GeriAhmet HAKAN Çekil o masadan ey CHP
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çekil o masadan ey CHP

-MADEM Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok kuvvetli bir erken seçim vurgusu yapıyor.
-Madem Başbakan Davutoğlu, “Erdoğan’a rağmen bir şey yapmayız” diyor.
-Madem her geçen gün AK Parti, ideolojik olarak daha çok MHP’ye yanaşıyor.
-Madem Davutoğlu, “MHP ile temas yapıyoruz, CHP ile not alıyoruz” diyor.
O halde size düşen...
“Koalisyon yapıyormuşuz gibi çek panpa” pozu vermek dışında bir şey yapmayan AK Parti’nin oyuncağı olmaktan istifa etmektir.


*


Yık o masayı ey CHP.
Çekil o masadan.
Rejisörü, senaryosu, oyuncusu, kurgucusu en baştan belli olan bu tuhaf müsamerenin figüranı olma.


*


Ahmet Davutoğlu’nun Tayyip Erdoğan’a rağmen bir şey yapma ihtimali, sıfırın bile altındadır.
“Davutoğlu istiyor” falan diye kendini avutma.
Unutma ki:
Davutoğlu’nun hayatta en çok istediği şey sizinle koalisyon yapmak olsa bile...
Erdoğan’a rağmen bunu yapma iradesi sergilemesine ihtimal yoktur.


*


O halde çekil o masadan ey CHP...
Oyuna gelme.
Oyunu boz.
Planları en baştan itibaren “erken seçime gitmek” olanlara, “Denedik ama olmadı” deme fırsatı verme.


Bir Akdoğan içtihadı: Apocu olmak serbest

YALÇIN Akdoğan ne demişti?
Şunu demişti:
“Abdullah Öcalan, HDP’lileri yakalasa sopayla kovalar.”


*


Eğer HDP’liler sopayla kovalanacak kişilerse...
Ve Öcalan da onları sopayla kovalayacak isimse...
Buradan çıkan içtihat şudur:
-HDP sopayla kovalanacak kötü çocuktur.
-Öcalan sopayla kovalayacak iyi amcadır.

Çekil o masadan ey CHP


Bir fanus vardı ne oldu ona

MHP Lideri Devlet Bahçeli, yeni koalisyon şartlarını açıklamış.
Şartlara baktım, biri dışında hepsi eski şartlar.


*


Şartlar arasında...
O meşhur “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Saray’dan çıkacak ve Çankaya fanusuna girecek” şartı yok.


*


Bahçeli’ye soruyorum:
“Fanus” unutuldu mu?
Yoksa şartlar arasından çıkarıldı mı?


Dalkavukluk böyle bir şey


PADİŞAH patlıcan severken...
Dalkavuk patlıcana övgüler dizermiş.
Gün gelmiş, padişah patlıcanı sevmemeye başlamış.
Dalkavuk da başlamış patlıcana saydırmaya.
Demişler ki: Ne iş?
Dalkavuk cevap vermiş:
“Ben padişahın dalkavuğuyum, patlıcanın değil, gidin işinize.”


*


Erdoğan, çözüm sürecini savunurken ve “Ben bu işin altına bedenimi koydum” derken... Dalkavuk “çözüm süreci”ni dilinden düşürmez, aleyhte en küçük bir şey söyleyene “Çözüm karşıtı, kandan beslenen” diye atıp tutardı.
Erdoğan, çözüm sürecinden vazgeçince... Dalkavuk başladı çözümden söz edenlere saydırmaya...


*


“Ne iş” diye sorsak...
Alacağımız cevap belli.
Ben “Saray”ın dalkavuğuyum, “çözüm süreci”nin değil.


Madem savaş yaptırmayacaksınız


SAVAŞ tek taraflı yapılmaz hevaller.
Savaş dediğin şeyin iki tarafı olur.


*


Eğer gerçekten de “Size savaş yaptırmayacağız” derken samimiyseniz...
İki tarafa birden seslenmek durumundasınız.
Taraflardan birine “Size savaş yaptırmayacağız” der, taraflardan diğerine ise “Vur gerilla vur” derseniz...
Bu yaptığınızın...
Savaş yaptırmamakla uzaktan yakından bir ilgisi olmaz.


*


Eğer gerçekten de savaş yaptırmayacaksanız...
Önce en uzağınızdakine değil, en yakınınızdakine sesleneceksiniz.
Döneceksiniz dağlara...
Ve haykıracaksınız:
-“Çek elini tetikten” diyeceksiniz.
-“Kalleşçe pusu kurmayı bırak” diyeceksiniz.
-“Öldürme, kan akıtma” diyeceksiniz.


*


Ancak dağlara dönüp bunu dedikten sonra...
“Size savaş yaptırmayacağız” sözünüzün bir anlamı, bir değeri olur.
Aksi takdirde...
“Size savaş yaptırmayacağız” derken...
Aslında...
“Ey dağdaki! Sen vurmaya devam et! Merak etme. Biz ‘Savaş yaptırmayacağız’ derken sadece Erdoğan’a savaş yaptırmamayı kastediyoruz” demiş olursunuz.

En delikanlısı İbo çıktı

“MEGRİ megri”yi herkesin unutmak istediği...
“Çözüm” derken yaşaran gözleri anmak istemediği...
Barzani’li, Şiwan’lı kutlamayı kimsenin akıllara bile getirmek istemediği...
Bir günde...
Bir tek İbrahim Tatlıses çıktı ve “hop” dedi.


*


Serdi şu fotoğrafı herkesin gözleri önüne...
“Hani çözüm yapıyorduk” dedi. “Hani söz vermiştik” dedi. “Hani bırakacaktık hamaseti” dedi. “Hani analar ağlamayacaktı” dedi.
Dedi de dedi.
Helal olsun İbrahim Tatlıses’e.
En tutarlısı, en samimisi ve en delikanlısı o çıktı.

Kan ve oy özdeyişleri


-KANDAN oy devşirilmez.
-Kanın getireceği oyu kan götürür.
-Kanın ne yapacağı belli olmaz: Tam oy getiriyormuş gibi yaparken bir de bakmışsın ki götürmüş.
-Kandan oy mühendisliği yapılmaz. Akan kan hiçbir mühendisliğe sığmaz.
-Akan kandan kazanmak kadar akan kanda boğulmak da var.
-Kanın istatistikle arası hoş değildir. Anketleri sağlam yatırır.

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku