GeriAhmet HAKAN Bizi Türk hekimlerine emanet ediniz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bizi Türk hekimlerine emanet ediniz

Sizin olsun Dr. DeBakey’leriniz... İstemeyiz Cleveland’larınızı... Endo klinik, mendo klinik... Aman uzak olsun uzak bizden...

Mis gibi Cerrahpaşamız varken ne yapalım biz sizin Baltimore’daki Johns Hopkinsinizi...

*

“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözünü, şu ana kadar hep Atatürk’ün Türk hekimlerini gaza getirmek için söylediği söz diye düşünmüştük. Hep böyle algılamıştık.

Bizi Türk hekimlerine emanet ediniz

*

Şu pandemi olayı hepimize gösterdi ki...

- Türk hekimlerinin dünyada eşi benzeri yok!

- Türk hekimlerine gözünü kırpmadan kendini emanet edeceksin!

*

Biz gördük, dünya gördü...

Anladık, inandık, fark ettik...

Test ettik ve onayladık:

Valla billa hepimizi Türk hekimlerine emanet edin.

Başka tabip istemeyiz.


RAKAMLAR İYİ GELİRKEN MERAK ETTİĞİM ŞEYLER


- Bir hafta sonra... İnceden seyahat sitelerine göz atar mıyım acaba?

*

- İki hafta sonra... Bizim evin altındaki kafe açılır mı acaba?

*

- Üç hafta sonra... Maskeler fora olur mu acaba?

*

- Dört hafta sonra... “Bu akşam bizde toplanıyoruz” der miyim acaba?

*

- Beş hafta sonra... Pervasızca elimi yüzüme götürür müyüm acaba?

*

- Altı hafta sonra... Gazete binasının bahçesinde iş toplantısı yapar mıyım acaba?

*

- Yedi hafta sonra... “Ateş Kara mı? O da kimdi yahu?” der miyim acaba?

*

- Sekiz hafta sonra... Bodrum yolları nasip olur mu acaba?

*

- Dokuz hafta sonra... “Amma günler yaşadık ha” nostaljisi yapar mıyım acaba?


ALİ EKBER ÇİÇEK DEYİP DE GEÇMEYECEKSİN

ORADA bir duracaksın.

Hem de bayağı bir duracaksın.

Bizi Türk hekimlerine emanet ediniz

Çünkü bildiğin en güzel türkülerin altında onun imzası vardır.

*

“Haydar Haydar” onundur... Zülfü Livaneli’nin “Sılaya Doğru” adıyla söylediği türkü onundur. “Derdim Çoktur Hangisine Yanayım” onundur. “Ağlama Gözlerim Mevlam Kerimdir” onundur. “El Vurup Yaremi İncitme Tabip” onundur. 

*

Divanelikte 14 bin yıl gezen bu büyük ozanın vefat yıldönümüydü dün. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Bize emanet ettiği türkülerinin meftunu olmaya devam.


HAYATIMDA HİÇ

- Hayatımda hiç görmediğim kadar kitaplık gördüm... Evlerindeki kitaplığı arka fon yaparak canlı yayınlara bağlananlar sayesinde...

*

- Hayatımda hiç yapmadığım kadar görüntülü konuşma yaptım... Olur olmaz zamanlarda ille de görüntülü arayanlar sayesinde...

*

- Hayatımda hiç konuşmadığım kadar doktorla konuştum... Yaptığım programlarda “hocam, hocam” diye sorduğum sorular sayesinde.


İSTİKLAL’İN TEK HAKİMİ

Bizi Türk hekimlerine emanet ediniz


BU fotoğrafı Levent Kulu çekti dün.

Taksim Meydanı tamamen kuşlara terk edilmiş, İstiklal Caddesi ise caddenin maskotu ‘Kuzu’ isimli bu sevimli köpeğe...

*

Ben de bir ara şöyle bakayım diyerek çıktım sokaklara.

Manzara şöyleydi:

Bizi Türk hekimlerine emanet ediniz

Sokağa çıkma yasağı ve ramazan birleşince... Issızlığın da ıssızlığı vardı dün sokaklarda.


RAMAZAN SORUSU... PANDEMİ SORUSU...

“SAKIZ çiğnemek orucu bozar mı?” artık herkesin dalga geçtiği bir ramazan sorusuydu.

“Eve girince ayakkabıyı çıkaracak mıyız” sorusu ise hâlâ gideri olan bir pandemi sorusudur.

*

Tahminim şu yöndeydi:

Bu ramazanda...

Pandemi soruları, ramazan sorularının önüne geçecek.

*

Nihat Hatipoğlu’na televizyonda sorulan soruyu işitince...

Yanıldığımı anladım.

*

Bir vatandaşımız şu soruyu sormuş Hatipoğlu’na:

*

“Eğer bir gün dünyada yaşam biterse, insanoğlu yeni bir gezegene yerleştiğinde İslam’ın şartlarından olan hacca gitmek nasıl mümkün olacak?”

*

İstersen bir milyon tane...

“Virüs havada kaç saat asılı kalıyor hocam?”, “Elimi 15 saniye yıkasam olur mu hocam?”, “Eve girer girmez elbiseleri çıkarıyor muyuz hocam?” türü pandemi sorusu sor...

Sorduğun ya da soracağın soruların hiçbiri...

Nihat Hatipoğlu’na sorulan şu ramazan sorusunun kıyıcığından bile geçebilemez.



65 YAŞ ÜSTÜ İÇİN BİR HAYKIRIŞ

BÜYÜKLERİMİZ biraz daha evlerde kalırlarsa...

Çok büyük sorunlar yaşayacaklar.

Aman buna bir çare!

*

Virüsten koruyalım diye eve kapattık kendilerini...

Ama ruh sağlıkları gerçekten tehlikede...

Aman dikkat aman!

*

Hiç değilse sokağa çıkma yasağı günlerinde şöyle iki-üç saatlik bir sokak izni olsa...

Öyle iyi gelecek ki...

Aman bir el atın!

*

Yürümek ihtiyaç... Açık hava ihtiyaç...

Hem de temel ihtiyaç...

Aman etmeyin eylemeyin, bir çare!

X

Bayram işini beceremiyoruz

Bir rengi olmalı bayramın.

Bir coşkusu olmalı.

Bir törenselliği olmalı.

Bir yemeği olmalı, bir hediyesi olmalı.

Bir rüzgârı olmalı.

Bir sembolü olmalı, bir oyuncağı olmalı.

Bir havası olmalı sokaklara yansıyan.

Bir geleneği olmalı hafiften modernleştirilmiş.

Bir anısı olmalı “nerede o eski bayramlar” cümlesinin dışında.

Yazının Devamını Oku

Babacan’ın sallamasına karşı benim sallamam

Ali Babacan şöyle demiş:

 

2018 seçiminde Abdullah Gül, muhalefetin ortak adayı olsaydı kazanırdı.”

*

Hahahaha!

*

Tam bir sallama bu.

Hem de bayağı bir dayanaksız sallama.

*

Yazının Devamını Oku

İktidarın karşısındaki en etkili ve en güçlü üç muhalefet partisi

Siyasi analizlerine sonsuz güvendiğim Hakan Bayrakçı, AK Parti iktidarının karşısındaki en güçlü üç muhalefet partisini sıralamış.

Bayrakçı’nın sıraladığı üç muhalefet partisi şunlar:

*

- BİRİNCİ PARTİ: Pandemi partisi.

*

- İKİNCİ PARTİ: Metal yorgunluk partisi.

*

- ÜÇÜNCÜ PARTİ: Genç seçmen partisi.

*

Yazının Devamını Oku

Apar topar seçime giderler mi gerçekten?

“Ben falanca ay erken seçim bekliyorum” diye açıklamalar yapıyordu Meral Akşener.

Sürekli güncelleyerek...

Baktı, olmuyor.

Vazgeçti tarih vermekten.

*

Baktım, CHP Sözcüsü Faik Öztrak da benzer bir yaklaşım sergilemiş.


Yazının Devamını Oku

Mehmet Ceyhan tutuklansınmış

Niye tutuklansınmış?

Çünkü felaket tellallığı yapıyormuş.

*

Sanki ortada felaket yok, hayat güllük gülistanlıkmış da her şey Mehmet Ceyhan Hoca’nın uydurmasındanmış gibi bir yaklaşım.

*

Bu ancak ve ancak ansiklopedilerde “saçmalık” maddesine karşılık olabilir.

*

- Yoğun bakımlarda yaşam savaşı verilirken...

Yazının Devamını Oku

O saçmalık ancak çöp kutusuna basket yapılır

Ekrem İmamoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet türbesinde elinin arkasında olmasından yola çıkılarak başlatılan incelemenin tüm detaylarına baktım.

Şöyle bir macera:

Vatandaşın biri, CİMER’e şikâyet ediyor.

Oradan rutin bir işlemle Cumhuriyet Savcılığı’na gidiyor.

Savcılık, İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor.

Bakanlık, rutin incelemeye alıyor.

Müfettişler, İmamoğlu’nun savunmasını alıyor.

Falan...

Yazının Devamını Oku

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

E hani öldürmeye gelen dirilecekti?

Sezai Karakoç’un ünlü sözü aynen şöyledir:

“İslam’ı öyle bir yaşa ki... Seni öldürmeye gelen sende dirilsin”.

*

Ayasofya’nın eski imamı, sosyal medyada İslam davasını öyle savunuyor ki...

Sosyal medyada onu madara etmek isteyenler, onun artık gitgide çirkinleşen polemikçi üslubu nedeniyle bırakın onda dirilmeyi...

Ona bakıp İslam’dan uzaklaşıyorlar.

*

“Seni öldürmeye gelen sende dirilsin” yaklaşımı nerede?

Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku