GeriAhmet HAKAN Binali Yıldırım’la Balyoz/Ergenekon konulu bir sohbet
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Binali Yıldırım’la Balyoz/Ergenekon konulu bir sohbet

Binali Yıldırım’la uzun bir telefon konuşması yaptım dün.

 

Binali Bey...

Hem sözlerine açıklık getirdi hem de Ergenekon ve Balyoz konusunda ne düşündüğünü ayrıntılarıyla anlattı.

Binali Yıldırım’la Balyoz/Ergenekon konulu bir sohbet

*

Binali Yıldırım, öncelikle AK Parti’nin ilk döneminde ortaya çıkan vesayet odaklarına dikkat çekti.

*

Ve dedi ki:

*

“Ortalığı karıştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Çeşitli girişimlerde bulundular. Partimizi kapatmak istediler. Ordu göreve diye gösteri yaptılar. Bazı provokasyonlara imza attılar ve bu faaliyetler, Ergenekon diye dava konusu oldu. Bunları unutmamız mümkün değil. Unutursak olmaz. Benzeri gelişmelerin yaşanmaması için hafızamızda diri tutmalıyız bu yapılanları.”

*

“Ergenekon” ve “Balyoz” diyerek bu tür girişimlere vurgu yaptığını söyleyen Binali Yıldırım, daha sonra FETÖ’nün rolüne değindi.

*

Dediği şu:

*

“FETÖ, vesayetçi odakların çabalarını, kendine alan açmak maksadıyla kullanmıştır. Ergenekon davasındaki konuları abartmış ve sulandırmıştır. Hakikati yalan haline getirmiştir. Bu abartma ve sulandırma sonucu da davalarda çeşitli mağduriyetlere yol açmıştır. Hak edilmeyen acılar yaşandı. Onların hissiyatlarını tabii ki anlıyoruz. Benim sözlerim, onlara yapılan haksızlığı yok sayma anlamına gelmez. Mağduriyet yaşayanların tabii ki yanındayım”.

32 KISIM TEKMİLİ BİRDEN… ELEKTRİK YARATANLAR

Binali Yıldırım’la Balyoz/Ergenekon konulu bir sohbet



- MELİH GÖKÇEK: Belediye başkanlığı elinden gidince elektriği azıcık da olsa söner diye düşünüyorduk. Ne yaptı etti söndürmedi. Mansur Yavaş kazanınca elektrik yaratamaz diyorduk. Ne yapıyor ediyor hâlâ elektrik yaratabiliyor. Sosyal medya aracılığıyla var oluşunu sürdürüyor. Valla bravo.

- İBRAHİM TATLISES: Tam “devri geçti, şarkı söyleyemiyor, yazık oldu” falan diyorduk ki... Küt diye bir huruç hareketi gerçekleştirdi İbo Şov’la... Her hafta olay oluyor. Her hafta konuşuluyor. Sevenleriyle sevmeyenleri kavga ediyor. Politik kutuplaşmanın da tam göbeğinde. Adam tükenmiyor yani.

- VEDAT MİLOR: “Soğanlı mı, soğansız mı” diye soruyor, olay oluyor. Şu yeryüzünde menemen üzerinden kutuplaşmaya yol açabilen tek kişi. Şimdi de “döner mi, hamburger mi” diye çıkmış ortaya... Yeme-içme kültürüyle elektrik yaratmak, gerçekten çok zor bir iştir. Zoru başarıyor.

- DEMET AKALIN: Ünlülerle didişmekten hiç kaçınmadı. Kibarlığı bir tarafa bırakmayı becerebildi. “Delikanlı kız” imajından zerre ödün vermedi. “Ne derlerse desinler” ekolünün öncüsü oldu. Ve tüm bu halleriyle hiç bitmedi, bitmiyor. Sadece şunu söyleyip geçeceğim: Bitmemek, biraz da zekâ işidir.

- İLBER ORTAYLI: Gündemin herhangi bir yerine gelmek için bu denli isteksiz olup da her zaman gündemin en önemli tartışma konularına imza atmak kolay iş değildir. Tarzıyla, üslubuyla, konuşma biçimiyle, yaklaşımıyla... Her zaman “olay adam” olmasını bilmiştir. İlber Hoca bir fenomendir kısacası.

- SERDAR ORTAÇ: Bazen kızıyorsunuz, bazen merhamet ediyorsunuz, bazen gülüyorsunuz, bazen tepki gösteriyorsunuz, bazen geçmişi hatırlatıyorsunuz... Ama kendisine asla kayıtsız kalamıyorsunuz. Kişiliği müziğini aştı adamın. “Elektrik yaratanlar” cephesinin en önünde artık o...

- MUSTAFA SARIGÜL: Hiçbir belediye başkanı, onun kadar popüler olmadı. Ve hiçbir siyasetçi onun gibi bata çıka ilerlemedi. En önemli özelliği şu: Kaybolmuyor, bitmiyor, tükenmiyor, muhakkak kafayı çıkaracak bir vasat buluyor. İşte bakın: Yine açtı kendine bir yol. Yine konuşturuyor.

- MÜGE ANLI: Taklit edilemez bir tarzı var. Tarzının taklit edilememesinin en önemli nedeni şu: Ekrana çıkardıklarıyla arasında hem muazzam bir yakınlık var hem de müthiş bir mesafe... Yakınlık ile mesafeyi içgüdüsel olarak ayarlıyor. Bu nedenle taklit edilmesi imkânsız.

- MAHMUT TANAL: Son zamanlarda biraz çaptan düştü mü ne? Eskisi kadar pek elektrik yaratamıyor. Ama durun bir dakika! Bu geçici bir durumdur. Potansiyeli öyle yüksektir ki kendisinin her an gündemin en tepesine yerleşebilecek bir atılım yapabilir. Ben bekliyorum. Umutla, sabırla.

- MUHARREM İNCE: CHP yönetimi, kendisini takmıyor ama fena halde hata yapıyor. Bu adamda şeytan tüyü var. Türlü çeşitli kusurlarıyla, fazlasıyla inişli çıkışlı diskuruyla, basit ve anlaşılır mantığıyla ahaliyi etkileyebilir ve bir seçenek olabilir. Ben CHP elitlerinin yerinde olsam, ayrı bir parti kurmasın diye elimden geleni yapardım.

- TARKAN: Tarkan’ı Tarkan yapan tek şey şu: Her şeyi kararında! Kararında kayboluyor, kararında çıkış yapıyor, kararında konuşuyor, kararında susuyor, kararında kendini hatırlatıyor, kararında kendini unutturuyor. Nasıl ayarlıyor bu kararı? Allah vergisi bir güdüyle galiba...

- CEM YILMAZ: Sosyal medyada girdiği her itiş kakış bile büyük olay oluyor. Kurduğu her cümle, “komik mi, değil mi” tartışmasına yol açıyor. Her yeni çıkan komiğe, “Cem Yılmaz’ın tahtına talip çıktı” deniyor. Dün de böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle olacak. Yani kendisi daha uzun süre elektrik yaratacak bünyemizde.

X

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Aşırı acıklı bir çaba: Enver’den yazarlık öğrenme çabası

Enver Aysever’in CHP’li belediyeleri söğüşlemesinin iki yöntemi var:

BİR: “Yazı akademisi” diye kurs düzenlemek.

*

İKİ: “Yazarlık atölyesi” diye yazarlık öğretmek.

Kısacası...

Enver’in iddiası, milletimize “Nasıl yazar olunur” dersleri vermek.

*

Tezgâh şöyle işliyor:

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu’na hak vererek sorduğum dört soru

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HDP için açılan kapatma davasıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi görüşleri, ekonomik görüşleri, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar, halkın desteğini almayan parti tarihin çöp sepetine atılır. Demokrasiyi savunuyorsak siyasi partilerin kapatılmasını bırakmalıyız.”

*

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını okuduğumda...

İlk verdiğim tepki şu oldu:

*

Aaaa! Ne kadar da haklı!

Fakat sonra kafamda

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku

Finlandiya örneğiyle Enver’in ihalesini temize çıkarmak

İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i severim.

Kendisine karşı bir önyargım yok.

Hatta varsa bile önyargılarımın tümü pozitif.

*

Fakat şu kendi yandaşı Enver Aysever’e verdiği ihale konusunu izah ederken sergilediği tavrı, hiç mi hiç beğenmedim.

*

Söylediklerini dikkatle dinledim.

Yazının Devamını Oku

Biraz da bizim Enver semirsin

Enver Aysever diye bir “gazeteci/yazar” var.

Muhalif, solcu falan.

İzmir belediyesi, işte bu şahsın adresine teslim bir ihale düzenlemiş.

*

Nedir ihale?

Gelin, detaylarına bakalım:

*

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18 günlük bir “okuma-yazma ve yazarlık atölyesi” düzenlemeye karar vermiş.

Bunun için de ihaleye çıkmış.

Yazının Devamını Oku