GeriAhmet HAKAN Biz olduk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Biz olduk

*

Yani çoktandır unuttuğumuz “BİZ OLMA” duygusunu, bir günlüğüne de olsa yaşadım doyasıya...

Bunun için de çok teşekkürler Cumhuriyet.

FAHRETTİN KOCA’NIN İMAMOĞLU TELAFİSİ

KORONA toplantısına Ekrem İmamoğlu’nun davet edilmemesini eleştirmiştim.

*

Sağlık Bakanı Koca, bunun telafisini yaptı.

*

İmamoğlu, korona olmasaydı İstanbul’daki korona toplantılarına katılacaktı. Katılamayınca yerine vekil olarak belediye genel sekreteri Can Akın Çağlar katıldı. İmamoğlu’nu arayıp geçmiş olsun dileklerini ileten Koca, toplantının açılış konuşmasında “Ekrem İmamoğlu’nun sağlığı gayet iyi... Akciğerlere inme durumu yok. Hepinize çok selamı var” dedi.

Biz olduk

*

İyilik, güzellik adına atılan her türlü telafi adımları, beni olağanüstü mutlu ediyor. Çünkü ben samimiyetle istiyorum ki...

Saygı olsun, ayrılık gayrılık olmasın... Ortaklaşma olsun, dışlama olmasın... Uyum olsun, hoyratlık olmasın...

YERLİ VE MİLLİ MUHALEFET: CHP’Lİ ENGİN ALTAY

ŞÖYLE demiş CHP’li Engin Altay:

*

“Hiç kimse ve hiçbir ülke Türkiye Cumhuriyeti’ne, aziz milletimize, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’na ayar veremez, had bildiremez ve hakaret edemez. Ettirmeyiz. Kabul etmeyiz. En yüksek tepkiyi gösteririz.”

Biz olduk

*

Dün yazmıştım:

Fransız muhalefeti, “Macron, Fransa’nın cumhurbaşkanıdır. Ona laf eden Fransa’ya laf etmiş olur” diyerek yerli ve milli muhalefet tavrı koydu diye...

Biz olduk

*

İşte bakın!

CHP’li Engin Altay da yerli ve milli muhalefet örneği vermiş. 

CEMEVİ PROVOKASYONU

“PROVOKASYON” sözcüğü, içi boşaltılmış bir sözcüktür.

Olur olmaz her durumda kullanıldığı için...

*

Fakat şu olay, “provokasyon” sözcüğünün ete kemiğe bürünmüş halinden başka bir şey değil:

*

TELE 1 adlı televizyon kanalının ekranında program yapan adamın birinin yaptığı yorum aynen şöyle:

*

“Erdoğan’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun başında olduğu teşkilatın memurları Türkiye’de cemevlerine girip rahatlıkla işeyebiliyor. Böyle olduğu halde Erdoğan, Merkel’i rahatlıkla eleştirebiliyor.” 

*

E çüş artık! E yuh artık! E oha artık!

Bu gözler çok provokatör gördü ama provokasyonunu bu kadar göstere göstere yapanını görmedi.

BOYKOT KONUSUNDA İKİ ŞEY SÖYLEYECEĞİM

BİR: Bir ülkeye kafamız bozulduğunda aklımıza ilk boykotun gelmesine karşı çıktığımı yazmış, daha zekice ve etkili yöntemler bulmamız gerektiğini vurgulamıştım. Bu yazıyı yazdığımın ertesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransız mallarına boykot çağrısı yaptı. Bunun üzerine bazıları sordular: Hâlâ aynı kanaatte misin? Cevap veriyorum: Evet, aynı kanaatteyim.

İKİ: Ama şunu söylemeden de geçemeyeceğim: Ben boykotun Macron’u hiç etkilemeyeceğini düşünüyordum. Zerre ırgalanmayacağını sanıyordum boykot çağrılarından. Fakat heyhat! Yanılmışım! İslam dünyasında beliren boykot, Macron’u öyle telaşlandırdı ki... Arapça tweet’ler falan atmaya başladı. Nasıldı o tabir? “Dini imanı para” mı deniyordu bu tür durumlarda?

 PARAMOTOR

Ekranlarda konuşan bütün terör uzmanlarına çağrımdır:

*

Paraşütün “para”sı ile “motor”un birleşmesinden doğan paraşütlü motor olayını Mersin ya da Alanya yamaçlarında denemeden...

“Teröristlerin kullandığı paramator” meselesiyle ilgili yorum yapmayın lütfen.

*

Çünkü paramotoru deneyimlemeden yapılan terör analizleri, hem fazlasıyla eksik hem de fazlasıyla teorik kalmaya mahkûmdur.

Biz olduk

 UĞUR IŞILAK’IN ÖZELEŞTİRİ TÜRKÜSÜ

Uğur Işılak, bir türkü yapmış. Adına da “Özeleştiri” demiş.

Dinledim türküyü... Şöyle şeyler söylüyor türküde:

*

“Bozacının şahididir şıracı/Nereye el atsan durum çok acı/İbadetler bile reklam aracı/Tükettik her şeyi neyimiz kaldı/Mülkün kölesiyiz, makamın kulu/Kaydı şirazemiz, şaşırdık yolu/Müzeye kaldırdık sağ ile solu/Tükettik her şeyi, neyimiz kaldı/Dünyayı verseler yine yetmiyor/Tamahkâr olunca istek bitmiyor/Hiçbir şey kimseyi tatmin etmiyor/Tükettik her şeyi, neyimiz kaldı.”

Biz olduk

*

Güzel bir özeleştiri.

Ama eksik.

Şöyle dizeler de katmalıydı türküsüne:

*

“Bir biçimde Meclis’e girdik/Daha ilk oturumda uyuduk kaldık/İlk oturumda yapmasaydık bunu/O şekerlemeden başka neyimiz kaldı.” 

BEYNİM KERTİLDİ VALLA!

İletişim Yayınları’ndan çıkan Sedef Betil’in ‘Parçalar ve Zerreler’ adlı kitabın tanıtımı aynen şöyle:

*

“Yazar, sözcük seçimi, sözdizimindeki özeniyle, duygu kertmesi yönünde okuru bu etkimeye ortak kılan eksiltili anlatımıyla dikkat çekiyor.”

Kitabın şu tanıtımını okurken sadece duygularım değil beynim de kertildi valla. Başım eksiltili bir şekilde dönüyor. Bu etkimeden kurtulmak için gözlerimi kapayıp kafamı hızla çevirip duruyorum.

Biz olduk

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku