GeriAhmet HAKAN Cem Uzan neden kafayı çıkarmaya başladı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cem Uzan neden kafayı çıkarmaya başladı?

Cem Uzan, son günlerde sosyal medyadan kafa çıkarmaya başladı.

Önce şunu yaptı:

Eski cumhurbaşkanlarından Ahmet Necdet Sezer’i “Türkiye’nin en gizli FETÖ’cüsü” ilan ederek AK Parti iktidarının hoşuna gideceğini düşündüğü bir çıkış yaptı.

*

Baktı, bu yeterince karşılık bulmadı.

*

Bu sefer de AK Parti iktidarının daha da hoşuna gideceğini düşündüğü yeni bir çıkış yaptı.

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’a şöyle seslendi: “Yabancı ajanlarla imzaladığınız belge elimde. Uluslararası mahkemelere sunulacak. Türk milleti sizden hesap soracak. Yargılanacaksınız!”.

*

Cem Uzan’ın bu kafa çıkarmalarına bakan bazı tipler, hemen analizler patlatmaya başladılar:

İktidar Cem Uzan’ı sahaya sürüyor.

İşleri Cem Uzan’a kaldı.

Cem Uzan eliyle bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.

Falan...

*

Peki bu analizler doğru mu?

Gerçekten de iktidar, Cem Uzan’ı sahneye mi sürüyor?

Gerçekten de iktidar, Cem Uzan’ın deli saçması iddialarına ve suçlamalarına mı bel bağladı.

Yoksa işin içinde başka bir iş mi var?

*

Cevap veriyorum:
Cem Uzan’ın iktidar tarafından sahaya sürülmesi falan söz konusu değil.

Olup biten şudur, şundan ibarettir:

Cem Uzan, AK Parti iktidarına...

“Bir hizmetim olacaksa hazırım. Bakın, şimdiden size hizmet ediyorum. Bana bir el atın, daha neler yaparım neler. Çözün sorunlarımı, bağışlayın borçlarımı, daha size ne kıyaklar yaparım” diye mesaj sarkıtmaya çalışıyor.

*

İktidarın hiç tınmadığını gören Cem Uzan, bu dakikadan sonra el arttırma yoluna gidebilir.

Çok yakında Cem Uzan’dan...

Elimde Ekrem İmamoğlu ile ilgili yolsuzluk dosyaları var.

Kanal İstanbul’a karşı çıkanların Paris’teki gizli toplantılarını yakında açıklayacağım.

İsmet Paşa’nın çok azılı bir FETÖ’cü olduğunu belgelerle kanıtlayacağım.

Türü açıklamalar gelebilir. 

Cem Uzan neden kafayı çıkarmaya başladı

DAVUTOĞLU’NUN İSMAİL’İN KULAĞINI ÇEKMESİ ŞART

 AHMET Davutoğlu’nun yanında gördüğünüz bu genç arkadaşın adı İsmail Günaçar.

Davutoğlu’nun yeni kurduğu partinin kurucular kurulu listesinde yer alan Günaçar’ın özellikleri şunlar:

22 yaşında... Amerika’da okudu... Sınıfları ikişer ikişer geçti. Lisans yetmedi, yüksek lisans falan da yaptı.

*

Videosunu gördüm.

İsmail Günaçar’a soruluyor:

“Ahmet Davutoğlu ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki fark nedir?”

*

Günaçar’ın bu soruya verdiği cevap şu:

“En azından Davutoğlu’nun diploması var”.

*

Ahmet Davutoğlu’nun partisinin kurucular kuruluna aldığı bu genç arkadaşı derhal bir köşeye çekmesi ve kulağını hafifçe bükerek şöyle demesi şarttır:

*

 “Bak İsmail... Tayyip Erdoğan, beni danışmanı yaptı. Yetmedi, Dışişleri Bakanı yaptı. Yetmedi, parti genel başkanı yaptı. Yetmedi, Başbakan yaptı... Tayyip Erdoğan beni bu makamlara getirirken... Onun diplomasıyla ilgili aklıma takılan en küçük bir soru işareti bile yoktu. Şimdi ayrı parti kurarken bu konuyu bu şekilde gündeme getirmek terbiyesizliktir, ayıptır. Amerika’da iyi bir eğitim alman güzel ama senin galiba biraz da terbiye eğitimi alman gerekiyor”.

*

Davutoğlu’nun önce bunu yapması...

Ardından da kamuoyunun huzuruna çıkıp bu yaptığını paylaşması gerekir.

Aksi takdirde...

İsmail’deki sorunun kendisinde de olduğu sonucu çıkabilir.

DAVUTOĞLU, BASIN, ÖZGÜRLÜK VE KAHKAHALAR

DAVUTOĞLU şöyle demiş: “Basının baskı altında olmadığı, sansür ya da otosansürün uygulanmadığı bir düzen inşa edeceğiz”.

*

Türk basınının azıcık içinde olan herkes, Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde basının ensesinde nasıl boza pişirdiğini hatırlayarak bu sözleri kahkahalarla karşıladılar.

‘KUMPASÇI’NIN SİTESİNDE NE İŞİN VAR BÜLENT KUŞOĞLU

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Külliye’ye giden CHP’li” haberinin kaynak kişisi Talat Atilla için ne demişti?

Şunu demişti:

“Kumpasçı”.

*

Yani CHP’ye göre Talat Atilla...

CHP’ye karşı kumpas kuran, CHP’nin içini karıştıran, CHP’ye operasyon yapan bir isim...

*

Fakat bir de bakıyoruz ki...

CHP Genel Saymanı Bülent Kuşoğlu, Talat Atilla’nın sahibi olduğu internet sitesinin Talat Atilla’dan sonra gelen ikinci yazarı.

*

Hem adama “kumpasçı” diyorsunuz...

Hem de partinizin kasasını teslim ettiğiniz genel saymanınız ve Ankara milletvekiliniz bu adamın sitesinde yazarlık yapıyor.

*

Bu ne iştir CHP?

“Kumpasçı” diye nitelendirdiğiniz adamın sitesinde ne işiniz var Bülent Kuşoğlu?

Cem Uzan neden kafayı çıkarmaya başladı

AMAN REİS DUYMASIN

FİLMİN afişini görür görmez...

Merhum Muammer Karaca’nın Menderes döneminde sahneye koyduğu “Ednan Bey Duymasın” adlı politik taşlama oyunu aklıma geldi.

Dedim ki: Acaba buradaki Reis, aklımıza gelen Reis mi?

Biraz araştırdım. Değilmiş!

Cem Uzan neden kafayı çıkarmaya başladı

DEĞİNİP GEÇTİM

MAZHAR ALANSON: Minik bir iletişim stratejisi eksikliği var gibi... Fuat ve Özkan’dan biraz iletişim stratejisi dersi alması şart gibi...

MELİH GÖKÇEK: Twitter’ı öyle bir kullanıyor ki... Twitter’ın sahibi bile Twitter’ı bu kadar kullanmamıştır.

ALEYNA TİLKİ: Bu kızımız bu yaşta bu kadar olay oluyorsa... 10 yıl, 20 yıl sonra neler olur, gerçekten hayal bile edemiyorum.

ZÜLFÜ LİVANELİ: “Kadınlara silah verilsin” önerisini duyunca şöyle dedim: En insancıl, en barışçı, en silah karşıtı bir adamı bile çileden çıkardınız ey katiller!

 

X

Sosyal medya da yangın kadar tehlikeli bir ortam

Bir taraf “PKK yaktı, teröristler yaktı” diye bağırıyor. Öbür taraf “Otel yapmak için yaktılar” diye bağırıyor.

Bir taraf “Uçak da uçak” diye tutturuyor. Öbür taraf “Helikopter var, mis gibi” diye tutturuyor.

*

Bir taraf yangından politik muhalefet çıkarmaya çalışıyor. Öbür taraf yangının iktidara dokunmaması için çırpınıyor.

Tarafsız yorum yok. Soğukkanlı analiz yok. Bilgiye dayalı yaklaşım yok. Uzman görüşü yok. Olumlu ile olumsuzu aynı anda ortaya koyma yok. Meseleyi anlama çabası yok.

*

Bu ortam var ya bu ortam...

En az yangın kadar tehlikeli.

Yazının Devamını Oku

Elif Çakır’ın tercihine laf etmek kimsenin haddi değildir

Başı örtmek de kişisel bir tercihtir, başı açmak da...

Bu türden kişisel tercihlerle uğraşılmaz, bu türden kişisel tercihler mesele edilmez, bu türden kişisel tercihler üzerinden hüküm bina edilmez.

Peki ya ne yapılır?

Hiçbir şey yapılmaz.

*

Ha sen ille de bir şey mi yapmak istiyorsun?

O zaman saygı duymayı denemelisin.

*

Yazının Devamını Oku

Halk sağlığı düşmanı palavracı doktor

Adını soyadını yazıyorum:

Ümit Aktaş.

*

Aşıdan hazzetmiyor. Hakkıdır.

*

Aşı olmayı reddediyor. Kendi tercihidir.

*

Aşıda zorlama olmayacağını savunuyor. Normaldir.

*

Yazının Devamını Oku

Kişisel tahminlerim: Neden aşı olmuyorlar?

Aşımız var. Hem de herkese yetecek kadar.

Gel gelelim 23 milyona yakın vatandaşımız, inatla ve ısrarla aşı olmaktan kaçınıyor. Yani arz var, talep yok. Peki ama neden? Elimde bir veri yok nedenlere dair. Sadece tahminlerim var. Onları yazıyorum:

*

- ÇİP: Özellikle komplo teorisyenlerinin ortaya attığı tezlerin etkisinde kalanlar, ilk zamanlar “Çip takacaklar” diyorlardı. Ama gitgide daha çok alay konusu haline geldiklerini fark ettiler. Bu nedenle sayılarında müthiş azalma var gibi. En azından bana öyle geliyor.

*

- KISIRLIK: Özellikle bazı bölgelerimizde görece eğitimsiz vatandaşlarımızın içine sürüklendikleri girdap... 8 çocuklu, 28 torunlu 80 yaşındaki dedelerin, “Aşı kısırlık yapıyor yeğen” diye aşı olmaktan kaçındıklarına dair espriler gırla gidiyor. Sesleri pek çıkmasa da en kalabalık grup bu gibi geliyor bana.

*

- TURKOVAK: “Yerli ve milli” propagandasının aşırı etkisi altında kalan bazı yurttaşlarımız, yerli aşının piyasaya çıkmasını bekliyor galiba. Sayıları da az değil. “Elin aşısını olacağıma kendi aşımı olurum” diye bekleme içindeler galiba. Fakat koronavirüs denilen illetin beklemeye hiç niyeti olmadığını bilseler iyi olacak.

*

Yazının Devamını Oku

İkna edilmesi gereken 22 milyon 182 bin kişi

Sevgili okul müdürlerimiz.

- Muhterem kanaat önderlerimiz.

- Sayın Türkan Şoray’ımız.

- Değerli tarihçilerimiz.

- Severek okuduğumuz romancılarımız.

- Sayın Tarkan’ımız.

- Muhterem imamlarımız ve müezzinlerimiz.

- Yüce gönüllü şairlerimiz.

- Sayın

Yazının Devamını Oku

Selvi Hanım’ın acı kahkahaları

Armağan Çağlayan, muhteşem bir söyleşi yapmış CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu’yla...

Baştan sona izledim röportajı. Hiç sıkılmadan. Sorular, cevaplar... Hepsi gayet iyiydi.

*

Selvi Hanım’la ilgili saptamalarım şöyle:

*

Çok hakiki bir insan. Yapmacıklığa asla prim vermiyor. Eşinin her söylediğine katılmadığını söyleyecek denli özgüvenli... Hiç politika yapmıyor. Gayet dobra. Gayet doğrudan konuşuyor. “Hazır röportaj veriyoruz, araya bir iki siyasal mesaj sıkıştırmak gerekir” falan demeye tenezzül etmiyor.

*

Röportajda en ilgimi çeken bölüme gelince...

*

Yazının Devamını Oku

Bazı ünlülerin günlük rutinleri

Sabahları çakralarını açmak için meditasyon yaparmış.

MIRANDA KERR: Açılsın çakralar

SABAHLARI çakralarını açmak için meditasyon yaparmış. Sonra 20 dakika yoga yaparmış. Sonra yeşil sebzelerden hazırlanmış smoothie içermiş. (Offf! Çok sıkıldım. Çok bunaldım. Daha fazlasını yazamayacağım.)

VICTOR HUGO: İki çiğ yumurta

ŞAFAK vakti uyanış... Bir demlik taze çekilmiş kahveyle güne başlayış... Metresinden gelen tutkulu mektubu okuyuş... İki çiğ yumurtayı içiş... Ve saatlerce süren yazı maratonunu başlatış.

MARK TWAIN: Sağlam kahvaltı

SABAH sağlam bir kahvaltı yaparmış. Ardından çalışma odasına geçer ve başlarmış çalışmaya... Akşama kadar yazarmış. Öğle yemeklerini atlamak en büyük keyfiymiş. Çalışma odasında rahatsız edilmemek ise en katı kuralı.

RICHARD BRANSON: Uçurtma sörfü

GÜN

Yazının Devamını Oku

Üç zor konu - Taliban, fonlama, sığınmacılar

1) TALİBAN: Türkiye’de İslam adına ortaya konan hiçbir pratik, Taliban’ın İslam anlayışıyla örtüşmez. Hiç ayırt etmeksizin hepimizi “kâfir” diye yaftalarlar. Biz de onların İslam anlayışlarını alabildiğine yadırgarız. Hatta “İslam bu değil” deriz. Ama bütün bunlara rağmen... Türkiye, ABD’nin Taliban’la kurduğu diyalogdan daha iyi bir diyalog kurabilir.

2) FONLAMA: Fonlamanın kendisinde bir sorun yok. ABD’deki bazı vakıflar, Türkiye’deki bazı medya kuruluşlarını fonlayabilirler. Sorun, ABD’deki vakıf aracılığıyla fonlananların, “Biz acayip bağımsız bir medyayız, diğerleri şöyledir böyledir” diye hava basmalarındadır. “Biz de son tahlilde fonlanıyoruz, biz de o kadar bağımsız değiliz” deseler, mesele kalmayacak.

*

3) SIĞINMACILAR: Bu meselenin bir ortası olmalı. “Her önüne gelen, elini kolunu sallayarak Türkiye’ye gelsin” demek ile “Madem sığınmacıları seviyorsun, al evine besle” demek arasında bir yer olmalı. Ak/kara değil ki bu. Gayet çetrefilli, gayet karmaşık, gayet çok boyutlu bir konu. Her konuda saflaşıyoruz, bari bu konuda saflaşmasak. Sakince konuşsak şu mevzuyu.

HOUSE OF CARDS İZLEDİM ŞUNLAR OLDU

Canım sürekli kaburga istedi. Kaburga istedikçe de Develi ya da Başköşe’ye müracaat ettim.

*

Sırf tahtaya üst üste

Yazının Devamını Oku

Nasıl zorba olunur

Böyle bir belgesel var. Ben de izledim bu belgeseli.

Hitler, Saddam Hüseyin, Stalin, İdi Amin, Kuzey Kore’nin ‘Kim’leri ve Kaddafi konu edilmiş belgeselde.

*

Anlatılan isimlerin...

Tabii ki yatacak yeri yok. Tabii ki zorbalıkları tartışmasız. Tabii ki her biri ölüm kustu yeryüzünde.



Yazının Devamını Oku

Duygusal bir popüler kültüre sahip olmak isteyenler için liste

Frida Kahblo: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur.




- FRİDA KAHLO: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur. Bir de Büyükada’ya yolunuz düştüğünde Troçki’nin evini gösterip “Ne zaman bu evi görsem Frida’yı anımsarım” diye iç geçirmeniz çok havalı kaçacaktır.

*


Yazının Devamını Oku

Afganistan için istifade edilecek bir isim: Hikmet Çetin

Fatih Çekirge, Hikmet Çetin’le süper bir Afganistan röportajı yaptı.

Dünkü Hürriyet’te su gibi okudum.

*

Hikmet Çetin...

- Sağduyusuyla...



Yazının Devamını Oku

Godfather aşkına gittim Nobu’ya

Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış.

- İNTİHARIN EŞİĞİNDE: Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış. Bu Nobu, Peru’da perişan vaziyette takılıyormuş. Peru’nun arka mahallelerinde külüstür bir lokantada memleketi Japonya’nın yemeklerini yapıyormuş. Öyle memnuniyetsizmiş ki hayatından, neredeyse intihar edecekmiş.



*

- MARTIN AMCA: Masal bu ya... Tam bu sıralarda Peru’da gezintiye çıkan yönetmen Martin Amca’nın yolu, Nobu’nun yemek yaptığı bu külüstür lokantadan geçmiş. Bayılmış suşilere, saşimilere falan Martin Amca. “Gel” demiş, “Seni Hollywood’a götüreyim”. Nobu’nun gözleri parlamış.

*

Yazının Devamını Oku

Melih Bulu neden görevden alındı?

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu, sürpriz bir şekilde görevden alındı.

Herkes bunun nedenini merak ediyor.

Benim elimde iki temel neden var:

*

Birinci neden: Bir kulis bilgisine dayalı.

*

İkinci neden: Kişisel bir tahmine dayalı.

*

Yazının Devamını Oku

15 Temmuz’dan 5 yıl sonra geldiğimiz yerlerden biri: Din kisvesine geçit yok!

15 Temmuz'dan önce...

Özellikle muhafazakâr kesimlerde...

Yaklaşım genel olarak şöyleydi:

Alnı secdeye değiyorsa... Korkma.

*

Dinine, diyanetine bağlıysa... Zarar gelmez.

*

Allah diyor, Kuran okuyorsa... Olumlu yaklaş.

Yazının Devamını Oku

“Biji Serok Erdoğan”a MHP ne dedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’da...

“Biji Serok Erdoğan” diye karşılandı ya...

*

Ahmet Davutoğlu, ima yoluyla da olsa...

Şöyle bir yaklaşım sergiledi:

*

“Bahçeli beni ‘Serok Ahmet’ diye eleştiriyordu. İşte bakın: Erdoğan’a da ‘Biji Serok Erdoğan’ denildi. Bakalım Bahçeli, buna ne diyecek?”

*

Bahçeli bu konuda bir şey demedi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel zamanı, herkesin Bodrum’a gittiği zamandır

İstanbul öyle güzel ki bugünlerde... Nüfusu azalmış, yoğunluğu bitmiş. Bir rahatlık gelmiş üstüne. Çiçekleri fark edilir olmuş.

- İstanbul’da bugünlerde bütün restoranlar, bütün kafeler tenha... Her mekânda başköşeler senin. Her mekânda izzet ikram sana.

*

- O meşhur trafik çilesi, resmen Bodrum/Çeşme hattına postalanmış... Trafik de yok, çile de yok. Yollar bomboş.

*



Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel parkı: Nakkaştepe Millet Bahçesi

Üsküdar Belediyesi’nin yaptığı Nakkaştepe Millet Bahçesi’ni gezip gördüm. İzlenimlerimi yazıyorum:

- “Boğaz’a nazır” diye bir tabir var ya... İşte bu tabir, bu parka cuk oturuyor. Yok böyle Boğaz manzarası! Birinci köprü ayaklarınızın altında. Üç köprüyü bir anda görebiliyorsunuz. Ufuk alabildiğine açık. Yeşil ile mavinin harikulade uyumu.



*

- Tamam, manzara güzel! Ama bu parkı, en güzel yapan sadece manzarası değil. Parkın tasarımı çok zarif. Her şey çok kararında. Mimarisi çok iyi planlanmış. Hiçbir şey abartılmamış. Hiçbir şey es geçilmemiş.

*

Yazının Devamını Oku

Seçim sath-ı mailine girmiş bulunmaktayız

Bir cisim yaklaşıyor ama yaklaşan cisim, erken seçim değil.

Yaklaşan cisim şudur:

*

Erken seçim kampanyası.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, startı verdi:

Seçim kampanyası başladı.

*

Genelde seçime üç beş ay kala girdiğimiz

Yazının Devamını Oku

“Adayımız Kılıçdaroğlu” çıkışının asıl maksadı ne olabilir?

*

BİRİNCİ İHTİMAL

AK Parti’nin “Madem rakibimiz Kemal Kılıçdaroğlu, o halde hiç çalışmamıza gerek yok” diyerek rehavete sürüklenmesini istiyor olabilirler.

İKİNCİ İHTİMAL

CHP Genel Başkanlığı koltuğu, Cumhurbaşkanlığı koltuğundan bile daha tatlı olduğu için hamlelerini buna göre ayarlıyor olabilirler.

ÜÇÜNCÜ İHTİMAL

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a, “Belediye başkanısın, belediye başkanı kalacaksın” mesajı vermeye çalışıyor olabilirler.

DÖRDÜNCÜ İHTİMAL

Yazının Devamını Oku

Bolivya dağlarından gelen devrimci Zülfü

Zülfü Livaneli’ye göre...

- Ecevit solcu değil.

- Erdal İnönü solcu değil.

- İsmet Paşa zaten solcu değil.

- Atatürk’ün solla alakası yok.

*

Zülfü Livaneli, kimlerin solcu olmadığı konusunda hüküm vermeye öyle meraklı ki...

Sanırsın ki...

Kendisi

Yazının Devamını Oku