterilerine devam ediyor. Ta ki Taliban şiddeti ortaya çıkıncaya kadar.

*



Yazının Devamını Oku

Aşı karşıtlarının mitinginde açılması gereken pankart

11 Eylül’te Maltepe’de miting var.

Mitingi aşı karşıtları düzenliyor.

Abdurrahman Dilipak da konuşmacılar arasında.

*

Bu mitingde...

Devasa bir pankart açmak lazım.

Üzerine dev harflerle şunlar yazan bir pankart:

*

-

Yazının Devamını Oku

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Afgan mültecilerin Türkiye’ye gelme endişesi üzerine...

Bizim memlekette bazıları, “Taliban kafalı tipler geliyor, eyvah bunlar bizi Talibanlaştıracak” diye telaşlanıyorlar.

*

Ben hayatımda bu kadar özgüvensiz bir yaklaşım görmedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki!

*

Afganistan’dan buraya gelenlerin tümü Taliban zihniyetli olsa bile bir şey olmaz.

*

Olsa olsa şöyle şeyler olur:

Yazının Devamını Oku

Faşist olduğu kadar müptezelmiş de

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bir anısını paylaşmış.

Tesettürlü bir hanım, Tanju Özcan’a “Başkanım benim bebeğim olmuyor, yardımcı olur musunuz?” demiş. Tanju Özcan da tüp bebekle ilgili bu gayet masum yardım talebini, son derece münasebetsizce yorumlayıp “Hanımefendi, ben size nasıl yardımcı olabilirim?” diye cevaplamış.

Tanju Özcan’ın bu anısını, “Biraz da gülelim eğlenelim” diye anlatması ise işin en mide bulandırıcı tarafı.

*

“Ülkemde mülteci istemiyorum” tavrını, “Mülteciye su bile yok” noktasına kadar taşıyan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a şöyle seslenmek isterim:

*

“Faşist olduğunuz kadar müptezelmişsiniz de...”

İZMİR MARŞI’NI BİLE KUTUPLAŞMA KONUSU HALİNE GETİRMEK

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki 30 Ağustos hutbesi için bir ikaz

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum:

 

Bir sonraki 30 Ağustos’ta...

- Ya 30 Ağustos konulu hutbe okutmayın.

- Ya da okuttuğunuz hutbede Atatürk’e yer verin.

*

Çünkü Atatürksüz 30 Ağustos...

- Alparslansız Malazgirt gibidir.

- Osman Beysiz

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin ruh hali iyi değil, hiç iyi değil

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet partisinin liderine yönelik sergilenen apaçık bir nezaketsizlik karşısında hepimiz ortaklaşıp “Bu bir nezaketsizliktir” diyemiyoruz.

*

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet lideri, bir yalan haber üzerinden iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor. Ve o lider, haberin yalan çıkmasını hiç mesele etmiyor.

*

Artık Türkiye’de...

Şeytanlaştırma tek taraflı işleyen bir mekanizma değil. Bütün taraflar, birbirlerini şeytanlaştırıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Yıllık iznin bir bölümü

“Yazarımız, yıllık izninin bir bölümünü kullanmak üzere yazılarına ara vermiştir.”

Klasik köşe yazarlığının en klişeleşmiş cümlelerinden biridir bu.

*

Eski üstatlarımız, nedense yıllık izinlerinin tamamını asla kullanmazlardı.

Mutlaka “bir bölümünü” kullanırlardı.

*

“Üstatlara saygı” adına...

Ben de bu klişeyi kullanarak...

Yazılara kısa bir süre ara veriyorum.

Yazının Devamını Oku

Şairi bile nobranlaştıran milletvekilliği koltuğu

Bir arkadaşım vardı.

Şiir yazardı. Şairdi yani.

Siyasete girdi. Milletvekili oldu.

*

Hiç unutmuyorum:

Bir sohbet sırasında bir trafik polisiyle yaşadığı bir olayı anlatmıştı.


Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf hem Taliban’a hem de zalimlere en güzel cevaptır

Afganistan’da görev yapan bu Türk askeri...

- Kadınlar sokağa çıkmalı mı, çıkmamalı mı?

- Kadınlar sosyal hayata karışmalı mı, karışmamalı mı?

- Kadınlar iş yapmalı mı, yapmamalı mı?

Türü sorulara yanıt arayan Taliban’a verilmiş en güzel cevaptır.

*

Afganistan’da görev yapan bu Türk askeri...

- Sergilediği şefkatle...

- Ortaya koyduğu insanlıkla...

Yazının Devamını Oku

Laiklik var olduğu sürece bizde Taliban barınamaz

Taliban zihniyeti ne diyor?

Şunu diyor:

*

Dini herkes benim gibi yorumlayacak.

Dinden herkes benim anladığımı anlayacak.

Benim dinden çıkardığım kurallara herkes uyacak.

Dini başka türlü yorumlamak yasak.

*

Laiklik

Yazının Devamını Oku