GeriAhmet HAKAN Can Dündar yiğit değil de Ahmet Hakan yiğit mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Can Dündar yiğit değil de Ahmet Hakan yiğit mi?

CAN Dündar’a “Almanya’nın rahat ve güvenli kucağından Erdoğan’a soru sormak yiğitlik değil” dedim ya...

Bazıları bana çemkiriyorlar:

“Hadi sen sor da senin yiğitliğini görelim”.

*

Benim yiğitlik gibi bir iddiam yok, hiç öyle havalar basmadım.

Ben sormam, soramam.

Ayrıca bir cengâverlik yapıp sormaya kalksam da sordurmazlar bana.

*

Fakat kendi adıma rahatlıkla şunu söyleyebilirim:

*

- Atmazdım ya... Kapağı bir biçimde Almanya’ya atsaydım!

Girmezdim ya... Alman Devleti’nin himayesine girseydim!

- Oturmazdım ya... Alman Cumhurbaşkanı’nın kucağına otursaydım!

Asla ve kata çıkıp da...

“Erdoğan Almanya’ya gelince ona çok zor sorular soracağım!” falan diye hava basmaz, yiğitlik gösterisi yapmazdım.

En azından Almanya’ya kapağı atmamayı tercih edip aylarca Silivri’de hapis yatmış dava arkadaşlarım Akın Atalay’lardan, Murat Sabuncu’lardan falan utanırdım.

 

BİR ACAYİP ADAM: TRUMP

Can Dündar yiğit değil de Ahmet Hakan yiğit mi

YPG’ye yakın gazeteci soru sorduğunda...

Trump tam bir YPG hayranı olup çıkıyor.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında ise...

Trump, Türkiye’ye övgüler yağdırıyor.

*

İngilizceye nasıl çevrilir bilmiyorum ama bizim buralarda Trump gibilere “nabza göre şerbetçi” derler.

 

AK PARTİLİ ÖZDAĞ: YANLIŞ YAPTIM!

SİYASİ analizinde “tecavüz, bekâret” falan gibi sözcükleri kullandığı için eleştirdiğim AK Partili Selçuk Özdağ, bir mesaj gönderdi bana.

Dediği şu:

“Maksadını aşan bir benzetme yaptım. Uyarınız için teşekkürler. Tepkilerden de anladım ki benzetmem hoş karşılanmadı. Daha dikkatli olacağımın bilinmesini isterim. Üzdüğüm, incittiğim her bir insanımızdan özür diliyorum”.

*

İşte budur:

Kıvırma yok, tevil yok, “Ama ben öyle demek istemedim” diye mızmızlanma yok.

Açık ve net bir özür var.

Teşekkürler Selçuk Özdağ!

 

BİRİNCİ BELLİ, İKİNCİ KİM?

KANADALI elektrik mühendisi John Turmel, 1979’dan beri girdiği tam 95 seçimde başarısız olarak “Dünyada en fazla seçim kaybeden siyasetçi” unvanını almış.

*

Birinci belli...

Peki, söyleyin bakalım:

İkinci kim?

 

BİR BABA-KIZ DİYALOĞU

- KIZ: Ne yani baba, sen bana güvenmiyor musun?

- BABA: Kızım tabii ki sana güveniyorum ama dış güçlere güvenmiyorum.

 

BURHAAAAN! ZİYAAAA!

Can Dündar yiğit değil de Ahmet Hakan yiğit mi

BURHAN Kuzu hocamız, şöyle bir tweet atmış:

“Trump BM toplantısında Başkan Erdoğan ile görüşebilmek için her fırsatı kollamış. İşte bu nedenle konuşma sırasını bilerek kaçırmış ki Erdoğan’a denk gelmiş olsun. Gerçekten de öyle oldu. Ne yaptı ne etti, sonunda muradına erdi”.

*

Can Dündar yiğit değil de Ahmet Hakan yiğit mi

Herkes gibi ben de Burhan Hoca’ya şu film karesini gösterip...

Münir Özkul gibi “Ziyaaaaaa! Ziyaaaaa!” diye bağırmak istiyorum.

 

HADİ BUNA DA ERİŞİM YASAĞI GETİR SEZGİN BARAN!

BİR yazı yazdım.

Dedim ki:

“ABD’de Reza olayına benzer bir olay var... Bu olayın Türkiye’ye uzanan tarafları olduğu söyleniyor... Borajet falan da işin içindeymiş... Savcılar bunu araştırsın...”

En küçük bir hüküm falan yok ha! Sadece “araştırılsın” dedim.

Borajet’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz, hemen mahkemeye koşmuş ve herhangi bir faninin sittin sene uğraşıp da alamayacağı “Yazıya erişim engellenmiştir” kararını “şak” diye Bakırköy 2. Sulh Ceza’dan çıkarıvermiş!

Sezgin Baran Korkmaz!

ATV Haber’de rahip Brunson’a giden papazın kullandığı resmi plakalı araç ile senin aranda bir bağlantı kuruldu.

Çok ama çok ilginç bir bağlantıydı bu...

Hadi şimdi koş Bakırköy 2. Sulh Ceza’ya...

Hem bu yazdığıma, hem de ATV Haber’de üç gün üst üste yayınlanan o habere erişim yasağı kararı aldır... Hadi... Bekliyorum.

 

SADECE NEŞET ERTAŞ’A YAKIŞAN 5 OYUN HAVASI

Can Dündar yiğit değil de Ahmet Hakan yiğit mi

- BİR: “Fidayda” var ya... Bildiğimiz “Fidayda”... İşte onu öyle bir söylüyor ki sanki başka bir oyun havası dinliyor gibi oluyorsunuz.

- İKİ: “Niğde Bağları” adlı oyun havasını öyle bir kaynatıyor ki... İç gıcıklaması kaçınılmaz.

- ÜÇ: “Sallan Boyuna Bakayım” adlı oyun havasının içine incecik bir hüzün yerleştirmiş, adamın içine işliyor!

- DÖRT: “Mor Koyun” adlı türküden öyle bir oyun havası çıkarmış ki imkânı yok yerinde duramazsın!

- BEŞ: “Kesik Çayır”ı herkes söyler ama Neşet Baba bir başka söyler... Hem oynatır, hem söyletir.

 

MÜSLÜM BABA’NIN FİLMİ BOMBA GİBİ GELİYOR

FİLMİN iki fragmanını izledim ve şuna karar verdim:

- Eli yüzü düzgün...

- İyi çekilmiş, iyi anlatılmış, iyi oynanmış...

- Hiçbir masraftan kaçılmamış...

Şahane bir film geliyor gibi...

26 Ekim’i iple çekmekteyim.

X

Danimarka çok medeni ülke şekerim

Hop şöyle cümleler yükselir sağımızdan, solumuzdan:

 

- Norveç çok medeni ülke şekerim... Başbakan’a ceza kesiliyor.

*

- Danimarka acayip modern bir ülke şekerim... Başbakanı cam siliyor.

*

- İsviçre çok uygar şekerim. Cumhurbaşkanı bisikletle işe gidiyor.

*

Hep özeniriz, hep gıpta ederiz bu ülkelere.

Yazının Devamını Oku

Kanal İstanbul’un Montrö ile alakası

“Kanal İstanbul, Montrö’yü etkiler mi?” diye soru var ortada.

Geçen akşam Tarafsız Bölge’de işte bu soruyu sordum uluslararası hukuk alanında uzman bir isim olan Prof. Dr. Selami Kuran’a.

Selami Hoca...

Canlı yayında... Kalktı ayağa... Eline bir çubuk aldı... Ve başladı harita üzerinden anlatmaya.

“Yeni başlayanlar için 10 dakikalık bir Montrö dersi” gibi bir şeydi yaptığı.

Net, sarih, anlaşılır ve basit bir şekilde anlattı mevzuyu.

*

Sonucu açıklıyorum:

Yazının Devamını Oku

Erkan Oğur’a yapılan yobazlığın ta kendisidir

İflah olmaz bir türkü severim ben.

Ama yüzyılların izini taşıyan türküleri severim. Çağlar ötesinden gelip bizi tam kalbimizden yakalayanları... İlk söyleyeni belirsiz anonimleri... Sözleri gayet basit ama bir o kadar da derinlikli olanları...

İşte bu yüzden “Ben bir türkü sözü yazdım, üstelik de besteledim” diye ortaya çıkanlara karşı hep mesafeli olmuşumdur. Çünkü bu tür iddialardan genellikle yapay sonuçlar çıkar.

*

İbrahim Kalın’ın sözü ve müziği kendisine ait olan ‘Hiç Oldum’ adlı bir türküyü seslendirdiğini duyunca...

“Eyvah” dedim.

Ve bin türlü önyargıyla açıp dinledim türküyü.

*

Yazının Devamını Oku

Nalet olsun içindeki magandaya

Mustafa Üstündağ adlı oyuncu, Bodrum’da rallicilerin ödül törenini basmış.

Küfürler, kıyametler, vurmalar, kırmalar, saldırganlıklar, silahlar falan...

*

Ralli bu ya ralli!

Rallideki hangi anlaşmazlık, böylesine kontrolsüz bir öfkeye yol açabilir ki?

Rallideki hangi ihtilaf, böylesine bir sokak çocuğu kavgasını tetikleyebilir ki?


Yazının Devamını Oku

Orhan Pamuk romanında Atatürk’le alay mı ediyor?

Orhan Pamuk’un son romanı “Veba Geceleri” ile ilgili bir tartışma çıkmış durumda.

İddiaya göre:

Orhan Pamuk, romanında Atatürk’le alay ediyor!

*

İnceleme ve araştırmalarımın sonuçlarını aktarıyorum:

*

“Veba Geceleri” romanında bir “Kolağası Kâmil” var.

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu ve kahkahalar, kahkahalar

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimden önce CNN Türk’te bir programa çıkmıştı.

Program sunucusu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun...

“İstanbul’u kazanacağız, Ankara’yı kazanacağız” türü sözlerini fazla iddialı bulmuş ve kahkahalar atmıştı.

*

Ne olmuştu o günlerde?

Başta Tuncay olmak üzere...

CHP’nin tüm ekâbir takımı...

Öfkeyle, kinle, hınçla...

Yazının Devamını Oku

Amiraller, bildiri, kumpas

Amirallerin bildirisiyle ilgili...

İki gündür...

Kumpas lafları dolaşıma sokulmaya başlandı.

*

Söylenenlere göre...

- Aslında bildiri, gece yarısı yayınlanmayacakmış.

- Bazı eller devreye girmiş, bildiri gece yarısı yayınlanmış.

- Bazı amiraller, bildirinin son halini görememişler.

- Bildiri, amirallerden kaçırılarak yayınlanmış.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Hayatımın dilemması: Sinovac mı BioNtech mi?

“Geleneksel yöntemden şaşmayacaksın arkadaş” diyorlar.

Hop, başlıyor kalbim Sinovac diye atmaya.

*

“Yeni teknolojileri denemek lazım arkadaş” diyorlar.

Hop, bu sefer kalbim BioNtech diye atmaya başlıyor.

*

Bilmem kaç bin yıllık Çin kültüründen söz ediyorlar.

Hemen Sinovac’a ısınıyorum.

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Alerjiyi azdıralım Atatürk kabartmalı nişan verelim

28 Şubat sürecinde gazetelerde yapılan haberlere genelde şöyle başlanırdı:

 

“Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dedi ki...”

*

Saygı Öztürk’ün dünkü köşesinde gördüm ki...

O kalıp, şuna dönüşmüş:

*

“Adını açıklamayan bir yargı mensubu dedi ki...”

*

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku