GeriAhmet HAKAN Bizde tek adam geleneği yoktur
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bizde tek adam geleneği yoktur

İlhan Kesici'den tek adamlık çıkışı.

BİZİM devlet geleneğimizde tek adamlık uygulaması var mıdır?

İLHAN KESİCİ: Yoktur. Batılı demokrasiler bu işi, sistem ve kurumlar ile dengelemiştir. Elbette doğrusu da böyledir. Bizde ise daha ziyade en az “iki adam”lı yapıyla, hatta genellikle bir de “üçüncü adam”lı yapıyla durum dengelenir. Tabii bu durum, bizim sistem ve “kurumlardan” çok “adamlara” önem veriyor olmamız gibi bir durumu da gösterir. Ama durum budur.

*

Bizim tarihimize baktığımızda... Padişahlık var, tek adamlıklar var, lider sultaları var. Nasıl olur da “Bizde tek adamlık yoktur ve olmamıştır” diyorsunuz?

İLHAN KESİCİ:
Tarihimize şöyle bir bakarsak ve örnekler üzerinden gidersek... Padişahlık döneminde bile mutlak gücün padişahta olmadığını görürüz. Dengeleyici unsurlar vardır. Cumhuriyet döneminde de böyledir.

*

AK Parti döneminde durum nasıldır?

İLHAN KESİCİ:
AK Parti’nin ilk çıkışında “dörtlü bir yapı” vardı. Ancak bu yapı, zaman içinde bozuldu. Şu anda öyle görünüyor ki... Sayın Cumhurbaşkanımız denge falan istemiyor. Zaten AK Parti içinde denge oluşturan isimlerin tümü artık tamamen pasif konumda.

*

Böylece bizim geleneğimizde olmayan yeni bir durum mu ortaya çıkmış oldu?

İLHAN KESİCİ:
Bugün bir tek Erdoğan var. Bu bizim devlet geleneğimize uymaz. Bu yürümez. Gelenekte yok, gelecekte de olmamalı. Ne kadar kudretli olursa olsun bunu yürütemez. Bu patlar. En diktatör komünist rejimlere bile uymaz. Düşünün: Lenin var ama Lenin’in yanında Stalin var, Troçki var.

Bizde tek adam geleneği yoktur

Hiçbirinde tek adamlık yok

İLHAN Kesici’ye göre bizim tarihimizin hiçbir döneminde tek adamlık yok.
İlhan Kesici bu konuda dünden bugüne örnekler veriyor.
İşte o örnekler:

*

PADİŞAHLIK DÖNEMİ: Padişahların en mutlak güç olduğu zamanlarda bile onları dengeleyecek veziriazamlar, şeyhülislamlar vardır. Fatih Sultan Muhammet Han zamanında mesela Molla Gürani vardır, Akşemsettin vardır. Yavuz Sultan Selim zamanında mesela Zembilli Ali Efendi vardır. Fetva istiyor Yavuz, Zembilli vermiyor.

*

İTTİHATÇILAR DÖNEMİ: Bir ara dönem olan İttihatçılık döneminde Enver Paşa vardır ama tek adam değildir. Aynı zamanda Talat Paşa vardır, Cemal Paşa vardır.

*

CUMHURİYET DÖNEMİ: Cumhuriyet’in kuruluşunda tek adam Atatürk vardır ama hemen yanında İsmet Paşa vardır... Bir üçüncü adam olarak Mareşal Fevzi Çakmak Paşa hep vardır.

*

MENDERES DÖNEMİ: Demokrat Parti döneminde Adnan Menderes tek adam değildir. Onu dengeleyen Celal Bayar vardır. Mesela Fuat Köprülü o dönemin en mühim unsurlarından biridir.

*

DEMİREL DÖNEMİ: 60 Darbesi’nden sonra Adalet Partisi döneminde Süleyman Demirel var ama kendisini dengeleyen Saadettin Bilgiç de var. Bunlardan biri kırıldığı zaman sistem aksamaya başlamıştır.

*

ÖZAL DÖNEMİ: ANAP’ın iktidar döneminde Turgut Özal’ı dengeleyen bir Kaya Erdem vardır.

*

AK PARTİ’NİN İLK DÖNEMİ: İlk dönem, geleneğe çok uygun bir şemaya sahipti. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül... Hemen yanlarında Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener... Şener ayrıldıktan sonra bile üçlü yapı devam eder gibi oldu. Bu iyi-kötü kendi içinde bir denge mekanizması oluşturuyordu.


CHP ve MHP daha da merkeze gelmeli

ÇIKIŞ yolunu nerede görüyorsunuz?

İLHAN KESİCİ: Keşke etrafındaki insanlar Sayın Cumhurbaşkanı’na bir münasebetle “Türkiye’yi bu kadar zorlamak doğru değildir, zorlamayalım” deseler.

*

Molla Gürani lazım yani.

İLHAN KESİCİ:
Kanuni’nin sütkardeşi, mahalle arkadaşı Şeyhülislam Yahya Efendi var, o da olur.

*

Ya da Abdullah Gül.

İLHAN KESİCİ:
Ya da şöyle bir alternatif: Şimdikinden daha hızlı ve daha büyük adımlarla merkeze doğru gelen CHP ve MHP... Ve onların oluşturacakları bir koalisyon... Bu Türkiye’yi rahatlatır.

Ama merkeze gelmek bu iki partinin kimliklerini kaybetmelerine yol açmaz mı?

İLHAN KESİCİ:
Hayır, yol açmaz. Merkeze gelmek demek ılımlılaşmak demek... Merkez demek toplumsal kesimleri birbiriyle dövüştürmemek demek... Kentliyle köylüyü, küçük sermayeyle büyük sermayeyi, sermayenin şu rengiyle bu rengini kavga ettirmemek demek...

*

Peki ideolojik kimlik ne olacak?

İLHAN KESİCİ:
İdeolojik kimliklerine elbette sahip çıkacaklar. CHP ana hatları itibariyle cumhuriyetçi sosyal demokrat bir parti. MHP ana hatları itibariyle milliyetçi merkez sağ parti.

*

Bu partiler merkeze gelirse oy alabilirler mi?

İLHAN KESİCİ:
Bugünkü halleriyle MHP, yüzde 13 civarı, CHP ise yüzde 25’ler civarı oy alıyor. Daha fazlasını istiyorlarsa... Merkeze gelmeleri lazım...

*

CHP ve MHP’de bir kıpırdanma var mı?

İLHAN KESİCİ:
Buna dair işaretler var. Mesela MHP, mart ayında genel kongresini yapacak. Seçime yakın bu tür kongrelere büyük programlarla, yeni kadro takviyeleriyle girilir. Umulur ki MHP’de böyle olur. CHP sözcülerinden yeni program hazırlıklarına dair açıklamalar duyuyoruz. Bunları görmek gerekir.

*

Bunlar kurtarır mı?

İLHAN KESİCİ:
Kurtarabilir. Tek şartla: Her ne söyleyecek veya yapacaksa bunların tamamını “kudretle” söylemeli ve yapmalıdır. Çünkü siyaset, kudret demektir.


Şimdilerde söylemeye çalıştığı üç türkü

İLHAN Kesici’nin “Huma Kuşu” adlı ağıdı kafasını gözünü yarmadan söylediği bilinir.
Kesici, bugünlerde şu üç türkünün üzerine gidiyor:
BİR: Maral’dan dinleyip meftun olduğu Zazaca ağıt: “Şev Tari”
İKİ: Zara ve Münevver Özdemir’den dinleyip sevdiği türkü: “Hüsnün senin ey dilber-i nadide kamer mi”
ÜÇ:
Yavuz Bingöl, Oktay Kaynarca ve Ender Balkır’dan dinleyip bağlandığı türkü: “Hüseynik’ten çıktım şeher yoluna”

Bizde tek adam geleneği yoktur

TÜRKİYE’NİN BÜYÜMESİ

1946-2002 arası: 5.1

2003-2014 arası: 4.7

İLHAN Kesici çarpıcı bir mukayese yapıyor. 1946-2002 arası ile 2003-2014 arasının mukayesesi... Büyüme açısından...
İşte Kesici’nin yaptığı kıyas:

*

1946-2002 arası yıllık ortalama büyüme hızına bakalım: Yüzde 5.1.
Bu dönemin içinde... İkinci Dünya Savaşı ertesi dönemin izleri var. İsmet Paşa var. Demokrat Parti var. 1960 darbesi var. 1971 muhtırası var. 12 Eylül var. Kıbrıs çıkarması ve ekonomik ambargo var. 1999 depremi var. 1994 krizi var. Meşhur 2001 ekonomik krizi var. Bu dönemin büyüme hızı ortalaması yüzde 5.1...
Buna karşılık 2003-2014 arası durum nedir? Rakam ortada: Yüzde 4.7.
Bu 4.7’yi 4.7 yapan dönem, AK Parti’nin ilk 4 yılı... Yani 2003-2006 dönemi... Yani ilk 4 yıl... Bu dönemde büyüme yüzde 7.4...
7.4 önemli bir başarı... Ama bu başarının birkaç faktörü var... BİR: Krizden hemen sonra performans artar. İKİ: Rahmetli Ecevit başkanlığındaki hükümet zamanında ABD ve Avrupa ile ilişkiler iyi değildi. AK Parti ilk dönem dünya ile iyi ilişkiler kurdu. ÜÇ: Dünya patladı... Konjonktür yardım etti.
Çıraklık dönemlerinde 7.4 büyüme... Ustalık döneminde, yani 2007-2014 arası ise daralma başladı. Şimdiki çizgilerine doğru gelmeye başladılar. Herkesle kavga etmeye başladılar... Ve büyüme hızı çok feci oldu: Yüzde 3.2.
3.2 çok kötü. Ama gittikçe kötüleşen bir trend de var. 2012’de 2.1 oldu. Bu yıl son çeyrek açıklanmadı. Muhtemelen 2.5 civarında olacak. Kurdaki gelişmeler de böyle devam ederse 2015’te büyümede 2’nin altında kalınacak.
Ekonomik performans böyle gitmeye başladığı andan itibaren tek adamlık yürümez. Türkiye’nin fay hatları kırılır. Yaralar derinleşir.


Millet oy verecek parti arıyor

EKONOMİK durum kötüye doğru gidiyorsa... Halk neden AK Parti’den vazgeçmiyor?

İLHAN KESİCİ: Millet “Beni kim kurtarır” diye bakmaya başladı. “Tayyip Bey’e oy vermeyeceğim” diyerek ayağa kalkmış etrafa bakıyor. Fakat sağına bakıyor, soluna bakıyor... Sonra biraz da çekingen bir şekilde geri yerine oturuyor.

Yani AK Parti’ye iştahla oy verme dönemi bitti diyorsunuz?

İLHAN KESİCİ:
Ekonomide daralma başladığı zaman seçmen davranışları da değişir. Seçmen, eskiden aldırış etmediği konulara yönelir. “Vay sen saray yapmıştın” diye başlar itiraza.


CHP’ye geçer mi?

SEÇİME az bir süre var. CHP’den bir teklif gelirse kabul eder misiniz?

İLHAN KESİCİ: Her teklif hem saygıdeğer hem de iyi niyet göstergesidir. Ama meşhur bir atasözümüz de vardır: Dere görmeden paça sıvanmaz.

Kılıçdaroğlu’nun tarzını beğeniyor musunuz?

İLHAN KESİCİ:
Kemal Bey benim şimdiki aklıma çok uygun bir politik çizgi izliyor. Toplumsal farklılıklara vurgu yapmaktan ziyade toplumsal benzerliklere vurgu yapmayı tercih eden bir liderlik gösteriyor.

*

Ama “CHP’yi sağcılaştırıyor” eleştirilerine maruz kalıyor.

İLHAN KESİCİ:
Harman yel ile... Düğün el ile olur... Hısım-akraba arasında yaparsan düğün olmaz. Siyasi partilere de el lazım. “Arkadaş ben sadece kendim gibileri isterim, başkasını istemem” denirse... Parti iktidar yüzü görmez. Ana çerçeveyle beraber hareket etmekte sakınca görmeyen insanlara kapıyı açmak gerekir.

Bizde tek adam geleneği yoktur

İLHAN KESİCİ KİMDİR

SİVASLI... Zara’dan.
Lise bitene kadar Sivas’ta yaşadı.
ODTÜ mezunu. Endüstri yüksek mühendisi... İngiltere’de çeşitli eğitimler aldı.
20 yıldır Binhan Hanım’la evli.
18 yaşında kızı var, Aslıhan... Lise son sınıfta.
Ana-babası vefat etti. Babası Osman Nuri Bey tüccar, annesi Halise Hanım ev hanımı idi.
5 kardeşin ortancası... En büyük abla Nuran emekli öğretmen... Abi İhsan emekli Bağ-Kur’lu... Kız kardeş Suzan emekli... Kız kardeş Gülersin eczacı...
Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman, daire başkanı, genel müdür ve müsteşar olarak görev yaptı.
Tayyip Erdoğan’ın yüzde 25.2 ile İstanbul belediye başkanı seçildiği 1994 seçiminde ANAP adayı olarak yüzde 22.2 oy aldı.
ANAP Bursa, CHP İstanbul milletvekilliği yaptı.
Halk oyunlarına aşina, klasik tambura meraklı, sanat müziği sever, türkü söyler.

X

Orhan Pamuk romanında Atatürk’le alay mı ediyor?

Orhan Pamuk’un son romanı “Veba Geceleri” ile ilgili bir tartışma çıkmış durumda.

İddiaya göre:

Orhan Pamuk, romanında Atatürk’le alay ediyor!

*

İnceleme ve araştırmalarımın sonuçlarını aktarıyorum:

*

“Veba Geceleri” romanında bir “Kolağası Kâmil” var.

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu ve kahkahalar, kahkahalar

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimden önce CNN Türk’te bir programa çıkmıştı.

Program sunucusu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun...

“İstanbul’u kazanacağız, Ankara’yı kazanacağız” türü sözlerini fazla iddialı bulmuş ve kahkahalar atmıştı.

*

Ne olmuştu o günlerde?

Başta Tuncay olmak üzere...

CHP’nin tüm ekâbir takımı...

Öfkeyle, kinle, hınçla...

Yazının Devamını Oku

Amiraller, bildiri, kumpas

Amirallerin bildirisiyle ilgili...

İki gündür...

Kumpas lafları dolaşıma sokulmaya başlandı.

*

Söylenenlere göre...

- Aslında bildiri, gece yarısı yayınlanmayacakmış.

- Bazı eller devreye girmiş, bildiri gece yarısı yayınlanmış.

- Bazı amiraller, bildirinin son halini görememişler.

- Bildiri, amirallerden kaçırılarak yayınlanmış.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Hayatımın dilemması: Sinovac mı BioNtech mi?

“Geleneksel yöntemden şaşmayacaksın arkadaş” diyorlar.

Hop, başlıyor kalbim Sinovac diye atmaya.

*

“Yeni teknolojileri denemek lazım arkadaş” diyorlar.

Hop, bu sefer kalbim BioNtech diye atmaya başlıyor.

*

Bilmem kaç bin yıllık Çin kültüründen söz ediyorlar.

Hemen Sinovac’a ısınıyorum.

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku

Alerjiyi azdıralım Atatürk kabartmalı nişan verelim

28 Şubat sürecinde gazetelerde yapılan haberlere genelde şöyle başlanırdı:

 

“Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dedi ki...”

*

Saygı Öztürk’ün dünkü köşesinde gördüm ki...

O kalıp, şuna dönüşmüş:

*

“Adını açıklamayan bir yargı mensubu dedi ki...”

*

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Aşırı acıklı bir çaba: Enver’den yazarlık öğrenme çabası

Enver Aysever’in CHP’li belediyeleri söğüşlemesinin iki yöntemi var:

BİR: “Yazı akademisi” diye kurs düzenlemek.

*

İKİ: “Yazarlık atölyesi” diye yazarlık öğretmek.

Kısacası...

Enver’in iddiası, milletimize “Nasıl yazar olunur” dersleri vermek.

*

Tezgâh şöyle işliyor:

Yazının Devamını Oku

Kongreden ince çizgiler: Erbakan Hoca’nın hangi geleneği hayata geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en önemli yeri, yeni anayasayla ilgili bölümdü. Bütünleştiricilik, birleştiricilik, farklılıkları zenginlik olarak görme, tüm farklılıkların söz sahibi olması açısından...

Yedeklerin de asil olarak çalışacağını söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan... Erdoğan, bu yaklaşımıyla Erbakan Hoca’nın bir geleneğini ihya etmiş oldu. Erbakan Hoca, “Bizde asil-yedek olmaz, herkes asil gibi çalışır” derdi.

*

Kalabalık yine göze çarptı. Korona tedbirleri ile bu kalabalık arasında kurulan bağlantılar niye her defasında gözden ırak tutuluyor, anlamıyorum. Bu durumun toplumun önlemler konusunda şevkini kırdığı nasıl unutulur? Bu arada belirteyim: Bir ara Emine Erdoğan’ın sosyal mesafe kuralını hiçe sayanları uyardığını fark ettim.

Ahmet Arınç’ı babası Bülent Arınç’la... Mücahit Birinci’yi babası Yavuz Bahadıroğlu’yla... Tanımlamaya şiddetle karşıyım. Babalara vefa ve saygı esastır ama biricik şairimiz Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir.” Oğulları, babalarla tanımlamak, ne bileyim, biraz fazla feodal kaçıyor!

*

Ekranda izlerken bir ara Sadık Albayrak’ı gördüm kongre salonunda. Maskesi olduğu halde tanıdım. (Bu arada alakasız bir not: Gözlerden tanıyor insan... Maskeli olup da tanıyamadığım çok az insan oldu.) Bazı sitelerde “dünür” falan denilip geçiliyor Sadık Albayrak’la ilgili olarak. Hiç de öyle biri değildir kendisi. Aklıyla, fikriyle, yazıp çizdikleriyle yıllarını vermiştir bu siyasi çizgiye...

YENİ MKYK LİSTESİNDEN... SESLER, YÜZLER, SOKAKLAR

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Fakat sonra kafamda

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku