GeriAhmet HAKAN Berat Albayrak’la ilgili bir saptama
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelik olarak çok uzun zamandan beri...

Aşırıya kaçan, hayli agresif ve hiç de olağan olmayan dozda bir karalama kampanyası yapılıyor.

*

Hakkında olumlu tek bir harfe bile yer verilmiyor.

“Yahu şunu da iyi yaptı” cümlesinin yanına bile yaklaşılmıyor.

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

- Adı geçtiği anda hücuma geçiliyor.

- “Ama şu kararı da gayet yerinde” denmiyor.

*

Hepsini geçtim...

Mesela “Çokomelli konusunda ne güzel bir tutum aldı” diyen bile yok.

*

Peki ne var?

Sürekli bir linç var.

- Sürekli bir hakaret var.

- Sürekli bir hedef alma var.

*

Bu, olağan bir şey değil.

Bu, sıradan bir “ekonomi bakanı eleştirisi” değil.

Bu başka bir şey. Çok başka bir şey.

*

İşte tam da bu nedenle...

Daha çok bir lobi faaliyetini andırıyor.

*

Öylesine bir kıvam kaçması, öylesine bir tadında bırakmama, öylesine bir aşırı abanma söz konusu ki...

Bugün değilse bile yarın...

Bu anormal ve sıra dışı kampanya hayli etkisiz kalacak gibi.


‘ÇOKOMELLİ’ BİR TUTUM

SPONTANE bir şekilde gelişti olay.

Sanırım kimse beklemiyordu.

Ben de beklemiyordum. Ben de şaşırdım.

*

Tarafsız Bölge’nin sonlarına doğru Berat Albayrak, gençler için düzenledikleri “Bir milyon yazılımcı” kampanyasını anlatacaktı.

Gençlere iş imkânı sağlayacak, bilişim alanında yetişmiş insan gücünü arttıracak bu önemli kampanyadan söz etmeye başlamadan önce...

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

Tam “Bakın burası çok önemli” diyecekti ki...

Birden gülmeye başladı.

Ve aniden “Burası çokomelli” deyiverdi.

*

Sonra “Çokomel” ile “Eti Puf” arasındaki farklar üzerine minik bir sohbet geçti aramızda.

“Çokomel tamam da Eti Puf’un da hakkını vermemiz lazım” diye bir karar verdik bu minik sohbetin sonunda.

Sordum kendisine:

*

“Bir ara sizinle ilgili bu çokomelli esprisi çok yaygındı... Nasıl karşılamıştınız?”

*

Şu cevabı verdi:

*

“Saygı, ahlak, ailevi değerler, manevi değerlere dokunmayan her şey kabulümüz. Gençlerin ince zekâyla ürettiği bu espriyi çok sevdim”.

*

Bakan Albayrak’ın kendisiyle ilgili yapılmış bir şakayla barışık olması, gerçekten de çokomelliydi!


AYLİN NAZLIAKA DA BİR NEVİ DİLİPAK

ABDURRAHMAN Dilipak, İstanbul Sözleşmesi’ni savunanlara hakaret etti.

*

CHP’nin çiçeği burnunda Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka da, İstanbul Sözleşmesi’ne itiraz edenleri tecavüzcü ve katil ilan etti.

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

*

Ne oluyor yahu?

Neden düzgün bir üslupla tartışamıyoruz bu İstanbul Sözleşmesi’ni?

Neden İstanbul Sözleşmesi söz konusu olduğunda birden düzey düşüyor?


MUHARREM İNCE’NİN ÇIKIŞIYLA İLGİLİ DÜŞÜNCELERİM

- “Memleket Hareketi”... Hareketine verdiği bu adı beğendim.

*

- Muharrem İnce’nin gazetecilerden soru almaması... Büyük, çok büyük yanlıştı. Olacak şey değildi. İnce gibi meydan okumaya yatkın bir siyasetçiye hiç uymadı.

*

- Seçim gecesi tartışmalarına bodoslama dalmasını beğenmedim. Sanırım bu tartışmaya nokta koymak maksadıyla böyle bir şey yaptı. Ama bırakın nokta koymayı, tartışmayı daha da alevlendirmiş oldu.

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

*

- Seçim gecesiyle ilgili olarak Muharrem İnce’nin söyledikleri doğrudur. Gerçekten de Cumhurbaşkanlığı seçimine dair elinde bir veri yoktu İnce’nin. Genel Merkez, tül tül dökülüyordu o gece. Sistemi çökmüştü. Sandıkların tümünde iyi bir örgütlenme gerçekleştirilmediği de doğru... CHP Genel Merkezi’nden Muharrem İnce’ye verilen cevap ise ikna edicilikten hayli uzak...

*

Bütün bunlara rağmen İnce’nin bütün gözlerin kendisine çevrildiği bir basın toplantısını, bu konuyla zehirlememesi iyi olurdu. Tek konusu gelecek perspektifi olmalıydı.

*

- Basın toplantısını izlemeye gelen, canlı yayınlayan televizyonlar meselesine gelince... Yahu bunda ne var? Hangi maksatla geliyor olurlarsa olsunlar, senin sözün varsa sözünü söylersin ve etkili olursun. Uzatılmış mikrofonla, uzatılmış kamerayla kavga edilir mi hiç? Böyle saçma bir şey görmedim.

*

- Eskiden Refah Partisi’nin toplantılarına en azılı Refah Partisi karşıtı kanallar akın ederlerdi. (Gerçi azılı Refah karşıtı olmayan televizyon yok denecek kadar azdı ama neyse...) Onlarca mikrofon, onlarca kamera olurdu o toplantılarda. Peki Refah Partililer ne yaparlardı buna karşı? “Biz sizin maksadınızı biliyoruz” falan diye mikrofonlar ve kameralarla kavga mı ederlerdi? Yoooo! Yararlanırlardı durumdan. Hem de sonuna kadar. Her televizyona çıkarlardı. Seslerini duyurabilecekleri her platformu kullanırlardı. Refah’ın başarısında o mikrofonların ve kameraların payı büyüktür.

*

Muharrem İnce’nin “Mavi Vatan” açıklamasını çok beğendim. “Bu konu partiler üstüdür” dedi ve ekledi: “Muhalefet, bu konuda yüksek sesle destek vermeli”. İşte budur!

*

- Partiyi bölme suçlamasına iyi cevap verdi. “Ben millet ittifakının içindeyim” demesi önemliydi.

*

- En tuttuğum sözü ise şu oldu: “İktidar demek, cumhurbaşkanlığını kazanmak demek. Erdoğan’ın eski arkadaşlarından birini aday yapacaksak ona CHP’nin iktidarı demem”.

*

- Ama durun bir dakika! Daha zaman var. Muharrem İnce yolun henüz başında. Öyle görünüyor ki bu uzun bir yolculuk.



HACI BEKTAŞ HATIRINA ASLANLARLA CEYLANLAR

HACI Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinin duyurusu için çok güzel bir film hazırlamış Kültür ve Turizm Bakanlığı...

*

Berat Albayrak’la ilgili bir saptama

Hacı Bektaş’ın “Aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda” sözünü odak noktası yapan filmi izlerken...

Hacı Bektaş felsefesine olan ihtiyacımızı duyumsadım.

Aslanlarla ceylanların dost olacağı bir Hacı Bektaş kucağına hasretle...

X

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku

Kürt meselesini çözelim çözmesine de mesele nedir?

Eskiden bana birisi “Kürt meselesi yok. Ne meselesi?” dediğinde...

Hemen atılır ve başlardım saydırmaya:

“Kürtlerin varlığı bile inkâr ediliyor” derdim.

“Kürtçenin varlığına bile tahammül edilemiyor” derdim.

“Terörle mücadele adına bin türlü hukuksuzluk yapılıyor” derdim.

“Bunlar ortadayken, sen nasıl Kürt meselesi yok dersin?” derdim.

Yani derdim Allah derdim.

Gelelim bugüne...

Yazının Devamını Oku

‘Sezai Temelli’li, HDP’li, İmralılı falan bir fıkra

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu şöyle demiş:

“İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz.”

*

Tam “Şahane bir yaklaşım, güzel bir öneri” diyerek üzerine atlayacaktım ki...

“Küt” diye bir cevap geldi HDP’den.

*

HDP adına açıklama yapan isim Sezai Temelli.

Dediği şu:

*

Yazının Devamını Oku