Beş maddede Kanal İstanbul nasıl tartışılmalı?

MADDE BİR:

İhanet, cinayet, felaket gibi ajite sözcüklerle değil... Tamamen bilimsel yöntemlerle tartışılmalı.

*

MADDE İKİ:

“Yaptırmam, o kadar!” ya da “Yaparım, o kadar!” inatlaşmasıyla değil... Avantaj ve dezavantajlarıyla tartışılmalı.

*

MADDE ÜÇ:

“Kanalcılar” ve “kanal karşıtları” kutuplaşmasıyla değil... Herkes kendi siyasi safına çekilmeden tartışılmalı.

*

MADDE DÖRT:

“Sadece benim görüşüm bilimsel görüştür” dayatmasıyla değil... Bilimsel görüş farklılıkları göz önünde bulundurularak tartışılmalı.

*

MADDE BEŞ:

“Millet buna karşı” ya da “Millet bundan yana” diyerek değil... Milletin farklı yaklaşımlar içinde olduğu düşünülerek tartışılmalı.

 

ALPER TAŞ’A ÖVGÜ

ESKİ adıyla ÖDP, yeni adıyla Sol Parti’nin genel başkanı olan Alper Taş, son yerel seçimde CHP’den Beyoğlu adayı olmuştu.

*

Adaylık döneminde bazı CHP’liler Alper Taş’a “Cuma namazına gidersen iyi olur, oy alırız” falan demişler. Ama Alper Taş buna karşı, “Kardeşim ben sadece bayram namazlarına giderim. Şimdi aday oldum diye bunun dışına çıkarsam ikiyüzlülük yapmış olurum” diyerek CHP’lilerin bu teklifini reddetmiş.

*

Sırf seçim kazanmak için riyakârca cumaya giden birine göre çok daha soylu bir tutum almıştır Alper Taş.

Kendisini kutluyorum.

Çünkü “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” ilkesidir yolumuzu aydınlatan.

 

TRABZON’UN BAŞKANI KİBİR Mİ YAPTI?

BİR vatandaşımız, Trabzon Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’nun önüne çıkmış. “‘Kendimi atarım’ diyeni işe alıyorsunuz” demiş. Bunun üzerine Başkan, “Öyle yapmıyoruz, ‘Atla’ diyoruz” diye cevap vermiş.

“AKP’li başkandan skandal sözler”, “Kibir yaptı” falan türü başlıklar haber yapıldı bu olay.

*

Murat Zorluoğlu’nu tanırım. Kibir yapacak, vatandaşın derdiyle dertlenmeyecek biri değildir. “Olay nasıl olmuş acaba?” diyerek olayın videosunu izledim. Gördüklerim şunlar: İş isteyen vatandaşı dinliyor başkan. Olumsuz tutum almıyor, belediyede iş bulmanın yolunu anlatıyor. Fakat vatandaş, “‘Kendimi atarım’ diyeni işe alıyorsunuz” dediğinde “Yok, öyle yapmıyoruz, ‘Atla’ diyoruz” diye espri yapıyor. Bunu dedikten sonra da çekip gitmiyor. Vatandaşla konuşmasına devam ediyor. Yol yordam göstermeyi sürdürüyor. Vatandaşın elini sıkıyor ve oradan ayrılıyor. Yani öyle abartılacak bir skandal, hele hele bir kibir söz konusu bile değil.

*

Kibir ki hiç sevmediğim bir özelliktir ve bu özelliğin afişe edilmesini sonuna kadar savunurum. Ama ortada bir kibir yokken “İşte kibir!” denmesini de fevkalade kibirli bir tutum olarak görüyorum.

 

YUNAN BAKANA ‘YAPTIĞINIZ YANLIŞ’ DEDİ Mİ ACABA?

Beş maddede Kanal İstanbul nasıl tartışılmalı

- Libya’da Hafter denilen katliamcıya destek veren...

- Türkiye’nin Akdeniz’de milim kazanım elde etmemesi için çırpınan...

- İsrail ve Mısır’ı Türkiye’ye karşı örgütleyen...

Yunanistan’ın dışişleri bakanı, İstanbul’a gelmiş.

Gelmişken de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etmiş.

*

Merak ettiğim husus şu:

*

Acaba Ekrem Başkan, Yunan bakana...

“Bu yaptığınız yanlış... Bizi üzüyorsunuz... Ne yani? Biz Türkler Akdeniz’de ayağımızı denize sokamayacak mıyız? Bu mudur istediğiniz? Libya’da meşru hükümet varken ne diye katliamcı Hafter’i destekliyorsunuz ki? Olacak iş mi bu? Yakışıyor mu size?” demiş olabilir mi?

*

Bu sözlerin tümünü değil, sadece birini bile dediyse...

Ayakta alkışlayacağım Ekrem İmamoğlu’nu.

 

İKİ EYLEM ARASINDAKİ SINIFSAL FARK

HÜRRİYET’in deneyimli muhabiri Fatma Aksu’yla konuşuyorduk.

Şöyle dedi Fatma:

*

“Şu sıralar İstanbul Belediyesi’nin önünde iki eylem var. Biri uzun süredir devam eden belediyeden atılan işçilerin eylemi... Diğeri ise Adalar’da faytonlara hepten son verilmesini isteyen hayvanseverlerin üç-beş gün önce başlayan eylemi”.

*

Bunları söyledikten sonra da gülümseyerek “İki eylemden de fotoğraf göstereyim sana... Aradaki farka ne diyeceksin bakalım” dedi Fatma.

*

Fotoğraflara baktım...

Beş maddede Kanal İstanbul nasıl tartışılmalı

*

Belediyeden atılan işçilerin durumu şöyleydi: Derme çatma naylondan korunaklar, evden getirilmiş birkaç örtü ve her tarafından perişanlık akan bir manzara...

*

Hayvanseverlerin durumu ise şöyleydi: Renk açısından bile birbiriyle uyumlu gayet şık çadırlar, gayet iyi çalışan ısıtıcılar, jeneratörler falan... Yani her tarafından janjan akan bir manzara...

Beş maddede Kanal İstanbul nasıl tartışılmalı

*

Fotoğrafları görür görmez...

“Aradaki fark, bariz sınıf farkı Fatma!” dedim.

*

Ne diyordu İdris Küçükömer?

“Türkiye’de sol sağdır, sağ da soldur”.

 

BENİM AÇIMDAN 2019 NASIL GEÇTİ?

- Ustalaştık biraz daha... Taşı kırmakta... Dostu düşmandan ayırmakta...

- El arttırdık üşengeçlikte... Eve kapandık biraz daha...

- Soğuk sevdik biraz daha... Gripten, nezleden kaldıramadık kafayı.

- Çoğalttık dost sayısını azıcık daha... İhmal etmedik düşman sayısını arttırmayı da...

- Haksız çıktık bazen... Bazen de haklı çıktık ama...

- Hep gittik uzaklara... Bu arada bıraktık boynu bükük yakınları da...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ümit Özdağ’a karşı İYİ Parti ne yapmalı

Ümit Özdağ ismi, İYİ Parti açısından sıradan bir isim değildir.

Kimdir Ümit Özdağ?

İYİ Parti’nin iki kurucusundan biridir.

İYİ Parti’de genel başkan yardımcılığı yapmıştır.

İYİ Parti’nin var oluşunun temel dayanaklarından biridir.

İYİ Parti’nin milletvekilidir.

İşte tam da bu nedenle...

İYİ Parti

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ bombası nasıl patladı?

Ümit Özdağ programa nasıl çıktı, ortalığı sarsan konuşmasını nasıl yaptı? Program öncesi ve sonrası Tarafsız Bölge stüdyosunda neler yaşandı? Perde arkasını anlatıyorum...

- ÖZDAĞ ARADI: Ümit Özdağ, İYİ Parti içinde yaşanan tartışmalara hiç girmemişti bu zamana kadar. “Partimin iç meselelerini kamuoyu önünde tartışmam” diyerek... Bir sabah beni aradı. Ve şöyle dedi: “Ahmet Bey, ben sizin programınızda İYİ Parti’de yaşananlarla ilgili konuşmak istiyorum.” Hiç düşünmeden cevap verdim: “Tabii ki.”

*

- UZUN HAZIRLIK: Bir hafta sonrası için sözleştik. Yani Ümit Özdağ, programda yapacağı açıklamalara bir hafta boyunca hazırlanmıştı. Bir çıkış yapmaya karar vermişti, sonuçlarını da göze alarak... Üzerine basa basa şunu söyledi: “Programda İYİ Parti ile ilgili her konuyu konuşmak istiyorum.”

*

- BOMBA PATLAYACAK: Program saatine yaklaşık yarım saat kala Ümit Özdağ, CNN Türk’e geldi. Ne diyecekti? Nasıl bir açıklama yapacaktı? O ana kadar bilmiyordum. Selamlaştık. Çay-kahve söyledik. Ve ben, “Ne diyeceksiniz programda? Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye program öncesi sohbeti başlattım. Koray Aydın’dan bahsedeceğini söyledi. “Sadece Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye sordum. Güldü. “Hayır” dedi. Ve ekledi: “Başka şeylerden de söz edeceğim. Bu akşam burada bomba patlayacak.”

*

- AYDIN DEĞİL KAVUNCU: Sohbeti biraz ilerlettiğimizde şunu fark ettim: Ümit Özdağ’ın temel meselesi Koray Aydın’la ilgili değildi. Koray Aydın’ı dar kadrocu motivasyonla hareket etmekle suçluyordu falan ama asıl meselesi İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu idi.

Yazının Devamını Oku

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor”

Yazının Devamını Oku

Aranan aday niye Ahmet Necdet Sezer olmasın ki?

“Sustu, sustu, sustu... Işık olayında konuştu” diye bir eleştiri yazdım dün Ahmet Necdet Sezer için.

 

Ağır bir eleştiri değildi ha!

İmbat rüzgârı gibi hafif bir eleştiriydi.

*

Hatta eleştiri bile sayılmazdı yazdıklarım.

Minnacık bir yadırgama denilip geçilecek cinstendi.

*

Öyle bir tepki aldım ki...

Yazının Devamını Oku

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Tarikatçıların devlette görev almasına dair

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Yazının Devamını Oku

GATA’nın meczubuna dair

Adı Ali Edizer...

GATA’da başhekim yardımcısı... Yaptığı paylaşımlar nedeniyle görevden alındı... Adam herkesin dilinde... Ben de şöyle bir baktım paylaşımlarına... Çok ilginç bir portre var karşımızda... Şöyle bir portre:

*

Adam, tam bir magazin düşkünü.

Ajda Pekkan’ın aşklarından falan söz ediyor.

*

Adam, tam kadın öfkesine maruz kalabilecek bir tip.

Eşini aldatan erkeklere, ikinci/üçüncü eş almayı öneriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Bir Paşinyan ağlıyor gözleri yaşlı

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.



*

Yazının Devamını Oku

300 cihatçı palavrası 300 Spartalı’dan esinlenme mi?

Azerbaycan’a 300 cihatçı gitmiş.

 

Batı basını bunu yazıyor. Macron bunu söylüyor. İçimizden bazıları da buna sarılıyor.

*

“300 cihatçı gitti... Türkiye gönderdi...” deyip duruyorlar.



Yazının Devamını Oku