GeriAhmet HAKAN Bir aceminin gözünden Koç, Yanal, Terim, Cengiz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir aceminin gözünden Koç, Yanal, Terim, Cengiz

Ali Koç düşman yaratmasa hali harap olacak

ANLADIĞIM kadarıyla şiddetle düşmana ihtiyacı var Ali Koç’un.

“Gerçek” ya da “hayali” düşmana, düşmanlara...

Neden?

*

Nedeni basit:

Bir aceminin gözünden Koç, Yanal, Terim, Cengiz

“Düşmanlarım var” dedikçe... “Herkes bana karşı” dedikçe... “Dört koldan bana saldırıyorlar” dedikçe... “Bana operasyon çekiyorlar” dedikçe...

Konu bir türlü...

Yönetimde sergilediği başarısızlıklara, beceriksizliklere, yanlışlıklara gelmiyor, gelemiyor.

*

- “Düşmanlarım var” deyince... Bütün başarısızlıklarına rağmen etrafında bir kenetlenme yaratmış oluyor.

*

- “Herkes bana karşı” deyince... Yaptığı transfer hatalarını, yönetim beceriksizliklerini gündemden düşürmüş oluyor.

*

- “Dört koldan saldırı var” deyince... Aldığı yenilgileri bile büyük bir zafer haline dönüştürmüş oluyor.

*

- “Operasyon çekiliyor” deyince... Aldığı yanlış kararların hiçbirinin akla bile gelmemesini sağlamış oluyor.

*

En çok merak ettiğim husus ise şu:

Ali Koç...

Bu “kebap” taktiği, bu “ballı börek” stratejiyi, bu “Bundan iyisi Şam’da kayısı” yaklaşımı kimden öğrendi acaba?



ERSUN YANAL
ALİ KOÇ'A VURAMAYAN ONA VURUYOR

ERSUN Yanal’ın...

- Trolleri var mı? Yok. -

- Güçlü mü? Değil.

Bir aceminin gözünden Koç, Yanal, Terim, Cengiz

- Zengin mi? Değil.

- Holdingleri var mı? Yok.

- Adamları var mı? Yok.

- Sosyal medya ekibi var mı? Yok.

*

Dolayısıyla başarısızlıklar üzerinden kelle avına çıkanlar için çok münasip bir hedef Ersun Yanal.

*

- Ali Koç’a vuramayanlar, vurma ihtiyaçlarını onun üzerinden gideriyorlar.

*

- “Ali Koç’u satmayız” diyenler, onu satmakta bir beis görmüyorlar.

*

- Ali Koç’a sorumluluk yüklemekten kaçınanlar, sorumluluğu ona yüklüyorlar.

*

- Ali Koç’tan hesap sormayanlar, hesabı ondan soruyorlar.

*

Ve hepsinden acıklısı ise şu:

Bir başarı ve zafer durumunda, bütün başarı ve zaferi Ali Koç’a yazacak olanlar, bugün bütün başarısızlığı Ersun Yanal’a yazmaktan hiç kaçınmıyorlar.

*

Bu futbol var ya bu futbol...

Sandığımızdan çok daha acımasız, çok daha vicdansız, çok daha merhametsiz, çok daha ikiyüzlü.


FATİH TERİM

İLİŞKİ DURUMUNU KENDİ BELİRLEYEN ADAM

ALİ Koç gibi bir başkanla asla çalışamaz gibi geliyor bana. Aziz Yıldırım gibi bir başkanla da...

Onunla çalışacak olan başkanın egolarından sıyrılması şart. Bütün alanı ona açması şart. Raconu onun kesmesine ses etmemesi şart.

Dolayısıyla Fatih Terim, asla bir Ersun Yanal olmaz, olamaz.

Bir aceminin gözünden Koç, Yanal, Terim, Cengiz

*

Ama durun bir dakika!

Fatih Terim, raconu kesmeyi sonuna kadar hak eden biri.

Çünkü her zaferde nasıl imparatorluk imajı perçinleniyorsa... Bir başarısızlık halinde de tüm dünya sadece onun üzerine yürüyor, mavi gökyüzü sadece ona dar ediliyor.

*

Fatih Terim’in bir özelliği de şu: Öyle çok yaşadı ki yükseliş ve düşüşü... Yükselişi de çok iyi öğrendi, düşüşü de...

En büyük avantajı bu.

*

Kontrolsüzlüğü büyük bir dezavantajdı kendisi için...

Dinmek bilmeyen öfkesi, hırgüre çabuk adapte olması, kendine mukayyet olamaması falan...

Ancak en son Ali Koç’un kendisine tepki gösteren taraftara karşı sergilediği kontrolsüzlükten sonra...

Durumu hiç değilse eşitlemiş oldu.

*

Dikkat ederseniz ben de herkes gibi Fatih Terim’in karşısına Ali Koç’u koydum...

- Buna neden olan Fatih Terim’in başkanlığı da içine alan teknik direktörlük tarzıdır.

- Buna neden olan Ali Koç’un teknik direktörlüğü de içine alan başkanlık tarzıdır.


MUSTAFA CENGİZ
İDARE-İ MASLAHATIN SOMUTLAŞMIŞ HALİ

MASLAHATI idare etmek, sanılanın aksine kolay bir iş değildir.

- Dirayet ister.

- Sabır ister.

Bir aceminin gözünden Koç, Yanal, Terim, Cengiz

- Egodan sıyrılma ister.

- Zekâ ister.

- Birikim ister.

Mustafa Cengiz’de bunların hepsi fazlasıyla var.

*

Fatih Terim’in çizdiği çerçeveye razı oluyor... Fatih Terim’le karşı karşıya gelmiyor... Fatih Terim’i idare ediyor...

Az şey değildir bunlar.

*

Üstelik bütün bunları yaparken kıyıda köşede de kalmıyor.

*

- Mesela... “İnna fetahna” gibi tüm taraftarın coşkuyla sahiplendiği bir çıkışa imza atıyor.

*

- Mesela... Verdiği barışçıl mesajlarla “ağırbaşlı adam” imajını pekiştirmesini biliyor.

*

- Mesela... Polemik yaparken bile bayağı üst düzeyde kalarak herkesin dikkatini çekiyor.

*

Yani Fatih Terim gibi dominant bir kişiliğin yanı başında...

Fatih Terim’in bile farkına varamayacağı bir biçimde...

Kendisine alan açıyor, rol kapıyor.

*

Başarısı buradadır.

Ve bu başarı, hiç de yabana atılmamalıdır. 

X

Orhan Pamuk romanında Atatürk’le alay mı ediyor?

Orhan Pamuk’un son romanı “Veba Geceleri” ile ilgili bir tartışma çıkmış durumda.

İddiaya göre:

Orhan Pamuk, romanında Atatürk’le alay ediyor!

*

İnceleme ve araştırmalarımın sonuçlarını aktarıyorum:

*

“Veba Geceleri” romanında bir “Kolağası Kâmil” var.

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu ve kahkahalar, kahkahalar

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimden önce CNN Türk’te bir programa çıkmıştı.

Program sunucusu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun...

“İstanbul’u kazanacağız, Ankara’yı kazanacağız” türü sözlerini fazla iddialı bulmuş ve kahkahalar atmıştı.

*

Ne olmuştu o günlerde?

Başta Tuncay olmak üzere...

CHP’nin tüm ekâbir takımı...

Öfkeyle, kinle, hınçla...

Yazının Devamını Oku

Amiraller, bildiri, kumpas

Amirallerin bildirisiyle ilgili...

İki gündür...

Kumpas lafları dolaşıma sokulmaya başlandı.

*

Söylenenlere göre...

- Aslında bildiri, gece yarısı yayınlanmayacakmış.

- Bazı eller devreye girmiş, bildiri gece yarısı yayınlanmış.

- Bazı amiraller, bildirinin son halini görememişler.

- Bildiri, amirallerden kaçırılarak yayınlanmış.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku

Alerjiyi azdıralım Atatürk kabartmalı nişan verelim

28 Şubat sürecinde gazetelerde yapılan haberlere genelde şöyle başlanırdı:

 

“Adını açıklamak istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dedi ki...”

*

Saygı Öztürk’ün dünkü köşesinde gördüm ki...

O kalıp, şuna dönüşmüş:

*

“Adını açıklamayan bir yargı mensubu dedi ki...”

*

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Kongreden ince çizgiler: Erbakan Hoca’nın hangi geleneği hayata geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en önemli yeri, yeni anayasayla ilgili bölümdü. Bütünleştiricilik, birleştiricilik, farklılıkları zenginlik olarak görme, tüm farklılıkların söz sahibi olması açısından...

Yedeklerin de asil olarak çalışacağını söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan... Erdoğan, bu yaklaşımıyla Erbakan Hoca’nın bir geleneğini ihya etmiş oldu. Erbakan Hoca, “Bizde asil-yedek olmaz, herkes asil gibi çalışır” derdi.

*

Kalabalık yine göze çarptı. Korona tedbirleri ile bu kalabalık arasında kurulan bağlantılar niye her defasında gözden ırak tutuluyor, anlamıyorum. Bu durumun toplumun önlemler konusunda şevkini kırdığı nasıl unutulur? Bu arada belirteyim: Bir ara Emine Erdoğan’ın sosyal mesafe kuralını hiçe sayanları uyardığını fark ettim.

Ahmet Arınç’ı babası Bülent Arınç’la... Mücahit Birinci’yi babası Yavuz Bahadıroğlu’yla... Tanımlamaya şiddetle karşıyım. Babalara vefa ve saygı esastır ama biricik şairimiz Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir.” Oğulları, babalarla tanımlamak, ne bileyim, biraz fazla feodal kaçıyor!

*

Ekranda izlerken bir ara Sadık Albayrak’ı gördüm kongre salonunda. Maskesi olduğu halde tanıdım. (Bu arada alakasız bir not: Gözlerden tanıyor insan... Maskeli olup da tanıyamadığım çok az insan oldu.) Bazı sitelerde “dünür” falan denilip geçiliyor Sadık Albayrak’la ilgili olarak. Hiç de öyle biri değildir kendisi. Aklıyla, fikriyle, yazıp çizdikleriyle yıllarını vermiştir bu siyasi çizgiye...

YENİ MKYK LİSTESİNDEN... SESLER, YÜZLER, SOKAKLAR

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Fakat sonra kafamda

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku

Finlandiya örneğiyle Enver’in ihalesini temize çıkarmak

İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i severim.

Kendisine karşı bir önyargım yok.

Hatta varsa bile önyargılarımın tümü pozitif.

*

Fakat şu kendi yandaşı Enver Aysever’e verdiği ihale konusunu izah ederken sergilediği tavrı, hiç mi hiç beğenmedim.

*

Söylediklerini dikkatle dinledim.

Yazının Devamını Oku