Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelik olarak çok uzun zamandan beri...

Aşırıya kaçan, hayli agresif ve hiç de olağan olmayan dozda bir karalama kampanyası yapılıyor.

*

Hakkında olumlu tek bir harfe bile yer verilmiyor.

“Yahu şunu da iyi yaptı” cümlesinin yanına bile yaklaşılmıyor.

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

- Adı geçtiği anda hücuma geçiliyor.

- “Ama şu kararı da gayet yerinde” denmiyor.

*

Hepsini geçtim...

Mesela “Çokomelli konusunda ne güzel bir tutum aldı” diyen bile yok.

*

Peki ne var?

Sürekli bir linç var.

- Sürekli bir hakaret var.

- Sürekli bir hedef alma var.

*

Bu, olağan bir şey değil.

Bu, sıradan bir “ekonomi bakanı eleştirisi” değil.

Bu başka bir şey. Çok başka bir şey.

*

İşte tam da bu nedenle...

Daha çok bir lobi faaliyetini andırıyor.

*

Öylesine bir kıvam kaçması, öylesine bir tadında bırakmama, öylesine bir aşırı abanma söz konusu ki...

Bugün değilse bile yarın...

Bu anormal ve sıra dışı kampanya hayli etkisiz kalacak gibi.


‘ÇOKOMELLİ’ BİR TUTUM

SPONTANE bir şekilde gelişti olay.

Sanırım kimse beklemiyordu.

Ben de beklemiyordum. Ben de şaşırdım.

*

Tarafsız Bölge’nin sonlarına doğru Berat Albayrak, gençler için düzenledikleri “Bir milyon yazılımcı” kampanyasını anlatacaktı.

Gençlere iş imkânı sağlayacak, bilişim alanında yetişmiş insan gücünü arttıracak bu önemli kampanyadan söz etmeye başlamadan önce...

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

Tam “Bakın burası çok önemli” diyecekti ki...

Birden gülmeye başladı.

Ve aniden “Burası çokomelli” deyiverdi.

*

Sonra “Çokomel” ile “Eti Puf” arasındaki farklar üzerine minik bir sohbet geçti aramızda.

“Çokomel tamam da Eti Puf’un da hakkını vermemiz lazım” diye bir karar verdik bu minik sohbetin sonunda.

Sordum kendisine:

*

“Bir ara sizinle ilgili bu çokomelli esprisi çok yaygındı... Nasıl karşılamıştınız?”

*

Şu cevabı verdi:

*

“Saygı, ahlak, ailevi değerler, manevi değerlere dokunmayan her şey kabulümüz. Gençlerin ince zekâyla ürettiği bu espriyi çok sevdim”.

*

Bakan Albayrak’ın kendisiyle ilgili yapılmış bir şakayla barışık olması, gerçekten de çokomelliydi!


AYLİN NAZLIAKA DA BİR NEVİ DİLİPAK

ABDURRAHMAN Dilipak, İstanbul Sözleşmesi’ni savunanlara hakaret etti.

*

CHP’nin çiçeği burnunda Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka da, İstanbul Sözleşmesi’ne itiraz edenleri tecavüzcü ve katil ilan etti.

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

*

Ne oluyor yahu?

Neden düzgün bir üslupla tartışamıyoruz bu İstanbul Sözleşmesi’ni?

Neden İstanbul Sözleşmesi söz konusu olduğunda birden düzey düşüyor?


MUHARREM İNCE’NİN ÇIKIŞIYLA İLGİLİ DÜŞÜNCELERİM

- “Memleket Hareketi”... Hareketine verdiği bu adı beğendim.

*

- Muharrem İnce’nin gazetecilerden soru almaması... Büyük, çok büyük yanlıştı. Olacak şey değildi. İnce gibi meydan okumaya yatkın bir siyasetçiye hiç uymadı.

*

- Seçim gecesi tartışmalarına bodoslama dalmasını beğenmedim. Sanırım bu tartışmaya nokta koymak maksadıyla böyle bir şey yaptı. Ama bırakın nokta koymayı, tartışmayı daha da alevlendirmiş oldu.

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

*

- Seçim gecesiyle ilgili olarak Muharrem İnce’nin söyledikleri doğrudur. Gerçekten de Cumhurbaşkanlığı seçimine dair elinde bir veri yoktu İnce’nin. Genel Merkez, tül tül dökülüyordu o gece. Sistemi çökmüştü. Sandıkların tümünde iyi bir örgütlenme gerçekleştirilmediği de doğru... CHP Genel Merkezi’nden Muharrem İnce’ye verilen cevap ise ikna edicilikten hayli uzak...

*

Bütün bunlara rağmen İnce’nin bütün gözlerin kendisine çevrildiği bir basın toplantısını, bu konuyla zehirlememesi iyi olurdu. Tek konusu gelecek perspektifi olmalıydı.

*

- Basın toplantısını izlemeye gelen, canlı yayınlayan televizyonlar meselesine gelince... Yahu bunda ne var? Hangi maksatla geliyor olurlarsa olsunlar, senin sözün varsa sözünü söylersin ve etkili olursun. Uzatılmış mikrofonla, uzatılmış kamerayla kavga edilir mi hiç? Böyle saçma bir şey görmedim.

*

- Eskiden Refah Partisi’nin toplantılarına en azılı Refah Partisi karşıtı kanallar akın ederlerdi. (Gerçi azılı Refah karşıtı olmayan televizyon yok denecek kadar azdı ama neyse...) Onlarca mikrofon, onlarca kamera olurdu o toplantılarda. Peki Refah Partililer ne yaparlardı buna karşı? “Biz sizin maksadınızı biliyoruz” falan diye mikrofonlar ve kameralarla kavga mı ederlerdi? Yoooo! Yararlanırlardı durumdan. Hem de sonuna kadar. Her televizyona çıkarlardı. Seslerini duyurabilecekleri her platformu kullanırlardı. Refah’ın başarısında o mikrofonların ve kameraların payı büyüktür.

*

Muharrem İnce’nin “Mavi Vatan” açıklamasını çok beğendim. “Bu konu partiler üstüdür” dedi ve ekledi: “Muhalefet, bu konuda yüksek sesle destek vermeli”. İşte budur!

*

- Partiyi bölme suçlamasına iyi cevap verdi. “Ben millet ittifakının içindeyim” demesi önemliydi.

*

- En tuttuğum sözü ise şu oldu: “İktidar demek, cumhurbaşkanlığını kazanmak demek. Erdoğan’ın eski arkadaşlarından birini aday yapacaksak ona CHP’nin iktidarı demem”.

*

- Ama durun bir dakika! Daha zaman var. Muharrem İnce yolun henüz başında. Öyle görünüyor ki bu uzun bir yolculuk.



HACI BEKTAŞ HATIRINA ASLANLARLA CEYLANLAR

HACI Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinin duyurusu için çok güzel bir film hazırlamış Kültür ve Turizm Bakanlığı...

*

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

Hacı Bektaş’ın “Aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda” sözünü odak noktası yapan filmi izlerken...

Hacı Bektaş felsefesine olan ihtiyacımızı duyumsadım.

Aslanlarla ceylanların dost olacağı bir Hacı Bektaş kucağına hasretle...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ümit Özdağ bombası nasıl patladı?

Ümit Özdağ programa nasıl çıktı, ortalığı sarsan konuşmasını nasıl yaptı? Program öncesi ve sonrası Tarafsız Bölge stüdyosunda neler yaşandı? Perde arkasını anlatıyorum...

- ÖZDAĞ ARADI: Ümit Özdağ, İYİ Parti içinde yaşanan tartışmalara hiç girmemişti bu zamana kadar. “Partimin iç meselelerini kamuoyu önünde tartışmam” diyerek... Bir sabah beni aradı. Ve şöyle dedi: “Ahmet Bey, ben sizin programınızda İYİ Parti’de yaşananlarla ilgili konuşmak istiyorum.” Hiç düşünmeden cevap verdim: “Tabii ki.”

*

- UZUN HAZIRLIK: Bir hafta sonrası için sözleştik. Yani Ümit Özdağ, programda yapacağı açıklamalara bir hafta boyunca hazırlanmıştı. Bir çıkış yapmaya karar vermişti, sonuçlarını da göze alarak... Üzerine basa basa şunu söyledi: “Programda İYİ Parti ile ilgili her konuyu konuşmak istiyorum.”

*

- BOMBA PATLAYACAK: Program saatine yaklaşık yarım saat kala Ümit Özdağ, CNN Türk’e geldi. Ne diyecekti? Nasıl bir açıklama yapacaktı? O ana kadar bilmiyordum. Selamlaştık. Çay-kahve söyledik. Ve ben, “Ne diyeceksiniz programda? Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye program öncesi sohbeti başlattım. Koray Aydın’dan bahsedeceğini söyledi. “Sadece Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye sordum. Güldü. “Hayır” dedi. Ve ekledi: “Başka şeylerden de söz edeceğim. Bu akşam burada bomba patlayacak.”

*

- AYDIN DEĞİL KAVUNCU: Sohbeti biraz ilerlettiğimizde şunu fark ettim: Ümit Özdağ’ın temel meselesi Koray Aydın’la ilgili değildi. Koray Aydın’ı dar kadrocu motivasyonla hareket etmekle suçluyordu falan ama asıl meselesi İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu idi.

Yazının Devamını Oku

Bekir Coşkun’un ardından

Yazdığını okutturmak...

Yazıyla haşir neşir olan herkesin en büyük rüyasıdır.

*

Yazdığını okutturmanın ordinaryüsüydü Bekir Coşkun.

*

Yazıyla var olmak...

Var oluşların en zorlusu, en yıpratıcısı, en soylusudur.

*

Yazıyla var olmanın profesörüydü

Yazının Devamını Oku

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Aranan aday niye Ahmet Necdet Sezer olmasın ki?

“Sustu, sustu, sustu... Işık olayında konuştu” diye bir eleştiri yazdım dün Ahmet Necdet Sezer için.

 

Ağır bir eleştiri değildi ha!

İmbat rüzgârı gibi hafif bir eleştiriydi.

*

Hatta eleştiri bile sayılmazdı yazdıklarım.

Minnacık bir yadırgama denilip geçilecek cinstendi.

*

Öyle bir tepki aldım ki...

Yazının Devamını Oku

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi palyaçoluk yeri değildir

Gençler pek bilmez:

 

Eskiden darbeler şu iki parolayla “Geliyorum” derdi:

*

- BİR: Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor.

*

- İKİ: Genç subaylar rahatsız.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Peki, iyi tamam... Sunmayın halkoyuna

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*



Yazının Devamını Oku

Hiç utanmadan üstleniyorlar

Yangınlar çıktı.

- Börtü böcek, kurt kuş yandı.

- Ağaçlar kavruldu, yeşiller gri oldu.

- Doğayı simsiyah bir duman kapladı.

- Evler, ocaklar söndü.

*

“Ateşin Çocukları” adlı PKK’nın alçaklar sürüsü...

Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku

Tarikatçıların devlette görev almasına dair

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Yazının Devamını Oku

Ayıptır ayıp

Bir sosyal medya hesabı var.

Palavracı bir hesap. Her tarafından pislik akıyor. Küfürler, hakaretler, kabalıklar, çirkinlikler falan.

*

Bu hesabın işi gücü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yalanlar uydurmak.



“Ali Erbaş şöyle dedi”

Yazının Devamını Oku

Bir Paşinyan ağlıyor gözleri yaşlı

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.



*

Yazının Devamını Oku

300 cihatçı palavrası 300 Spartalı’dan esinlenme mi?

Azerbaycan’a 300 cihatçı gitmiş.

 

Batı basını bunu yazıyor. Macron bunu söylüyor. İçimizden bazıları da buna sarılıyor.

*

“300 cihatçı gitti... Türkiye gönderdi...” deyip duruyorlar.



Yazının Devamını Oku

Hasta sayısı vaka sayısı meselesine dair

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarını dikkatle dinledim.

Bakan Fahrettin Koca...

Semptom göstermeyenlerin hasta sayılmayacağını, bu nedenle 28 Temmuz’dan beri günlük veri tablosunda yer almadıklarını söylüyor.

*

Semptom göstermeyenleri “hasta” saymamak mümkün.

Çünkü semptom göstermeyenler hem sağlık sistemimize yük olmuyorlar, hem de gerçekten “hasta” özelliği taşımıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şurada:

Yazının Devamını Oku

İslam cumhuriyeti değil kolpacılık cumhuriyeti

Ermenistan...

- Haksız.

- İşgalci.

- Saldırgan.

*

Azerbaycan ise...

- Haklı.

- İşgale uğramış.

- Saldırıya cevap veriyor.

Yazının Devamını Oku