Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

Macron, “Biz Türk halkına karşı değiliz Erdoğan’a karşıyız” demişti.

Niye böyle demişti?

Çünkü Erdoğan’ı kafasında “tavizsiz” olarak kodluyordu.

Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

*

Ben de bunun muhalefete verilmiş enfes bir pas olduğunu yazmış, ardından da eklemiştim: “Bakalım muhalefet, Macron’un bu sözlerine gerekli karşılığı vererek pası değerlendirebilecek mi?”

*

Müjde! Müjde!

Muhalefet, bu kez pası iyi değerlendirdi. Peş peşe golleri sıraladı.

*

Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu şöyle dedi: “Dış politika bizim milli meselemizdir. Dış politikada Türk halkıyla Erdoğan iktidarını ayırmıyoruz. Hükümeti bu konuda destekliyoruz”.

*

Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç şöyle dedi: “Macron haddini bilmelidir. Macron’un yaptığı açıklamaları biz CHP olarak kabul etmiyoruz”.

*

Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

İYİ Partili Aytun Çıray şöyle dedi: “Macron’un haddini aşan kaba saba taktiksel sözlerini ciddiye almıyoruz. Belli ki Sayın Erdoğan’ı ‘devlet benim’ diyen 14. Louis ile karıştırmış”.

*

Kısacası Macron’un tek bir musibeti, şu üç hayırlı sonuca yol açmış oldu:

BİR: Türkiye’deki siyasi cepheleşmeyi bir süreliğine de olsa geriletti.

İKİ: Muhalefetin “Türkiyeli muhalefet” olduğunun altını çizmesine fırsat verdi.

ÜÇ: Doğu Akdeniz konusunda Türkiye’de çok esaslı bir uyanışa yol açtı.

*

Teşekkürler Macron! Valla bu kadarını Napolyon bile başaramazdı.


ENGİN ÖZKOÇ’A BİR NOT

HÜRRİYET’in internet sitesinde sadece 30 saniye kalmış hatalı bir haber için Hürriyet’e hak etmediği biçimde saldıran Engin Özkoç’a sesleniyorum: Hürriyet, senin düşmanın değildir Engin Özkoç! Hürriyet, sadece senin değil kimsenin düşmanı değildir Engin Özkoç. Hürriyet’i hem kafanda hem dilinde kategorize etmekten vazgeç Engin Özkoç.



ESKİ KELİMELERİN TEK EFENDİSİ: BÜLENT ERSOY

“KUAFÖRÜM Sensin” adlı programdan ayrılışıyla ilgili basında çıkan haberleri yalanlayan bir açıklama yapmış Bülent Ersoy ...

Yaptığı kısacık açıklamada geçen bazı kelimeleri aktarıyorum:

Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

*

Müntesip / Müsemma / Mücehhez / Sarih / Mukavele / Efkarı umumiye ...

*

Unutulan kelimelerimizi yeniden gündeme getirme hususunda dikkat sahibi olan Bülent Ersoy’a binlerce teşekkür.

Bir sonraki basın açıklamasında şu kelimeleri kullanırsa bizi haddinden fazla bahtiyar edecektir:

*

“Namütenahi / Bilmukabele / Malihulya / Vaveyla / Fevkalbeşer / Haddizatında /


ÇEMBER DARALMAKTA

- Binali Yıldırım, Bülent Arınç, Onursal Adıgüzel, Faik Öztrak... Hepsi korona oldu.

- Sergen Hoca da korona olmuş bu arada...

Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

- Bir kulağım zaten Muhittin Başkan’dan gelecek iyi haberlerde...

- Beraber yemeklere gittiğimiz yakın arkadaşımın korona olduğu haberini aldım önceki gün.

- Eve sipariş getiren bizim bakkalın çırağı epeydir gelmiyordu, “ne oldu” diye soruşturunca, “Abi o korona oldu, şimdi karantinada” cevabını aldım.

- Tarafsız Bölge’de sıkça beraber olduğumuz gazeteci dostumuz Zafer Şahin de pozitif çıkmış.

Hepsine sağlık afiyet diliyorum, umarım bir an önce atlatırlar.

*

Ahmet Kaya’nın “Başım Belada” şarkısının sözlerini azıcık değiştirerek şöyle mırıldanmaya başladım birkaç gündür:

*

“Neylersin ki çember daralmakta / Şimdilik beni karantinaya al yaban çiçeğim / Elinde pozitif çıkmış PCR testiyle bir doktor yaklaşmakta...”


12 EYLÜL DENİLİNCE AKLIMA

- Ses tonunu bile işitmediğim Tahsin Şahinkaya gelir.

Evlerin bahçelerinde yakılan sakıncalı kitaplar gelir.

Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

Azıcık ileri geri laflar edenlere, “Sen yoksa 12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsun” türü takılmalar gelir.

Nevzat Çelik’in şiirleri gelir.

“Şu Metris’in önü” türküsü gelir.

Daha üç gün önce yitirdiğimiz Erbil Tuşalp gelir.

Bunalım filmleri gelir.

Kenan Evren’in Yozgat mitingi gelir.

Barış Davası sanığı Reha İsvan gelir.

Mamak ve Diyarbakır zindanı gelir.

“Bizim çocuklar başardı, bir sağdan bir soldan, asmayalım da besleyelim mi” lafları gelir.

İşkencenin geceyi ışıtmayacağı gelir.

O son bakış gelir.

Kenan Evren’in “Benim babam müftüydü” diye başlayan ve dini fetvalar verdiği konuşmaları gelir.


GARANTİLİ MUTLULUK YOLLARI

- Nusret’in içtiği ve yediği altınlar nedeniyle hafif metal zehirlenmesine maruz kalıp acayip pişman olduğunu hayal ederek...

*

- Defne Samyeli’nin “Yeter artık! Defne Samyeli ve kızları diye yazıp çizmeyin” diye medyaya isyan ettiği günlerin geleceğini düşünerek...

*

- Melih Gökçek’in Ankara’da ortaya çıkan kum fırtınasının sorumluluğunu Mansur Yavaş’a yükleyeceğini varsayarak...


CAVİT ÇAĞLAR’A AÇIK MEKTUP

Sevgili Cavit Çağlar Bey...

Dertsiz, tasasız, gamsız, kasavetsiz günler geçiriyordun, ne güzel!

Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

Yazları Bodrum’da, kışları İstanbul’da günde 15 bin adımı geçen yürüyüşler yaptığın ve yürüyüşlerinden elde ettiğin rakamları dostlarınla iftiharla paylaştığın harika günler.

Borçlarını falan ödemiş, sonsuz rahatlamış, işine gücüne bakıyordun.

*

Yahu Cavit Bey, nereden çıktı bu haber kanalı kurma işi?

Bak, daha başlamadan, şimdiden bin türlü dedikodunun tam göbeğindesin.

- “Tarafsız olacağım” diyorsun, “Taraflı olacağını ilan etti” diyorlar.

- “İmamoğlu’yla bir ilgim yok” diyorsun, “Kesin İmamoğlu var arkasında” diyorlar.

- “Muhaliflik yapmayacağım” diyorsun, “Nevşin ne alaka o zaman” diyorlar.

Diyorlar da diyorlar.

Diyecekler de diyecekler.

*

Cavit Bey, seni pek severim bilirsin.

Ama günü zamanı geldiğinde... “Nereden girdim ben bu işe” diye dertlenecek birini aradığın zaman sakın bana gelme... Çünkü sana “Girerken bana mı sordun?” derim.

Seni pek sevsem de bunu derim. Ona göre.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Benim için Cumhuriyet

Demokrasiyle taçlandırıldığında tadından yenmez olandır CUMHURİYET.

Bir yoksulun, devletin en tepesine yönetici olabilmesidir CUMHURİYET.

*

Kastların, sınıfların, eşitsizliklerin çöp sepetine basket yapılmasıdır CUMHURİYET.

Babadan oğula geçen imtiyazlara nanik çekmektir CUMHURİYET.

*

Kandan, soydan, soptan geçen ayrıcalıkları yerlere çalmaktır CUMHURİYET.

*

Yazının Devamını Oku

Alo! Ben Meral Akşener! Bizim Buğra FETÖ’cü mü?

İYİ Partili Ümit Özdağ’ın Tarafsız Bölge’de yaptığı açıklamalara göre...

Olay şöyle cereyan etmiş:

Ümit Özdağ, Meral Akşener’e demiş ki: “Buğra Kavuncu FETÖ’cüdür.”

*

Meral Akşener, Ümit Özdağ’a şu karşılığı vermiş:

“Konuyu araştıracağım.”

*

Bir süre sonra...

Meral Akşener, Ümit Özdağ’a şöyle demiş:

Yazının Devamını Oku

Oh be! 40 gün sonra korona aşısı geliyor

Nihayet! Sonunda! Yaşasın! Yuppi! Heyyo!

 

Kurtuluyoruz koronadan!

40 güne kadar aşı geliyor aşı!

*

Osman Müftüoğlu Hoca’nın Sağlık Bakanı’na dayandırarak bugün Hürriyet’e yazdığı bu bilgi, tarihi bir bilgidir.

*

İlk kez tarih verilmiştir. İlk kez kesin konuşulmuştur. İlk kez altı çizilmiştir. İlk kez “Bu iş bitti” denmiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki?

Ünlü ilahiyatçı Nihat Hatipoğlu, sokakta gezerken dört genç kızın bira içtiğini görmüş ve hayretler içinde kalmış.

Bunu da ifade etmiş.

*

Ortalık toz duman!

Vay efendim, nasıl olurmuş da Nihat Hatipoğlu, bira içen genç kızları gördüğünde hayretler içinde kalırmış.



Yazının Devamını Oku

Hak geldi batıl zail oldu

Bu cümle, Kuran-ı Kerim’den bir ayettir.

Ayetin tamamı şöyledir:

*

“De ki... Hak geldi, batıl yıkılıp gitti... Zaten batıl, yıkılmaya mahkûmdur.” (İsra–81)

*


Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ’a karşı İYİ Parti ne yapmalı

Ümit Özdağ ismi, İYİ Parti açısından sıradan bir isim değildir.

Kimdir Ümit Özdağ?

İYİ Parti’nin iki kurucusundan biridir.

İYİ Parti’de genel başkan yardımcılığı yapmıştır.

İYİ Parti’nin var oluşunun temel dayanaklarından biridir.

İYİ Parti’nin milletvekilidir.

İşte tam da bu nedenle...

İYİ Parti

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ bombası nasıl patladı?

Ümit Özdağ programa nasıl çıktı, ortalığı sarsan konuşmasını nasıl yaptı? Program öncesi ve sonrası Tarafsız Bölge stüdyosunda neler yaşandı? Perde arkasını anlatıyorum...

- ÖZDAĞ ARADI: Ümit Özdağ, İYİ Parti içinde yaşanan tartışmalara hiç girmemişti bu zamana kadar. “Partimin iç meselelerini kamuoyu önünde tartışmam” diyerek... Bir sabah beni aradı. Ve şöyle dedi: “Ahmet Bey, ben sizin programınızda İYİ Parti’de yaşananlarla ilgili konuşmak istiyorum.” Hiç düşünmeden cevap verdim: “Tabii ki.”

*

- UZUN HAZIRLIK: Bir hafta sonrası için sözleştik. Yani Ümit Özdağ, programda yapacağı açıklamalara bir hafta boyunca hazırlanmıştı. Bir çıkış yapmaya karar vermişti, sonuçlarını da göze alarak... Üzerine basa basa şunu söyledi: “Programda İYİ Parti ile ilgili her konuyu konuşmak istiyorum.”

*

- BOMBA PATLAYACAK: Program saatine yaklaşık yarım saat kala Ümit Özdağ, CNN Türk’e geldi. Ne diyecekti? Nasıl bir açıklama yapacaktı? O ana kadar bilmiyordum. Selamlaştık. Çay-kahve söyledik. Ve ben, “Ne diyeceksiniz programda? Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye program öncesi sohbeti başlattım. Koray Aydın’dan bahsedeceğini söyledi. “Sadece Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye sordum. Güldü. “Hayır” dedi. Ve ekledi: “Başka şeylerden de söz edeceğim. Bu akşam burada bomba patlayacak.”

*

- AYDIN DEĞİL KAVUNCU: Sohbeti biraz ilerlettiğimizde şunu fark ettim: Ümit Özdağ’ın temel meselesi Koray Aydın’la ilgili değildi. Koray Aydın’ı dar kadrocu motivasyonla hareket etmekle suçluyordu falan ama asıl meselesi İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu idi.

Yazının Devamını Oku

Bekir Coşkun’un ardından

Yazdığını okutturmak...

Yazıyla haşir neşir olan herkesin en büyük rüyasıdır.

*

Yazdığını okutturmanın ordinaryüsüydü Bekir Coşkun.

*

Yazıyla var olmak...

Var oluşların en zorlusu, en yıpratıcısı, en soylusudur.

*

Yazıyla var olmanın profesörüydü

Yazının Devamını Oku

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor”

Yazının Devamını Oku

Aranan aday niye Ahmet Necdet Sezer olmasın ki?

“Sustu, sustu, sustu... Işık olayında konuştu” diye bir eleştiri yazdım dün Ahmet Necdet Sezer için.

 

Ağır bir eleştiri değildi ha!

İmbat rüzgârı gibi hafif bir eleştiriydi.

*

Hatta eleştiri bile sayılmazdı yazdıklarım.

Minnacık bir yadırgama denilip geçilecek cinstendi.

*

Öyle bir tepki aldım ki...

Yazının Devamını Oku

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi palyaçoluk yeri değildir

Gençler pek bilmez:

 

Eskiden darbeler şu iki parolayla “Geliyorum” derdi:

*

- BİR: Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor.

*

- İKİ: Genç subaylar rahatsız.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Peki, iyi tamam... Sunmayın halkoyuna

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*



Yazının Devamını Oku

Hiç utanmadan üstleniyorlar

Yangınlar çıktı.

- Börtü böcek, kurt kuş yandı.

- Ağaçlar kavruldu, yeşiller gri oldu.

- Doğayı simsiyah bir duman kapladı.

- Evler, ocaklar söndü.

*

“Ateşin Çocukları” adlı PKK’nın alçaklar sürüsü...

Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku